İçerik ekle template seç, yaz, gönder
turkce ile ilgili bulabildiğim postlar, videolar, karikatürler, resimler, tweetler, miimler

Tarihte bazı günler var dünyanın kaderin...
Tarihte bazı günler var dünyanın kaderini değiştiren. İşte bunlardan biri olan 30 Ağustos 1922'den öğrendiğimiz, inancın, birlik ve beraberliğin gücü #PahaBiçilemez. Sayenizde imkansızlıklar karşısında her zaman inancımız daha fazla olacak. Geleceğimiz için yaptığınız bu kahramanlıklar hiçbir zaman unutulmayacak. 30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun! @mastercardturkiye #30ağustoszaferbayramı #30ağustos #işbirliği
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta kırmızı bir zemin üzerinde beyaz harflerle "Yapamazsın!" yazıyor. Altında "Sen başarıya koşarken duyabileceğin bir söz" yazıyor. Resmin alt kısmında ise Türk bayrakları taşıyan eller ve Mastercard ve Türk Hava Yolları logoları var. Şaka şu ki, "Yapamazsın!" ifadesi, Türk Hava Yolları'nın reklam sloganına benziyor, "Dünyayı keşfet, sınır tanıma." Bununla birlikte, sloganın "Yapamazsın!" olarak değiştirilmesi, başarının imkansız olduğunu ima ediyor ve böylece Türk Hava Yolları'nın sloganını alaycı bir şekilde kullanıyor. Resimde kırmızı bir zemin üzerine "Başarman çok zor!" yazısı, altında "Sen başarıya koşarken duyabileceğin bir söz." yazısı ve Türk bayrağı tutan birkaç el görülüyor. Bu görsel, Mastercard'ın logosu ve "TD" yazısıyla bir araya gelerek, Türk bayrağı ve "Başarman çok zor!" sloganıyla Mastercard'ı zorlu bir hedefmiş gibi göstererek espri yapıyor. Espri şu şekilde: Mastercard'ın zor bir hedef olduğu ima ediliyor, sanki Türk bayrağı tutan eller Mastercard'a ulaşmaya çalışıyormuş gibi. Bu da Mastercard'ın ulaşılması zor bir hedef gibi gösteriliyor. Ancak gerçekte Mastercard bir ödeme sistemi ve ulaşılması zor bir hedef değil. Resimde, "Bu bir çılgınlık! Sen başarıya koşarken duyabileceğin bir söz." yazan kırmızı bir zemin ve bir elinde Türk bayrağı tutan insanlar var. Arkaplanda Mastercard ve Türk Telekom logosu var. Fıkra, "Bu bir çılgınlık!" sözünün, başarısız olma riskine rağmen bir hedef için çok çalışmak anlamına geldiğini ima ediyor. Mastercard ve Türk Telekom'un da bu çılgınlığa katılıp insanları cesaretlendirdiği ima ediliyor. Resimde Atatürk'ün portresi ve "Asla pes etme" yazısıyla beraber Türk bayrağı ve "Mastercard" logosu bulunuyor. Burada yapılan espri, "Asla pes etme" sloganının, kartın "pes" edebileceğini ima eden "Mastercard" logosunun yanında yer almasıyla ortaya çıkıyor. Bu, kartın kullanıcısına asla pes etmemesi için ilham vermek yerine, kartın kullanıcının "pes" edebileceğini ve kartın "pes" etmeyecek olan kişi olacağını ima ediyor. Resim, "Asla pes etme" sloganının ironik bir şekilde "Mastercard" logosunun yanında yer almasını ve bu ikisinin birlikte kullanılmasının oluşturduğu çelişkiyi ele alıyor. Resimde Atatürk'ün bir konuşma yaptığı ve "30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun!" yazılı olduğu görülüyor. Bu bir şaka değil, resmin amacı 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutlamak. Eğer bu resimde bir şaka olsaydı, Atatürk'ün elinde Mastercard logosu yerine Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağı olması gerekirdi. Bu şekilde Atatürk'ün Mastercard'a propaganda yapıyor gibi bir espri yapılabilirdi. Resimde "Yapamazsın!" yazıyor. İnsanlar bu cümleyi genellikle başkalarına başarılarına giden yolda engel olmak için söyler. Resimde, başarısızlığı simgeleyen kırmızı bayraklar, kişinin başarı yolunda karşı karşıya kalabileceği engelleri temsil eder. "Yapamazsın!" cümlesi, kişilere kendilerini sınırlamaları ve hedeflerine ulaşamayacaklarına inanmaları için söylenir. Fakat bu cümle aslında, kişinin başarılı olmasına engel olmaya çalışır. Dolayısıyla bu resim, "Yapamazsın!" cümlesinin "yaparım" diye cevaplandırılması gerektiği mesajını verir. Resimde kırmızı bir arka plan üzerinde "İmkansız!" yazısı ve birçok Türk bayrağı görüyoruz. Resimdeki şaka "İmkansız!" ifadesinin başarının önündeki en büyük engellerden biri olabileceğini ima ediyor. Yani başarılmak istediğinizde size "İmkansız!" diyenleri görmezden gelmeniz gerektiğini, başarının mümkün olduğunu vurgulamak istiyor. Resimde, kırmızı zemin üzerine beyaz yıldızlı kırmızı ay sembolü olan Türk bayraklarını elinde tutmuş kişiler var. Resimde ayrıca "Bu çok çılgın!" yazısı ve "Başarıya giden yolda duyabileceğiniz bir şey." ifadesi yer alıyor. Bu resim, Türk bayrakları ve "çılgın" kelimesiyle Türk dilinde "çıldırmış" veya "çılgın" anlamına gelen "deli" kelimesinin benzerliğine gönderme yaparak bir kelime oyunu kullanıyor. Dolayısıyla, resimde, Türk bayraklarını elinde tutan insanların, sanki "deli" gibi davranıyormuş gibi gösterilerek, Türk dilinde "deli" ve "bayrak" sözcükleri arasındaki fonetik benzerlik üzerinden bir mizah yaratılıyor. Resimde Mustafa Kemal Atatürk'ün resmi ve "Asla Vazgeçme" yazısı var. Resimde, Atatürk'ün Türk bayrağı taşıyan ellerin önünde durduğu ve "imkansızlıkların zaferle sonuçlandığını" söylediği görülüyor. Resimdeki mizah, Türk bayrağını taşıyan ellerin Atatürk'ü desteklemek için bir araya gelmesi ve imkansızlıkların bile Atatürk ile mümkün hale gelmesi fikrine dayanıyor. **Türkçe Açıklama:** Resimde Mustafa Kemal Atatürk'ün bir konuşma yaptığı sırada Türk bayrağı taşıyan ellerin onu desteklediği görülüyor. "Asla Vazgeçme" yazısı ile birleşen bu görüntü, Atatürk'ün liderliği ve Türk halkının azmi ile imkansız görünen şeylerin bile gerçekleştirilebileceği mesajını veriyor. Bu, Atatürk'ün tarihteki önemini ve Türk halkının milli birlik ruhunu vurgular. Resimdeki mizah ise, Atatürk'ün bu kadar güçlü bir lider olması ve halkın ona olan inancı nedeniyle, imkansız görünen her şeyin mümkün hale gelebileceği fikrine dayanıyor. Fotoğrafta, Atatürk'ün üzerinde "Mutlu 30 Ağustos Zafer Bayramı!" yazan bir afiş ve önünde Türk bayrakları tutan bir kalabalık görülüyor. Fotoğrafın alt kısmında ise Mastercard ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası logosu var. Bu fotoğrafa bakarak yapılan espri ise şu: "Mastercard ve Merkez Bankası'nın 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlaması." Bu espri, Mastercard ve Merkez Bankası'nın bir kamu kurumu gibi 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutlamasının ironik bir şekilde gösterilmesi üzerine kurulu.


