İçerik ekle template seç, yaz, gönder
tarih ile ilgili bulabildiğim postlar, videolar, karikatürler, resimler, tweetler, miimler

Çanakkale Savaşı'nda Türk askerinin kull...
Çanakkale Savaşı'nda Türk askerinin kullandığı bir çarık.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, müzeye kaldırılmış gibi duran eski, toprak rengi ve yıpranmış üç adet ayakkabı görülüyor. Ayakkabılar, kaba bir ip veya ip benzeri bir malzemeyle dikilmiş gibi görünüyor ve oldukça eski ve kullanılmış oldukları her hallerinden belli. Üzerlerinde bazı lekeler ve doku bozulmaları var. Ortadaki ayakkabı, diğerlerine göre daha net görünüyor ve içine doldurulmuş bir şeyler varmış gibi duruyor. Parlak beyaz lekeler, muhtemelen sergileme alanındaki aydınlatmanın yansıması. Fotoğrafta herhangi bir mizah veya espri bulunmamaktadır. Bu bir müze sergisi veya tarihi bir obje koleksiyonu gibi görünüyor.


Future generations will read about momen...
Future generations will read about moments like this
Videoda söylenenler: “That's scary. Slow down.”
Kaynak

I will be wearing this shirt all year lo...
I will be wearing this shirt all year long. Buy a bundle before it sells out: http://store.resistthemainstream.com/America250Shirt
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta beyaz bir tişört üzerinde Amerikan bayrağı deseni var. Bayrağın üst sol köşesinde "WE THE PEOPLE" (Biz Halk) yazısı bulunuyor. Bayrağın sağ tarafında ise dikey olarak "250 YEARS" (250 Yıl) yazısı yer alıyor. Tişörtün üstünde ve altında da yazılar var. Bu görselde doğrudan bir espri bulunmuyor. Ancak, Amerikan bayrağının üzerinde yer alan "WE THE PEOPLE" ifadesi, ABD Anayasası'nın başlangıç cümlesidir ve halkın egemenliğini temsil eder. "250 YEARS" ifadesi ise muhtemelen Amerika Birleşik Devletleri'nin 250. yıl dönümüne (veya yaklaşan bir yıldönümüne) atıfta bulunmaktadır. Bu tasarım, Amerikan tarihini ve ulusal kimliğini vurgulayan bir tişörtü tanıtmak için kullanılmış gibi görünüyor. Bu bağlamda, bir espri yerine vatanseverlik ve ulusal gurur temaları ön plandadır.


İslam hanedanlıkları boyunca minare stil...
İslam hanedanlıkları boyunca minare stilleri. · UMAYYAD ABBASID ANDALUS MAMLUK OTTOMAN SAFAVID TIMURID MUGHAL SELJUK
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Bu fotoğrafta, İslam mimarisinin farklı dönemlerine ait olduğu düşünülen dokuz farklı minare çizimi bulunmaktadır. Her çizimin altında ait olduğu dönemin veya hanedanlığın adı yazmaktadır: Umayyad, Abbasid, Andalus, Mamluk, Ottoman, Safavid, Timurid, Mughal ve Seljuk. Çizimler, basit ve çizgi roman tarzı bir estetikle yapılmıştır. Bu fotoğraftaki espri, muhtemelen çizimlerin dönemlere göre ayırt edici özelliklerini göstermek yerine, genel ve bazen stilize edilmiş bir şekilde sunulmasından kaynaklanmaktadır. Özellikle Umayyad, Abbasid ve Andalus minarelerinin şekilleri arasındaki belirgin farklılıklar dikkat çekicidir. Ancak espri, çizimlerin altında yer alan "guldum.net" ibaresinde gizlidir. Bu ibare, Türkçe'de "güldüm" kelimesini çağrıştırmaktadır. Yani, fotoğraftaki içerik, üzerine eklenen bu "guldum.net" logosuyla birlikte, "gülmek" fiiline bir gönderme yaparak bir espri oluşturmaktadır. Fotoğrafın kendisi, görsel bir bilgi paylaşımı yaparken, eklenen logo ile mizahi bir boyut kazanmaktadır.


