İçerik ekle template seç, yaz, gönder
dictionary ile ilgili bulabildiğim postlar, videolar, karikatürler, resimler, tweetler, miimler

Hiç ‘farklı’ göründüğünü düşündüğünüz bi...
Hiç ‘farklı’ göründüğünü düşündüğünüz bir insana uzunca baktınız mı? İşte Yüz Eşitliği yüz bölgesinde görünür farklılıkları olan bireylerin ayrımcılık ve ön yargı ile karşılaşmaması için mücadele etmektedir. 17-23 Mayıs Yüz Eşitliği Haftası’nda biz de @yuzumlemutluyum Derneği ile bu konuya dikkat çekmek için bir içerik hazırladık. Lütfen insanlara ön yargı ile yaklaşmamak, dışlanmış hissettirmemek için özen gösterelim. Hepimiz gördüklerimizden çok daha fazlasıyız. Sevgiyle kalın ❤️ Konuyla ilgili daha çok bilgi edinmek için lütfen @yuzumlemutluyum hesabını ve web sitesini ziyaret edin. Have you ever stared at someone because they look different? Face Equality advocates for awareness and acceptance of people with physical differences. For International Face Equality Week, we prepared this content with @yuzumdemutluyum to raise awareness for this issue. Please make an effort to not make anyone feel like an outcast. We are all much more than what we see. Love ❤️ Sources:
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde "Yüz Eşitliği Nedir?" başlığı altında bir açıklama ve bir çay bardağı görülüyor. Açıklamada, yüz eşitliğinin, insanların dış görünüşlerine bakılmaksızın eşit haklara sahip olmaları gerektiğini vurgulayan bir kavram olduğu belirtiliyor. Bu kavramın önemine değinirken, Türkiye'de yaklaşık 720 bin kişinin yüzündeki belirgin farklılıklar nedeniyle ayrımcılıkla mücadele ettikleri vurgulanıyor. Resimdeki çay bardağı, Türk kültüründe önemli bir sembol ve çay içmenin önemli bir parçasıdır. Bu, çay bardağı, yüz eşitliği kavramını ve insanların farklılıklara rağmen eşit haklara sahip olmasını, aynı çay bardağından çay içmeleri gibi, ima ediyor. Bu resimdeki espri, çay bardağının kullanımı aracılığıyla yüz eşitliğinin önemine dikkat çekmek ve insanların farklılıklara rağmen eşit haklara sahip olmaları gerektiğini vurgulamak. Ayrıca, insanların çay gibi basit bir şeyde bile eşitlik sağlayabilmelerini göstererek, daha büyük bir eşitlik mücadelesine dikkat çekiyor. Bu fotoğraf, pembe bir arka planda mavi yazı ile "Bakışlarımızın Etkisi" başlığı altında bir yazı içeriyor. Yazıda, farklı görünen bireylerin toplumda karşılaştığı bakışların rahatsız edici hisler yarattığı ve masum görünen bir bakışın da insanları rahatsız edebileceği belirtiliyor. Resimdeki espri, "Bakışlarımızın Etkisi" başlığının altına konulan çaydanlık şeklindeki "TD" logosu ile yapılıyor. Bu, çay içerken yapılan bir bakışın bile insanları rahatsız edebileceğini ima eden bir mizah. Kısacası, fotoğraf, insanların farklı görünen bireylere karşı farkında olmadan gösterdikleri bakışların olumsuz etkilerini mizah yoluyla ele alıyor. Resimde, mavi bir arka plan üzerinde beyaz yazı ile, toplumsal cinsiyet eşitliği için yapabileceğimiz şeylerin bir listesi yer alıyor. Resimdeki espri, toplumsal cinsiyet eşitliği için yapabileceğimiz şeylerin bir çömleğe benzetilmesi ve listedeki maddelerin bu çömleğin üzerinde yazılı olmasıdır. Bu, çömleğin kadınlar için bir metafor olarak kullanıldığını ve kadınların toplumsal cinsiyet eşitliğinde önemli bir rol oynadığını ima eder. Espriyi daha anlaşılır hale getirmek için, listenin çömleğin üzerinde yer alması yerine, "Çömleği Kırmayalım" gibi bir başlık altında yer alması daha uygun olurdu. Resimde "Yüz Eşitliği Nedir?" başlığı altında bir açıklama yer almaktadır. Açıklama, insanların fiziksel farklılıkları nedeniyle toplumda eşit değer taşıması ve eşit kabul görme hakkına sahip olduğuna dair bir mesaj vermektedir. Bu resimde bir şaka bulunmamaktadır. Resim, yüz eşitliği kavramını açıklayarak, insanların görünüşlerinden bağımsız olarak eşitlik hakkına sahip olduğunu vurgulamaktadır. Görselde mor bir arka plan üzerinde "Konunun Üzerindeki Etkimiz" başlığı, ardından "Görünür farklılıklara sahip kişiler, birçok sosyal ortamda yüzlerine yöneltilen bakışlarla başa çıkmak zorundadır." cümlesi yer alıyor. Son olarak "Sadece bir bakış size masum gelebilir ama büyük bir rahatsızlığa neden olabilir ve birinin hayatını etkileyebilir." cümlesi bulunuyor. Resmin alt sağ köşesinde ise "TD" harfleriyle ve yanında küçük bir çaydanlık bulunan bir daire yer alıyor. Bu görsel, insanlar tarafından görünür farklılıkları olan kişilere yönelik bakışların, onları rahatsız edebileceği ve hatta hayatlarını etkileyebileceği fikrini ele alıyor. Görselin altındaki "TD" ve çaydanlık sembolü, "Tüm Dünya"ya ("All the World" in Turkish) atıfta bulunuyor ve böylece bir bakışın tüm dünya için aynı etkileri yaratabileceğini ima ediyor. Yani, küçük bir bakış, tüm dünyanın farklılıklara karşı daha duyarlı olması gereken bir mesaj gönderiyor. Resimde yüz eşitliği için yapılabilecek şeyler yazıyor. Resmin komik yanı, yüz eşitliği için verilen tavsiyede insanların farklılığına odaklanmaması ve sadece farklı görünen yüzlere ilgi duymaması gerektiği söylenmesi.


19 Mayıs 1919’da çıktığın bu yolculuk ka...
19 Mayıs 1919’da çıktığın bu yolculuk kaderimizi değiştirdi, bize yol gösterdi. Her gün minnet duyduğumuz fedakarlıkların #PahaBiçilemez. Bize aşıladığın umutla yolunda yürümeye devam edeceğiz. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun. 🎈@mastercardturkiye #işbirliği
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı temsil eden bir görsel bulunmaktadır. Üstte büyük beyaz harflerle "19 Mayıs" yazıyor. Altında, "O'nun her şeyi yeniden inşa etmek için Anadolu'ya doğru bir yolculuğa çıktığı, umudun yeniden doğduğu gündür." yazısı var. Resimde üç kişi var. Bir erkek, bir kadın ve bir çocuk, arkadaşça bir şekilde gülümseyerek duruyorlar. Görselin altında Mastercard ve Türk Hava Yolları logoları bulunmaktadır. Bu görselin esprili yanı, Atatürk'ün Anadolu'ya doğru bir yolculuğa çıktığını ve bu yolculuğun umudun yeniden doğuşu olduğu ifadesi ile Mastercard ve Türk Hava Yolları logosunun birlikte yer almasıdır. Bu da Atatürk'ün yolculuğunun Mastercard ve Türk Hava Yolları ile gerçekleştiğini ima ediyor. Bu görsel, tarihsel bir olayı günümüzle bağdaştırarak esprili bir şekilde ele alıyor. Ancak, bu tarz bir yorumun tarihsel gerçeklerle örtüşmediğini hatırlamak önemlidir. Resimde iki genç, Atatürk'ün "Biz her şeyi gençliğe bırakacağız... Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir." sözünü taşıyan bir afişin önünde duruyor. Bu resimde espri, gençlerin Atatürk'ün sözlerini anlamakta zorlanması ve "Biz her şeyi gençliğe bırakacağız... Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir." sözünü anlamamış olmalarıdır. Gençler, Atatürk'ün "gençliğe bırakacağız" ve "bütün ümidim gençliktedir" sözlerini ciddiye alarak, afişin önünde poz vermişlerdir. Fakat, Atatürk'ün sözünün aslında gençlerin gelecek için sorumluluk almaları gerektiği anlamına geldiğini anlamamışlardır. Bu espri, Atatürk'ün gençlere olan güvenini ve onların gelecek için umut olduğunu vurgular. Aynı zamanda, gençlerin bazen büyük düşünürlerin sözlerini tam olarak anlayamayabileceğini de gösterir. Resimde üç genç, kollarını havaya kaldırmış ve gülümsüyor. Resmin üst kısmında "Gençlik geleceğimizin umududur." yazıyor. Ancak resimdeki gençlerin hepsi, kart üzerindeki kart sahibi için bir banka kartı kullanmak üzere yetişkinmiş gibi görünüyor. Bu durum, "gençlerin geleceğin umudu olduğu" söylemiyle alay ediyor, çünkü gençlerin yetişkin gibi görünmeleri, aslında yetişkin dünyasına dahil olduklarını ve finansal sorumluluklar aldıklarını gösteriyor. Bu resimde, kırmızı bir arka plana karşı üç arkadaş duruyor. Arkadaşların başlarının üzerinde "Vazife emanet edilen Cumhuriyeti korumak ve yükseltmektir" yazıyor. Resimde, arkadaşlar "mastercard" ve "Turkish Deposit Insurance Fund" logosunun altında duruyor. Şaka, arkadaşların "Vazife emanet edilen Cumhuriyeti korumak ve yükseltmektir" yazısının altında durarak, parayı korumak için her şeyi yapacaklarına dair bir espri oluşturmasıdır. Resimde 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı için bir afiş ve altında birkaç genç insan var. Resmin amacı, 19 Mayıs'ın sadece gençlik ve sporla ilgili olmadığını, aynı zamanda Atatürk'ü anma günü olduğunu vurgulamak. Şaka, 19 Mayıs'ın aslında Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı'nın iki ayrı bayram olmasına rağmen afişin bu iki günü birleştirmesinden geliyor. Bu, Atatürk'ü anma ve gençlik ve spor bayramını aynı kefeye koyarak biraz saygısızlık yaratıyor.