Okullarda yüz yüze eğitim uzun bir süre ...
Okullarda yüz yüze eğitim uzun bir süre sonunda başlıyor. 🎒 Biz de bu sebeple yakında tekrar kullanmaya başlayacağımız bu ifadeleri çevirdik. 😁 Güzel bir haber de Troy’dan. Troy’da okula dönüş güzel indirimlerle devam ediyor. Seçili Mac ve iPad modellerinden birini almayı düşünüyorsan, tam zamanı. Detaylar troyestore.com adresinde ya da @troyapple hesabında. 🤗 #işbirliği
Yapay zeka açıklaması

Resimde, mavi çizgili bir arka plan üzerinde, beyaz yazı karakterleriyle "You should have forgotten yourself as well" yazan bir ifade görülüyor. Resmin altında, "Kendini de unutmuşsun" anlamına gelen "/kendini de unutsaydin/ (exp.)" ifadesi ve bunun bir öğretmenle ilgili bir espri olduğunu gösteren "1. teacher's classic response when you tell them you forgot to bring/do something" ifadesi yer alıyor. Esprinin amacı, bir öğrencinin öğretmene bir şey getirmeyi veya yapmayı unuttuğunu söylediğinde öğretmenin "Kendini de unutmuşsun" gibi bir cevap vermesinin klişe bir durum olduğunu göstermek. Resimde "can you sign for me?" yazan bir kart var. "Can you sign for me?" ifadesi genellikle bir şey satın almak için imza atılması istendiğinde kullanılır. Kartın altında "benim yerime imza atar mısın?" ifadesi ve bu ifadenin anlamı da "benim yerime imza atar mısın?" şeklindedir. Bu, öğrencilerin yüz yüze eğitimde tekrar artan şekilde sıkça kullandığı bir ifade ve bu yüzden öğrencilerin birbirlerine "imzayı" veya "imza atma" isteğinin artmasının bir örneği olarak gösteriliyor. Dolayısıyla şaka, "Can you sign for me?" ifadesinin hem gerçek anlamda hem de öğrenci argo dilindeki farklı kullanımları arasında bir oyun oynuyor. Resimde, "komik bir şey varsa söyle, hepimiz gülelim" yazan mavi arka planlı bir afiş var. Afişte, öğretmen olduğunu düşündüğümüz bir adam, kalemle deftere not alıyor. Bu afişdeki espri, öğretmenin öğrencilerine komik bir şey varsa söylemelerini ve hep beraber gülmelerini söyleyerek, aslında onların komik bir şey söyleyemeyeceklerini ve bunun öğrencileri güldüreceğini düşündüğünü ima ediyor. Resimde bir adam elinde bir kalem ve defterle duruyor ve "Eğitim şart" yazıyor. Resim altında "Eğitim şart" ifadesinin klişe bir cevap olduğu, bunun kötü sonuçlara yol açtığını ancak gerçekte eğitimin şart olduğunu söyleyen bir yazı var. Bu resimdeki espri, "Eğitim şart" ifadesinin genellikle herhangi bir konuda kötü bir sonuç için verilen klişe bir cevap olması ve bunun gerçekte bir çözüm olmadığına vurgu yapıyor. Resimde "Yüzünü gören cennetlik" yazan bir görsel var. Resimdeki yazı, "Yüzünü gören cennetlik" deyiminin anlamını anlatıyor. Deyimin anlamı ise, uzun süredir görüşmediğin birini gördüğünde duyduğun sevinci ifade ediyor. Resimdeki kadının yüzü sevinçli ve gülümseyerek bir şey anlatıyormuş gibi görünüyor. Yani, resimdeki kadın, uzun süredir görüşmediği birini görmüş ve ona "Yüzünü gören cennetlik!" diyormuş gibi görünüyor. Resimde, mavi bir arka plan üzerinde "mouldering elbows" yazısı ve altına bir tanım var. Tanım şöyle: "/dirsek çürütmek/ (exp.) 1. büyük bir çaba göstermek ve eğitime yıllarını harcamak 2. çünkü eğitim bir zorunluluktur". Resimde ayrıca, bir kadının "mouldering elbows" ile ilgili bir fikir bulduğu ve bunu kağıda yazdığı görülüyor. Bu resimdeki espri, "mouldering elbows" ifadesinin Türkçede "dirsek çürütmek" ifadesine çevrilmesidir. "Dirsek çürütmek" Türkçede genellikle çok çalışmak veya uzun süre bir şeyle uğraşmak anlamında kullanılır. Resimdeki kadın, eğitime çok zaman ayırarak "dirseklerini çürüttüğünü" gösteriyor. Ancak, resimdeki tanım aslında "mouldering elbows"un "çürümüş dirsekler" anlamına geldiğini ima ediyor. Dolayısıyla espri, "mouldering elbows" ifadesinin iki farklı anlamını kullanarak bir kelime oyunu yapmasında yatıyor. Resimde, burnunda tütmek deyiminin açıklaması yapılmış. Bu deyim, birisini çok özlemek veya çevrimiçi eğitimin arkadaşlar hakkında ne düşündürdüğünü ifade etmek için kullanılır. Resimdeki kadın ise, bu deyimin anlamlarını açıklıyor gibi duruyor. Yani, resimdeki espri, burnunda tütmek deyiminin günlük hayatta ne anlama geldiğini göstermek.


This is really cute 🥰 Tag your cana yakı...
This is really cute 🥰 Tag your cana yakın friends and have a great day ❤
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde pembe bir zemin üzerine beyaz renkte "close to the soul" yazısı ve altına " /cana yakın/ (adj.) \n 1. extremely cute Turkish adjective used for friendly, charming, lovable people." yazısı ve sağ alt köşede "TD" yazılı bir logo var. Şaka, "cana yakın" kelimesinin Türkçe dilinde "çok sevimli, sıcakkanlı, sevecen" gibi anlamları olması ve bu anlamların İngilizceye çevrildiğinde "close to the soul" gibi bir ifadeye benzemesi. Bu da "cana yakın" kelimesinin sadece İngilizce dilinde sevimli bulunmadığını, aynı zamanda "ruhuna yakın" bir anlam da taşıdığını ima ediyor.


Günün alıntısı 😂 Bu yazıyı bir avukat of...
Günün alıntısı 😂 Bu yazıyı bir avukat ofisinin kapısında görmüştüm. ‘I don’t hold a grudge, I hire a lawyer.’ olarak da çevrilebilir ama Gülben Ergen’in kelime oyununu bozmamak için uğraşıp böyle çevirdik 😅 Bugün kendisinin doğum günüymüş o yüzden paylaşmak istedik 🎁
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde Gülben Ergen'in bir sözü yazılı: "Kin tutmam, avukat tutarım". Bu söz, kin tutmak yerine hukuki yollara başvurma anlamına geliyor ve Gülben Ergen'in kişiliği ve mizah anlayışıyla uyumlu bir şekilde esprili bir şekilde ifade edilmiş. The image shows a quote by Gülben Ergen: "I don't hold a grudge, I get hold of a lawyer." This quote humorously implies that instead of holding grudges, she prefers to seek legal counsel. It plays on her personality and sense of humor.


Happy International Dog Day 🐶❤ Enjoy the...
Happy International Dog Day 🐶❤ Enjoy these Turkish dog idioms curated for today 🤗 Swipe till the end for a bonus content 😁 #internationaldogday #dogday #dogdays #köpeklergünü
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde "let me be your dog" yazılı ve altında "köpeğin olayım" (exp.) 1. how Turkish people say 'please, I'm begging you, I'll do anything you want!' yazıyor. Bu, Türkçede "köpeğin olayım" ifadesinin aşırı abartılı bir yalvarma şekli olduğunu ve çok güçlü bir rica anlamına geldiğini gösteren bir şaka. The picture says "let me be your dog" and below it is written "köpeğin olayım" (exp.) 1. how Turkish people say 'please, I'm begging you, I'll do anything you want!' This is a joke that points out how the expression "köpeğin olayım" in Turkish is an exaggerated way of begging and has a very strong plea meaning. Fotoğrafta kahverengi bir zemin üzerinde beyaz yazı ile "who the dog are you?" yazıyor. Bunun altında "/sen kim köpeksin? / (exp.)\ 1. aggressive Turkish way of asking 'who do you think you are?'" şeklinde bir açıklama var. Altta sağda da beyaz bir çemberin içinde "TD" yazısı ve bir çaydanlık resmi var. "Who the dog are you?" ifadesi İngilizce konuşanlar tarafından genellikle sert bir üslupla sorulduğunda kullanılır. Bu ifade Türkçede "sen kim köpeksin?" diye karşılık bulur. Bu da "kendini ne sanıyorsun?" anlamına gelir. Fotoğrafta kırmızı bir arka plan üzerinde beyaz "dog killer" yazısı ve altında " /köpek öldüren/ (exp.) 1.a drink that has a good alcohol/price ratio but tastes so bad that it would kill a dog" yazısı bulunmaktadır. Bu espri, bir içeceğin fiyatına göre alkol oranı yüksek olmasına rağmen o kadar kötü tatması nedeniyle bir köpeği bile öldürebileceğini ima etmektedir. Yani "köpek öldüren" olarak adlandırılan bir içecek aslında insan için de çok kötü bir tada sahip olmalıdır. Fotoğrafta, bir cam yüzeye yapıştırılmış iki etiket var. Üstteki etikette "İtınız" yazıyor, alttaki etikette ise "Your Dog" yazıyor. Bu etiketler, Türkçede "Köpeğiniz" ve "Your Dog" anlamlarına geliyor. Bu fotoğraftaki espri, Türkçede "İtınız" sözcüğünün, "köpeğiniz" anlamına gelen "köpeğiniz" sözcüğünün yanlış yazılışından kaynaklanıyor. "İtınız" kelimesi aslında "itinizi" şeklinde yazılmalı.


