İçerik ekle template seç, yaz, gönder
turkce ile ilgili bulabildiğim postlar, videolar, karikatürler, resimler, tweetler, miimler

Babalarımızın sıkça söylediği sözler kar...
Babalarımızın sıkça söylediği sözler karşınızda 😁 Sadece yaptıklarıyla değil, verdikleri nasihatlerle de her daim yanımızda olduğunu hissettiren babalarımızın Babalar Günü şimdiden kutlu olsun! 🎉 Tüm klişelerden uzak hediye seçenekleri için hem mağazalara hem de mediamarkt.com.tr’deki indirimlere bakmayı unutmayın! 🎁 @mediamarkt_tr #babalarınpazarı #isbirligi
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, kırmızı bir arka plan üzerinde beyaz yazı ile "İcat çıkarmayın/ Don't make inventions" yazıyor. Altında ise "1. Don't start creating unnecessary problems" yazıyor. Bu, MediaMarkt'ın "gereksiz sorunlar yaratma" temalı reklam kampanyasından bir görseldir. "İcat çıkarmayın" ifadesi Türkçede "gereksiz sorunlar yaratmayın" anlamına geliyor. Dolayısıyla resimde, "gereksiz sorunlar yaratma" teması Türkçe olarak "icat çıkarmayın" ifadesi ile eğlenceli bir şekilde ifade ediliyor. Resimde kırmızı bir zemin üzerinde beyaz yazıların görülebileceği bir reklam görülüyor. "We will see" yazısının altında, bu cümlenin anlamının Türkçede "bakariz" olduğunun açıklaması ve bu sözcüğün babaların sıklıkla kullandığı bir cevap olduğunu belirten bir şaka yer alıyor. Bu reklamın şakası, "bakariz" sözcüğünün İngilizce "we will see" ifadesine çevrilmiş olmasına dayanıyor. "Bakariz" sözcüğü Türkçede "görelim" anlamına geliyor ve aynı zamanda "bakalım" anlamına da gelebiliyor. Bu sözcük genellikle bir şeye karşı şüpheyle veya tereddütlü bir şekilde yaklaşım göstermek için kullanılıyor. Reklamda, "bakariz" sözcüğünün babaların sıklıkla kullandığı bir cevap olduğu belirtiliyor. Bu, Türkçede "bakariz" sözcüğünün bir anlamda "benim dediğim olsun" veya "görürüz bakalım" anlamında kullanılmasına bir gönderme. Bu şekilde, sözcük babaların çocuklarına karşı otorite göstermelerini ve onların isteklerini karşılama konusunda tereddütlü olmalarını yansıtıyor. Reklamın sonunda, MediaMarkt logosu ve TD logosu bulunuyor. Resimde "May this be an earring to your ear" yazılı bir afiş var. Afişin alt kısmında ise " / kulağına küpe olsun/ (exp.) 1. always remember this advice" yazıyor. Bu afişte bir kelime oyunu yapılmış. İngilizce cümle "may this be an earring to your ear" aslında kulağa küpe olsun anlamına geliyor. Bu da Türkçe ifadeyle bir kelime oyununa dönüşüyor. Resimde kırmızı bir zemin üzerinde beyaz yazı ile "Sana güveniyorum da çevreye güvenmiyorum (exp.) 1. common excuse for why you are not allowed to do what you ask" yazıyor. Bu, Media Markt'ın "I trust you, but I don't trust the environment" adlı yeni bir sloganı. Bu sloganın amacı, müşterileri güvensizlik ortamında bir güven duygusuyla ikna etmek. Resimde kırmızı bir arka plan üzerinde beyaz yazı ile "when I was your age..." yazıyor. Altında da " /ben senin yaşındayken.../ (exp.) 1. beginning of legendary stories told by our dads (e.g.) When I was your age, I used to study with candlelight" yazıyor. Resimdeki espri, "Ben senin yaşındayken" sözcüğünün eski nesillerin yaptığı efsanevi hikayeleri başlatmak için kullandığı bir ifade olduğunu ve günümüzde artık geçerliliğini yitirdiğini gösteriyor. Örneğin, artık çocukların mum ışığında ders çalışmadığı vurgulanıyor. Resimde kırmızı bir zemin üzerine beyaz yazı ile "You will understand when you have kids" yazmaktadır. Bu yazının altında da " /çocuğun olunca anlarsın/ (exp.) 1. I'm doing my best so you can have a good life. You are too young to understand now but you will see when you have kids." yazmaktadır. Bu bir mizah, çünkü ebeveyn olmak çok zorlayıcı ve yorucu olabilir ve yetişkinler çocuklarının ne kadar zahmetli olduğunu bilerek onları yetiştirmek için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışırlar.


Bu nefretle nasıl yaşıyorsunuz? Dayanamı...
Bu nefretle nasıl yaşıyorsunuz? Dayanamıyorum artık varlığınıza. Yeter. Bırakın bu aptal nefreti. Söyleyecek başka bir şeyim yok.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, "**'Kin Yuttum Kan Kusturacağım'**" yazan kırmızı bir yazı ve altındaki metin görünüyor. Metin, Deniz Poyraz'ı öldüren Onur Gencer'in bu ifadesini tekrar tekrar okumamızı istiyor. Şaka, Onur Gencer'in Deniz Poyraz'ı "**kin yuttuğu**" için öldürdüğünü ima ederek, onu cinayetten sorumlu tutuyor. Aslında, Deniz Poyraz'ın cinayetiyle ilgili olarak Onur Gencer'in suçlu olduğu kanıtlanmadı. Bu tür bir mizah, siyasi olayları hafifletmeye ve cinayet kurbanlarını küçümsemeye yönelik olarak kullanılıyor. Fotoğrafta, karanlık mor bir arka plan üzerine beyaz yazı ile yazılmış bir mizahi yazı yer alıyor. Yazıda, yazarın ülkedeki siyasi iklimden duyduğu bıkkınlık ve umutsuzluk dile getiriliyor. **Şaka şu ki:** Yazar, ülkedeki siyasi durumun insanları birbirine düşürdüğünü, nefret ve rekabete ittiğini ve gerçek anlamda bir yaşam sürdürmelerine engel olduğunu ima ediyor. Yazar, bu durumun herkesin sadece birbirini kaybettirmekle meşgul olduğunu ve kendi çıkarları için mücadele ettiğini belirterek durumu ironik bir şekilde ele alıyor.


Doğum günün kutlu olsun Adile Teyze 🌸 Be...
Doğum günün kutlu olsun Adile Teyze 🌸 Belki de repliklerinden daha çok gülüşün aklımızda kaldı. Bize bıraktıkların için teşekkürler ❤️ Today is the birthday of Adile Naşit. She is a great actress who has left us with many memories of Turkish cinema. Thank you Auntie Adile ❤️
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde Hababam Sınıfı filminde Hafize Ana rolünü oynayan Müjdat Gezen'in bir fotoğrafı ve "Çıkarın kalem kağıtları, sözlü yapacağım." sözü yer almaktadır. Bu söz, Hafize Ana'nın bilindik "sözlü sınav" yapma şeklini ele alarak esprili bir şekilde ifade etmektedir. Hafize Ana'nın sözlü sınavları oldukça sert ve zorlu olurdu. Bu nedenle bu söz, "çıkartın kalem kağıtlarınızı, şimdi sizi zorlu bir sözlü sınavdan geçireceğim" anlamına gelmektedir. Fotoğrafta, Adille Teyze'nin, "Kuzucuklarım haydi uyuyun, uyuyun da büyüyün." diyerek küçük kuzulara uyuma çağrısında bulunduğu bir sahne görülüyor. Adille Teyze'nin bir şekilde "uyumadan önce" veya "uyku öncesi" gibi bir programı var. Şaka, Adille Teyze'nin bir "uyku öncesi" programı için, yetişkinler için uyuma vaktinden çok daha önce (ve küçük çocukları için uygun bir saatte) "uyuma" zamanı gibi bir saat seçtiği gerçeğine dayanıyor. Daha basit bir şekilde, Adille Teyze'nin "büyüyün" vurgusu, "küçük kuzular" için uyku zamanı geldiğini ima eden bir eğlenceli ifadedir. Resimde Hafize Ana'nın fotoğrafı ve "Affediverin aslanlarımı. Yapmazlar bi daha." sözü yer alıyor. Bu söz, Hababam Sınıfı filmlerinde Hafize Ana'nın sık sık kullandığı bir söz. Filmde Hafize Ana öğrencilerin yaptığı şakaları ve yaramazlıkları affeder ancak sonrasında "Yapmazlar bi daha." diyerek öğrencileri uyarır. Bu durum, "bir kere affettim, bir daha affetmem" anlamına gelir. Bu nedenle söz, Hafize Ana'nın filmlerdeki sık sık tekrarladığı esprili bir ifadesi olarak bilinir.