Her gün diyoruz. 😅 We almost say this ev...
Her gün diyoruz. 😅 We almost say this everyday. 😅
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde "what is this diet, what is this cabbage pickle!" yazan yeşil bir arka plan var. Altında ise " /bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!/ (exp.) 1. amazing expression to use when someone's words and actions contradict each other" yazıyor. Bu, "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!" ifadesinin ne anlama geldiğini açıklayan bir görsel. Bu atasözü, birinin sözleri ile eylemleri çeliştiğinde kullanılır. Bir kişi bir şey söyler, ancak davranışları söyledikleri ile örtüşmez. Örneğin, biri "Ben çok sağlıklı besleniyorum" der, ama aynı anda hamburger yerken. Bu durumda, "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!" ifadesini kullanabiliriz.


Bugün Uluslarası Homofobi ve Transfobi K...
Bugün Uluslarası Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü 🏳️‍🌈 Artık yıl olmuş 2021, lütfen homofobik, transfobik olmayın. Gerek yok. Teşekkürler. ❤️ Today is International Day Against Homophobia, Transphobia and Biphobia 🏳️‍🌈 Please don’t be homophobic, transphobic or biphobic. There is no need. Thank you. ❤️
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde gökkuşağı ve "Homofobik Olmayın. Gerek Yok." yazısı var. "Gerek yok" ifadesi homofobiye gerek olmadığını ima ediyor. "Homofobik Olmayın" yazısı ise homofobik olmama çağrısı yapıyor. Bu görsel homofobinin kabul edilemez olduğunu ve herkesin eşit haklara sahip olduğunu vurgulamak için kullanılıyor. Resimde bir gökkuşağı ve "Transfobik Olmayın. Gerek Yok." yazısı var. Bu yazı, transfobik olmak için bir gerekçe olmadığını ve bunun kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Gökkuşağı, LGBT+ topluluğunun sembolüdür ve transfobiye karşı mücadele çağrısı yapmaktadır. Bu ifade, insanların kendilerini ifade etme özgürlüğüne sahip olduğunu ve kim oldukları için yargılanmamaları gerektiğini hatırlatmaktadır. Resimde sarılan iki erkek var. Erkeklerin üzerinde "İnsanların sevgisine, cinsiyetine karışmayın." yazıyor. Bu cümle, herkesin sevgisine saygı göstermemiz gerektiğini, cinsiyetine göre ayrımcılık yapmamamız gerektiğini vurguluyor. Resim ve sözlerin birlikte, cinsel yönelimlere karşı önyargı ve ayrımcılığın yanlış olduğunu ve herkesin kendi sevgisi için özgür olması gerektiğini gösteriyor.


Tatilden işe dönerken aklımızdaki. İyi h...
Tatilden işe dönerken aklımızdaki. İyi haftalar 🦊 What comes to our mind as we go back to our jobs after the holiday. Have a great week 🦊
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, "the fox will come back to the fur store" yazan beyaz yazı, turuncu bir arka planın üzerinde yer alıyor. Altında ise Türkçe bir atasözü olan "tilkinin dönüp geleceği yer kürkçü dükkanıdır" yazıyor. Resimdeki espri, tilkinin kürkçü dükkanına dönmesi gerektiği atasözü ile tilkinin bir kürkçü dükkanına geri döneceğini ima eden "the fox will come back to the fur store" cümlesi arasındaki bağlantıya dayanıyor.


Yeni sokağa çıkma kısıtlamaları açıkland...
Yeni sokağa çıkma kısıtlamaları açıklandı. Şu anda günlük vaka sayısını düşürmüş olsak da aşılamayı hızlandırmadan normalleşmemiz mümkün değil. Aç kapa yaparak bu işi çözemeyeceğiz. Aşılamayı artık hızlandırmamız lazım. New COVID restrictions have been announced. Now we will have lockdown between 21:00 - 05:00 on weekdays and full lockdown on the weekend. We have only managed to vaccinate 13.1% of the population. In order to normalize, we need to vaccinate at a much higher rate. Aşının 6 ay koruyuculuğu olduğunun kaynağı / Source for 6 month protection duration of the vaccine:
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, "Yeni Sokak çıkma kısıtlamaları" başlıklı bir afiş görünüyor. Afişte, "Hafta içi: 21:00 - 05:00 saatleri arasında, Cuma 21:00'den Pazartesi 05:00'e kadar Cumartesi Pazar günlerinin tamamını kapsayacak şekilde sokağa çıkma kısıtlamaları uygulanacak." yazıyor. Afişin altında çay bardağı resmi ile "TD" yazılı. Bu afiş, Türkiye'de yaşanan pandemi dönemindeki sokağa çıkma kısıtlamalarını ve çay içmenin sosyalleşmenin önemli bir parçası olduğunu esprili bir şekilde ele alıyor. "TD" kısaltması "Tek Demlik" anlamına geliyor ve çay içme eylemine vurgu yapıyor. Bu resimde, Türkiye'de COVID-19 vakaları hakkında bir mesaj var. Mesajda, aşılanma oranının düşük olduğu, yeni vakaların arttığı ve yasakların kalkmasının vakaları daha da artıracağı belirtiliyor. Mesajın sonunda, "Normalleşmek için aşılamayı hızlandırmaktan başka şansımız yok." deniliyor. Resimdeki espri, mesajın altında bulunan çaydanlık simgesidir. Çaydanlığın üzerinde "TD" yazmaktadır. Bu, "Tam Da" anlamına geliyor ve mesajdaki aşılanma çağrısını daha da vurgulayan bir espri. Resimde Türkiye'de COVID-19 aşılamasının yavaş ilerlediğini gösteren bir grafik var. Grafikte, aşılamanın başladıktan beri 4 ayda nüfusun sadece %13.1'inin aşılandığı belirtiliyor. Pfizer aşısının en az 6 ay koruduğu, bu hızla giderse 6 ayda nüfusun ancak %20'sinin aşılanabileceği ve aşının koruyuculuğunun 6 ay ise eskiden aşılananların da yeniden aşılanması gerekeceği vurgulanıyor. Grafikte, aşılama faaliyetlerini hızlandırmamız gerektiği, ancak bu hızın normalleşmemiz için maalesef yeterli olmadığı belirtiliyor. Resimdeki espri, Türkiye'deki aşılama hızının yavaşlığı ve bunun sonucunda halkın uzun süre korumasız kalacağı gerçeği üzerine kurulu. Aşılama faaliyetlerinin hızlandırılması gerektiği vurgulanırken, mevcut hızın yeterli olmadığı belirtiliyor. Aşılama hızının bu şekilde devam etmesi durumunda, aşılanmamış kişilerin uzun süre korumasız kalacağı ve tekrarlanan aşılamalara ihtiyaç duyulacağı ima ediliyor. Bu durum, halk sağlığı açısından endişe verici bir durum olarak gösteriliyor ve espri yoluyla okuyucuya bu konudaki ciddiyetin vurgulanması amaçlanıyor.