AHFASDDHSDG
AHFASDDHSDG
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta üç farklı Twitter gönderisi görüyoruz. İlk gönderide "socrates" kullanıcı adı ile "kadrajmagazin" adlı bir hesaba "merve olur..benim narin kalpli kızım simdide dalga geçtiler diye 3 ay depresyona girer.." diye cevap veriyor. İkinci gönderide "baglaç olan de" kullanıcı adı ile "Beni ayrı yaz." diye cevap veriyor. Üçüncü gönderide "Ozan ÖZEN" kullanıcı adı ile "mERVE olur..beni m narin kalpli kızım simdide dalga geçtiler diye 3 ay depresyona girer.." diye cevap veriyor. Burada espri, ikinci gönderideki "baglaç olan de" kullanıcısının, "mERVE" kelimesindeki "M" harfinin baş harfi büyük yazılmış olmasına dikkat çekmesi ve "m" harfinin küçük yazılması gerektiğini söylemesi. Bunun üzerine "Ozan ÖZEN" kullanıcısının da "m" harfini yine büyük yazarak aynı hatayı yapması. Yani, "baglaç olan de" kullanıcısı, "Ozan ÖZEN" kullanıcısının kendi hatasını fark etmemesini ve "m" harfini "M" harfi olarak kullanmaya devam etmesini esprili bir şekilde eleştiriyor.


Happy International Strange Music Day 🤗 ...
Happy International Strange Music Day 🤗 This day is celebrated on 24 August to play and pay attention to the kinds of music which you have never experienced before. Enjoy this day with these ‘strange’ Turkish classics 😁 #internationalstrangemusicday #turkishsongs #turkishmusic #türkçeşarkılar #şarkılar
Yapay zeka açıklaması

Bu fotoğrafta, açık pembe bir arka plan üzerinde beyaz yazı ve bir çaydanlık resmi görüyoruz. Yazıda, "this is love infrared, museum of the wounded I can't move" yazıyor ve altına "Poşet, Serdar Ortaç" ve "aşk bu kızıl ötesi, yaralı müzesi, hareket edemem" yazılmış. Bu, bir aşk şiirine ve Serdar Ortaç'ın "Poşet" şarkısına bir gönderme. Ortaç'ın şarkısı, bir aşkın yaralı bir müze gibi hareket edemediği fikrini yansıtıyor. Resimdeki çaydanlık ise bir "Poşet" çaydanlığı, dolayısıyla Ortaç'ın şarkısına daha açık bir gönderme. Bu resim, "aşk yaralı bir müzedir, hareket edemez" düşüncesini, Serdar Ortaç'ın ünlü "Poşet" şarkısıyla bağlantılı olarak esprili bir şekilde ifade ediyor. Resimde turuncu bir zemin üzerine beyaz yazı yazılmış bir poster var. Yazıda şu cümleler yer alıyor: "Honki ponki toni nok Çalona bimbo bori rok Muşi muşi hubobo kozi zok Çiki çiki şayne tiki tak tok" Bu cümleler, Türkçe dilinde kullanılan bazı kelimeleri çarpıtarak oluşturulmuş bir şaka. "Honki ponki" gibi kelimeler, aslında "hızlı hızlı" anlamına gelen "honk honk" kelimesinin çarpık bir biçimidir. Aynı şekilde, "çiki çiki" de "çık çık" kelimesinin çarpık biçimidir. Bu cümlelerin hepsi, farklı kelimelerin çarpıtarak oluşturulduğu bir tür ses tekerlemesi. Şaka, bu çarpık kelimeleri kullanarak komik bir ifade yaratıyor. İnsanlar bu kelimelerin gerçekte ne anlama geldiğini bildikleri için, çarpık biçimde kullanılmaları onları güldürüyor. Görselde, pembe bir arka planda beyaz yazı ile yazılmış bir espri yer almaktadır. Espri, "I can't control myself, all the genies are on top of me. Don't joke around friends, I have something today." şeklinde İngilizce yazılmış ve altına "Kendimi Kontrol Edemiyorum, Gençkan" şeklinde Türkçeye çevrilmiş. Altında da, daha küçük bir yazı ile, esprinin Türkçedeki açıklaması bulunmaktadır: "Kendimi kontrol edemiyorum, bütün cinler tepemde. Şaka yapmayın dostlarım, bugün biraz var bende." Espri, "cinler tepemde" deyimi ile "gençkan" kelimelerinin fonetik olarak benzerliğine dayanmaktadır. Bu benzerlik sayesinde okuyucu, cinlerin "gençkan" olarak algılayıp bir espri oluşturmaktadır. Kısacası, espri "Kendimi Kontrol Edemiyorum, Gençkan" şeklinde söylenerek, cinlerin "gençkan" olarak algılanmasını ve bu durumun kişi üzerindeki etkisinin komik bir şekilde ifade edilmesini amaçlamaktadır. Resimde, "Nane Şekeri, Ajda" yazarak, nane ile ilgili bir şaka yapılmış. Şaka, nane kelimesinin tekrar tekrar kullanılmasıyla, nane ile peppermint arasındaki bir bağlantıya benzetiliyor. Bu bağlantı, "Peppermint, ne bahane!" sözleriyle vurgulanıyor. Nane ile peppermint arasında bir ilişki bulunmasa da, şaka, nane kelimesinin sürekli kullanımıyla bir ilişki varmış gibi göstererek mizah yaratıyor. Resimde pembe bir arka plan üzerinde beyaz yazı ile yazılmış bir şiir var. Şiiri şöyle: **where where** **your eyes** **where where** **your rose face** **Nere mi, Banu Alkan** **neremi neremi** **gözlerini** **neremi neremi** **gül yüzünü** Şiiri okuduğunuzda, Banu Alkan'ın "Nere mi?" sorusuna cevap vermeye çalıştığı anlaşılıyor. Ancak cevap olarak verilen ifadeler vücudunun farklı bölgelerine odaklanıyor. Bu da şiiri bir espri haline getiriyor. Yani şaka, Banu Alkan'ın "Nere mi?" sorusuna direkt cevap vermemesi ve bunun yerine vücudunun farklı bölümlerini söylemesi üzerine kurulu. Resimde, mavi bir arka plana beyaz yazılarla yazılmış, anlamsız bir şarkı sözü var. Şarkı sözü, "ray" ve "loy" gibi tekrar eden kelimelerden oluşuyor. Altta "Ray Malifalitiko, Ray Ray Kasim" yazarak, şarkının adının ve yazarının anlamsız olduğunu vurguluyor. Altındaki notta, "Bu şarkı bilinen hiçbir dilde anlam ifade etmiyor." yazıyor. Bu resimdeki espri, şarkı sözlerinin ve isimlerinin anlamsızlığına dayanıyor. "Malifalitiko" ve "Kasim" gibi kelimeler, kulağa anlamlı gibi geliyor, ancak aslında hiçbir anlam ifade etmiyor. Bu, okuyucuyu gülümsetecek kadar komik bir şekilde saçma bir durum yaratıyor.


Sporda alçakgönüllüğü ve sporun zanaatin...
Sporda alçakgönüllüğü ve sporun zanaatine sevgiyi görebileceğimiz daha bir çok örnek önümüze çıkar umarım. 😊 Kaybederken bile spora sevgiyi yaşattığınız için tebrikler Ettore Guidetti ve bizlere bu gururu yaşattığınız için tebrikler Filenin Sultanları. 👏👏👏 We hope to see many more examples of humbleness and love for the craft of the sport. 😊 Congratulations Ettore Guidetti and Turkey Women’s National Volleyball Team 👏👏👏 #fileninsultanları
Yapay zeka açıklaması