Günlük konuşmalarda aşı yaptırmak isteme...
Günlük konuşmalarda aşı yaptırmak istemeyen, endişesi olan kişileri görüyoruz. Türkiye’nin aşıda hızlanmasıyla bu konuşmalar da artmaya başladı. Biz de bu sebeple bu kişileri ikna edebilmek için yapılacak konuşmalar için ipuçlarını @ashleybarrii nin yazdığı ve @impact paylaştığı içeriği Türkçeye çevirerek sizlerle paylaşmak istedik. Şu anda aşılamada çok iyi bir hız kazandık, lütfen hepimiz üzerimize düşeni yapalım. Sarılacağımız günleri görmek dileğiyle. Sevgiler ❤️ #covid #aşı #covidaşısı #covidaşısı💉
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde bir doktor bir hastaya aşı yapıyor. Doktor ve hasta maske takmış. Resmin üstünde "Tanıdıklarınızdan COVID Aşısı Yaptırmaya Karşı Olanlar mı Var?" yazıyor. Resmin altında ise "Onlarla bu zor konuşmayı yapmanız için sizlere 6 ipucu" yazıyor. Resim ve başlık, COVID-19 aşısına karşı olan kişilerle iletişim kurmanın zorluğuna ve bu konuda insanların yaşadığı zorluklara gönderme yapıyor. Aynı zamanda, bu zorlukla başa çıkmak için bazı ipuçları sunuluyor. Resmindeki espri, aşı yaptırmaya karşı olan insanlarla konuşmanın zorluğuna vurgu yaparak bu durumu bir espri haline getirmesi. Görselde, bir sağlık çalışanı bir erkeğe aşı yapıyor. Resmin altında, aşı yaptırmak istemeyenleri ikna etmek için bazı ipuçları yer alıyor. İlk ipucunda, "sertçe üzerlerine gitmeyin" yazıyor. Bu, insanların aşı yaptırmak konusunda kendi karalarını vermeleri gerektiğini ve onları ikna etmeye çalışmanın işe yaramayacağını, aksine onları daha da dirençli hale getirebileceğini vurguluyor. Görseldeki mizah, sağlık çalışanın erkeğe aşı yaparken gülümsemesi ve erkeğin de başparmağı yukarıda mutlu bir şekilde poz vermesinde yatıyor. Bu, aşı yaptırmak istemeyenler için kullanılan sert ve ikna edici yöntemlerin aslında tam tersine, çok daha yumuşak bir şekilde yaklaşmanın daha etkili olduğunu ima ediyor. Resimde "Aşı Yapmak İstemeyenleri İkna Etmek İçin" başlığı altında, aşı karşıtlarına aşı yaptırmak için kullanılabilecek bir yöntem sunulmuş. Yöntem dört aşamadan oluşuyor: 1. **Gerçek:** Aşının yan etkilerinin nadir ve koruyuculuğunun yüksek olduğunu söyleyin. 2. **Uyarı:** Aşı ile ilgili yanlış bilgilerin dolaştığını söyleyin. 3. **Yanlış:** Yanlış bilgiyi söyleyin. 4. **Gerçek:** Yanlış bilginin neden yanlış olduğunu söyleyin. Burada yapılan espri, aşı karşıtlarının yanlış bilgilere inanma olasılığının yüksek olduğunu ve bu nedenle onlara doğru bilgi vermek için önce yanlış bilgiyi söylemek gerektiğini ima ediyor. Bu, aşı karşıtlarına karşı alaycı ve ironik bir yaklaşım. Ancak, aşı karşıtlarıyla iletişim kurarken, bu tür ironik yaklaşımlar faydadan çok zarar getirebilir. Aşı karşıtlarının kafalarında daha fazla şüphe yaratabilir ve onlarla sağlıklı bir diyalog kurmayı zorlaştırabilir. Resimde iki doktor var, biri aşı şişesi ve diğeri şırınga tutuyor. Resmin altında "Aşı Yapmak İstemeyenleri İkna Etmek İçin 3. Odağınızı Kaybetmeyin" yazıyor. Resimdeki şaka, aşı karşıtlarının aşı ile ilgili konuşmalarda konudan sapması ve aşı yapmanın gerekliliği hakkında tartışmaktan kaçmasıdır. Bu yüzden, doktorlar da şaka yollu bir şekilde aşı hakkında konuşmak yerine aşı şişesi ve şırıngayı tutarak odaklarını aşıya yöneltmeye çalışıyorlar. Resimde bir doktor, maske takan bir hastaya aşı yapıyor. Doktorun söylediği mesaj ise "Aşı Yapmak İstemeyenleri İkna Etmek İçin: 5. Sizin İçin Önemli Olduklarını Söyleyin. Bu konuşmayı sadece onları gerçekten sevdiğiniz için yaptığınızı anlamalarını sağlayın. Amacınızın onların da güvende olması olduğunu söyleyin." Bu mesaj, aşı karşıtlarını aşı olmaya ikna etmenin bir yolunu önerirken, aynı zamanda mizah unsuru içeriyor. Çünkü aşı olmak istemeyen birine aşı yapmak, onu ikna etmekten ziyade zorlayabilir ve sevdiğini göstermek yerine korkutabilebilir. Bu yüzden, bu mesaj aşı karşıtlarını ikna etmenin bir yolunu önerse de, aynı zamanda aşı karşıtlarının neden aşı olmak istemediğini anlamak ve onlarla empati kurmak gerektiğini de vurguluyor. Resimde, aşı olmak istemeyen kişilere aşı yaptırmak için yardımcı olan insanlar görülüyor. Aşı randevusu almakta zorlanan kişilere yardımcı olmak, onlarla birlikte aşı merkezine gitmek gibi durumları gösteriyor. Şaka, aşı olmak istemeyen kişilerin, aşı olmaya ikna edilmeleri için onlara yardımcı olmak yerine, onlara aşı randevusu almada ve aşı merkezine gitmede yardımcı olunmasının, onları aşıya daha kolay ikna edebileceği fikrine dayanıyor. Resimde, doktor kıyafetleri giymiş iki kişi, aşı şişesi ve şırınga tutuyor. Yazıda "Fikirler tek bir konuşmada değişmeyebilir. Vazgeçmeyin. Toplumumuzun yanlış bilgilerden kurtulup bilime inanmasını sağlamak için çaba gösterin." yazıyor. Bu mizah, aşı karşıtlarının fikirlerinin tek bir konuşmada değişmeyeceğini ve aşı yaptırmayanların fikirlerinden vazgeçmeyeceğini ima ederek, aşı karşıtlığının mantıksız olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca, topluma aşı olmanın önemini hatırlatarak, bilime inanmanın ve yanlış bilgilerden kurtulmanın önemini vurguluyor. Resimde aşı olmuş bir aile, sevecen bir şekilde birbirlerine sarılıyorlar. Resimde aşı olan aile, iğne ile sarılıyorlar. Bu da "bir gün tekrar sarılacağız" sözüne gönderme yapıyor.


Finaller haftasındayken ve YKS de yaklaş...
Finaller haftasındayken ve YKS de yaklaşırken bu sınav klasiklerini paylaşmak istedik 😁 Hepinize kolay gelsin arkadaşlar 🤗 Classic exam expressions. Enjoy 🤗 #yks #finaller #sınav #sınavlar #learnturkish #ingilizceöğren
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde "they asked from the parts I didn't study" yazıyor. Altında ise "/çalışmadığım yerden sordular/ (exp.) 1. classic Turkish excuse, rather than saying 'I didn't study'" yazıyor. Şaka, Türkçede birine bilmediği bir şeyi sorulduğunda "çalışmadığım yerden sordular" denmesinin çok yaygın ve klişe bir bahanesiyle oynuyor. Bu cümle, aslında "çalışmadım" demekten daha etkili bir şekilde kişinin soruyu cevaplayamamasının nedenini açıklıyor. Resimde "like an arm" ifadesi ve anlamı "kol gibi" olan bir açıklama yer alıyor. Şaka şu ki, "like an arm" ifadesi İngilizce'de bir şeyin çok zor olduğunu ifade etmek için kullanılır. Ancak, Türkçede "kol gibi" ifadesi genellikle bir şeyin kolay olduğu anlamına gelir. Bu nedenle, şaka iki dil arasındaki kültürel farkı ve dil oyununu vurguluyor. Resimde turuncu bir arka plan üzerinde beyaz yazı ile bir şaka var. Şaka şu: "I don't know if I entered the exam or if it entered me /ben mi sınav girdim sınav mı bana belli değil/ (exp.) 1. the exam was so difficult that I'm traumatized by this experience" Şaka, sınavın o kadar zor olduğunu, sınavın kendisinin sınava giren kişiye girmiş gibi hissettirdiğini ima ediyor. "Ben mi sınav girdim sınav mı bana belli değil" ifadesi, bu durumu vurguluyor. Resimde pembe bir arka plan üzerinde beyaz yazı ile "I'm done but exams aren't" yazıyor. Altında da " /ben bittim sınavlar bitmedi/ (exp.) 1. I feel like I can't do this anymore but there's still more exams" yazıyor. Şaka, sınavların bittiğini düşünürken aslında daha çok sınav olduğu gerçeğini ifade ediyor. Bu şaka, sınav stresi yaşayan öğrencilerin yaşadığı bir gerçeği mizahi bir şekilde ele alıyor. "Ben bittim" diyen kişinin aslında henüz bitmediğini ve daha çok sınavın beklediğini ironik bir şekilde anlatıyor.


Why is it biting? 😅
Why is it biting? 😅
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde yeşil bir zemin üzerinde beyaz yazı ile "my eye is biting you from somewhere" yazısı ve altında "gözüm seni bir yerden ısırıyor/" (exp.) 1. how Turkish people say 'I think I know you but I'm not sure from where" yazısı ve sağ alt köşede "TD" yazılı bir çaydanlık figürü var. Şaka, Türkçe'de "gözüm seni bir yerden ısırıyor" ifadesinin "seni tanıyorum ama nereden bilmiyorum" anlamına gelmesi üzerine kurulu. İngilizce "my eye is biting you" ifadesi ise daha doğrudan "gözüm seni ısırıyor" anlamına gelir. Bu nedenle şaka, iki dildeki ifadeler arasındaki anlam farkından kaynaklanıyor.