İlber Ortaylı’nın görülmesini önerdiği 2...
İlber Ortaylı’nın görülmesini önerdiği 20 eserin bulundukları şehirler: 1- Ayasofya / İstanbul 2- Süleymaniye Camii / İstanbul 3- Rüstem Paşa Camii / İstanbul 4- Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü / İstanbul 5- Sokullu (Şehit) Mehmed Paşa Camii / İstanbul 6- Selimiye Kışlası / İstanbul 7- İbrahim Paşa Sarayı / İstanbul 8- İtalyan Sefarethanesi / İstanbul 9- Mihrimah Sultan Camii / İstanbul 10- Gazanfer Ağa Medresesi / İstanbul 11- Birgi Çakırağa Konağı / Ödemiş-İzmir 12- Selimiye Camii / Edirne 13- Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi / Ankara 14- Alanya Kalesi / Alanya-Antalya 15- İshak Paşa Sarayı / Doğubeyazıt-Ağrı 16- Surp Haç Kilisesi / Ahdamar Adası-Van 17- Mahmutbey Camii / Kastamonu 18- Sultan Han / Aksaray 19- Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası / Divriği-Sivas 20- Bergama Zeus Altar (Bergama (İzmir)- Pergamon Krallığı) - 19.yy sonunda Almanya’ya kaçırıldı, Berlin’de sergilenmekte.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Bu fotoğrafta Türkiye haritası üzerinde bazı bölgeler kırmızı renkle işaretlenmiş. İşaretlenen bölgeler Türkiye'nin farklı coğrafyalarından seçilmiş gibi görünüyor. Bu tür harita görselleri genellikle mizahi içerikte kullanılır ve belli bir gruba veya duruma gönderme yapar. Buradaki "şaka" ise, büyük ihtimalle kırmızı ile işaretlenmiş bölgelerin ortak bir özelliğini veya bu bölgelerde yaşayan insanların genel bir eğilimini ima etmeye dayanır. Ancak, hangi bölgelerin neden kırmızı ile işaretlendiğine dair bir bilgi veya bağlam olmadan şakanın tam olarak ne olduğunu anlamak mümkün değil. Şakanın içeriği; işaretlenen bölgelerin siyasi tercihlerini, sosyo-ekonomik durumlarını, kültürel özelliklerini veya popüler bir demografik grupla olan bağlantısını ima ediyor olabilir. Örneğin, "Bu bölgelerde yaşayanlar hep böyledir" gibi bir çıkarım yapılabilir. Bu tarz bir görselle karşılaşıldığında, şakayı anlamak için genellikle işaretlenen bölgelerin özelliklerini bilmek veya bu tür mizahi içeriklerin yaygın olduğu platformlardaki yorumları okumak gerekir. Kısacası, şaka, harita üzerindeki belirli bir coğrafi gruba yapılan bir göndermedir.


Hayriye @kisaca_am Az önce bana at araba...
Hayriye @kisaca_am Az önce bana at arabası carpıyordu amk bu cümleyi en son abdülmecid kurmustur
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Bu fotoğrafta bir Twitter gönderisi yer alıyor. Gönderinin sahibi "Hayriye" adlı bir kullanıcı ve kullanıcı adı "@kisaca_am". Gönderinin metni şu şekilde: "Az önce bana at arabası çarpıyordu amk bu cümleyi en son abdülmecid kurmustur". Buradaki espri, cümlenin ilk kısmında "at arabası çarpıyordu" gibi komik ve absürt bir durum yaşanıyormuş gibi bir başlangıç yapılıp, devamında ise bu türden tarihi ve eski bir ifadeyi en son Abdülmecid gibi bir padişahın kullanmış olabileceği imasıyla bitmesidir. Bu durum, hem olayın yaşanmışlığını hem de dilin eski ve yeni kullanımını bir araya getirerek mizahi bir etki yaratıyor. Kullanıcının "amk" gibi argo bir ifade kullanması da gönderinin gündelik ve samimi dilini pekiştiriyor.