Alıntılarla beraber kitap önerileri 🌸 Bu...
Alıntılarla beraber kitap önerileri 🌸 Bunlar dahil olmak üzere binlerce sesli kitap ve podcast’e Audioteka uygulamasıyla ulaşabilirsiniz. Hem de @audioteka_tr ilk 100 kişiye uygulamayı denemesi için 1 ay ücretsiz üyelik de veriyor TURKISHDICTIONARY kodu ile. Story’deki link ile ücretsiz 1 ay deneyin ve sesli kitapların keyfini çıkarın 🤗 #işbirliği
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, Sadık Hidayet'in "Kör Baykuş" kitabından bir alıntı ve alıntının İngilizce çevirisi bulunuyor. Alıntı şöyle: "Hayatta ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar vardır." İngilizce çevirisi: "There are some scars that eat the soul slowly in loneliness like leprosy, the scars that chew you up." Fıkra, cüzzamın yavaş ve sinsi bir şekilde insanı kemiren bir hastalık olduğunu düşünerek, bu yaraların cüzam gibi yavaş ve sinsice kemirdiğini ve ruhunu yavaş yavaş yediğini ima ediyor. Bu, insanın ruhunu kemiren yaraların, cüzzam gibi bir hastalık gibi yavaş ve acı verici bir şekilde yıkıcı olabileceğini vurguluyor. Resimde Mina Urgan'ın "Bir Dinozorun Anıları" kitabından bir alıntı var. Alıntı, kötü de olsa bir kitabı bitirme alışkanlığından Fethi Naci'nin bir sözü sayesinde kurtulduğunu anlatıyor. Alıntı şöyle: "Başladığım kitabı, kötü de olsa bitirmek huyundan Fethi Naci'nin bir sözü sayesinde kurtuldum: "Karpuzu kestin. Baktın ki kabak. Gene de zorla yiyecek misin o karpuzu?"" Şaka, karpuzu kesip de kabak olduğunu görünce zorla yemek mantıksızlığına dayanıyor. Bu durum, kötü bir kitabı da bitirme çabasını, mantıksız bir eyleme benzetiyor. Resimde, yeşil bir zemin üzerine beyaz yazı ile "Beklenti içinde olmanın mantıklı bir yanı yoktur. Beklenti delilikten farksızdır." şeklinde bir alıntı yer almaktadır. Bunun altına ise "Çetin Çetintaş - Hayat Sana Ne Anlatıyor" yazısı eklenmiştir. Alıntının altında ise, "There is nothing reasonable about expectations. Expectation is no different than insanity." yazısı ve "audioteka" ile "TD" logosu bulunmaktadır. Fıkra, beklentilerin delilikten farksız olduğunu vurgulayan ve bunun için Çetin Çetintaş'ın sözlerini kullanan bir mizah örneğidir. Burada, beklentilerin mantıksızlığını ve delilikle olan benzerliğini abartılı bir şekilde ifade ederek güldürmek amaçlanmıştır. Bu resimde, "Dünya gözlerini kapatıyor çocuklar öldürülürken." sözü ile birlikte Suzanne Collins'in Açlık Oyunları: Kuşların ve Yılanların Şarkısı kitabının kapak resmi görüyoruz. Burada yapılan espri, dünya çocukların öldürüldüğü bir zamanda gözlerini kapatarak bu durumu görmezden gelmeye devam ediyor. Bu durum eleştiriliyor ve dünya çağrısında bulunuluyor. Resimde, pembe bir arka plan üzerinde beyaz renkte "Yanılmak ve hayal kurmak cüretini göster." sözü yazıyor. Altında ise "Tolstoy - Poliküška" ve "Show the audacity to err and dream" ifadeleri yer alıyor. Resmin sağ altında, "audioteka" yazısı ve bir çaydanlık simgesi bulunuyor. Resimdeki espri, Tolstoy'un "Poliküška" adlı eserinden bir alıntı olan "Yanılmak ve hayal kurmak cüretini göster." sözünün, Tolstoy'un aslında çok daha "cesur" bir eserinde yer alan bir cümleye benzemesi üzerine kurulu. Bu tür bir espri, okurların klasik edebiyat hakkında bilgi sahibi olmalarına ve eserleri farklı bakış açılarından değerlendirmelerine olanak tanır.


Tebrikler Kara Kartal 🦅
Tebrikler Kara Kartal 🦅
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde "champion" kelimesinin anlamı, Türkçeye çevrilmiş ve Beşiktaş'ın logosu ile beraber gösterilmiş. Şaka ise champion kelimesinin Türkçede "şampiyon" olarak çevrilmesinde yatıyor. Bu, Beşiktaş taraftarlarının "şampiyon" kelimesinin anlamını bildiklerini ve Beşiktaş'ı bu kelimeyle bağdaştırdıklarını ima ediyor. Aynı zamanda Beşiktaş taraftarlarının Beşiktaş'ı her zaman şampiyon olarak gördüklerini ve bu düşünceye bağlı kaldıklarını da gösteriyor. Resimde Beşiktaş takımının logosu ve "Şampiyon Kara Kartal" yazısı var. Türk kahvesi fincanı ile "TD" şeklinde yazı ise resmi daha komik hale getirmiş. "Kara Kartal" lakabıyla bilinen Beşiktaş takımı, aslında "siyah beyaz" renklerini kullanıyor. Bu espri Beşiktaş'ın takım renklerinin "siyah beyaz" olmasına rağmen, "kara kartal" lakabı nedeniyle kahveyle ilişkilendirilerek yapılmış bir mizah. Resimde siyah bir armanın üzerinde uçan siyah bir kartal ve "Tebrikler Kara Kartal" yazısı var. Armanın altında da "BJK 1903" yazıyor. Fotoğrafta Kara Kartal, Beşiktaş'ın maskotu ve sembolüdür. Bu fotoğrafla, Beşiktaş'ın kazanması, başarıya ulaşması ya da bir olaya dair tebrik edilmesi anlamına gelmektedir. Fıkrada "TD" yazısı ile çaydanlık sembolü, Türk futbolunda teknik direktörün kısaltması olan "TD" ile çay arasında bağ kurularak espri yapılmıştır. Bu espri, Türk futbolunda teknik direktörlerin çay içmeyi sevmesiyle ilgili bir klişeye dayanmaktadır.


Böyle aşağılanmamalıyız! Bu kadarı da fa...
Böyle aşağılanmamalıyız! Bu kadarı da fazla diyoruz ve hep daha fazlasını yapmayı başarıyorsunuz. Yeter artık, biraz mantıklı olun. We are being treated as second grade citizens in our own country. This embarassment has to stop. We need logic in this country. Photo credit: @kilicbil
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta dört kişinin "Aşı Oldum, Keyif Çıkartıyorum" yazan sarı maskeler taktığı görülüyor. Görselin altındaki yazı ise "Bu Halk Böyle Bir Aşağılanmayı Hak Etmiyor" yazıyor. Bu resim, aşı olmakla alay edilmesini eleştirerek, insanların aşı hakkında farklı görüşlere sahip olmasına rağmen, bunu alay konusu yapmanın yanlış olduğunu vurguluyor. Resimdeki alaycı mesaj, aslında aşı olmak isteyen kişilerin düşüncelerine saygı duyulması gerektiğini ve bu konunun alay konusu yapılmaması gerektiğini gösteriyor. Resimde, kırmızı bir arka plan üzerine beyaz yazı ile yazılmış bir eleştiri yazısı görülüyor. Yazıda, turistlere uygulanmayan COVID-19 kısıtlamalarının eleştirisi yapılıyor. Vatandaşların evde kalması istenirken turistlerin özgürce dolaşmasına ve denizde yüzmesine izin verildiği vurgulanıyor. Eleştiri, ülkenin ekonomik olarak turizme bağımlı olmasına rağmen, halkın sağlık ve refahı için uygulanan önlemlerin turistlere uygulanmamasını eleştiriyor. Bu durumun adaletsiz ve mantıksız olduğu ifade ediliyor. **Şaka, ülkenin turizm gelirlerine bağımlılığıyla, vatandaşların sağlığının ihmal edildiğini ve turistlerin öncelikli kabul edildiğini ima ediyor. ** Fotoğrafta, İstanbul manzaralı bir restoranda yemek yiyen turistler ve onları temizleyen bir Türk garson görülmektedir. "Tam kapanmada Türkiye'nin özeti" yazısıyla, turizm sektörünün pandemi dönemindeki durumunu esprili bir şekilde ele almaktadır. Turistlerin keyifle yemek yediği ve garsonun temizlik yaptığı sahne, turistlerin Türkiye'ye olan ilgisi ve Türk halkının misafirperverliğini temsil ederken, aynı zamanda turizm çalışanlarının zorlu koşullarda çalışmaya devam ettiklerini de göstermektedir. Resimde, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan bir kampanya görüyoruz. Turizm sektöründe çalışan kişiler maske taktıklarında, "Keyfini çıkar, aşılandım" yazan maskeler takıyorlar. Şaka, insanların aşılanmalarını teşvik etmek için, aşılanmış olduklarını gösteren bir şekilde maskeler takmaları ve böylece insanların daha rahat olmasını sağlamaktır. Aynı zamanda, "Keyfini çıkar" sözcüğüyle, insanların sosyalleşmeye ve seyahat etmeye teşvik edilmesini hedefliyor. Resimde "Visit Turkey" yazan bir afiş ve altında esprili bir metin var. Metin, Türkiye'ye gelen yabancılara, Türk vatandaşlarının evlerinde tutulduğu ve rahatça ülkeyi gezebilmeleri için hizmet sektörü çalışanlarının aşılandığı ve maskelerle işaretlendiği hakkında komik bir şekilde bilgi veriyor. Bu, Türkiye'deki koronavirüs önlemlerini mizah yoluyla ele alan ve Türk vatandaşlarının evlerinde kaldıkları yönündeki yaygın inanışa gönderme yapan bir espri.