Resimde, İsveç kadın voleybol takımı antrenörü Ettore Guidetti'nin "Her zaman böyle bir takıma karşı oynama şansımız yok. Tecrübe kazanallım." sözleri yer alıyor. Bu söz, Filenin Sultanları (Türk kadın voleybol milli takımı) ile karşı karşıya geldiklerinde rakibin kalitesinin yüksek olmasına rağmen antrenörün bunu bir öğrenme fırsatı olarak gördüğünü ve "en azından tecrübe kazanacaklarını" ima ederek ironik bir şekilde ifade ediyor. Bu söz, Türk kadın voleybol milli takımının başarısını ve dünya çapında bir rakip olduğunu vurgulamak için kullanılıyor. Resimde "Neden bu cümle önemli?" başlığı altında bir yazı var. Yazı, "Her zaman böyle bir takıma karşı oynama şansımız yok. Tecrübe kazanmalım." cümlesinin önemini açıklıyor. Yazı, ülkemizde ve dünyada spor, özellikle futbolda, karşı takıma nefret duyma üzerine kurulu olduğunu söylüyor. Güzel bir oyun izlemektense kazanmak ve karşı tarafa küfretmek oyunun amacına dönmüş durumda olduğunu belirtiyor. Bu durumun sporun zanaatine sevgi ve alçakgönüllülük örneklerini görebilmek için çok önemli olduğunu belirterek "Tebrikler Ettore Guidetti ve tebrikler Filenin Sultanları" yazıyor. Bu yazının mizahı, "Her zaman böyle bir takıma karşı oynama şansımız yok. Tecrübe kazanmalım." cümlesini kullanarak, karşı takıma nefret duygusuyla yaklaşan ve sadece kazanmayı düşünen spor taraftarlarını eleştirerek, sporun asıl amacının güzel oyun izlemek olduğunu ima etmesinde yatıyor. Resim, Türkiye Kadın Voleybol Takımı hakkında bir alıntı içeren kırmızı bir arka plana sahip. Alıntıda şu cümle yazıyor: "Her zaman bu kadar iyi bir takımla oynama şansımız olmuyor. Tecrübe kazanmaya devam edelim." Alıntı, İsveç Kadın Voleybol Takımı Antrenörü Ettore Guidetti'ye ait. Resimde bir espri yok. Resimde, "Bu cümle neden önemli?" başlığı altında bir metin parçası ve altında "TD" logosu var. Metin, sporun özellikle futbolun çoğunlukla rakip takımın nefretine dayalı olduğunu, iyi bir maç izlemekten ziyade yenmek ve rakibe küfretmek için oynandığını ve bu bağlamda spor ve alçakgönüllülük örneklerinin çok önemli olduğunu vurguluyor. Bu mizahın temeli, spor ruhunu ve oyunun özünü temsil eden "spor ve alçakgönüllülük" kavramının ironik kullanımı üzerine kurulu. Yazar, futbol gibi rekabetçi bir sporun genellikle şiddet ve düşmanlığa dayalı olduğunu vurgulayarak, bu kavramların gerçekte sporun özüne aykırı olduğunu ima ediyor. Bu, okuyucunun gülümsemesini sağlayan hafif ve alaycı bir üslup yaratıyor.


mirhan @heeymir 2 dil bileni çok gördüm ...
mirhan @heeymir 2 dil bileni çok gördüm de -2 dil bileni ilk defa görüyorum Mahmut @mahmutkulaaa · 1 gün Ben iflaz olmaz bir sweet bağımlısıyım
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, üst üste iki fotoğraf var. Üstteki fotoğrafta "mirhan" kullanıcısının profil fotoğrafı, alttaki fotoğrafta ise iki ayrı fotoğraf var. Soldaki fotoğrafta "Mahmut" adında bir kullanıcı, üst üste iki fotoğraf paylaştığı için sıkıntılı bir ifadeyle bakıyor. Sağdaki fotoğrafta ise "Mahmut" kullanıcı adı ile "sweet" bağımlısı olduğunu söyleyerek gülüyor ve yatıyor. Şaka, "Mahmut" kullanıcısının üst üste iki fotoğraf paylaştığı için "mirhan" kullanıcısı tarafından "2 dil bileni çok gördüm de -2 dil bileni ilk defa görüyorum" diye yorum yapması üzerine, "Mahmut" kullanıcısının "Ben iflas olmaz bir sweet bağımlısıyım" diye esprili bir şekilde cevap vermesidir.


To all the couples getting married these...
To all the couples getting married these days: grow old on one pillow ❤️ This expression is really cute 🤗 Do you know any similar expressions in English? 🤔 #düğüning #düğün #dugun
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde pembe bir zemin üzerine beyaz yazı ve altta küçük bir çaydanlık resmi bulunuyor. Yazıda "Bir yastıkta kocayın" (birlikte yaşlanın) sözü ile birlikte "Grow old on one pillow" ifadesi yer alıyor. Resim ve sözlerin birlikte oluşturduğu mizah, Türk kültüründe evli çiftlerin bir yastıkta yaşlanma özlemine, bu sözün batı kültüründe kullanılmayan bir ifade olmasına ve bir yastıkta yaşlanmanın batı kültüründe "birlikte yaşlanma" anlamına gelmesine dayanıyor.


#kabuletmiyoruzvazgeçmiyoruz We don’t ac...
#kabuletmiyoruzvazgeçmiyoruz We don’t accept, we won’t give up! #boğaziçidireniyor #boğaziçiüniversitesi
Yapay zeka açıklaması

Bu fotoğrafta, Boğaziçi Üniversitesi'nin logosunun altında "Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmiyoruz" yazıyor. Bunun altında ise Boğaziçi Üniversitesi'nin rektör ataması hakkında bir açıklama var. Açıklamada, Naci İnci'nin rektörlük için atanması ve bu atamaya karşı yapılan protestolar anlatılıyor. Resmin sağ alt köşesinde ise "TD" yazan bir bardak görülüyor. Bu fotoğrafda yapılmış olan espri, Naci İnci'nin "İnci" soyadına bir gönderme yapıyor. "İnci" sözcüğü, Türkçe'de "bardak" anlamına gelen "inci" sözcüğü ile aynı okunuyor. Bu nedenle, "TD" yazan bardağın resminin kullanımı, Naci İnci'ye dolaylı bir şekilde gönderme yapıyor. Görselde Boğaziçi Üniversitesi logosu ve "Liyakat İstiyoruz" sloganı ile bir ifade yer alıyor. Bu ifadede, "Kurumlar tek kişinin atamalarıyla bağımsızlıklarını yitiriyor. Koskoca ülkenin geleceğine tek kişi karar vermemeli. Artık bu ülkede kayyum atamaları istemiyoruz. Yandaş değil, hak edenler göreve gelmeli." deniliyor. Bu ifade, Boğaziçi Üniversitesi'nin rektör atamaları ile ilgili tartışmalara gönderme yapıyor. Boğaziçi Üniversitesi'nin rektör atamaları, üniversite camiası tarafından liyakatsiz olarak değerlendiriliyor ve bu nedenle bu tür atamaların yapılmamasını istiyorlar. Kısaca, "liyakat istiyoruz" sloganı ile Boğaziçi Üniversitesi topluluğu, üniversite yönetiminde liyakatın ön plana çıkmasını ve hak edenlerin göreve gelmesini istiyor. Resimde, Boğaziçi Üniversitesi'nin logosu ve "Biz Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmeyeceğiz" yazan bir afiş bulunmaktadır. Afiste, Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne atanan Naci İnci'nin akademisyenler tarafından reddedilmesi ve bunun sonucunda üniversitenin 230 gündür protesto etmesi anlatılmaktadır. Bu afiş, Boğaziçi Üniversitesi'nin yeni rektör atamasına karşı gösterilerine bir gönderme niteliğindedir. Afişteki espri, Boğaziçi Üniversitesi'nin yeni rektör atamasına karşı gösterilerinin, Naci İnci'nin akademisyenler tarafından reddedilmesiyle başlamasına ve 230 gündür devam etmesine rağmen hükümetin bu protestolara kayıtsız kalmasına dayanır. Bu durum, hükümetin protestoları görmezden gelmesi ve üniversite öğrencilerinin talebini dinlememesi nedeniyle eleştirilmektedir. Bu durum, "Biz Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmeyeceğiz" sloganı ile gösterilmiştir. Bu slogan, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin protestolarının hükümet tarafından görmezden gelinmesi ve bu konudaki kararlılıklarının bir ifadesidir. Resimde Boğaziçi Üniversitesi logosu ve "Biz Meritokrasi İstiyoruz" yazan bir afiş var. Afişte ayrıca "Kurumlar bağımsızlıklarını kaybediyor çünkü sadece bir kişi personeli atıyor. Bir ülkenin kaderi tek bir kişi tarafından belirlenmemeli. Bu ülkede artık atanmış yöneticiler istemiyoruz. Yetenekli olanlar göreve gelmeli." yazıyor. Bu afiş, Boğaziçi Üniversitesi'nin 2021 yılında rektörlük seçimleri sırasında yaşanan olaylara gönderme yapıyor. Üniversite yönetiminin atanması yerine, seçilmiş bir rektörün olması gerektiğini savunan öğrenciler, "Biz Meritokrasi İstiyoruz" sloganıyla eylemler düzenlemişlerdi. Afiş, Boğaziçi Üniversitesi'nin logosuyla ve çay bardağı sembolüyle de esprili bir şekilde, üniversiteye özgü bir mizah anlayışıyla tasarlanmış. Resim, üniversitedeki öğrenci protestolarına ve rektörlük seçimlerine gönderme yapan esprili bir tasarımdır.