ilber ortaylı ile celal şengör - mary on...
ilber ortaylı ile celal şengör - mary on a cross
Videoda söylenenler: “Just enough.”
Kaynak

shayla ❤ @callmeMaharani X.com jane Aust...
shayla ❤ @callmeMaharani X.com jane Austen describing a 27 year-old with no money, no prospects and scared about the future in 1813... and somehow that line still reads like it was written yesterday. Readers added context they thought people might want to know factual error: Jane Austen did not write the scene described. Emma Thompson did people.com/ how-emma-thomp...
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, bir X.com (eski Twitter) gönderisi görülüyor. Gönderi, "shayla" adlı bir kullanıcı tarafından atılmış. **Gönderinin İçeriği:** Kullanıcı, Jane Austen'ın 1813'te yazdığı bir metni alıntılayarak, 27 yaşında, parası olmayan, geleceği belirsiz ve gelecekten korkan birini anlattığını söylüyor. Ardından, bu satırın sanki dün yazılmış gibi güncel hissettirdiğini belirtiyor. **Okuyucu Eklenmiş Bağlam:** Gönderinin altında "Okuyucular, insanların bilmesi gerektiğini düşündükleri bir bağlam ekledi" başlığıyla bir düzeltme yer alıyor. Bu düzeltmede, "Jane Austen bu sahneyi yazmadı, Emma Thompson yazdı." şeklinde bir hata olduğu belirtiliyor ve "people.com/how-emma-thomp..." şeklinde bir link veriliyor. **Mizahın Açıklaması:** Mizah, kullanıcının Jane Austen'ın metninin ne kadar güncel ve zamansız olduğunu vurgulamak istemesinden kaynaklanıyor. Ancak okuyucuların eklediği bağlam, bu metnin aslında Jane Austen'a ait olmadığını ve Emma Thompson'ın bir adaptasyonu veya yorumu olduğunu ortaya çıkarıyor. Yani, Austen'ın metninin zamansızlığı vurgulanmak istenirken, yanlış yazarın adı verilmiş oluyor. Bu durum, hem metnin güncelliği hakkındaki yorumu hem de yazarın kimliği konusundaki hatayı bir araya getirerek ironik bir mizah yaratıyor. Kullanıcının "dün yazılmış gibi" yorumu, aslında metnin içeriğine odaklanırken, altındaki düzeltme ise metnin kaynağına dair bir gerçeği ortaya koyuyor.