Some Turkish words just make so much sen...
Some Turkish words just make so much sense 😁 And these are only parts of our head, there’s much nore. They should just import these to English. 😊 Dilimizdeki bazı kelimeler gerçekten fazla mantıklı 😁 #learnturkish #ingilizcekelimeler #ingilizceöğren #ingilizce #türkçe
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde "eye baby" yazıyor ve bunun Türkçe karşılığı "göz bebeği" olduğu belirtiliyor. Altında "pupil" yazıyor ve bu da göz bebeği anlamına geliyor. Bu resimde şaka, "eye baby" İngilizce bir ifadeyken, Türkçede "göz bebeği" kelimesinin hem gözün bir parçası hem de bebeğin bir metaforu olarak kullanılabilmesinden kaynaklanıyor. Bu da Türkçeyi konuşan kişilerin "göz bebeği" kelimesini duyduklarında ilk olarak bebeği düşünebileceği ve bunun "eye baby" ile ilişkilendirilebileceği anlamına geliyor. Resimde "küçük dil" kelimesinin anlamını açıklayan bir kart var. Kartta "küçük dil" kelimesinin "epiglottis" anlamına geldiği söyleniyor. Bu, Türkçede "küçük dil" kelimesinin "epiglottis" anlamına geldiği ve bu da "küçük dil" kelimesinin komik bir şekilde kullanıldığını gösteren bir espri. Resimde "kafatası" kelimesinin "head bowl" olarak çevrilmiş bir örneği görülüyor. Bu, Türkçedeki kelimelerin doğrudan İngilizceye çevrilmesinin komik sonuçlar doğurabileceğini gösteren bir şaka. "Kafatası" kelimesi İngilizce "skull" anlamına gelir ve "head bowl" ifadesi ise bu anlamı tam olarak yansıtmaz. Resimde "Diş Eti" yazısı, "teeth flesh" ve "gums" olarak çevriliyor. Bu, "diş eti" kelimesinin doğrudan çevirisinin komik bir şekilde anlamsız olduğunu gösteren bir Türkçe kelime oyunu. Resimde "burun deliği" anlamına gelen "nose holes" yazısı ve altında "burun deliği"nin Türkçe karşılığı "nostril" yazılmış. "Nose holes" Türkçede direkt çeviri olarak kulağa komik geliyor. Resimdeki espri, "nose holes" ifadesinin İngilizce'de "burun delikleri" anlamına gelmesine rağmen, Türkçede "burun deliği" ifadesi genellikle tekil olarak kullanılır ve "nose holes" gibi çoğul ifade kullanılmadığı için komik bir duruma yol açar. Resimde, "Küçük Badem" başlığı altında, Türkçede bademciğin anlamına gelen "küçük badem" anlamına gelen "bademcik" kelimesi gösteriliyor. Bununla birlikte, resimde bademciğin bir bademden değil de bademciğin bir insan vücudunda bulunan bir organ olduğu anlaşılıyor. Bu da Türkçede "bademcik" kelimesinin anlamını değiştirmekle ilgili bir espri yaratıyor. Resimdeki espri, kelime oyunu ve kelimelerin çakışmasından kaynaklanıyor. "Bademcik" kelimesi, hem bir bademe hem de bir insan vücudunda bulunan bir organa benzetilebilir. Resimde, "bademcik" kelimesi bir badem olarak gösterilmiş ancak aslında bir insan vücudunda bulunan bir organ olan bademciği temsil etmektedir. Bu da kelime oyunuyla ilgili bir espri yaratıyor. Resimde bir kadın var ve vücudunun farklı kısımları Türkçede söylendiği gibi yazılıyor. Bunun komik yanı, bu kelimelerin günlük hayatta kullanılan anlamlarıyla vücut parçalarının anlamları arasında bir bağlantı kurulamaması. Örneğin "kafa" yerine "kafa çanağı" daha uygun bir kelime olurdu ama "kafa çanağı" denilmemiş ve bunun yerine günlük dilde kullanılan "kafa" kelimesi yazılmış. Bu durum diğer kelimeler için de geçerli. "Göz bebeği" yerine "göz", "diş eti" yerine "diş eti", "küçük dil" yerine "dil" vb. Bu da çizimin eğlenceli ve ilgi çekici olmasını sağlıyor. İngilizce olarak açıklamak gerekirse, resimde bir kadının vücudunun farklı kısımları Türkçedeki isimleriyle gösteriliyor. Ancak bu isimler günlük hayatta kullanılan anlamlarıyla vücut parçalarının anlamları arasında bir bağlantı kurulamıyor. Örneğin "head" yerine "skull" daha uygun bir kelime olurdu ama "skull" denilmemiş ve bunun yerine günlük dilde kullanılan "head" kelimesi yazılmış. Bu durum diğer kelimeler için de geçerli. "Eyeball" yerine "eye", "gums" yerine "teeth flesh", "tongue" yerine "little tongue" vb. Bu da çizimin eğlenceli ve ilgi çekici olmasını sağlıyor.


Turkish football expressions with @opett...
Turkish football expressions with @opettr 😊 Turnuva heyecanını daha bir “euro” yaşayan futbol aşıkları ve milli takımla gülümserken biraz da dilini geliştirmek isteyenler için karşınızda; Opet ile Gelişine Sözlük! #euro2020 #TUR🇹🇷 #bizimçocuklar #millitakımlar #işbirliği
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, bir futbol maçının heyecanlı anı ve muhtemelen galibiyet sonrası sevinç gösterisi tasvir ediliyor. Arka planda, koyu lacivert bir zemin üzerinde "opet" logosu görülüyor. Ön planda, kırmızı-beyaz formalı futbolcular sevinçle kucaklaşmış haldeler. Maçın oynandığı stadyumun ışıkları ve zemin, 3 boyutlu bir tasarımla, hareketli bir atmosfer oluşturuyor. Ayrıca, bir spor bahis sitesinin logosu olan "opet" logosunun yanına, futbol takımının logosu ve bir kupa sembolü de yerleştirilmiş. Bu görüntü bir şaka içermiyor, sadece bir spor bahis sitesinin reklam içeriği. Görüntü, heyecanlı bir spor anını kullanarak, markayı ve ürünlerini pazarlıyor. Fotoğrafta, bir futbol maçının heyecanlı anı, muhtemelen bir gol sonrası kutlama görülüyor. Maç, bir Türk futbol kulübü olan ve logo da görünen takımın stadında oynanıyor. Kulüp logosunun yanında, muhtemelen bahis sitesi olan "Opet" logosu yer alıyor. Futbolcular sevinçten birbirlerine sarılmış vaziyette. Fotoğrafta incelikli bir mizah yok. Sadece bir futbol etkinliğinin reklamı yapılıyor. Görüntünün altında yatan herhangi bir gizli anlam ya da espri yok. Opet sponsorluğunda, bir futbol maçının reklamı yapılmış.