Leyla and Mecnun, translated. 😊 Here are...
Leyla and Mecnun, translated. 😊 Here are some great lines from this brilliant absurd comedy. Sizin favori Leyla ile Mecnun replikleriniz neler? 👇 #leylailemecnun
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, İskender Çınar'ın bir sözü ve onun bir fotoğrafı yer alıyor. Söz şöyle: "Biz hepimiz dünyaya fatura ödemeye gelmişiz, olayımız o yani." Bu söz, hayatın zorluklarından kaçış olmadığını ve her insanın fatura ödemek gibi yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğini esprili bir şekilde ifade ediyor. Fatura ödemenin herkesin paylaştığı bir gerçeklik olması, "olayımız o yani" ifadesiyle vurgulanıyor. Bu da hayatın gerçekliğine dair esprili bir yaklaşımı temsil ediyor. Resimde, *Kurtlar Vadisi Pusu* dizisindeki *Mecnun* karakterini canlandıran oyuncu *Gökhan Altuğ*, dizideki repliklerinden biriyle birlikte gösteriliyor. Resimdeki alıntıda "Ben bu oyunu bozarım." yazıyor. Bu resimdeki mizah, *Mecnun* karakterinin *Kurtlar Vadisi Pusu* dizisindeki davranışlarına ve repliklerine gönderme yapıyor. *Mecnun*, genellikle şiddet yanlısı, sert ve tehditkar bir kişiliğe sahip olarak gösterilir. Bu resimde ise *Mecnun*, daha komik bir bağlamda, "bu oyunu bozarım" diyerek bir tehdit savurmuş gibi görünmektedir. Bu durum, *Mecnun* karakterinin sert ve ürkütücü imajıyla, mizahın bir araya getirilerek, hem *Kurtlar Vadisi Pusu* dizisi hayranlarını eğlendirmeyi hem de *Mecnun* karakterinin popülerliğini hatırlatmayı amaçlayan bir mizah örneğidir. Resimde Erda Bakkal'ın, "Ben para kaybediyorum. Aşırı para kaybından öleceğim yakında." dediği bir meme görülüyor. Bu meme, Erda Bakkal'ın "Aşırı para kaybından öleceğim" sözünü, aşırı bir ifadeyle kullanarak komikleştiriyor. Bu mizah, günlük hayattaki küçük kayıpları abartarak ve aşırı tepkilerle karşılayarak ortaya çıkıyor. Erda Bakkal'ın "aşırı para kaybından öleceğim" sözü, bir kişinin yaşadığı ufak tefek maddi kayıpları aşırı büyütmesini komik bir şekilde gösteren bir metafordur. Fotoğrafta, "Telefon numaranızı alabilir miyim? Ben benimkini kaybetmişim de." diyen ve yanına da "Can I get your phone number? I lost mine." yazılmış bir erkek görüyoruz. Bu, klasik bir "telefon numarası alma bahanesi" şakasıdır. Erkek, telefon numarasını istemek için komik bir sebep bulmuştur. Bu durum, Türk kültüründe de yaygın olan bir şaka türüdür. Resimde iki adam oturmuş ve bir diyalog geçiriyor. Diyalogda, İsmail "Bütün kadınlar nedir?" diye soruyor ve Mecnun "İnsan" diye cevap veriyor. Bu şaka, kadınların sadece insanların bir alt kategorisi olmadığı, insanların bir alt kategorisi olmadığı anlamına gelen bir oyun sözcüğüyle çalışıyor. İnsanlar, cinsiyet fark etmeksizin insanlardır. Resimde Cengiz Han karakterinin ve Mecnun karakterinin olduğu bir sahne var. Cengiz Han, Moğol İmparatoru olduğunu iddia ederken, Mecnun onu "Cengiz mi Hanım?" diye soruyor. Burada espri, "Hanım" kelimesinin hem kadınlara hitap eden "Hanım" kelimesiyle aynı olması hem de "Han" kelimesinin bir benzeri olması nedeniyle ortaya çıkıyor. Bu şekilde, Mecnun hem Cengiz Han'ın bir kadını olup olmadığını soruyor hem de "Han" kelimesinin yanlış kullanıldığını ima ediyor.


The humanitarian crisis that we see in A...
The humanitarian crisis that we see in Afghanistan is devastating and its impact on women is even more. We need to remember that no one is equal until we are all equal and stand up for the rights of all living beings. We also see how the fight for women’s rights is not a one-off achievement but rather a constant struggle. We saw this great content by @amandanoventa in Portuguese and translated it with slight changes. Afganistan'da yaşanan olaylar ve özellikle kadınların yaşamına olan etkisi korkutucu. Hepimiz eşit olana kadar hiçbirimizin eşit olmadığını hatırlamamız gerekiyor. Tüm canlıların hakları için mücadele etmeye devam etmeliyiz. Bununla beraber de kadın hakları mücadelesinin kazanılmış ve bitmiş bir mücadele olmadığını, bir günde Afganistan'da kadınların hayatında yaşadıkları büyük değişikliklerle gördük. @amandanoventa çok güzel bir içerik hazırlamıştı ve biz de ufak değişikliklerle bu içeriği Portekizceden İngilizceye çevirdik.
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, mor eşarplarla süslenmiş ve gülümseyen dört genç Afgan kız görülüyor. Resmin altındaki metin ise Afganistan'da Taliban'ın iktidara gelmesinden önce kadınların eğitime, istihdama ve siyasete katılım oranlarının yüksek olduğunu belirtiyor. Bu bilgiler, Taliban'ın iktidara gelmesinden sonra kadınların bu haklardan mahrum bırakılmasının bir hicivini yapıyor. **Türkçe Açıklama:** Fotoğrafta mor eşarplı dört genç Afgan kız gülümsüyor. Resmin altındaki metin, Taliban'ın iktidara gelmesinden önce Afganistan'daki kadınların eğitimde, iş hayatında ve siyasette ne kadar aktif olduklarını anlatıyor. Bu da Taliban'ın kadınlara getirdiği kısıtlamalara ironik bir gönderme yapıyor. Bu resimde, Taliban üyeleri bir masanın etrafında toplanmış durumda. Resmin altında "Taliban güçleri Kabil'i ele geçiriyor" yazıyor. Bu resim, Taliban'ın Afganistan'da hükümeti devirmesinin ardından yaygın olarak paylaşılan bir fotoğraf. Resimdeki espri, Taliban'ın Afganistan'da hükümeti devirmesinin ve ülkeyi ele geçirmesinin ardından, "Kabil'i ele geçirmek" gibi bir şeyin aslında çok kolay olduğunu göstermesi. Bu durum, Taliban'ın kontrolü ele geçirmesinin oldukça basit ve sorunsuz olduğunu ima ediyor, ancak gerçekte durum oldukça karmaşık ve yıkıcı sonuçlara sahip. Espri, Taliban'ın iktidara gelmesini ve ülke üzerindeki kontrolünü ele geçirmesini, bir masanın etrafında oturup fotoğraf çektirmeye benzeterek, gerçekte olanları küçümsüyor ve ciddiye almıyor.


We have news! @rolling_and_going 😊 now y...
We have news! @rolling_and_going 😊 now you can follow our new personal profile. We (Aras 🇹🇷 & Betina 🇧🇷) founded Turkish Dictionary 2 years ago. Since then we have been creating content together and along the way, we even got married a few months ago. ❤️ On Turkish Dictionary we create content that was speaking for and about Turkey. Here we wanted to create more personal content. Our lives, food, travel, relationship, career, mental health and more. We just want to have more freedom on what we can share and have a more personal touch. 🌻 We’ll surely be posting as frequently on @turkishdictionary but we also want to create more from this new profile. We hope you’ll enjoy it. Follow us and our journey from 👉 @rolling_and_going 😊
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde "rolling and going" yazısı ve altında Türkçede "yuvarlanıp gidiyoruz" ifadesinin açıklaması var. "Yuvarlanıp gidiyoruz" ifadesi "iyiyiz, sorun yok, yolumuzda gidiyoruz" anlamında kullanılır. İngilizce "rolling and going" ise "her şey yolunda, devam ediyoruz" anlamına gelir. Bu nedenle, İngilizce ifade Türkçeye çevrilirken "yuvarlanıp gidiyoruz" ifadesiyle eşleşir. Bu, iki dilin birbirine benzer ifadelerini vurgular ve bu da esprili bir şekilde dikkat çeker.