Bir araya gelmeden yan yana olabilmek #P...
Bir araya gelmeden yan yana olabilmek #PahaBiçilemez. Hepimizin bayramı kutlu olsun. ❤️ @mastercardturkiye #işbirliği
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde sarı bir zemin üzerine şekerlemeler ve yıldızlar çizilmiş. Üstte "Bayram" yazıyor ve altta "Aile demek, kalbinin sevdikleriyle birlikte atması demek" yazıyor. Bu, bayramların ailenin bir arada olma ve sevgiyi paylaşma zamanı olduğunu vurgulayan bir mesaj. Mastercard ve Türk Telekom logo'ları da görülüyor. Bu resimde bir espri yok. Bu resimde kırmızı bir zemin üzerine şekerlemeler ve yıldızlar ve birkaç parti şapkası var. En altta "Bayram Sevgidir." yazıyor ve Mastercard logosu altında "TD" yazılı bir logo var. Şaka, resimde gösterilen şekerlemelerin "TD" logosunu andırmasıdır. Bu, bir banka kartının bayram hediyesi olarak sunulması fikriyle alay ediyor. Resimde turuncu bir zemin üzerine şekerlemeler ve yıldızlar var. Resmin ortasında beyaz yazı ile "Bayram gülümsemek demek" yazıyor. Resmin altında da Mastercard ve Türk Hava Yolları logo bulunuyor. Şaka, "Bayram gülümsemek demek" atasözüne dayanıyor. Bu söz, bayramın neşe ve mutluluk zamanı olduğunu vurguluyor. Ancak resimde Mastercard ve Türk Hava Yolları logo olması, bu atasözüne ironik bir yorum getiriyor. Mastercard ve Türk Hava Yolları gibi büyük kuruluşlar, bayram döneminde tüketici harcamalarını artırmak için çeşitli kampanyalar düzenler ve bu da "gülümsemek"ten çok "harcamak" düşüncesini akla getiriyor. Dolayısıyla şaka, bayramın gerçek anlamını ve ticari çıkarların bu anlamı nasıl etkileyebileceğini ele alıyor. Resimde sarı bir zemin üzerine şekerlemeler ve yıldızlar var. Resimde, "Bayram Mutluluk demek." yazıyor. Resimdeki espri, bayramın mutluluk anlamına gelmesi, ancak şekerlemelerin de mutlulukla ilişkilendirilmesi ve resmin MasterCard logosuyla tamamlanmasıdır. Resimde kırmızı bir zemin üzerinde şekerlemeler ve yıldızlar var. Altta "Bayram" yazıyor ve "Renk renk bir güne uyandığını bilmek ve kıpır kıpır hissetmek demek." cümlesi yer alıyor. Resimde kullanılan şekerlemelerin ve yıldızların, bayramı ve neşeyi temsil ettiği anlaşılıyor. Şaka ise, bayramın, uyanıp şekerleme yediğiniz bir gün olduğu ima edilerek yapılıyor. Yani, bu resim bayramı, şekerleme yiyerek kutlamak üzereymiş gibi gösteriyor. Resimde şekerler, yıldızlar ve "Bayram Paylaşmak demek" yazısı yer almaktadır. Şaka şu ki, "Bayram Paylaşmak demek" ifadesi, bayramın paylaşma ve birlikteliği simgelemesi üzerine oynuyor. Ancak bu ifade, "Bayram" kelimesinin "Paylaşmak" ile aynı anlama geldiği şeklinde yanlış bir çıkarım yaratıyor. Bu durum, ifadenin komik bir şekilde "Bayram = Paylaşmak" denklemini kurmasıyla şaka niteliği kazanıyor. Resimde sarı bir arka plan üzerinde şekerler, yıldızlar ve "Bayram" kelimesi var. Altında ise "Hatırlamak, hatırlanmak demek." yazıyor. Şaka şu ki, "Bayram" kelimesi hem bir festivali hem de hatırlamayı ifade ediyor. Bu nedenle, resim "Bayram"ın hem hatırlamayla hem de hatırlanmayla ilişkili olduğunu vurguluyor. Resimde kırmızı bir zemin üzerinde şekerlemeler ve yıldızlar var. Ortada "Bayram" yazıyor ve altında "Bir araya gelmeden yan yana olabilmek demek." yazıyor. Şaka, bayramların birlikte kutlanması gerektiği fikrine gönderme yapıyor. Ancak, resimdeki şekerlemelerin hepsi ayrı ayrı, yan yana değil. Bu da bayramın birlikte kutlanmasının zor veya imkansız olduğunu ima ediyor. Resimde şekerlemeler ve yıldızlar olan turuncu bir arka plana karşı, "Mutluluklarla dolu nice bayramlara!" yazısı yer alıyor. Altta ise Mastercard ve Türk Telekom logosu bulunuyor. Bu resmin şakası, Türk Telekom'un sloganı olan "Hayatınızda Nice Güzellikler Olsun" sloganını kullanarak, şekerlemenin mutluluk getirdiği fikriyle birleştirerek, "Mutluluklarla dolu nice bayramlara!" şeklinde esprili bir şekilde bayram mesajı oluşturmasıdır. Şaka, Türk Telekom'un sloganını ve bayram mesajını birleştiren ve şekerlemenin mutluluk getirdiği fikrini kullanarak, bir tür kelime oyunu yaparak ortaya çıkıyor.


Hemşireler Gününüz Kutlu Olsun! 🌼 Tüm em...
Hemşireler Gününüz Kutlu Olsun! 🌼 Tüm emekleriniz ve fedakarlıklarınız için teşekkür ederiz. 🤗 Happy Nurses Day! 🌼 We thank you for all your work and sacrifices. 🤗
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde iki sağlık çalışanı var, ikisi de maske takmış. Kadın hemşire, erkek doktor. Hemşirenin elinde bir dosya var. Resmin altında "Hemşireler Gününüz Kutlu Olsun! Özellikle bu son yılda ve meslek hayatınız boyunca tüm emekleriniz ve fedakarlıklarınız için teşekkür ederiz." yazıyor. Bu mesajda hemşirelere minnettarlık ifade ediliyor ancak resimde hemşirenin elindeki dosya, doktorun ise ellerini göğsünde kavuşturmuş şekilde durması, hemşirelerin her zaman daha çok iş yükü altında olduğunu ve doktorların daha rahat olduğunu ima ediyor. Bu, hemşirelerin işlerini her zaman daha zor buldukları ve doktorların daha az iş yaptıkları yönündeki yaygın bir mizah örneği. Resimde iki hemşire, maskelerini takmış, bir araya gelmiş ve "Mutlu Hemşireler Günü!" yazan bir pankart tutuyor. Bu resmi komik kılan şey, hemşirelerin tıbbi malzemelerden yapılmış bir "Mutlu Hemşireler Günü" pankartı tutmalarıdır. Hemşirelerin günlük işlerinde "mutluluk" anlamına gelen bir şeyden, "Mutlu Hemşireler Günü" pankartı yaratmaları, ironik bir mizah unsuru taşıyor. Bu resimde, maske takmış bir hemşire ve doktor görüyoruz. Resmin altında "Bir hayatı kurtaran kahramandır. Yüzlercesini kurtaran ise hemşire." yazıyor. Burada yapılan şaka, kahramanların genellikle tek bir kişiyi kurtardığı, hemşirelerin ise çok sayıda hastayı kurtardığıdır. Bu nedenle, hemşirelerin kahramanlardan daha fazla "kahraman" olduğu ima ediliyor. The picture shows a nurse and a doctor wearing masks. The text below says, "A person who saves one life is a hero. A person who saves hundreds is a nurse." The joke is that heroes usually save a single person, while nurses save many patients. Therefore, nurses are implied to be more "heroic" than heroes.