Doğum günün kutlu olsun Oktay Rifat 🌼 El...
Doğum günün kutlu olsun Oktay Rifat 🌼 Elleri Var Özgürlüğün, bir gün sarılmak dileğiyle ❤ Today is the birthday of the Turkish poet Oktay Rifat. Thank you for your work ❤ #oktayrifat #ellerivarözgürlüğün #şiir #siir #şiirheryerde #turkishpoetry
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, beyaz çiçekli bir bitki ve uçan bir kelebek görünüyor. Arkaplanda, şair Oktay Rifat'a ait bir şiirden alıntı bulunuyor: "Köpürerek koşuyordu atlarımız Durgun denize doğru. Bu uçuş, güvercindeki, Özgürlük sevinci mi ne!" Bu alıntı, özgürlüğün ve sevincin simgesi olan güvercinlere atıfta bulunuyor. Ancak resimdeki kelebek güvercin değil, bu da şiiri ve özgürlük kavramını eğlenceli bir şekilde altüst ediyor. Şairin "güvercin" dediği yerde, aslında özgürlüğün sembolü olarak "kelebek" kullanılmış. Bu da, "özgürlük sevinci" ifadesini esprili bir şekilde tersine çeviriyor ve okuyucuyu düşünmeye teşvik ediyor. Fotoğrafta beyaz çiçekli bir bitki, uçan bir kelebek ve mor bir arka plan üzerine beyaz yazı ile bir alıntı yer alıyor. Alıntı şöyle: "Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz, Düşünmek yasak, işgücünü savunmak yasak!" Bu alıntı, Oktay Rifat'ın "Elleri Var Özgürlüğün" şiirinden alınmıştır. Şiiri bir eleştiri olarak yorumlayabiliriz, çünkü şiirde "öpüşmek", "düşünmek" ve "işgücünü savunmak" gibi temel insan haklarının yasaklandığı bir toplum resmedilir. Şiiri anlamak için biraz daha derinlemesine inmemiz gerekir. "Öpüşmek" romantizm ve yakınlık, "düşünmek" ise özgür düşünceyi simgeleyebilir. "İşgücünü savunmak" ise insanların kendi hakları için mücadele etmelerini ve sömürülmeye karşı direnmelerini ifade eder. Bu şiiri anlatan sözleri anlamak için o zamanın siyasi ve sosyal bağlamına bakmak gerekir. 1950'lerin Türkiye'sinde baskıcı bir rejim vardı ve insanlar özgürlüklerinden mahrum edilmiş, ifade özgürlükleri kısıtlanmıştı. Bu koşullar altında Rifat, şiiriyle o dönem yaşanan baskıya ve insanların temel haklarının ihlaline karşı çıkıyor. Dolayısıyla, şiiri anlamak için bu sözleri bir eleştiri olarak yorumlamak gerekiyor. Şiiri okuyarak, o dönem yaşanan baskı ve özgürlük mücadelesini daha iyi anlayabiliriz. Resimde bir şairin şiirinden bir bölüm ve çiçekli bir bitki görülüyor. Şiiri inceleyenler bu bölümde sözcüklerin bitkiyle örtüştüğünü, sözcüklerin bitkinin bir metaforu olduğunu fark edebilir. Fakat şiirde "emeğin dalları" olarak geçen bölümde bitkinin dallarından ziyade çiçekleri gösterilmiş. Yani çizim şiiri tam olarak yansıtmıyor, şiiri yorumlayanın dikkatini çekiyor. Şiiri daha iyi anlamak için şiiri tam olarak okumak gerekir. *** Resimde, Oktay Rifat'ın "Elleri Var Özgürlüğün" şiirinden bir bölüm ve çiçekli bir bitki görülüyor. Şiirdeki "Emeğin dalları kırılmış, yerde" satırı bitkinin çiçekleri ile görselleştirilmiş, ancak şiirde "dalları" kelimesi kullanılmış. Bu, şiiri okuyanların dikkatini çeken ve şiiri yorumlamalarını sağlayan bir tür nükteli bir çelişki yaratıyor. Resimde beyaz çiçekli bir bitki ve beyaz bir kelebek var. Arkaplanda ise mor bir zemin üzerine beyaz yazı ile yazılmış bir atasözü var: "Işık kör edicidir, diyorlar, Özgürlük patlayıcı. Lambamızı bozan da, özgürlüğe kundak sokan da onlar." Bu atasözü, özgürlüğün korkutucu ve tehlikeli olabileceği anlamına gelir. Özgürlük, insanlar için tehlikeli olabilecek bir şey olarak sunulur. İnsanların özgürlükten korkması gerektiği ima edilir. Aslında bu, özgürlüğün zorlukları ve riskleri vurgulanan bir bakış açısıdır. Ancak, bu şekilde özgürlüğü sunmak, insanların özgürlük arayışını ve mücadelesini görmezden gelir ve onu tehdit edici olarak lanse eder. Resimde beyaz çiçekler ve bir kelebek, mor bir arka plan üzerinde duruyor. Altında, Oktay Rifat'a ait bir şiirden bir dize ve yazarın ismi yazılı. Şiiri şöyle devam ediyor: "Uzandık mı patlasın istiyorlar, Yaktık mı tutuşalım. Mayın tarlaları var, Karanlıkta duruyor ekmekle su." Bu dizeler, savaşın acımasızlığını ve insanın yaşadığı zorlukları anlatıyor. "Mayın tarlaları" ve "ekmekle su" kelimelerinin, savaşın yaşanan yerlerde eksik olan temel ihtiyaçları simgelemesi, bu dizelerin anlamını daha da vurguluyor. Şaka, şiirin içindeki ironi ve insanın çaresizliğine vurgu yapmasında yatıyor. Savaşın acımasızlığına rağmen, insanların hayatta kalmak için ne kadar çaba sarf ettiklerini, bir yandan da savaşın getirdiği zorlukları kabullenmek zorunda kalmaları, şiire bir trajikomik hava katıyor. Bu resimde, Oktay Rifat'ın "Elleri Var Özgürlüğün" adlı şiirinden bir bölüm yer almaktadır. Şiirde geçen "Elleri var özgürlüğün, Gözleri, ayakları; Silmek için kanlı teri, Bakmak için yarınlara, Eşitliğe doğru giden." dizeleri, özgürlük, eşitlik ve umut gibi kavramlara değinmektedir. Görselde, "Elleri Var Özgürlüğün" şiiri yazılı bir şekilde yer almaktadır ve yanında beyaz çiçekler ve beyaz bir kelebek bulunmaktadır. Bu görselde kullanılan görsel mizah, "Elleri var özgürlüğün" şiiri ile çiçekler ve kelebek arasındaki bağlantıdan ortaya çıkmaktadır. Çünkü kelebek, "Elleri var özgürlüğün" şiiri ile ilişkili olarak özgürlük, umut ve eşitlik gibi kavramları temsil etmektedir. Aynı zamanda, çiçeklerin kelebeklerle olan ilişkisinin özgürlük ve yaşamın bir sembolü olduğu da göz önünde bulundurulabilir. Bu nedenle, bu görselde "Elleri Var Özgürlüğün" şiirinin içeriği ile görsel unsurların birleştirilmesi, bir "nükteli bir bakış açısı" sunmaktadır. Resimde beyaz çiçeklerden oluşan bir bitki ve uçan bir kelebek görülüyor. Resmin altında "Ben kafes, sen sarmaşık; Dolan dolanabildiğin kadar!" yazıyor. Altında da "Elleri Var Özgürlüğün - Oktay Rifat" yazıyor. Bu resim, Oktay Rifat'ın "Elleri Var Özgürlüğün" şiirinden bir alıntı olan ve bir kafes ile sarmaşık arasında geçen diyaloğu temsil ediyor. Şair, kafesin sarmaşığa "Dolan dolanabildiğin kadar" demesiyle, sarmaşığın kafesin sınırları içinde özgürce hareket etme yeteneğine sahip olduğunu ima ediyor. Bu resimde, sarmaşık kafese karşı özgürlük vurgusu yapılıyor. Sarmaşık, kafese bağlı olmasına rağmen kendi özgürlüğünü koruyor. Bu, insanın dış dünyaya bağlı olmasına rağmen iç dünyasının özgürlüğüne sahip olduğuna benzetiliyor. Resimde beyaz çiçekli bir bitki, beyaz bir kelebek ve mor zemin üzerinde beyaz yazı ile "Özgürlük sevgisi bu, insan kapılmaya görsün bir kez; Bir urba ki eskirmez, Bir düş ki gerçekten daha doğru. Elleri Var Özgürlüğün -Oktay Rifat" yazısı bulunmaktadır. Bu, Oktay Rifat'ın bir şiirinden alınan bir satırdır. Şair, özgürlüğün insanın en büyük özlemi olduğunu ve bu özlemin hiçbir zaman eskimeyeceğini, aksine gerçekte olduğundan daha güzel olacağını anlatmak istemektedir. Resimdeki kelebek, özgürlüğü temsil etmektedir. Kelebeğin çiçekten uçup gitmesi, insanın özgürlüğe olan özlemini temsil etmektedir.


Hayır, Marmara Denizi'ni biz öldürmedik....
Hayır, Marmara Denizi'ni biz öldürmedik. Denizimiz ölüyor bari bir de kendi hatalarınız için bizi suçlamayın. @the_cloud_collector ın @cuneytozdemir in son videosundan aldığı metinlerle hazırladığı içerikle hazırladık, içerik onların içeriği sayesinde oluştu, ikisini de takip etmenizi tavsiye ederiz. Istanbul is experiencing a natural catastrophe and unfortunately, no one is reacting the way they should. The Marmara Sea is dying. The blame is shifted to everyone rather than understanding the causes and preventing them. We need to care more about our planet, we only have one. The credit for this content goes to @the_cloud_collector and @cuneytozdemir #marmaradenizi #marmaradeniziölüyor #müsilaj #marmarasea
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde düşünceli bir yüz ifadesi olan bir kadın çizimi ve "Marmara Denizi'ni Kim Öldürdü?" başlığı altında "Öncelikle şununla başlayalım, hayır, bu denizi biz öldürmedik. 'Bu denizi hepimiz öldürdük' diyerek sorumlusu olmadığımız bu felaket için bizi suçlamayı bırakın." yazısı yer alıyor. Bu bir mizah çizimi ve "Marmara Denizi'ni Kim Öldürdü?" sorusuna cevaben denizi öldürmenin mümkün olmadığı, ancak herkesin çevre kirliliğine katkıda bulunabileceği ve bu durumun deniz ekosistemini olumsuz etkilediği vurgulanıyor. Bu mizah çizimi, çevre kirliliğine dikkat çekmek ve sorumluluğu paylaşmak amacıyla kullanılıyor. Resimde, kürsüde konuşan bir politikacı var. Onun düşünce balonunda para sembolü ve yukarı yönlü bir grafik çiziliyor. Aynı zamanda politikacıya karşı bir protesto düzenleniyor. Protestocular "Plastiğe Hayır!", "Doğayı Koru!" ve "Earth Day" gibi sloganlar taşıyorlar. Şaka şu ki, politikacılar çevrecilik konusunda hiçbir şey yapmamasına rağmen ekonomik olarak zenginleşiyorlar. Böylelikle, çevrecilik sorununu önemsemeyerek ve çevreyi yok ederek zenginleşen politikacılar, "Marmara Denizi'ni öldürdü". Resimde, bir koltukta oturan ve "HABERLER" başlıklı bir gazete okuyan bir kişi görülüyor. Gazetedeki haberler olumlu ve mutluymuş gibi görünüyor, ancak başlık "Marmara Denizi'ni Kim Öldürdü?" sorusunu soruyor. Bu ironik bir başlık çünkü gazetedeki haberler, Marmara Denizi'nin kirliliğine ve ölümlerine dair sorunları göz ardı ediyor. Başlık, medyayı Marmara Denizi'nin ölümüyle ilgili sorunları görmezden gelmekle suçluyor. Resimde kirlenmiş bir Marmara Denizi ve denizde çöp yiyen bir martı görülüyor. Resmin altında ise Marmara Denizi'nin kirlenmesinin sorumlularını eleştiren bir yazı var. "Marmara Denizi'ni Kim Öldürdü?" sorusuna, "Fabrikasına arıtma tesisi kurmayan iş insanı, iş insanını denetlemeyen yerel yönetici, çevreciliği marjinallik diyerek küçümseyen politikacı ve bu sorunları haber yapmayan medyacılar öldürdü. Hayır, Marmara Denizi'ni biz öldürmedik." Bu görsel, Marmara Denizi'nin kirlenmesine neden olan çeşitli faktörleri ve sorumluluktan kaçanları eleştirerek bir mizah unsuru kullanıyor. Resimde kirlenmiş bir deniz ve üzerinde bir martı var. Martı, plastik bir şişeyi yiyor. Resmin altında da "Marmara Denizinde Neler Oluyor?" diye yazıyor. Resimdeki espri, Marmara Denizinde oluşan kirlilik ve buna karşı duyarsızlığın bir eleştirisi. Martının plastik şişeyi yemesi, insanın kirlettiği denizde yaşayan canlıların bu kirlilikten etkilendiğini sembolize ediyor. Resimde kirlenmiş bir denizde duran bir martı var. Etrafında plastik şişeler ve çöp bulunuyor. Resimde "Marmara Denizi'ni kim öldürdü?" sorusu soruluyor. Resmin altında, Marmara Denizi'nin kirlenmesinden sorumlu olarak görülen gruplar sıralanmış: * Su arıtma sistemleri kurmayan açgözlü iş adamları * İş adamlarını denetlemeyen yerel yönetim * Çevreciler'i önemsemeyen siyasetçiler * Bu konuları haber yapmayan medya Resmin altındaki son satır ise, "Hayır, biz Marmara Denizi'ni öldürmedik." yazıyor. Bu resim, Marmara Denizi'nin kirlenmesinden herkesin sorumlu olduğunu ima ediyor. Ancak, asıl sorumluluğun, kirliliği önlemek için gerekli önlemleri almayan insanlarda olduğunu vurguluyor. Resim, "Bizden değil" diyerek, sorumluluğu başkalarına atmayı eleştiriyor.