yanlış biliyosu ederi: 2 mecidiye محافل ...
yanlış biliyosu ederi: 2 mecidiye محافل فيين و دیا تھہ میں بیعہ ilber Ortaylı Padişaha tarih anlatıyor. Le petit magazine Zehirli Fes ilber ortaylı Padişahın huzurunda ayuya kaldı.. Adanalı Yeliz paşa suikasti ne alemde yahu? hiç merak buyurmayınız Fesine Zehir sürdüm iki saate cartayı çeker kerkenez..
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Bu fotoğrafta karikatürize edilmiş bir gazete kupürü yer alıyor. Üstte "edori: 2 mecidiye" yazıyor ve yanında el yazısıyla "Râber" şeklinde bir başlık var. Başlığın solunda, iki kişi konuşuyor gibi çizilmiş küçük bir çizim bulunuyor ve altında "yanlış biliyorsun", "ilber ortaylı padişaha tarih anlatıyor" yazıları var. Sağda ise bıyıklı ve fesli bir adam çizilmiş, altında ise "ilber ortaylı padişahın huzurunda uyuyakaldı.." yazısı var. Gazetenin ortasında "Le petit magazine" yazısı ve Arapça bir metin görülüyor. Ana görsel ise "Zehirli Fes" başlığı altında bir adam çizimi. Bu adam, büyük ve kırmızı bir fes takmış, gömlek ve kravatlıdır. Etrafında ter damlaları var ve oldukça gergin görünüyor. Arkasında ise bir çeşme ve iki kişi daha çizilmiş. En altta ise okuması zor bir yazı var: "- Adanalı Yeliz paşa suikasti ne alemde yahu? - Hiç merak buyurmayınız Fesine zahir sürdüm iki saate cartayı kertenez.." **Mizahın Açıklaması:** Bu karikatürdeki mizah, iki ana unsurda yatıyor: 1. **"Zehirli Fes" Başlığı ve Görseli:** "Zehirli Fes" başlığı, aslında "zehirli" kelimesiyle "fes" kelimesini yan yana getirerek bir ironi yaratıyor. Fes, geleneksel bir başlık olarak bilinirken, "zehirli" kelimesiyle birleşince beklenmedik bir anlama bürünüyor. Çizimdeki gergin ve terleyen adam, bu "zehirli fes"in onu nasıl etkilediğini gösteriyor. Belki de fesin kendisi zehirli değil, ama taşıdığı anlam veya durumu "zehirli" hale getiriyor. 2. **Yazının İçeriği ve İsim Benzerliği:** En alttaki yazıda geçen "Adanalı Yeliz paşa suikasti" ve "Fesine zahir sürdüm iki saate cartayı kertenez" ifadeleri, Türkçe'deki bazı deyimler ve olası isim oyunlarıyla mizah yaratıyor. "Yeliz Paşa" gibi bir isim, bir paşa için alışılmadık olabilir. "Suikast" gibi ciddi bir konunun bu kadar rahat ve hatta şakacı bir dille ele alınması da bir tezat oluşturuyor. "Fesine zahir sürdüm" ifadesi, muhtemelen bir durumun ciddiyetini veya tehlikesini ima ediyor. "İki saate cartayı kertenez" ise işlerin yolunda gitmediğini veya bir şeylerin ters gideceğini gösteren bir ifade olabilir. Genel olarak karikatür, beklenmedik kelime kombinasyonları, ironi, absürtlük ve günlük dildeki ifade biçimlerini kullanarak güldürmeyi amaçlıyor. Özellikle "İlber Ortaylı" gibi tanınmış bir isme yapılan göndermeler, karikatürün bağlamını daha da zenginleştiriyor.