Ne yardan ne serden geçerim diyen, hem ş...
Ne yardan ne serden geçerim diyen, hem şeker hem çikolata isteyenler için Fondante karşınızda. İki arada bir derede kalmayın, bayramda hem şeker hem çikolatayı @elvangroup ailesinin tatlı üyesi Fondante ile yaşayın. 😊 #işbirliği
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde "ne yardan geçer ne serden" atasözüyle ilgili bir görsel var. Resimde beyaz yazı ile "ne yardan geçer ne serden" atasözünü anlatan "ne yardan geçer ne serden" (exp.) 1. describing a person who refuses to give up one of two things that they want" yazısı bulunuyor. Bu görsel "ne yardan geçer ne serden" atasözünün ne anlama geldiğini açıklayarak, atasözü ile ilgili bir şaka yapıyor. **Şaka:** "Ne yardan geçer ne serden" atasözü, iki şeyden birini seçmek zorunda kalındığında, ikisinden de vazgeçmek istemeyen bir insanı anlatır. Görselde bu durum, "lover" (sevgili) ve "head" (kafa) arasında bir tercih yapmak zorunda kalındığında, iki şeyden de vazgeçmeyen birisini anlatıyor. İkisinden de vazgeçmek istemeyen bu durum, "ne yardan geçer ne serden" atasözünün anlamına uygun bir şekilde esprili bir şekilde sunulmuş. Bu görsel, kırmızı bir zemin üzerinde beyaz yazı tipiyle yazılmış bir şaka içerir. Şaka şöyle: "İki arada bir derede kalmak" atasözüyle oynuyor. Resimde, "İki arada bir derede kalmak" ifadesinin yerine "iki boşluk ve bir nehirde kalmak" yazıyor. Bu, atasözünün komik bir şekilde değiştirilmiş hali. İki boşluk ve bir nehir arasında kalmak, iki seçeneğe de uymama durumu gibi, kişiyi çıkmaz bir sokağa iter. Görselde ayrıca, "Fondante" markasının logosu ve "TD" kısaltması da yer alıyor. Resimde "You can't have your cake and eat it too." yazıyor ve bu atasözünün Türkçesi "Hem pastam dursun hem karnım doysun" olarak verilmiş. Bu atasözü, insanın iki birbirine zıt şeyi aynı anda isteyemeyeceğini anlatıyor. Yani pasta varsa yiyeceksin, pastayı korumanın bir yolu yok. Resimde "ne şiş yansın ne kebap" atasözünün İngilizce çevirisi ve açıklaması yer almaktadır. Atasözünün anlamı, bir anlaşmazlıkta iki tarafı da memnun etmek, ikisine de iyi davranmak veya her iki seçeneği de kabul etmek anlamına gelir. Resimde "ne şiş yansın ne kebap" ifadesi "ne şiş yansın ne kebap (atasözü)" şeklinde yazılmış. Daha sonra, atasözünün anlamı İngilizce olarak "neither side should be made upset, both sides should be pleased" şeklinde açıklanmış. Bu atasözü Türk kültüründe sıkça kullanılır ve günlük hayatta çeşitli durumlar için geçerli bir söz olarak kabul edilir. Resimde "kararsız kasım" yazısı ve üç tane Fondante çikolatası var. Şaka, kasım ayının kararsızlık, seçim yapamama ve ikilem ile ilişkilendirilmesi ve Fondante çikolatalarının da farklı lezzet seçenekleri sunmasıyla ilgili. Kısacası, kasım ayında bir Fondante çikolatası seçmek bile zor olur çünkü o kadar çok seçenek var ki. :)


Her gün dünyada başka bir haksızlık görm...
Her gün dünyada başka bir haksızlık görmekten artık bıktık. Ne hırs, ne nefret bu! İnsanları artık rahat bırakın! We are sick an tired of injustices all around the world. Why this greed? Why this hate? Leave the people alone! Sources: The first 6 posts are taken from the content in the posts of @subhi.taha. 7th post is from @paliroots and 8th post is from @monachalabi
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde Filistin'de yaşanan olayları anlatan bir görsel bulunmaktadır. Görsel, İsrail'in Filistinlileri evlerinden çıkardığını ve Filistinlilerin barışçıl protestolarına İsrail'in silahlarla karşılık verdiğini anlatmaktadır. Resmin altında ise Filistin bayrağı ve "TD" yazan bir sembol bulunmaktadır. Bu sembol "Türk Dil Kurumu"nun kısaltmasıdır. Resimdeki espri, Filistinlilerin barışçıl protestolarına İsrail'in silahlarla karşılık vermesini, Türk Dil Kurumu'nun kelimelerin anlamını koruma çabasına benzetmesidir. Yani, "barışçıl protesto"nun "silah" ile karşılanması, "dil"in "TD" ile korunması gibi. Bu, ironik bir espridir ve Filistin'deki olayların vahametine dikkat çekmek için kullanılır. Bu resimde, İsrail'in Filistin'deki protestoları bastırmak için kullandığı şiddetli yöntemlerin komik bir şekilde anlatıldığı bir görsel var. Resimde, İsrail'in Filistinli protestocuları bastırmak için kullandığı silahlarla ilgili bazı komik ifadeler yer alıyor. Örneğin, İsrail'in protestoculara karşı kullandığı lastik mermileri ve kokulu su spreylerini "sevimli" bir şekilde tanımlıyor. Bu görsel, Filistin'deki protestolar sırasında yaşanan şiddeti hafifletmek ve İsrail'in bu şiddete karşı tutumunu eleştirmek amacıyla kullanılıyor. İsrail'in protestocuları bastırmak için kullandığı yöntemleri komik bir şekilde eleştirerek, görsel insanların bu şiddet olaylarını daha iyi anlamalarını ve İsrail'in bu davranışlarına tepki göstermelerini amaçlıyor. Ancak, Filistin'deki şiddet olaylarını komik bir şekilde eleştirmek, bu olayların ciddiyetini azaltma tehlikesi taşıyor. Bu nedenle, bu görselin daha fazla tartışmaya ve eleştiriye yol açması mümkün. Resimde, İsrail-Filistin çatışmasını anlatan kelimelerin yanlış ve doğru kullanımının bir karşılaştırılması yer almaktadır. Sol tarafta, "çatışmayı" tanımlamak için kullanılan yaygın ancak yanlış kelimeler çizilmiş olarak gösteriliyor: "PLM", "tahliye", "çatışma", "savaş", "çarpışma", "her iki taraf". Bu kelimeler, çatışmanın karmaşıklığını ve altındaki siyasi ve tarihsel konuları tam olarak yansıtmamaktadır. Sağ tarafta ise bu kelimelerin yerine kullanılabilecek daha doğru ve daha hassas ifadeler yer almaktadır: "Apartheid", "Kolonyalizm", "Devlet destekli şiddet", "Etnik temizlik", "İsrail'i Boykot", "İşgalin Sonu", "Yasa dışı yerleşimler", "Anti-Siyonizm". Bu görsel, İsrail-Filistin çatışmasına yaklaşırken daha dikkatli ve hassas bir dil kullanmanın önemini vurgulamaktadır. Şaka, Filistin halkının yaşadığı sorunları ve mücadeleyi azaltmak için kullanılan evcilleştirilmiş ve yanlış terminolojiyi ele alarak, çatışmayı daha doğru bir şekilde anlamak ve daha adil bir çözüm arayışına doğru ilerlemek için daha hassas bir dil kullanılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu grafik, İsrail yetkilileri tarafından yıkılan Filistin binalarının sayısının, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında inşa ettiği yeni binaların sayısından çok daha düşük olduğunu gösteriyor. Grafik, bu yıkımların "inşa" olarak gösterilmesiyle, İsrail'in Filistin topraklarında yaptığı eylemleri meşrulaştırmaya çalıştığını ima ediyor. Bu, "çift standart" ve "hipokriz" kavramlarını ele alan bir mizah örneğidir.


Sözlerimizin etkisinin ne kadar büyük ol...
Sözlerimizin etkisinin ne kadar büyük olduğundan hep bahsediyoruz. Dilimiz düşüncelerimizi ve böylece de toplumu şekillendiriyor. Devlet korumasındaki çocuk ve gençlere yönelik hatalı söylemlerle de sıkça karşılaşıyoruz. Bu söylemleri hep birlikte düzeltmek ve bu bilinçle konuyla ilgili bir toplumsal dönüşümü hayata geçirmek için @hayatsendeorg un #doğrusözlük projesinden birkaç içeriği sizlere tavsiye niteliğinde sunuyoruz. Hep birlikte daha duyarlı bir toplum için çalışmaya devam edelim. 🌼
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, "kimsesiz çocuk" ifadesi çizili ve "devlet korumasındaki çocuk" ifadesi yazılmış. Bu, "kimsesiz çocuk" ifadesinin devlet tarafından korunan çocuklara atıfta bulunmak için kullanılan yanlış bir ifade olduğunu vurgulamaktadır. Çünkü, "kimsesiz" kelimesi, çocuğun ebeveynlerinin öldüğü veya bulunamadığı anlamına gelir. Bu nedenle, "devlet korumasındaki çocuk" daha doğru bir ifadedir çünkü bu, çocuğun ebeveynlerinin yaşamadığı veya çocuğu yetiştiremeyeceği durumlarda devlet tarafından korunduğu anlamına gelir. Resimde "evlatlık" kelimesinin üzerine çizgi çekilmiş ve altına "evlat edinilen çocuk" yazılmış. Bu bir kelime oyunu. "Evlatlık" kelimesi, bir çocuğun yasal olarak başka bir aileye alınması anlamına gelir. Ancak, "evlat edinilen çocuk" ifadesi, sözcük anlamına bakıldığında, doğrudan bir çocuk sahibi olmanın tam tersine, yani bir çocuğu "edinmenin" (yani, evlat edinmenin) tam anlamını vurguluyor. Bu, "evlat edinilen çocuk" teriminin kelimenin tam anlamıyla kullanımıyla ilgili ironik bir şaka. Resimde "gerçek anne-baba" ifadesi çizili ve "biyolojik anne-baba" ifadesi yazılı. Bu, biyolojik anne-babanın mutlaka çocuğun gerçek anne-babası olmadığını ima eden bir espridir. **Esprinin Açıklaması:** Bu, bir çocuğun biyolojik olarak kimden doğduğu ile gerçek anne-baba olmanın aynı şey olmadığını gösteren bir espridir. Çocuklar, biyolojik anne-babaları dışında, onları yetiştiren, seven ve onlara bakım veren başka kişiler tarafından da "gerçek anne-baba" olarak kabul edilebilirler. Resimde "evlatlık alma" ifadesinin üzerine çizgi çizilmiş ve altına "evlat edinme" yazılmış. Bu görseldeki espri, "evlatlık alma" yerine daha olumlu ve günümüzde daha sık kullanılan "evlat edinme" ifadesinin kullanılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu durum, "evlatlık alma" ifadesinin daha eski bir zamanın kalıntısı olduğunu ve günümüzde "evlat edinme" ifadesinin daha çok tercih edildiğini göstermektedir. Resimde "yetimhane" kelimesinin üstü çizilmiş ve "çocuk evi" yazılmış. "Yetimhane" kelimesi yerine "çocuk evi" kullanmak daha insani ve saygılı bir dildir. Bu durum, yetimler için olumsuz bir imaj yaratan "yetimhane" kelimesinin yerine daha pozitif bir ifade olan "çocuk evi" kullanılmasının önemli olduğunu vurgulamaktadır.