Euro2020'deki takımların lakaplarını bil...
Euro2020'deki takımların lakaplarını biliyor muydun? 😊 Maçların başlamasına az kaldı, artık heyecan dorukta. 1 ay sonunda turnuvanın kralı kim olacak göreceğiz. Heyecanlı mısın? Bu arada unutmadan @kingofcheers Twitter hesabında finale kimlerin kalacağını doğru tahmin edersen Playstation 5 kazanabilirsin. 😎 #BeAKing @kingofcheers
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda A Grubu'nda yer alan 4 ülkenin adı ve lakapları yer alıyor. Resmin komik kısmı ise Türk Milli Takımının lakabının "Ay Yıldızlar" olarak yazılması. Bu, Türk milli futbol takımının bayrağındaki yıldızlara atıfta bulunmaktadır ancak aynı zamanda "Ay Yıldızlılar" diye de okunabilir. Bu, Türkçe'de kadın cinsiyetini belirten ek kullanıldığında, kişinin "Ay Yıldızlılar" diye okuyabilmesi nedeniyle komik bir durum yaratıyor. Fotoğrafta 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda B grubunda yer alan takımların isimleri ve onlara verilen isimler görülüyor. Şaka, takımların İngilizce ve Türkçe olarak yazılan isimleri arasındaki karşılaştırmada yatıyor. Örneğin, Danimarka'nın "The Danish Dynamite" adı "Danimarka Dinamitleri" olarak çevrilmiş, ancak "Dinamit" sözcüğü Türkçe'de aynı zamanda patlayıcı anlamına geliyor. Bu nedenle, "Danimarka Dinamitleri" sözcüğü, hem takımın oyun stiliyle ilişkilendirilen bir eğlenceli ifade, hem de patlama çağrışımlarıyla bir kelime oyunu yaratıyor. Diğer takımlar için de benzer durumlar geçerli. Örneğin, "The Eagle Owls" (Kartal Baykuşlar) "Puhular" olarak çevrilmiş, "The Red Devils" (Kırmızı Şeytanlar) "Kırmızı Şeytanlar" olarak çevrilmiş, "Our Guys" (Bizim Adamlar) "Bizim Çocuklar" olarak çevrilmiş. Bu çeviriler, takımların isimlerini Türkçe'ye uyarlamanın yanı sıra, bazı kelime oyunları ve eğlenceli bir dil kullanımıyla dikkat çekici. Bu görsel, 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda yer alan C Grubu'ndaki takımları ve lakaplarını göstermektedir. Görselde bir espri yer almaktadır. Hollanda'nın lakabı "Portakalcılar" iken, Avusturya'nın lakabı "Mucize Takım"dır. Espri, "Portakalcılar" ile "Mucize Takım"ın yan yana getirilmesinde ve bu iki lakabın bir araya geldiğinde "Portakalcılar Mucize Takım" gibi kulağa komik gelmesinde yatmaktadır. Bu espri, Avusturya'nın Hollanda'ya karşı şanslı olması veya Hollanda'yı yenmesi için yapılan bir gönderme olabilir. Resimde 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda D grubundaki takımların isimleri ve takma adları görülüyor. İngilizlerin takma adı "Üç Aslan" (Three Lions) iken, Hırvatların takma adı "Damalılar" (The Chequered Ones) olarak çevrilmiş. Bu iki takma adın birbiriyle uyumlu olması ve kelimelerin benzerliği komik bulunuyor. Resim, 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası E Grubu'ndaki takımları ve takma adlarını gösteriyor. Ancak, takımların takma adları Türkçe olarak yanlış çevrilmiş. * **İspanya:** "Kırmızı Öfke" yerine "La Furia Roja" (Kırmızı Fırtına) * **İsveç:** "Mavi Sarılar" yerine "Blågult" (Mavi Sarı) * **Polonya:** "Kartallar" yerine "Orły Biało-Czerwone" (Beyaz-Kırmızı Kartallar) * **Slovakya:** "Repre - Repre" yerine "Sokoli" (Şahinler) Bu, Türk futbolseverlerin Avrupa futboluna ilgi duymasına ve Türkçe'deki tuhaf tercümelere gülmelerine yönelik bir şakadır. Resimde, UEFA Euro 2020'nin F Grubu takımları ve onlara verilen takma isimler, İngilizce ve Türkçe olarak listelenmiştir. "The Team of the Five" ve "Beşin Takımı" arasındaki kelime oyunu, Türkçede "beşin" kelimesinin hem "beş" anlamına geldiğini hem de bir "yemek" terimi olarak kullanıldığını, dolayısıyla "Beşin Takımı"nın aslında "Beş"in takımı değil, "beşin"in (yemeğin) takımı gibi algılanmasını sağlıyor.


İşte yazın unutulmazları! 🌞 Bu yazın baş...
İşte yazın unutulmazları! 🌞 Bu yazın başka bir unutulmazı da 7-13 Haziran arasındaki Troy Yaz indirimleri olacak. Sürpriz fiyatları incelemek için hemen adresine gidin 🏃‍♀️🏃💨 @troyapple #işbirliği
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde "Okey Oynamak" yazan bir afiş görülüyor. Afiş, "Okey Oynamak" ifadesinin, İngilizce "Playing Okey" ifadesiyle eş anlamlı olduğunu ve plajda uzun bir günden sonra balkonda okey oynamanın mutlaka yapılması gereken bir şey olduğunu belirtiyor. Afişin alt kısmında ise, "Tek Taşayım" ifadesini kullanarak, "Tek taş oynamaya hazırım" anlamına gelen bir şaka yapılıyor. **Şaka'nın Açıklaması:** "Tek taş oynamak" ifadesi, okey oyununda, oyuna tek taşla başlamak anlamına gelir ve genellikle oyunun daha agresif bir şekilde oynanmasını gerektirir. Bu ifade aynı zamanda, günlük hayatta, bir konuda veya durumla karşı karşıya kalmak için, tek başına cesur bir şekilde hareket etmek anlamına da gelir. Afişteki şaka, "Tek Taşayım" ifadesini, "Tek taş oynamaya hazırım" anlamında kullanarak, okey oyunuyla günlük hayat arasında bir bağlantı kuruyor. Bu bağlantı, okey oynayan insanların, oyuna tek taşla başlamaktan çekinmedikleri ve günlük hayatta da benzer şekilde cesur ve kararlı oldukları mesajını veriyor. Resimde pembe bir şamandıra, mavi su, palmiye yaprakları ve beyaz yazı görüyoruz. Yazıda "being a lobster" ve altına "ıstakoz olmak/ 1. getting sunburned so bad that you end up looking like a lobster" yazıyor. Şaka, güneş yanığıyla kırmızılaşmış bir insanın bir ıstakoz gibi görünmesiyle ilgili. İngilizce "being a lobster" deyimi, aşırı güneş yanığına maruz kalarak çok kırmızı olmayı ifade ediyor. Resimde de şamandıra üzerinde güneşlenen ve aşırı kızarmış bir insanı çağrıştıran bir ıstakoz resmi var. Resimde mavi bir zemin üzerinde beyaz yazı ile "humidity is a lot, humidity!" yazıyor. Altında ise "nem çok nem" yazıyor ve altında bunun açıklaması yapılıyor. Bu bir kelime oyunu. "nem çok nem" ifadesi, "humidity is a lot" ifadesinin doğrudan çevirisi ama Türkçede anlamsız bir ifade haline geliyor. Bu da espriyi oluşturuyor. İngilizce'de "humidity" kelimesi hem nem, hem de nemli hava anlamına geliyor. Bu da "nem çok nem" ifadesinin "the air is really humid" anlamına geldiğini gösteriyor. Yani espri, Türkçe'ye çevirildiğinde anlamsızlaşan bir cümle üzerinden oluşturuluyor. Resimde, yaz temalı bir arka planın üzerinde "Yalin making a new summer song" yazıyor. Ayrıca altında "Yalin'in yaz şarkısı çıkartması" başlığı altında "1. this long-standing tradition makes us realize summer is on its way" yazıyor. Şaka, Yalin'in yaz şarkısı çıkartmasının artık bir gelenek haline gelmiş olması ve bunun yazın geldiğini herkese hatırlattığıdır. Resimde, mavi bir arka plan üzerinde beyaz yazı ile yazılmış "sivrisinek vızlıyor" yazısı görülüyor. Aynı zamanda, resmin altında yazılan "1. bu korkunç ses yazın kabusudur. 2. grupta her zaman sineklerin ana hedef olduğu bir kişi vardır." yazısı bir şaka anlamına geliyor. Şaka, sineklerin yazın insanları ısırma alışkanlığı ve gruplar halinde hareket etme eğilimleri üzerine kurulu. Şaka, sivrisineklerin insanları ısırma alışkanlığı ve gruplar halinde hareket etme eğilimi hakkında bir espri yapıyor. Resimde, yaz temalı dizilerin klasik bir örneği olan "Zengin Kız Fakir Oğlan" klişesini temsil eden bir afiş görülüyor. Afişte, havuz kenarında bir şamandıra ve palmiye yaprakları var. Yaz dizileri için "yaz dizileri" olarak adlandırılan afiş, bu tür dizilerde sıkça rastlanan klişeyi, zengin bir çocuğun fakir bir kızla aşık olmasını, "Smell of Strawberries" ve "Love Out of Spite" gibi örnekler ile gösteriyor. Afişteki espri, bu klişenin ne kadar sık kullanıldığını ve artık neredeyse bir formül haline geldiğini, izleyici tarafından tahmin edilebilir olduğunu gösteriyor. Bu görsel, yazın dondurma yemek konusunda eğlenceli bir mesaj veriyor. Resimde, yaz mevsimini temsil eden bir deniz ve palmiye yaprakları ile bir dondurma resmi var. "Dondurma yemek" yazısının altındaki yazıda "Yaz demek dondurma demektir, bu yüzden ne yapman gerektiğini biliyorsun, git ve o dondurmayı ye!" deniliyor. Bu, dondurmanın yazın vazgeçilmez bir lezzet olduğunu ve her zaman yerini aldığını vurguluyor.