Sonunda başladı! ⚽ La Liga ve Premier Li...
Sonunda başladı! ⚽ La Liga ve Premier Lig artık tekrar bizlerle. Biz de @kingofcheers ile beraber liglerin ilk haftasındaki önemli gelişmelerin bir özetini sizlerle paylaşmak istedik 😊 #BeAKing
Yapay zeka açıklaması

Resimde kırmızı bir arka plana karşı beyaz fontta yazılmış bir afiş var. Afişte "Bekleyiş sona erdi, La Liga ve Premier Lig başladı! İşte ilk haftanın özeti" yazarak futbol sezonunun başladığını duyuruyor. Altında da "The wait is finally over, La Liga and the Premier League have begun! Here is the recap of the first week" yazarak aynı mesajı İngilizce olarak tekrar ediyor. Afisin altında "King" ve "TD" logosu bulunuyor. Şaka şu ki, "King" markasının logosunda bulunan içeceğin, çoğu zaman spor karşılaşmaları sırasında tüketilen bir içecek olan bira olmasıdır. Fotoğrafta Barcelona futbol takımının oyuncuları görüyoruz. Barcelona, 17 yıl sonra ilk defa Lionel Messi olmadan bir maça çıktı ve evinde Real Sociedad'ı 4-2 yendi. Şaka ise, Barcelona'nın Lionel Messi olmadan bile başarılı olabileceğini, bu nedenle Messi'nin takıma ne kadar faydalı olduğunun altını çizerek göstermektir. Messi olmadan bile kazanan bir takım, onunla ne başarabilir, diye düşünülüyor. Resimde Real Madrid futbolcuları maçı kazandıktan sonra birbirlerini kutlarken görünüyor. Resmin altındaki yazı Real Madrid'in Sergio Ramos olmadan 16 yıl sonra ilk deplasman maçını kazandığını belirtiyor. Burada espri, Real Madrid'in uzun yıllar Sergio Ramos'suz oynadığı ve onu özlediği ima ediliyor. Ancak, aynı zamanda bu maçı kazanmalarıyla, Ramos'un varlığına olan bağımlılıklarını aştıklarını ve onun olmadan da başarılı olabileceklerini gösteriyor. Fotoğrafta, PSG oyuncuları Lionel Messi, Sergio Ramos, Georginio Wijnaldum, Gianluigi Donnarumma ve Achraf Hakimi, PSG taraftarlarına tanıtılıyor. Messi ve Ramos, iki eski rakip olarak maçı tribünden izliyor. Espri, Messi ve Ramos'un, uzun yıllar boyunca rekabet ettikleri Real Madrid ve Barcelona'dan sonra, şimdi aynı takımda oynamaları ve maçlarını tribünden birlikte izlemesinde yatıyor. Yani iki ezeli rakip artık takım arkadaşları ve bu durum, futbol dünyasında oldukça ilginç karşılanıyor. Resimde Manchester United forması giymiş Paul Pogba, Leeds United'a karşı oynanan maçta topu paslıyor. Resmin altında yazan yazı ise, "Manchester United'ın Leeds United'ı 5-1 yendiği maçta Bruno Fernandes hat-trick yaptı, Paul Pogba ise yaptığı 4 asistle, geçen sezonki asistlerinin toplamını ilk maçtan geride bıraktı." diyor. Bu görseldeki espri, Paul Pogba'nın sadece bir maçta geçen sezonki asist sayısının üzerine çıkması, ancak Bruno Fernandes'in attığı üç golle daha fazla dikkat çekmesinde yatıyor. Yani, Paul Pogba'nın geçen sezonki asist sayısını geride bırakmış olması bir başarı gibi görünse de, Bruno Fernandes'in maçtaki performansı daha dikkat çekici olduğu için, Pogba'nın başarısı biraz gölgede kalmış gibi gösteriliyor. Fotoğrafta, Manchester City'nin Aston Villa'dan 100 milyon sterlin karşılığında transfer ettiği Jack Grealish, takımının Tottenham'a karşı oynadığı ilk maçta topla mücadele ederken görünüyor. City maçı 1-0 kaybettiği için, Grealish'in pahalı transferinin ironik bir şekilde takıma şans getirmediği vurgulanıyor. Resimde "King" markalı bira ve "TD" markalı bir çanak yer alıyor. Burada "King"in, "King" biranın reklamını yaptığı ve "TD"nin de çanağın reklamını yaptığı anlaşılıyor. Ancak resimde asıl vurgulanan şey, Grealish'in pahalı transferi ve takımının başarısızlığı. Kısacası, resimdeki espri, Manchester City'nin pahalı transferi Grealish'in takıma fayda sağlamaması ve bunun yerine şans getirmesi yerine, "King" ve "TD" ürünlerine dikkat çekilmesidir. Fotoğrafta, Brentford futbolcuları Premier Lig'in açılış maçında Arsenal'i 2-0 yendikleri için sevinçle kutluyor. Futbolcuların kırmızı-beyaz çizgili formaları ve sevinçleri, King marka bira reklamının "Kral" temasıyla uyum sağlıyor. Resimdeki mesaj ise, Premier Lig'e yeni yükselen Brentford'un 74 yıl sonra ligin açılış maçında Arsenal'i yenerek, adeta ligin "kralı" olduğunu gösteriyor. Fotoğrafta, Liverpool futbol takımının forveti Mohamed Salah'ın, Norwich City'e karşı oynadıkları maçta attığı gol sonrası sevinç gösterisi görülüyor. Salah'ın 5 yıl üst üste açılış haftasında gol atarak Premier Lig rekorunu kırması, görselde "King" yazan bira logosuyla ilişkilendirilmiş ve "TD" harfleriyle "Tanrı'nın Diğerleri" yazılı bir bardak resmedilmiş. Bu, Salah'ın golcülük yeteneği ile bira içmenin tanrısal bir zevk olduğunu ima eden bir mizah içeriyor. Ancak gerçekte Salah Müslüman ve alkol kullanmıyor.


Artık insanların sevgisine karışmayın! Z...
Artık insanların sevgisine karışmayın! Zaten keyfimizin her gün kaçırıldığı bu dünyada bari bırakın da sevenler sevsin. Ayrımcılığı bırakın. İnsanları rahat bırakın! #aşkaşktır Stop judging people by their sexual orientation. Let people love each other. Stop the discrimination. #loveislove
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde "İnsanları cinsel yönelimiyle yargılamayı bırakın." yazan bir görsel var. Görselin altındaki "TD" logosu, cinsel yönelimle ilgili önyargılar ve ayrımcılık konusunda farkındalık yaratmaya çalışan bir topluluk veya kuruluşu temsil ediyor. Görselin espri tarafı, cinsel yönelimle ilgili yargılamayı, bir kişiye ait başka özelliklerden ziyade, sanki kişinin tek tanımlayıcı özelliğiymiş gibi ele almasıdır. Bu durum, cinsel yönelimin kişinin karakteri veya kişiliği hakkında yargı yapılmasını haklı çıkarmadığını vurgulamak için kullanılan bir hicivdir. Resimde mavi tulum giymiş, saçı at kuyruğu yapılmış ve boynunda inci kolye olan bir kadın var. Kadının başının üzerinde "SANA NE?" yazıyor. Bu resimde geçen espri, kadının "Sana ne?" diyerek kendisine sorulan sorulara veya söylenen şeylere aldırış etmediğini ve umursamadığını gösteriyor. Resimde gökkuşağı renklerinde bir arka plan ve bir dizi el var. Eller kalp yapmış ve her birisi farklı ten renginde. Resmin altında "Kimse sevgisini saklamak zorunda kalmamalı." yazıyor. Resimdeki espri, herkesin kendilerini özgürce ifade etme hakkına sahip olduğunu ve kimsenin sevgisini saklamak zorunda kalmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Gökkuşağı ve ellerin kalp yapması, sevgiyi, hoşgörüyü ve çeşitliliği temsil ediyor. Resimde "Aşk aşktır." yazıyor ve bunun yanında gökkuşağı renklerinde bir kalp var. Şaka, "aşk aşktır" cümlesinin, aşkın cinsiyet, cinsel yönelim veya diğer farklılıklara bakılmaksızın, her zaman aynı olduğunu vurgulaması. Gökkuşağı kalbi de bu mesajı pekiştiriyor. Resimde, "İnsanları Cinsel Yönelimleriyle Yargılamaktan Vazgeçin" yazan bir afiş bulunmaktadır. Şaka, "cinsel yönelim" teriminin günlük hayatta daha az kullanıldığı ve bu nedenle afişin biraz garip bir şekilde ifade edildiği gerçeğinde yatmaktadır. İnsanları nasıl değerlendirdikleriyle değil, kişiliğiyle yargılamamız gerektiğini hatırlatmak için yazılmış bir afiş olarak da düşünülebilir. Resimde, gökkuşağı renklerinde bir arka planın üzerinde, elleri kalp şeklinde duran çeşitli ten rengi insanların elleri görülüyor. "Kimse aşkını saklamaya zorlanmamalı" yazısı da var. Bu, herkesin aşkını özgürce ifade etme hakkına sahip olması gerektiğini ve kimsenin bunu saklamaya zorlanmaması gerektiğini belirten bir mesajdır. Bu mesaj, özellikle cinsel yönelimleri veya cinsiyet kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa uğrayan insanlar için önemlidir. Bu insanların aşklarını özgürce ifade etme hakkına sahip olduğunu hatırlatmak, eşitlik ve kabulcülük için mücadele etmenin önemli bir parçasıdır. Resimde, gökkuşağı renklerinde bir kalp ve "Aşk aşktır." yazısı var. Şaka, aşkın her türlüsünün eşit olduğunu vurgulaması ve "Aşk aşktır" ifadesinin sık sık LGBTQ+ haklarını savunmak için kullanılmasıdır. Bu ifade, tüm aşk türlerinin eşit olduğunu ve herkesin sevme ve sevilme hakkına sahip olduğunu vurgular.