Sözlerimizin etkisinin ne kadar büyük ol...
Sözlerimizin etkisinin ne kadar büyük olduğundan hep bahsediyoruz. Dilimiz düşüncelerimizi ve böylece de toplumu şekillendiriyor. Devlet korumasındaki çocuk ve gençlere yönelik hatalı söylemlerle de sıkça karşılaşıyoruz. Bu söylemleri hep birlikte düzeltmek ve bu bilinçle konuyla ilgili bir toplumsal dönüşümü hayata geçirmek için @hayatsendeorg un #doğrusözlük projesinden birkaç içeriği sizlere tavsiye niteliğinde sunuyoruz. Hep birlikte daha duyarlı bir toplum için çalışmaya devam edelim.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde "kimsesiz çocuk" yazan bir ifade var ve "kimsesiz" kelimesinin üstü çizilmiş. Altında ise "devlet korumasındaki çocuk" yazıyor. Bu görsel, kimsesiz çocukların aslında devletin korumasında olduklarını vurgulayan bir mizah örneği. "Kimsesiz çocuk" ifadesinin yerine "devlet korumasındaki çocuk" ifadesinin kullanılmasını önererek, bu çocukların yalnız olmadıklarını ve devletin sorumluluğunda olduklarını hatırlatıyor. Görselde "evlatlık" kelimesi üzerinde çizgi çekilmiş ve "evlat edinilen çocuk" yazıyor. Bu, "evlatlık" kelimesinin anlamının "evlat edinilen çocuk" olduğunu ve bu kelimeye gereksiz bir şekilde "lık" eki eklendiği şeklinde bir mizahı gösteriyor. Resimde "gerçek anne-baba" yazan bir metin var ve altına çizilmiş. Altında ise "biyolojik anne-baba" yazıyor. Şaka, biyolojik anne-babanın her zaman gerçek anne-baba olmadığını, yani gerçek anne-babanın biyolojik olarak anne-baba olmaktan ziyade, çocuklarına bakan ve onları seven kişiler olduğunu vurgulamaktadır. Resimde, "evlatlık alma" ifadesinin üstü çizili ve yerine "evlat edinme" yazılmış. Bu, Türkçedeki "evlatlık alma" ifadesinin "evlat edinme" ile eş anlamlı olduğunu ve aralarında kullanım açısından fark olmadığını gösteren bir mizah. Resimdeki mesaj, evlat edindiğiniz çocuğu, gerçek çocuğunuzla aynı şekilde sevmeniz gerektiği ve evlat edinmeyi bir "alma" eylemi olarak değil, bir "edinme" eylemi olarak görmeniz gerektiği mesajını veriyor. Bu resimde "yetimhane" kelimesinin üzeri çizili ve "çocuk evi" yazılmış. Bu, "yetimhane" kelimesinin yerini "çocuk evi" kelimesinin alması gerektiğini, çünkü "yetimhane" kelimesi artık kullanılmaması gereken ve olumsuz çağrışımlar yapan bir kelime olduğu anlamına gelir. Bu, çocukların yaşadıkları yer için daha olumlu ve kapsayıcı bir terim kullanılmasını vurgulamaktadır. Şaka ise "yetimhane" kelimesinin yerine "çocuk evi" kullanmanın, daha yumuşak ve olumlu bir dil kullanımı olduğunu göstermesi.


Güzel bir haber: Japonya'daki bir fırını...
Güzel bir haber: Japonya'daki bir fırının kanserle mücadeleye katkısını duydunuz mu? 😮 Bu haberi @shityoushouldcareabout hesabından gördük. New Yorker bir haberinde paylaşmış, biz de sizinle paylaştık 😊 Have you seen the contribution of a Japanese bakery to the fight against cancer? We saw this from a post on @shityoushouldcare mentioning the article on @newyorkermag 😊 The article:
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, sevimli bir robot, bir fırının hamur işi ürünlerini otomatik olarak ayırmak için yaratılan yapay zekâ yazılımının kansere erken teşhis koyma potansiyeliyle dalga geçiliyor. Bu, yapay zekâ yazılımının hamur işleri, bisküviler ve diğer unlu mamulleri ayırmak için kullanılabileceğini, ancak kanseri teşhis etmek için kullanılamayacağını ima ediyor. Bu ironik bir şekilde, yapay zekânın potansiyelini abartarak, gerçekte daha karmaşık olan ve yalnızca uzman doktorların yapabileceği bir görev için uygun olmadığını gösteriyor. Resimdeki robot, hamur işleri arasında yer alarak ve mutlu bir şekilde bakarak, yapay zekâ yazılımının gerçek işlevini, yani hamur işlerini ayırmak için kullanıldığını vurguluyor. Ancak bu, "kanser hücrelerini tespit edebildiği ortaya çıktı!" ifadesi ile çelişiyor. Bu, insanları güldüren ve düşündüren, eğlenceli bir şekilde yapay zekâ ile ilgili beklentileri sorgulatan bir mizah örneği. Resimde çeşitli hamur işleri ve "TD" logosu bulunmaktadır. Yazıda Japonya'da müşterilerin çok sayıda hamur işine ulaşabilmek istediği ve kruvasan, bagel ve daha birçok çeşit ile bazen hamur işi sayısı 100'ü geçebildiği belirtiliyor. Bu durum, Japonya'da hamur işine olan aşırı ilgiyi ve bu alandaki rekabeti abartarak komik bir şekilde ele alıyor. 100'ü geçebilmek, hamur işlerinin fazla çeşitli ve sayısız olduğu anlamına geliyor. İronik olarak, resimde gösterilen hamur işlerinin sayısı 100'den çok uzak, bu da "100'ü geçebilmek" ifadesinin abartılı ve komik olduğunu ortaya koyuyor. Resimde, bir kasada duran ve maske takmış bir kasiyer görüyoruz. Kasiyerin etrafında hamur işi ürünleri var. Resmin altındaki metin, müşterilerin hamur işlerinin paketlenmesini istemediğini, çünkü böylece taze görünmediğini düşündüklerini söylüyor. Ancak, kasada çalışanlar için bu durum zor çünkü barkod olmadığı için her ürünü ezbere bilmeleri gerekiyor. Resimdeki espri, müşterilerin kendi istekleri ile kasiyerlerin zor durumda kalması arasında ironik bir durum oluşturuyor. Bu resimde, 2007'de bir fırının hamur işlerini birbirinden ayırmak için yapay zekâ sistemi geliştirdiğini ve 2017'de bir doktorun bu sistemi gördüğünde, hamur işlerinin kansere benzediğini düşünerek şaşırdığını anlatıyor. Bu, bir fıkra çünkü hamur işlerinin kansere benzemesi olası değil. Fıkra, yapay zekâ ve tıp alanındaki gelişmelerin insanlar üzerinde yaratabileceği absürt sonuçları mizahi bir şekilde ele alıyor. Resimde iki robot kolun bir robotun içine kruvasan, simit ve kan damlaları koyduğunu görüyoruz. Alttaki yazıda, "Doktor haklı çıkıyor! Kruvasanları ayırmada kullanılan yapay zeka yazılımı doku örneklerinde kanser hücrelerini ayırmayı başarıyor. Fırınların kanserle mücadeleye katkıda bulunabileceğini tahmin eder miydiniz?" yazıyor. Bu, yapay zekanın kanser hücrelerini ayırma yeteneğini vurgularken fırınları kanserle mücadelede kullanma fikrini gülünçleştiren bir espri. Yapay zekanın ve fırınların farklı işlevleri var ve bu ikisi arasında herhangi bir bağlantı kurmak anlamsız. Resimde, bir fırının kruvasan ve simitleri ayırt etmek için tasarladığı yapay zeka sistemi ve bu sistemin içinde, bir robotun yanına kruvasan, simit, çörek, çerez ve kan hücreleri gibi yiyecekler yerleştirilmiş. Şaka, bu sistemin simit ve kruvasanı ayırt etmek için tasarlandığı ve bunun da bir yapay zekanın kan hücrelerini bile ayırt edebilecek kadar gelişmiş olduğunu göstermesi. Yani, yapay zekanın karmaşık bir işi, basit bir işi öğrenmesinden daha kolay olduğunu gösteriyor. **Türkçe açıklaması:** Resimde, bir fırının kruvasan ve simitleri ayırt etmek için tasarladığı yapay zeka sistemi ve bu sistemin içinde, bir robotun yanına kruvasan, simit, çörek, çerez ve kan hücreleri gibi yiyecekler yerleştirilmiş. Şaka, bu sistemin simit ve kruvasanı ayırt etmek için tasarlandığı ve bunun da bir yapay zekanın kan hücrelerini bile ayırt edebilecek kadar gelişmiş olduğunu göstermesi. Yani, yapay zekanın karmaşık bir işi, basit bir işi öğrenmesinden daha kolay olduğunu gösteriyor. Resimde Japonya'da bulunan fırınlarda satılan çeşitli ekmek ve hamur işleri gösteriliyor. Resimde kullanılan yazı ise Japonya'da fırınlarda 100'den fazla farklı seçenek sunulduğunu belirtiyor. Bu durumun, Japonların ekmeğe ve hamur işlerine olan düşkünlüğünü ve çeşitliliğe olan ilgisini vurgulamak için kullanılmış bir mizah olduğunu söyleyebiliriz. Daha açık bir ifadeyle, Japon fırınlarının sunduğu seçenek sayısının, insanların günlük tükettiği ekmek miktarından daha fazla olduğunu, dolayısıyla fırınların müşterilerine çok fazla seçenek sunduğunu ima ediyor. Bu durum, mizah yoluyla Japon toplumunun ekmeğe ve hamur işlerine olan aşırı tutkusunu eleştiriyor. Resimde, yüzünde maske olan ve bir kasa arkasında duran bir kasiyer var. Kasada sadece fiyat etiketiyle 100 adet farklı fırın ürünü olduğunu gösteren küçük bir resim var. Kasiyer, kasayı kullanarak bir fırın ürününün fiyatını girmeye çalışıyor. Resmin altında, "Müşteriler fırın ürünlerinin ambalajlanmamış şekilde sergilenmesini, tazeliklerini görmeyi tercih eder. Ancak ambalaj olmadan barkodlar olmuyor ve bu da kasada 100 farklı fırın ürününün fiyatını ezberlemesi gereken kasiyer için kabus gibi bir durum." yazılı. Bu resim, fırın ürünlerinin paketlenmemesi durumunda ortaya çıkabilecek bir sorunu, yani kasada çalışanların fiyatları ezberlemesi zorunluluğunu komik bir şekilde gösteriyor. Resimde bir doktor ve fırın ürünleri var. Doktor, fırın ürünleri için kullanılan bir yapay zekâ sistemi hakkında bir reklam gördü ve kanser hücrelerinin fırın ürünlerine çok benzediğini fark etti. Fıçı içindeki "TD" harfleri, "Tıp Doktoru" anlamına geliyor. Bu da doktorun bu yapay zekâ sistemi ile tıbbi tanı koyabileceğini düşündüğünü gösteriyor. Şaka, doktorun kanser hücreleri ile fırın ürünleri arasındaki benzerliği fark etmesinde ve bu yapay zekâ sistemini tıbbi amaçlarla kullanabileceğini düşünmesinde yatıyor. Bu, fırın ürünlerinin tıbbi tanıya uygun olmadığı ve yapay zekânın bu şekilde kullanılmaması gerektiği gerçeğiyle komik bir çelişki yaratıyor. Resimde, robot şeklindeki bir yapay zekâ, kruvasan, simit ve diğer fırınlanmış ürünlerden oluşan bir "havuzu" tarıyor. Robot, tıbbi bir örnek içindeki kansere neden olan hücreleri tarayabilen bir algoritma çalıştırıyor. Fıkra, insanların genellikle fırın ürünleri ile tıbbi teşhisler arasında bağlantı kurmadığını, ancak yapay zekânın böyle beklenmedik alanlarda da kullanılabileceğini ima ediyor.