Konuyla ilgili bilgisi az olan kişilerin...
Konuyla ilgili bilgisi az olan kişilerin daha çok bu konuyla ilgili konuştuğunu fark ettiniz mi? Dunning-Kruger Etkisi bunu açıklayan bir varsayım. Lütfen Aptal Dağı’nın tepesinde kalmayalım. Bilgilerimizin kaynaklarını kontrol edelim ve daha alçakgönüllü olalım. Sevgiler. ❤️ Did you notice the less people know about a topic, the more they express their opinions? Dunning-Kruger Effect is a hypothesis that explains this cognitive bias. Let’s please investigate the reliability of the sources of our information and practice humility. Don’t get stranded on the peak of Mount Stupid. Thank you ❤️ Source of the graph and the idea: Adam Grant’s book, Think Again.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Konuyla ilgili bilgisi az olan kişilerin daha çok bu konuyla ilgili konuştuğunu fark ettiniz mi? Dunning-Kruger Etkisi bunu...


Bugün Dünya Çevre Günü 🌳 Doğanın ne hale...
Bugün Dünya Çevre Günü 🌳 Doğanın ne hale geldiğini her gün haberlerde görüyoruz. Durum ciddi; ama kurtarmak kesinlikle mümkün. Biz de bu nedenle en çok bireysel olarak etki yapabileceğimiz konulardan plastik kirliliğine odaklanmayı seçtik. @su.co ile beraber ürettiğimiz bu içerikte hem plastik kirliliğin çevreye verdiği zararı göstermek hem de bugünden başlayarak bizim nasıl bu kirliliği azaltmak için eyleme geçirebileceğimizden bahsettik. Artık ‘ben mi kurtacağım’ demeyelim ve hepimiz elimizden geleni yapalım. https://www.mataramasu.co/pages/surdurebilirlik linkinden SuCo’nun plastik kullanımını azaltmakla ilgili hazırladığı bilgileri ve çözümleri inceleyebilirsiniz. Link bio’da. Sevgiler ❤ #işbirliği #dünyaçevregünü #worldenvironmentday #plastik #çevre
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde Dünya Çevre Günü temalı bir görsel var. Görselde "Bugün Dünya Çevre Günü içinde bulunduğumuz durum ciddi; ancak ekosistemimizi kurtarmak için geç değil. Plastikle ilişkimizden başlayalım.." yazıyor. Şaka, Dünya Çevre Günü'nde çevre sorunlarına dikkat çekmek için kullanılan bir espridir. Plastiğin çevreye verdiği zararlar oldukça fazla olduğundan, "Plastikle ilişkimizden başlayalım" sözü, çevre sorunlarına karşı duyarlılığı artırmak için kullanılan bir ifadedir. Kısacası, şaka, plastik kullanımının çevreye olan olumsuz etkilerine dikkat çekerek, bu alışkanlığımızı değiştirmemiz gerektiği mesajını veriyor. Bu görsel, plastikle ilgili bazı gerçekleri, bir afiş veya bildiri olarak gösteriyor. Resimde plastik su şişesi, çatal, kaşık ve içme pipetleri gibi plastik ürünler gösteriliyor. Resimde ayrıca "SuCo." adında bir şirket logosu ve "Sürdürülebilir Çözümler Şirketi" yazıyor. Görseldeki espri ise SuCo. şirketinin plastik üretimini teşvik ederken plastik kullanımının çevreye verdiği zararlar hakkında bilgi vermesi ve bu çelişkili duruma dikkat çekmesidir. Bu resimde, plastik kirliliğini azaltmak için ipuçları yazılı bir afiş var. Afişte "Tek kullanımlık plastik kullanmayın", "Tekrar kullanılabilir alışveriş poşeti taşıyın" gibi ipuçları var. Afisin altında, "Eğer plastikse kullanmadan önce bir daha düşünün" yazıyor. Afisin sağ alt köşesinde, "SuCo." yazan bir logo var. SuCo.'nun logosu, bir bardak suyun çiziminden oluşuyor ve bardak üzerinde "TD" harfleri yazılı. Bu resimdeki espri, "SuCo." logosunun "Su" kelimesinin, "SuCo." markasının adı olarak yanlış algılanmasını amaçlıyor. "SuCo." aslında "Su" ile hiçbir bağlantısı olmayan bir şirket adı. Resimde, eldivenli ellerle toprağa küçük bir fide dikilmiş. Resmin üstünde ise "Çok Geç Değil Ve Evet Değişimi Biz sağlayabiliriz" yazıyor. Altında ise "Ya hep ya hiç değil, her yaptığımızın bir etkisi var." ve "Birkaç kişinin mükemmel şekilde sıfır atıkla yaşamasına ihtiyacımız yok, milyonlarca kişinin kusurlarla da olsa çabalamasına ihtiyacımız var." - Ann-Marie Bonneau yazıyor. Resimde verilen mesaj çevre korumaya yönelik ve herkesin kendi çapında çevreye faydalı şeyler yapabileceğini vurguluyor. Bu mesajın altında ise "Dünyayı hep beraber yeniden hayal edelim, yaratalım ve canlandıralım." yazıyor. Resimde bir espri yok. Fotoğrafta yeşil bir arka plan üzerinde siyah yazı ile bir alıntı var. Alıntıda "Yaşadığımız için ne kadar şanslıyız. Dünyanın yaşamında sadece birkaç saniyeyiz. Ama o bizi hayata bağlayan her şeyimiz. Güçlüyüz, ayaklarımızın üzerinde duruyoruz. Geleceğimizi yeniden hayal etmek hiç bu kadar güzel olmamıştı. - Jordan Sanchez" yazıyor. Alıntıda bir mizah unsuru var. Yazar, dünyanın yaşamını çok kısa bir süre yaşadığımız gerçeğine rağmen, ayakta durup geleceği hayal etme yeteneğimiz nedeniyle şanslı olduğumuz fikrini ortaya koyuyor. Bu, hayatın kısa olduğunu ve insanların çoğu zaman ayakları yere sağlam basmayı unuttuğunu ima eden bir mizah. Resimde Dünya Çevre Günü ile ilgili bir mesaj var. Mesajda, "Bugün Dünya Çevre Günü. Durum ciddi ancak ekosistemimizi yeniden oluşturmak için çok geç değil. Plastik ile ilişkimizden başlayalım." yazıyor. Şaka, "plastik ile ilişkimizden başlayalım" ifadesinde yatıyor. Plastik, çevre kirliliğine sebep olan önemli bir faktördür ve mesaj, plastik kullanımını azaltmanın çevre için önemli olduğunu vurguluyor. Yani, şaka plastik kullanımına karşı bir gönderme. Bu görsel plastik hakkında ilginç bazı gerçekleri gösteriyor. Bu gerçekler, plastik kullanımının çevre üzerindeki etkilerini vurgulayan komik bir şekilde sunulmuş. Örneğin, "Yüzde 91'i çöplüklerde veya çevremizde bitiyor" gibi ifadeler, plastik atık sorununa dikkat çekiyor. Görseldeki espri, plastik tüketiminin ve atıklarının boyutunu abartarak, plastik kullanımının tehlikelerini vurguluyor. "Her dakika okyanuslara bir kamyon plastik giriyor" gibi cümleler, plastik kirliliğinin ciddiyetini gösteriyor. Bu görsel, plastik kullanımı hakkında farkındalık yaratmayı ve daha sürdürülebilir seçenekler kullanmayı teşvik etmeyi amaçlıyor. Bu görsel, plastik kirliliğini önlemek için atabileceğimiz adımları listeleyen bir poster. İçeriğinde plastik pipet kullanmaktan kaçınma, kendi alışveriş çantalarını getirme, plastik su şişelerinden uzak durma ve bunun gibi çeşitli ipuçları yer alıyor. Poster, "Plastikse, iki kere düşün." sloganıyla sona eriyor. Şaka, "Plastikse, iki kere düşün." ifadesinin, plastik ürünlerin kullanımı konusunda dikkatli ve bilinçli olmamızı ima etmesiyle ortaya çıkıyor. Bununla birlikte, "iki kere düşün" ifadesi, "çift düşünmek" anlamına da gelebilir, bu da "iki kere düşünmeden" plastik kullanmaktan kaçınmamız gerektiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, şaka, plastik kirliliğiyle mücadele ederken kullanmamız gereken dikkatli tutumla, biraz da mizah katarak oynanıyor. Resimde, ellerinde bir fide ile toprakta bir bitki eken birinin illüstrasyonu var. Altında ise "Çok geç değil ve evet, değişim yaratabiliriz" ve "Her şey ya da hiçbir şey değil, her eyleminizin önemi var" yazıyor. Bu resim, daha sürdürülebilir bir yaşam için küçük adımlar atmanın ve değişim yaratmanın önemini vurguluyor. Çoğu insanın büyük değişiklikler yapmaktan korktuğunu ve bu nedenle hiçbir şey yapmadığını vurguluyor. Ancak, küçük eylemler bile, toplu olarak, büyük bir etki yaratabilir. Resimde, yeşil bir arka plana karşı beyaz yazı tipiyle yazılmış bir şiir ve şiir yazarı "Jordan Sanchez" var. Şiiri takip eden bir şirket logosu (SuCo) ve bir logo (TD) var. Şaka şu ki, şiir, "yeniden hayal etmenin tadının hiç bu kadar tatlı olmadığını" söylüyor. Ancak şirketin logosu, "SuCo" olduğu için, "şirketin 'Su'nun tadının hiç bu kadar tatlı olmadığını" söylediği anlamına geliyor. Bu, sözcük oyunu ve şiirle logosu arasındaki bağlantı, okuyucuyu gülümsetecek bir şaka yaratıyor.