Meme kanseri erken tanının büyük fark ya...
Meme kanseri erken tanının büyük fark yarattığı bir hastalıktır. Metastatik Kanser Derneği @metamazon_tr bu konuda farkındalık kazandırmak için bizimle iletişime geçti ve biz de sizlerlerle onların hazırladıkları verileri ve bilgileri paylaşmak ve erken tanının tekrar önemini hatırlatmak istedik. Bir aile üyesini meme kanserine kaybetmiş biri olarak söylüyorum, lütfen erken tanı için gerekli kontrolleri yapın. Sevgiler ❤️ Early diagnosis is critical for breast cancer. Metastatic Breast Cancer Foundation contacted us to make a post to raise awareness on the subject. They created all the information on these posts. As someone who lost a family member to breast cancer, I’m asking you please follow the suggested methods for early diagnosis. Be safe ❤️
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta pembe bir arka plana karşı "Meme Kanseri" başlığı ve bu hastalığın açıklaması yer alıyor. Aşağıda ise "Metamazon" logosu ve "Meme Kanseri Derneği" yazısı yer alıyor. Bu resimdeki espri, "Metamazon" logosunun Amazon logosunu taklit etmesinde ve "Meme Kanseri Derneği" yazısının altında yer almasında yatmaktadır. Burada, "Meme Kanseri Derneği"nin "Amazon" gibi bir şirket gibi sunulmasıyla, ciddi bir hastalık olan meme kanseri ile günlük hayatta sıkça karşılaştığımız ve bir alışveriş platformu olarak gördüğümüz Amazon arasındaki ironik karşılaştırma yapılıyor. Bu, konuyu günlük hayatla ilişkilendirmesi ve dikkat çekmesi için ironik bir yaklaşım. Bu fotoğrafta pembe bir arka plana karşı "Kimler Meme Kanseri Riski Altında?" başlığı ve bazı bilgiler yer alıyor. Bilgiler, meme kanseri riskinin yüksek olduğu kişileri vurguluyor. Resimde ayrıca "Metamazon" adlı bir dernek logosu da yer alıyor. Şaka, "Metamazon" isminin Amazon ile benzerliğinden kaynaklanıyor. "Meta" ön eki "sonra" anlamına gelir ve "Metamazon" "Amazon'dan sonra" veya "Amazon'dan daha fazla" anlamına geliyor. Bu, meme kanseri konusunda Amazon'dan daha fazla endişelenmek gerektiğini ima ediyor. **Bu şaka, meme kanseri hakkında ciddi bir konuyu ele alıyor, ancak aynı zamanda biraz mizah kullanarak konuyu daha anlaşılır hale getirmeyi amaçlıyor.** Resimde meme kanseri hakkında farkındalık yaratmayı amaçlayan bir afiş bulunmaktadır. Afişte "Meme Kanserinde Erken Tanı Çok Önemlidir" yazmaktadır. Afişteki espri ise, meme kanseri taramasında meme muayenesi ve mamografi yöntemleri kullanıldığını, bu yöntemlerin de memeye benzediğini ima ederek yapılan bir kelime oyunu. Afişteki "TD" ifadesinin de "Türk Derneği" kısaltması olması ve meme muayenesinin önemini vurgulamak için "Meme Kanseri Derneği" yazılması, afişe ek bir espri katmaktadır. Resimde "Meme Kanseri" yazan pembe bir kutu ve altında meme kanserinin tanımını açıklayan bir yazı var. Resmin sağ alt köşesinde ise pembe ve mavi ipliklerden örülmüş bir düğüm ve bunun altında "Metamazon" yazan bir logo ve altına "Metastatik Meme Kanseri Derneği" yazılmış. Bu resimde yapılan şaka "Metamazon" ismini kullanarak "Amazon" şirketine gönderme yapması ve meme kanserini "metastatik meme kanseri" olarak adlandırarak "meta" ile "metastatik" kelimeleri arasındaki benzerliğe vurgu yapması. Bu şaka, meme kanseri hakkında konuşmayı normalleştirmek ve hastalıkla ilgili bilgi edinmeyi teşvik etmek amacıyla kullanılmış olabilir. Bu görsel, meme kanseri farkındalığı hakkında bilgilendirme amaçlı bir gönderi. Gönderide, 8 kadından 1'inin meme kanseri olduğunu ve kadınların erkeklerden 100 kat daha fazla meme kanseri olma olasılığının olduğunu söylüyor. Ancak, gönderinin altındaki küçük resimde "Metamazon" adında meme kanseri için bir tedavi ürünü var. Bu, "Metamazon" gibi bir ürünle meme kanserini tedavi etmek mümkünmüş gibi ironik bir şekilde sunulmuş. Yani, gönderi meme kanseri hakkında bilgi verme amacıyla hazırlanmış ancak "Metamazon" gibi bir ürünle meme kanseri tedavi edilemeyeceği anlaşılacak şekilde. Resim, meme kanseri farkındalığıyla ilgili bilgilendirme içeren bir afiş gösteriyor. Afişte "Erken Teşhis Meme Kanseri Tedavisinde Kritiktir" başlığı ve meme kanseri için erken teşhisin önemini vurgulayan, yaşa göre tavsiyeler bulunmaktadır. Resimdeki espri, "Metamazon" logosunun "Metastatik Meme Kanseri Derneği" anlamına gelmesinde yatıyor. "Metamazon" kelimesi, "Amazon" ve "metastaz" kelimelerinin birleşiminden oluşmuş, dolayısıyla "Meme Kanseri Derneği"nin adı esprili bir şekilde "Metamazon" olarak verilmiş. Bu, meme kanseri gibi ciddi bir konuyu, esprili bir şekilde ele almanın, insanların dikkatini çekmek ve farkındalık yaratmak için etkili bir yol olduğunu gösteriyor.


trevor belmont @justiciadelrey sadece tü...
trevor belmont @justiciadelrey sadece türkçe'yle van'ı bile geçemezsiniz hocam O Abdurrahman Bilgiç @A_Bilgic_ · 1 gün Çin'e kadar sadece Türkçe konuşarak gidebilirsiniz Bu Tweet dizisini göster
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Orta Asya ülkelerinin haritası bulunmaktadır. Ülkelerin üzerinde kendi bayrakları ve isimleri yazılıdır. Görsel, Türkçeyle Van'a bile gidilemeyeceği düşüncesine bir göndermedir. Bu düşünceye, Orta Asya ülkelerinin Türkçe konuşan ve Türk kültürüne yakın olduğunu hatırlatarak karşı çıkıyor. Resim, "Çin'e kadar sadece Türkçe konuşarak gidebilirsiniz" diye yazan bir tweet'e cevap olarak gönderilmiş. Resimle kastedilen şey, Türkçe bilerek birçok yere gidilebileceği ve bunun bir engel olmadığıdır.


Her günümüz başka bir endişeyle geçiyor ...
Her günümüz başka bir endişeyle geçiyor ve yaşadığımız günlerden keyif almakta zorlanıyoruz. HONNE’un ‘smile more smile more smile more’ şarkısını yorumlayarak sizlerle birkaç mesaj paylaşmak istedik. Geçen sene buna çok benzer mesajlar paylaşmıştık, biraz güncelledik şimdi. Bu şarkı bize güzel hisler verdi, sizlerle paylaşmak istedik. Umarız sizin de gününüzü güzelleştirir. Sevgiler arkadaşlar ❤️ We live our days suffering from different worries. It’s getting difficult to enjoy the moment. We translated and interpreted HONNE’s song ‘smile more smile more smile more’ to share some useful messages. Thank you for this beautiful song @hellohonne To understand these messages in English, you can read their lyrics. We hope this will make your day better. Love ❤️
Yapay zeka açıklaması