Bir kelime, ‘annelik’, hepimize o kadar ...
Bir kelime, ‘annelik’, hepimize o kadar çok şey ifade ediyor ki. Hepimizin hemfikir olacağı bir şey ise ‘annelik’ kelimesine anlam katan herkesin bize verdiği sevgiye #PahaBiçilemez. Tüm annelerin ve bizlere annelik yapan herkesin Anneler Günü kutlu olsun ❤ @mastercardturkiye #işbirliği
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, farklı yaşlarda ve geçmişlerden gelen anneler ve çocukları gösteriliyor. Resmin üzerinde "Bizim için her şey olan anneliğin hepimizdeki anlamı farklı" yazıyor. Bu, anneliğin her kadın için benzersiz ve kişisel olduğunu ve tek bir tanımla kapsanılamayacağını vurgulayan bir mesaj. Resimdeki annelerin farklılıkları da, anneliğin çok çeşitli şekillerde yaşandığını gösteriyor. Resimde bir anne bebeğini kucağında tutuyor. Resmin altında "Annelik biri için yaşamak ve en iyisini istemek." yazıyor. Bu, annelerin çocukları için her zaman en iyisini istedikleri ve çocuklarının mutluluğu için kendilerini feda ettikleri üzerine bir espri. "Annelik biri için yaşamak" ifadesi, annelerin çocuklarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarından önceliklendirdiğini vurguluyor. Resimde hamile bir kadın ve "Annelik" yazısı görüyoruz. Altında "kendinden ötesi için fedakarlık etmek" yazıyor. Bu, "Annelik fedakarlıktır" şeklinde yorumlanabilir, fakat bu sözün altında yatan espri, hamile kadının "ötesi" diye işaret ettiği şeyin kendisi değil, karnındaki bebek olmasıdır. Resim, "Annelik" kelimesinin tanımını tersine çevirerek, aslında fedakarlığın öznesi olan annenin değil, bebeğin olduğunu ima ediyor. Bu resimde bir anne ve iki çocuğu, annelik ve çocukluk ile ilgili bir mesajın içinde tasvir edilmiş. Resimde ailenin mutlu bir şekilde birlikte yürüdüğü, ancak annenin bebeğin bebek arabasına değil, kaykayına binmiş olmasına dikkat çekiliyor. Bu durum "annelik" kavramını daha modern ve eğlenceli bir şekilde yorumlayarak, annelerin de çocuklarıyla birlikte keyifli aktiviteler yapabileceğini ima ediyor. Şaka, annenin bebeğin bebek arabası yerine kaykayına binmiş olmasından kaynaklanıyor. Bu durum, anneliğin geleneksel imajının dışına çıkarak, annelerin de çocuklarıyla birlikte eğlenceli aktiviteler yapabileceğini gösteriyor. Resimde bir anne ve iki çocuğu görülüyor. Anne, çocuklarının etrafına sarılmış ve mutlu görünüyor. Aşağıda Mastercard ve Türk Telekom logosu bulunuyor. Resimdeki espri, annelik hissinin Mastercard ve Türk Telekom gibi günlük yaşamımızda önemli ve değerli şeylere benzetilmesidir. Annelik, Mastercard ve Türk Telekom gibi değerli ve anlamlıdır. Resimde bir kadın kediyi kucaklayıp mutlu bir şekilde bakıyor. Resmin altında "Annelik sahip çıkarak, koruyarak, beslemek." yazıyor. Bu resimde, kedinin sahibinin 'annelik' duygusunu hissederek bakması, kediye annelik etmediği halde, kediye annelik yapan insanların yaptığı davranışlara benzetilerek esprili bir şekilde gösterilmiş. Bu fotoğrafta, büyükanne ve büyükbaba, küçük çocuklarıyla birlikte durmuş ve ellerinde kalp sembolüyle poz vermişler. "Annelik hayatı öğretmek." yazısı da var. Bu görselin espri kısmı, anneliğin sadece biyolojik anne olmakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda sevgiyle bakmayı ve yetiştirmeyi de içerdiğini göstermesidir. Büyükbaba ve büyük annenin torunlarına sevgi ve şefkatle bakması, onların da annelik rolünü üstlendiğini göstermektedir. Resimde bir anne bebeğini kucağında tutuyor. Alt kısımda Mastercard ve Türk Telekom logoları bulunuyor. Bu görsel, anneliğin sadece sevgi ve şefkat değil, aynı zamanda "emek vermek ve yanında olduğunu hissettirmek" olduğunu vurguluyor. Şaka, Mastercard ve Türk Telekom'un anneliğe benzetilmesi ve anneliğin sadece duygusal bir bağdan ibaret olmadığının vurgulanmasında yatıyor. Resimde, anneler ve çocukları ile birlikte gösteriliyor ve "Anne gibi hisseden ve annelik yapan herkesin Anneler Günü Kutlu Olsun" yazıyor. Şaka, anneliğin cinsiyete bağlı olmadığını ve herkesin annelik yapabileceğini ima ediyor. Resimdeki kişilerin hepsi kadın değil, bazıları erkek ve bazıları da cinsiyetten bağımsız olarak çizilmiş. Bu, herkesin annelik yapabileceğini ve anneliğin bir cinsiyetle sınırlı olmadığını vurguluyor.