Bugün Nâzım Hikmet’in ölüm yıl dönümü. 💐...
Bugün Nâzım Hikmet’in ölüm yıl dönümü. 💐 Birkaç dizesini bugün hatırlayalım. Teşekkürler Nâzım Hikmet ❤️ Today is the anniversary of Nâzım Hikmet’s death. 💐 Here are only a few of his many memorable lines. Thank you Nâzım Hikmet ❤️ #nazımhikmet #nazimhikmet #nazım #nazımhikmetran #nazımhikmetşiirleri #şiir #şiirler #turkishpoems #turkishpoetry #learnturkish
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, ünlü şair Nazım Hikmet'in bir portresi ve "Çalıyorum kapınızı teyze, amca, bir imza ver. Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler." sözü yer alıyor. Bu söz, Nazım Hikmet'in "Kız Çocuğu" adlı şiirinden alınmış. Şiirde, evlere çalarak şeker isteyen bir kız çocuğu, insanların kapılarını açmamaları ve şeker vermemeleri üzerine, onların çocukların öldürülmesini istemediğini ve şeker de yiyebilmelerini istediğini söylüyor. Şiiri okuduğunuzda, kız çocuğunun çocukları öldürmeyi istemediği anlaşılır. Aslında, bu ifade ironiktir ve yetişkinleri, çocuklara kötü davranmamaları konusunda uyarmaktadır. Resimde, Türk şair Nazım Hikmet'in bir sözü, "Yaşamak şakaya gelmez, Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın Bir sincap gibi meselâ, Yani yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, Yani bütün işin gücün yaşamak olacak." şeklinde yazılı. Bu sözün altında "You can't take living lightly, you need to live with gravity. Like a squirrel for example, in a sense not expecting anything outside of or beyond life, all that you'll do is to live." şeklinde İngilizce çevirisi yer alıyor. Resimde ayrıca Nazım Hikmet'in bir fotoğrafı ve "Yaşamaya Dair" başlığı da bulunuyor. Bu sözdeki espri, yaşamanın bir ciddiyetle ve sincap gibi sürekli hareket halinde, beklenmedik hiçbir şey olmadan yaşamak olduğunu ima ediyor. Yani, yaşamayı ciddiye almamız, her anı dolu dolu yaşamamız gerektiğini vurguluyor. Resimde Nazım Hikmet'in bir sözü yer alıyor. Söz şöyle: "Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölümkten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak, yani ağır bastığından." Bu sözde Nazım Hikmet, yaşamayı ciddiye almanın, ölüm korkusuna rağmen yaşamayı tercih etmenin önemini vurguluyor. Fıkra ise bu sözün üzerine kurulmuş. Fıkra, Nazım Hikmet'in sözünü kullanarak, yaşamayı ciddiye almanın ve ölümü düşünmeden yaşamanın, çocukları düşünmek gibi başka nedenlerden de kaynaklanabileceğini ironik bir şekilde gösteriyor. Resimde ünlü şair Nazım Hikmet'in bir fotoğrafı ve bir alıntısı var. Alıntı şöyle: "Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar, aydınlığa..." Şaka, Nazım Hikmet'in sözlerinin karanlık ve aydınlık arasındaki ilişkiyi vurgulamasıyla ilgili. Yani, eğer hiç kimse yanmazsa (yani hiç kimse fedakarlık yapmazsa, mücadele etmezse), karanlıklar nasıl aydınlığa kavuşabilir? Bu, aydınlık için fedakarlıkların ve çabaların gerekli olduğunu ima eden bir metafordur. Fotoğrafta Nazım Hikmet'in bir portresi ve şiirinden bir alıntı yer alıyor. Alıntı şöyle: "Seni düşünmek güzel şey ümitli şey Dünyanın en güzel sesinden En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, Ben artık şarkı dinlemek değil, Şarkı söylemek istiyorum." Şiiri komik kılan şey Nazım Hikmet'in, okuyucunun onu düşünmesinin ümit verici olduğunu ve bu düşünceyi dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi hissettirdiğini söylemesidir. Ancak ardından "Artık ümit yetmiyor bana, Ben artık şarkı dinlemek değil, Şarkı söylemek istiyorum" diyerek daha doğrudan bir yaklaşım sergilediğini ifade etmesidir. Yani, onu düşünerek ümitlenmek yerine artık kendisi ile iletişim kurmak ve ona şarkı söylemek istiyordur. Bu, okuyucuda bir "aaa, öyle mi?" hissi uyandırır ve Nazım Hikmet'in kendine özgü espri anlayışını ortaya koyar.


Her gün doğayı nasıl katlettiğimizle ilg...
Her gün doğayı nasıl katlettiğimizle ilgili yeni bir haber okuyoruz. Gerçekten yeni bir kazanç için doğadan bu kadar feragat etmeye ihtiyacımız var mı? Çok sevdiğimiz tarihçi ve yazarlardan Edouardo Galeano'nun bu sözünü sizinle paylaşmak istedik durumu çok iyi özetlediğini düşündüğümüz için. Eğer okumak isterseniz Edouardo Galeano'nun Latin Amerika'nın Kesik Damarları kitabını okumanızı tavsiye ederiz. İnsanlık ile ilgili birçok iç görüye bu kitapla ulaşabilirsiniz. Sevgiler 🌳
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde doğanın içinde çöp ve plastik şişeler görülüyor. Resmin altında "Eğer doğa bir banka olsaydı, çoktan onu kurtarmışlardı." yazıyor. Bu, doğanın bir banka olsaydı insanların onu çoktan kurtarmış olacağı anlamına geliyor. Çöp kirliliğiyle mücadele eden insanların doğaya olan saygısını ve önemini vurgulamak için kullanılan bir mizahi ifade. Doğa, insanların parayla kurtarmaya çalıştığı bir banka değil, korumamız gereken değerli bir şey.


Onur Ayı kutlu olsun 🏳️‍🌈 Sevgiye karşı ...
Onur Ayı kutlu olsun 🏳️‍🌈 Sevgiye karşı savaşmayın. Sevgi bir gün kazanacak ve sadece insanları boşuna üzmüş olacaksınız. Bu içeriği @storysellercomics içeriğinden izin alarak Türkçe'ye çevirdik ve paylaştık. Sevgiyle kalın, sevgiler ❤️ Happy Pride Month 🏳️‍🌈 Stop fighting love because love will win and all you’ll do is upset people. Stay with love ❤️ We asked permission and translated this content from a post of @storysellercomics You should check out their profile as well 🤗 #pride #pridemonth #onur #onurayı
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde iki çizgi insan görünüyor. Biri diğerine "Onur Yürüyüşü Bayrakları" yazan bir masanın üzerinden bir LGBT bayrağı uzatıyor. Diğeri ise "Alın. Teşekkürler!" diyor. Bu mizahın espri konusu LGBT bayraklarının "Onur Yürüyüşü" için ücretsiz olarak dağıtılmasından kaynaklanıyor. Resimde iki beyaz karakter var. Sağdaki karakter sol taraftaki karaktere "hmm... affedersiniz... merhaba" diyor. Sol taraftaki karakter ise "Onur Yürüyüşü Bayrakları" yazan bir tezgaha yaslanmış durumda. Resimdeki espri, sağdaki karakterin sol taraftaki karakterin neden bir "Onur Yürüyüşü Bayrakları" tezgahına yaslandığını anlayamaması ve bu nedenle özür dilemesidir. Bu espri, insanların LGBT+ bireylerin hakları ve haklarını savunmak için düzenledikleri yürüyüşlere karşı olan tavırlarını, yanlış anlamaları ve bu durum karşısındaki garipliklerini ele alıyor. Resimde, bir çocuğun babasına "Oğlum bayraklarınızdan bir tane almayı çok istiyor... ama..." derken babasının "ama?" diye soran bir sahneyi gösteriyor. Çocuğun "Onur Yürüyüşü Bayrakları" tezgahından bayrak almaya çalıştığını anlayabiliyoruz. Bu durumda, babanın "ama" sözünün çocuğun isteğine olumlu cevap verme ihtimalini ima ederek mizah yaratıyor. Yani, baba bayrak almayı onaylayabileceği mesajını verirken "ama" kelimesiyle çocuğun merakını ve heyecanını artırıyor. Resimde, üzerinde "Onur Yürüyüşü Bayrakları" yazan bir standın önünde, bir kişi ile iki küçük çocuk görünüyor. Sol taraftaki kişi standın arkasında duruyor ve elinde küçük gökkuşağı bayrakları tutuyor. Sağ taraftaki çocuk babasının arkasına saklanıyor. Şaka, sağdaki babanın "Ben LGBTİ değilim..." dediğini ancak çocuğunun "Peki oğlunuz?" diye sorarak kendisini açığa çıkardığını gösteriyor. Resimde, bir masanın arkasında duran bir kişi, elinde LGBT bayrakları tutan başka bir kişeye "biz daha böyle bir konuşmayı yapmadık" derken, diğer kişi "aa anladım" diye cevap veriyor. Şaka, LGBT hakları ve topluluğu hakkında konuşmanın hala bazı insanlar için tabu olduğu ve bu konuda konuşmayı alışılmadık bir şey olarak gördükleri gerçeğini ortaya koyuyor. Resimde, iki yetişkin ve bir çocuk çizilmiş. Yetişkinlerden biri, "Onur Yürüyüşü Bayrakları" yazan bir tezgaha yaslanmış ve yüzünde mutlu bir ifade var. Diğer yetişkin ise çocuğu tutmuş ve yüzü düşünceli görünüyor. Çocuğun yüzü de boş. Bu resim, eşcinselliğe karşı olan kişilerin çocuklarını eşcinsellikten korumak için ne kadar uğraştıklarını ve bunun çocuklarının üzerinde ne kadar etki yarattığını ironik bir şekilde gösteriyor. Çocuğun yüzündeki boşluk, çocukların kendi cinsel yönelimlerini henüz keşfetmemiş olmasına rağmen, ebeveynlerinin korku ve endişelerinin onları etkilediğini gösteriyor. Resimde, bir masanın arkasında duran ve elinde LGBTİ+ bayrakları tutan biri görüyoruz. Masanın önünde ise iki kişi duruyor. Birisi diğerine "Hayır, yani sanmıyorum... Çok güzel." diyor. Bu çizim, LGBTİ+ sembollerinin çok güzel olduğunu ve bu nedenle insanların bunu sevmesi gerektiğini ifade eden bir kişiden bahsediyor. Ancak masanın önündeki iki kişinin yüz ifadeleri, bunun gerçekte böyle olmadığını gösteriyor. Bu çizim, LGBTİ+ haklarının ve görünürlüğünün önemi üzerine esprili bir şekilde düşünmemizi sağlıyor. Resimde, bir kişi diğerine LGBT bayrağı vererek "al bakalım dostum, bu bayrak senin" diyor. Bu resimde, bir kişinin başka bir kişiye bir bayrak vermesi ve "Al bakalım dostum, bu bayrak senin" demesi, bu bayrağın sahip olduğu anlam ve önemiyle dalga geçmeye çalışıyor. Bu, LGBT bayrağının kullanımı ve kişiler arasındaki farkındalık eksikliğine dikkat çeken bir mizah örneğidir. Resimde iki kişi, bir çocuğu ve bir yetişkini, ellerinde gökkuşağı bayraklarıyla gösteriyor. Çocuk, yetişkine "Bu da sizin mi?" diye soruyor. Yetişkin de "Onur Yürüyüşü Bayrakları" yazan bir masa üzerinde duran gökkuşağı bayraklarını göstererek, "Hayır, bunlar benim" anlamında bir cevap veriyor. Şaka, çocuğun yetişkinin elindeki bayrağın kendisine ait olduğunu düşünmesi ve yetişkinin bunu reddetmesi üzerine kurulu. Bu, çocuğun kendi eşyalarını ve oyuncaklarını paylaşma ve kabul etme gibi temel kavramları öğrenmesinin komik bir şekilde gösterilmesi olarak yorumlanabilir. Resimde üç kişi var, ikisi yetişkin, biri çocuk. Yetişkinlerden biri diğer yetişkin olana doğru bir LGBT bayrağı tutarak "Evet tabii, sevgi ayrımcılık yapmaz ki" diyor. Bu durum, çocuğun tuttuğu LGBT bayrağını görmezden geldiğini ve ayrımcılığa neden olduğunu gösteriyor. Çizgi roman, LGBT haklarına dair farkındalık yaratmak ve ayrımcılığa karşı durmak amacıyla, çocukların da toplumsal olaylara karşı duyarlı olabileceğini vurguluyor.