Bu resimde, mor bir arka plan üzerinde beyaz yazı ile bir mesaj var. Mesaj şu şekilde: "Endişelerin egemen olduğu zor günlerden, yıllardan geçiyoruz. Yaşadığımız günleri düşünerek yararlı olacak birkaç düşünce paylaşmak istedik." Resmin altında sağ tarafta, beyaz bir daire içinde "TD" yazılı bir logo var. Bu, Türk Dil Kurumu'nun logosu. Resimdeki espri, TD'nin günümüzde sıkıntılı bir dönemden geçtiğinin bir göndermesi olması ve bu zorlukları esprili bir şekilde "endişelerin egemen olduğu zor günler" olarak tanımlaması. "TD"nin logosunun yanında konumlandırılması bu espriyi daha belirgin hale getiriyor. Resimde bir aile var. Baba, anne ve iki çocuk birbirlerine sarılmış ve mutlu görünüyorlar. Altta ise "Arkadaşlarınla ve ailenle zaman geçir. Ara, mesaj at. Zor gelebilir; ama onları sevdiğini söyle. Her zaman yanında olmayacaklar." yazıyor. Bu resim ve yazı, arkadaşlara ve aileye zaman ayırmanın önemini ve onları her zaman kaybetme ihtimalini hatırlatıyor. Fakat ailenizin her zaman yanında olamayacağını düşünmek her zaman iç açıcı olmayabilir. Bu espri biraz kara mizah gibi düşünülebilir. Sevdiklerimizi her zaman kaybetme ihtimali üzücü olsa da, hayatın gerçeklerinden biridir. Bu espri, bu gerçeği hatırlatarak, onları daha fazla takdir etmemiz gerektiğini söylüyor. Resimde, pembe bir fon üzerinde beyaz yazıların olduğu bir kartpostal görülüyor. Kartpostal'da "Her gün uyan ve perdeleri aç. Güneşin sıcaklığını yüzünde hisset. Kendini sev, olduğun gibi güzelsin." yazıyor. Resmin alt kısmında ise sarı bir üst giymiş, kollarını kendine sarıp yüzünde gülümseme olan bir kadın görülüyor. Kadının etrafında çiçekler var. Resmin sağ alt köşesinde ise beyaz bir daire içinde "TD" harfleri ve bir çaydanlık resmi bulunuyor. Resimdeki espri, kartpostalın öz güven ve pozitiflik mesajı vermesi ve bunun yanında günlük hayatın en basit aktivitelerinden biri olan çay içmeyi temsil eden çaydanlık resminin yer almasıdır. Bu şekilde, kartpostalın mesajı ile günlük hayattaki basit zevklere ve kendimizi sevmeye vurgu yapılıyor. Resimde, bir çiftin dans ettiği gösteriliyor. Resmin üstünde ise "Anılar yarat, JPEG'ler değil. Yaratıcı ol. Çiz, dil öğren, dans et. Çekinsen bile dans et." yazıyor. Bu resimdeki espri, yaşlı çiftin, dans ederken fotoğraf çektirilmemek için kaçmaya çalıştığını, ancak dans etmeye devam etmekle ilgili olduğu söylenebilir. Resim, yaşlı kişilerin de hayatın tadını çıkarabileceklerini ve eğlenebileceklerini göstererek, yaşlılığa dair olumlu bir bakış açısı sunuyor. Resimde iki kişi, pencerelerden birbirlerine el sallayarak selam veriyor. Yazıda "Arkadaşlarına, ailene daha çok teşekkür et. Minnettar olduğunda söyle. Herkes değerinin bildiğini hissetse Günlerimiz daha güzel geçer." yazıyor. Şaka, insanların birbirlerini takdir ettiklerini söylemeleri ve minnettarlıklarını ifade etmelerinin, ilişkileri daha pozitif ve mutlu hale getireceği gerçeğinde yatıyor. Bu, her zaman iyi bir şey olsa da, resimde iki kişinin sadece pencereden birbirlerine el sallayarak selam vermesi, bu minnettarlığı ifade etmek için biraz yetersiz bir gösterge. Resimde, bir grup insan birbirine sarılmış ve mutlu görünüyor. Arka planda kalp şeklinde bir desen var. Resmin altındaki yazıda "Kimse nereye gittiğini bilmiyor. Çizilmiş yolları takip etmek zorunda değilsin. Sadece hissettiğin gibi yaşa." yazıyor. Bu resim ve yazı, insanların kendi yollarını çizme ve başkalarının beklentilerine göre değil, kendi hislerine göre yaşama özgürlüğüne sahip olduklarını gösteriyor. Fıkra, insanların hayatlarında izledikleri yolları takip etme zorunluluğunun olmadığını, kendi yolculuklarını yaratabileceklerini vurgulayarak, özgürlük ve bağımsızlık mesajını iletiyor. Resimde üç kadın birbirini sarmalamış şekilde gösteriliyor. Resmin altındaki yazı ise "Birini sevmek için dinine cinsiyetine ırkına bakma. Sev sadece. Hayat zor, nefret seni yoracak. Sev." yazıyor. Bu yazı, insanların sadece sevgiyle hareket etmesi gerektiği ve önyargıların insanları yoracağı mesajını veriyor. Fıkra kısmı ise resimde üç kadının birbirine sarılması ve bunun bir "sevgi" mesajı olarak verilmesinde yatıyor. Burada "sevgi"nin cinsellik, "dinine cinsiyetine ırkına bakma" gibi kavramlarla bağdaştırılarak gönderme yapılıyor.


#AkbelenOrmanınıTerketmiyoruz Daha yeni ...
#AkbelenOrmanınıTerketmiyoruz Daha yeni ormanlarımız, ciğerlerimiz yanmışken doğanın maden için katledilmesini kabul etmiyoruz. Destek olmak için imzala, paylaş: 👉Change.org/ikizkoydireniyor (hikayemizde de paylaştık) @changetr bu içeriği bizler için hazırladı. Olay yerinden takipleri ve konuyla ilgili bilgilendirmeleri için teşekkür ederiz. Haberlerden bazıları:
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta Akbelen Ormanı'nı korumak için mücadele eden köylüler ve gönüllüler, polis tarafından ormandan çıkarılırken gösteriliyor. "Akbelen Ormanı'nı Terketmiyoruz" yazılı pankart ve "Ağaca, suya, toprağa olan düşmanlığınıza gıcıkım" yazılı bir afiş, polislerin halkı ormandan çıkarma girişimine karşı bir tepkiyi yansıtıyor. Resimdeki mizah, "Akbelen Ormanı'nı Terketmiyoruz" pankartı taşıyanların aslında polis tarafından ormandan çıkarılmış olmasında yatıyor. "Terketmiyoruz" sloganı, ormanda kalmaya kararlı olduklarını ifade ederken, gerçekte ormandan uzaklaştırılmış olmaları bir çelişki oluşturuyor ve ironik bir mizah yaratıyor. Resimde İkizköy halkının kömür madenlerinin kapatılması çağrısına yönelik bir pankart görüyoruz. Pankartta "Artık doğamızı, yaşam alanlarımızı kömüre feda etmek ve ömrümüzden 25 yıl daha vermek istemiyoruz. Geleceğimizle ilgili söz hakkımızı talep ediyoruz! Kömür için İkizköy'ü de, Türkiye'yi de yakmayın" yazıyor. Bu espri, İkizköy'deki kömür madenlerinin kapatılması için yapılan çağrıya gönderme yapıyor. "Kömür için İkizköy'ü de, Türkiye'yi de yakmayın" ifadesi, kömür madenlerinin kapatılması gerektiği ve bu madenlerden elde edilen kömürün Türkiye'nin tamamını yakabileceği anlamında bir abartı kullanıyor. Bu cümle, kömür madenlerinin kapatılması için yapılan çağrının ciddiye alınması gerektiği ve iklim değişikliğine karşı mücadele etmek için acil önlemler alınması gerektiği mesajını veriyor. Resimde, "İkizköylüler" adlı bir grup insan, "740 dönümlük Akbelen Ormanı'nın kesimin hemen durdurulması" ve "Akbelen Ormanı alanında maden işletme izni veren, 18.11.2020 tarihli Tarım ve Orman Bakanı imzalı olur kararının iptal edilmesi" talebiyle yürüyüş yapıyor. Elde tuttukları pankartta ise "Ağaç daha eksilmeyeceğiz" yazıyor. Bu resimdeki espri ise "Ağaç daha eksilmeyeceğiz" sloganı ile ormanların kesilmesine karşı duruşun ironik bir şekilde birleştirilmesinde yatıyor. Akbelen Ormanı'nın kesimi devam ettiği için, "Ağaç daha eksilmeyeceğiz" sloganı aslında bir gerçek değil, bir umut ve mücadele çağrısı olarak yorumlanabilir. Bu fotoğrafta, Akbelen Ormanı'nı madencilikten korumak için protesto eden köylüler ve gönüllüler görülüyor. Protestocuların ellerinde "Ağaca, suya, toprağa olan düşmanlığınıza geçicim.", "Her ağacı tek tek savunacağız" ve "Yaşasın İrizzdere köylülerinin dayanışması" gibi yazılar taşıyan pankartlar var. Ayrıca, bazı protestocuların başında polis tarafından kullanılan kalkanlar var. Bu fotoğrafta, protestocuların kalkanlar arkasında durmuş olması ve ellerinde pankartlar taşıyor olmaları, onları adeta "kalkan arkasından konuşan" bir şeye benzetiyor. Yani, Türkçedeki "kalkan arkasından konuşmak" deyimiyle bağlantı kurulabilir. Bu deyim, kişinin cesurca ve özgürce konuşmak yerine, kendini koruyarak ve gizlenerek konuşmasına gönderme yapar. Fotoğrafın komik tarafı, protestocuların aslında kalkanlar arkasında değil de, onları korumak için kullanan polislerin arkasında bulunmalarıdır. Bu durum, protestocuların "kalkan arkasından konuşan" değil, "kalkan arkasına saklanan" gibi görünmelerine neden olur.


İçerik ekle

Template seç, yazını yaz, kepsi siteye gönder.

Keps yap →

💬 Son Yorumlar