Doğum günün kutlu olsun Rıfat Ilgaz 🌻 “G...
Doğum günün kutlu olsun Rıfat Ilgaz 🌻 “Gelecekten umudumuzu kesmedik, içimiz öylesine ferah…” dizeleri bize bugün güzel hisler verdi. O kadar çok sevdik ki iki kere başta ve sonda paylaştık 😊 Umarız sizin de gününüzü biraz güzelleştirir. Teşekkürler Rıfat Ilgaz ❤️ Today is the birthday of Rıfat Ilgaz, a Turkish teacher, writer, and poet. We are thankful for his work. ❤️ Not: ilk paylaşımda çeviride ufak bir hata vardı ve son görsel sadece siyah görünüyordu. Şimdi o nedenle tekrar paylaştık.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, Türk yazar ve şair Rıfat Ilgaz'ın bir portresi ve bir alıntı yer alıyor. Alıntı, "Gelecekten umudumuzu kesmedik, içimiz öylesine ferah..." şeklinde. Şaka, Rıfat Ilgaz'ın bu sözleriyle, umutsuzluğa kapılmayan, aksine geleceğe umutla bakan, iç huzurlu ve rahat biri olarak tanınmasıyla ilgili. Bu sözü söylerken, sanki "Geleceği umursamadığımız için, içinde bulunduğumuz anın keyfini çıkarıyoruz." gibi bir mesaj veriyor. Ancak, bu sözün aslında derin bir anlamı var. Ilgaz, gelecekten umut kesmediğini, bunun yerine iç huzurunu koruduğunu ve bu huzur sayesinde geleceğe umutla bakabildiğini ifade ediyor. Bu nedenle, şaka, Rıfat Ilgaz'ın sözlerinin yüzeysel bir anlamı ve daha derin bir anlamı arasında bir çelişki yaratması üzerine kurulu. Resimde yazar Rifat Ilgaz'ın bir sözü ve portresi bulunmaktadır. Söz şu şekildedir: "Kötülük hüner ister. iyiler kıvırmaz... İnce iştir bu." Bu söz, kötülüğün de beceri gerektiren bir iş olduğunu ve iyi insanların bunu anlamamasının zor olduğunu ifade ediyor. Fıkra, kötülüğün aslında bir sanat dalı olduğunu ima ederek ironi kullanmaktadır. Fotoğrafta, ünlü Türk yazar ve düşünür Rıfat Ilgaz'ın bir alıntısı ve portresi yer alıyor. Alıntı şöyle: "Ankara'da her rapor okunur. Her raporun ayrı bir okuyucusu vardır, ama genel müdür gene de bildiğini okur!". Bu alıntı, bürokrasideki genel müdürlerin, alt kademe çalışanlarının raporlarını okuyup incelemek yerine, kendi fikirlerini öne çıkarma eğilimlerini esprili bir şekilde eleştiriyor. Rıfat Ilgaz, genel müdürün "bildiğini okuduğu", yani aslında raporlara rağmen kendi düşüncesine göre kararlar aldığı ve kendince yorumladığı anlamına geliyor. Fotoğrafta, Türk yazar Rıfat Ilgaz'ın bir alıntı sözü ve portresi yer almaktadır. Alıntı, halkın kendi yoksulluğunun farkına varması ve kendi gücünün farkına varması gerektiğini anlatıyor. Rıfat Ilgaz'ın sözlerine göre, insanlar kendi güçlerini fark ettiğinde kaderlerine razı olmuyor. Bu alıntı, halkın kendi durumunu değiştirmesi için cesaretlendirmesi için bir alay konusu olarak kullanılabilir. Çünkü, halkın kendi durumunu değiştirme gücüne sahip olduğu, ancak bunu fark etmediği düşünülmektedir. Fotoğrafta, Türk yazar Rifat Ilgaz'ın bir alıntısı ve portresi var. Alıntı şöyle: "Gelecekten umudumuzu kesmedik, içimiz öylesine ferah..." Şaka, "ferah" kelimesinin iki farklı anlamına dayanıyor. Birinci anlamı rahatlama ve huzur, ikincisi ise "ferah" kelimesinin "ferahlık" kelimesinin eşanlamlısı olmasıdır. Alıntıda, Rifat Ilgaz geleceğe dair umutlarının olmadığını ima ediyor. Ancak, "ferah" kelimesinin kullanımı nedeniyle, sözlerinin ironik bir anlam kazandığı ve aslında kendisinin oldukça rahat ve huzurlu olduğu anlaşılıyor.


Haldun Taner left us on this day 35 year...
Haldun Taner left us on this day 35 years ago. He was a great playwright and short story writer. He left us with great works of art, for which he will always be with us. Thank you 🌼 p.s. ‘Boş başı dik tutmak kolaydır’ en güzel alıntılardan biri olabilir.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde Türk yazar Haldun Taner'in bir portresi var. Altında ise ünlü sözlerinden biri olan, "Boş başı dik tutmak çok kolaydır." yazıyor. Bu söz ironik bir şekilde başı boş insanları eleştiriyor, yani boş bir başı dik tutmak aslında kolaydır ama, bu boşluk, düşünebilme ve anlama yeteneğini de gösterir. Bu resimde, Türk yazar Haldun Taner'in bir sözü paylaşılıyor: "Sebepsiz mutluluktur, asıl mutluluk." Resimde Haldun Taner'in fotoğrafı da yer alıyor. Bu sözde, Taner, sebepsiz olan mutluluğun, yani sebep-sonuç ilişkisinden bağımsız olarak hissedilen mutluluğun, asıl mutluluk olduğunu ifade ediyor. Bu söz, günlük hayatta çoğu zaman mutluluğu bir şeye bağlama eğiliminde olduğumuz ve sebepsiz mutluluğu kavrayamadığımız düşüncesini yansıtıyor. Bu resimde Türk yazar Haldun Taner'in bir fotoğrafı ve onun ünlü sözü "Geçmiş, geçmiştir, halatla da çekilse geri gelmez." yazıyor. Bu söz, geçmişin geri döndürülemeyeceğini ve geçmişte yaşananların değiştirilemeyeceğini ifade eder. Halatla çekilse bile geçmiş geri gelmez. Bu bir atasözü gibi, günlük hayatın gerçeklerini yansıtan bir cümledir. Resimde Haldun Taner'in bir sözü görülüyor. Söz şu: "Gülmekten korkma Asim bey. Gülmesini bilmeyen düşünmesini de bilmez." Bu söz, gülmeyi bilmeyen birinin aslında düşünmeyi de bilmediğini ima eden bir mizah içerir. Gülmek, insanın hayatına ve düşüncelerine bir neşe ve bakış açısı kazandırır. Gülmeyen birinin düşünceleri de bu neşeden yoksun olur. Resimde Halidun Taner'in bir sözü ve portresi var. Sözünde Halidun Taner zamanı durduramayacağımızı, o yüzden en azından geçmesini hissetmemizi söylüyor. Bu söz, zamanın durdurulamayacağını ve hayatın akıp gittiğini kabul edip en azından hayatın güzelliklerini hissetmemiz gerektiğini ifade ediyor. Şaka ise Halidun Taner'in sözünün "zamanı durduramayacağımız" gerçeğinden yola çıkarak, "zamanı durdurma çaresi yok" şeklinde ifade edilmesidir. Bu ifade, zamanı durdurmanın mümkün olmadığını kabul eden, ancak buna rağmen insanın bu gerçeği kabullenmesini sağlayan hafif bir alay içerir.


On this day, 6 May 1972, 3 political act...
On this day, 6 May 1972, 3 political activists, Deniz Gezmiş (aged 25), Hüseyin İnan (aged 23) and Yusuf Aslan (aged 25) were executed by hanging. They were executed due to political crimes. Execution due to political crimes shows how a government can murder people in order to prevent them from causing them trouble. It’s such a sad remembrance of the level of greed and cruelty humankind can achieve. No matter what our beliefs are, we need to be able to reconcile our differences, talk and work for a better future together. Today we remember you. 🌼
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde Deniz Gezmiş'in fotoğrafı ve "Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir." sözü var. Bu fotoğraf, Deniz Gezmiş'in ünlü bir sözünü kullanarak mizah yaratmaya çalışıyor. Deniz Gezmiş, genç yaşta idam edilen bir devrimciydi. Fotoğraf, onun ölümünden sonraki yıllarını ve yaşlılık dönemini ima ederek, sözü absürt hale getiriyor. Bu mizah, aslında Deniz Gezmiş'in felsefesini ve idamının acımasızlığını eleştiriyor.


İçerik ekle

Template seç, yazını yaz, kepsi siteye gönder.

Keps yap →

💬 Son Yorumlar