Happy World Milk Day to those who sucked...
Happy World Milk Day to those who sucked halal milk 🤗
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde "sucked halal milk" yazan beyaz metin ve "helal süt emmiş" (exp.) 1. hypothetical honest, good person that your parents would like you to marry" açıklaması var. Arka planda koyu gri bir zemin üzerinde açık gri lekeler var. Şaka, "helal süt emmiş" ifadesinin Türk kültüründe ideal bir eş için kullanılan bir deyim olmasına rağmen, İngilizce'ye çevrildiğinde "helal süt emdi" anlamına gelmesi ve bu nedenle garip ve beklenmedik bir şekilde şaşırtıcı hale gelmesidir. Yani İngilizce cümle, Türkçe karşılığının anlamını bozup çirkin bir ifadeye dönüşüyor.


Bugün Gezi Parkı Olayları’nın 8. yıl dön...
Bugün Gezi Parkı Olayları’nın 8. yıl dönümü. Hatırlıyor musunuz nasıl bir kutuplaşma içindeydik. Her gün ‘onlar’ şöyle diye nutuklar dinledik. Sonuçta tek yapılan halkı kendine karşı kışkırtmaktı. Bu olayları tekrar hatırlayalım ve üzerine biraz düşünelim. ‘Onlar’ ve ‘biz’ ayrımından hepimiz kaybettik. Lütfen artık bu nefreti bırakalım. Sevgiyle yaşamaya devam edelim. Sevgiler. ❤️ Today is the 8th anniversary of the Gezi Park protests. In this post we tried to explain the incidents and how the polarizations that the media and the politicians caused affected our country. Wherever you are, please don’t listen anyone who tells you to hate groups of people just because of their existence. Stay loving. ❤️ Kaynaklar / Sources: Ali İsmail Korkmaz Ethem Sarısülük Başbakan Yardımcısı Bozdağ’ın yalan haberleri: Camide içki içildi haberi yalanladı
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde "Bugün Gezi Parkı Olaylarının 8. Yıl Dönümü. Türkiye'nin yakın tarihindeki en büyük protestoda neler yaşandı? Beraber inceleyelim." yazısı ve bir çay bardağı sembolü var. Şaka şu ki, Gezi Parkı olayları sırasında protestocuların sık sık kullandığı bir taktik, çay içerek ve oturup sohbet ederek polisle karşı karşıya gelmekti. Bu yüzden çay bardağı sembolü, olayları hatırlatmak ve o zamanın ruhunu yakalamak için kullanılmış. Resimde "Kışkırtmaların Sonucu Ali İsmail Korkmaz'ın Katledilmesi" başlığı altında bir yazı yer alıyor. Yazıda Ali İsmail Korkmaz'ın 19 yaşında öğretmen olmak üzereyken, şehirlilerin onu tanımadığı ve şiddete teşvik edildiği için öldürüldüğü anlatılıyor. Bu resimde "Korkmaz" soyadı ve "katledilmesi" sözcüğünün yan yana gelmesi, bir "korkmaz" türü olan "katledilmesi" (yani keskin bir bıçak türü) ile ilişkilendiriliyor, bu da bir kelime oyunu oluşturuyor. Bu oyun, trajik olayı hafifletmekten uzak, tersine olayı daha da vahim gösteren bir mizah türü olarak kabul edilebilir. Resimde "Kışkırtmaların Sonucu Ethem Sarısülük'ün Katledilmesi" başlığı altında bir yazı var. Yazıda polis tarafından silahsız gösterici Ethem Sarısülük'ün öldürülmesi ve bunun "orantısız güç kullanımı" olarak nitelendirilmesi anlatılıyor. Resmin alt kısmında da "Açılayabilecek biri var mı, silahsız göstericiye 4.8 metreden ateş etmek polisin görev tanımında var mıdır?" şeklinde bir soru soruluyor. Bu soruyla aslında "silahsız göstericiye ateş etmek" eyleminin ne kadar yanlış olduğunu ve bunun polisin görev tanımında olmadığını vurgulamak isteniyor. Fıkranın asıl amacı, Ethem Sarısülük'ün öldürülmesini ele alarak polisin aşırı güç kullanımı konusunda toplumu sorgulamaya yöneltmektir. Bu fotoğraf, Gezi Parkı protestolarının 8. yıl dönümünü anlatan bir afiş gösteriyor. Afişte, Gezi Parkı'nda ağaçların kesilmesiyle başlayan protestoların nasıl bir sosyal medya hareketiyle büyüdüğü anlatılıyor. Afişte ayrıca, protestoları bastırmak için polis tarafından aşırı güç kullanıldığı ve halkın bu durumdan rahatsız olduğu belirtiliyor. Afişin altında, "TD" yazılı ve çaydanlık resmi bulunan bir logo var. Bu, çaysever Türk kültürüne bir gönderme ve Gezi protestolarının başlamasına neden olan olayı hatırlatıyor. Bu bağlamda, afişdeki mesaj, çay içerek Gezi protestolarını anma ve "Çaydanlık"ın bir sembol olarak kullanılmasına gönderme yapıyor. **Ancak afişdeki espri daha derin bir anlam taşıyor:** Gezi Parkı protestolarının başlamasına neden olan olay, bir alışveriş merkezi yapımına karşı yapılan gösteriydi. Afişin "Çaydanlık" logosuyla, bu olayı ve Gezi Parkı protestolarını bir çaydanlık gibi görüp çay içerek anmak, protestoların sadece bir çaydanlık olayına indirgenmesi ve gerçek anlamının unutulmasıyla alay ediyor. Bu, aslında protestoları küçümseyen bir anlam taşıyor. Bu resimde, Türkiye'deki kutuplaşma hakkında bir yazı var. Yazıda, halkın birbirine karşı nefret söylemi kullanması ve medyanın bu söylemi daha da körüklemesi eleştiriliyor. Resimde kullanılan mizah, Türk çayının bir sembol olarak kullanılması ve Türk çayının içimiyle kutuplaşmanın bağdaştırılmasıyla oluşuyor. Örneğin, "Çay içimi kutuplaştı" veya "Çayı bile kutuplaştırdılar" gibi bir yorum yapılabilir. Bu, çay gibi herkesin keyif aldığı bir şeyin bile kutuplaştırıcı bir konu haline getirilmesini ironik bir şekilde göstermek için kullanılıyor.


Tebrikler Anadolu Efes 💪EuroLeague Şampi...
Tebrikler Anadolu Efes 💪EuroLeague Şampiyonu Avrupa'nın Şampiyonu 👏👏👏 Congratulations Anadolu Efes 💪 EuroLeague Champion 👏👏👏 #euroleague #finalfour #anadoluefes
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde Anadolu Efes logosu ve "Tebrikler Anadolu Efes EuroLeague Şampiyonu" yazıyor. Fıkra: Anadolu Efes'in EuroLeague şampiyonluğu Türkiye'de büyük bir sevinçle karşılandı. Ancak bazıları bu sevinci "abartılı" buluyor. Çünkü Anadolu Efes aslında çok güçlü bir takım ve şampiyonluğu kazanması bekleniyordu. Resimde Anadolu Efes'in logosu var. "Congratulations Anadolu Efes EuroLeague Champion" yazıyor. Resmin altında ise Türk kahvesi fincanı simgesinin içerisinde "TD" yazıyor. Şaka, "TD" kısaltmasının "Türk kahvesi" anlamına gelmesinden kaynaklanıyor. Bu şekilde, Anadolu Efes'in EuroLeague'i kazanmasını Türk kahvesi içerek kutladığını ima ediyor.


İçerik ekle

Template seç, yazını yaz, kepsi siteye gönder.

Keps yap →

💬 Son Yorumlar