Rahmet olsun.. #İlberOrtayli
Rahmet olsun.. #İlberOrtayli
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, el yazısıyla yazılmış bir metin bulunan beyaz bir baloncuk görülüyor. Baloncukta, "İkinci bin yılda yaşasaydım en iyi arkadaşım İlber Ortaylı olurdu..." yazıyor. Baloncuğun altında, üzerinde "devletli" yazan bir fes takmış, giysileri desenli bir figür çizilmiş. Figürün etrafında ise mor ve pembe renkte, lale benzeri çiçek çizimleri var. **Fıkranın Açıklaması:** Bu görsel, mizahi bir espriyi anlatıyor. İlber Ortaylı, Türkiye'nin tanınmış tarihçilerinden ve entelektüellerinden biridir. "İkinci bin yılda" ifadesi, aslında "ikinci bininci yılda" veya günümüzden bin yıl öncesini kastetmektedir. Yani çizimdeki kişi, bin yıl öncesine gitseydi, o dönemin şartlarında bile İlber Ortaylı gibi bilgili ve bilge birini arkadaş olarak seçmek istediğini belirtiyor. Bu, İlber Ortaylı'nın zamanın ötesinde bir bilgi ve bilgelik seviyesine sahip olduğu fikrini espri yoluyla vurgulamaktadır. Figürün başındaki "devletli" yazısı ise, tarihteki önemli devlet adamlarına veya soylu kişilere bir gönderme olabilir. Bu karikatürde, bir adam çakmağını başka bir adama uzatırken, diğer adamın da elinde sigarasıyla bir şeyler anlatması ve çay içmesi gösteriliyor. **Karikatürün Açıklaması ve Mizahı:** Karikatürdeki ilk adam, diğerine hitaben şöyle diyor: "Masadaki tek çakmağı benden önce İlber Ortaylı'nın kapması ne fena oldu. Ne sigarasını yaktı ne de yaktırdı. Sabahtan beri elinde dolandırıp duruyor çakmağı... Engin kültür birikimi sayesinde ise anlattıkça anlatıyor... Ağzındaki eski Kemal, Kemal'in Kemal olduğu zaman. Lardan kalma bir Kemal... Ne kadar beklediği mi siz tahmin edin yani..." Bu sözler, İlber Ortaylı'nın (bilinen bir tarihçi ve entelektüel) uzun uzun konuşarak bir konuyu detaylandırdığını, ancak bu esnada temel bir ihtiyacını (sigarasını yakmayı) bile ertelediğini mizahi bir dille ifade ediyor. Karşıdaki adamın ise bu durumdan sıkılmış ve bunalmış olduğu yüz ifadesinden ve "Yak da ver artık be İlber, canımdan can aldın..." sözlerinden anlaşılıyor. Karikatürdeki ikinci bir diyalog baloncuğunda ise "Yazılı kaynaklara bakacak olursak Abdülmecit bizzat yasaklamıştır saraya girmesini..." yazıyor. Bu cümle, muhtemelen İlber Ortaylı'nın anlattığı konunun bir parçası ve tarihten bir örnek olarak sunuluyor. **Mizahın Kaynağı:** * **Beklenti ve Gerçeklik Çatışması:** İlber Ortaylı gibi bilgili birinden bir hikaye dinlemek beklentisi var, ancak bu hikayenin uzaması ve temel bir eylemin (sigara yakmak) bile ertelenmesi, mizahi bir etki yaratıyor. * **Kişisel Gözlem:** Karikatürist, İlber Ortaylı'nın konuşma tarzını ve entelektüel birikimini vurgulayarak, bunun bazen sohbeti nasıl uzatabildiğine dair kişisel bir gözlemini espriye dönüştürmüş. * **Abartı:** "Canımdan can aldın" gibi ifadeler, anlatıcının sıkıntısını abartılı bir şekilde dile getiriyor. * **Tarihi Bilgiyle Mizahı Birleştirme:** Tarihi bir bilgi (Abdülmecit'in saraya girmeyi yasaklaması) sanki doğrudan İlber Ortaylı'nın anlattığı bir hikayenin parçasıymış gibi sunularak, konunun ciddiyetiyle mizahi durum arasındaki kontrast güçlendiriliyor. Kısacası karikatür, İlber Ortaylı'nın uzun ve detaylı anlatım tarzının, dinleyicisini bazen sabır taşırmaya itebileceği fikrini esprili bir şekilde ele alıyor. Bu karikatürde, sağdaki kadın (Celal Şengör'ü temsil ediyor) elinde bir bebekle duruyor. Bebek, bir çocuğun (İlber Ortaylı'yı temsil ediyor) kucağında. Kadın, "GROARRRR GROARRR ZATEN PRUSYA KRALİ GROARRRR GROARRR VARDI... GROARRRR..." gibi anlamsız sesler çıkarıyor. Solundaki kadın (muhtemelen bir anne figürü) ise bebeğe sarılıyor ve "EVİCİKİ EVİCİKİ EVİCİK GEK GEK GEK DOSTUM PROFESÖR GÜNTER KLAUSSİMİP DE DEDİ Kİ EVİCİKİ EVİCİK..." gibi şeyler söylüyor. Ortadaki çocuk ise "HOOOVVV! ŞİMDİ DEĞİL! ŞİMDİ DEĞİL! AYIRIN BUNLARI..." diye bağırıyor. **Şakası:** Karikatürün başlığında "İlber Ortaylı - Celal Şengör (1943)" yazması, bu figürlerin o dönemdeki yaşlarına atıfta bulunuyor. 1943 yılında İlber Ortaylı henüz bebek veya çok küçük bir çocukken, Celal Şengör de küçük bir çocukmuş. * **Celal Şengör'ün "GROARRRR" sesleri:** Bu, bir çocuğun henüz konuşmayı tam olarak öğrenmediği, sadece çıkardığı anlamsız sesleri temsil ediyor. "Prusya Kralı" gibi ifadeler ise çocuğun o dönemde duyduğu veya hayal ettiği şeyleri yansıtıyor olabilir, ancak anlamlı bir bütün oluşturmuyor. Bu, Celal Şengör'ün kendi anılarında veya şakalarında bazen kullandığı bir üslup olabilir. * **İlber Ortaylı'nın "Evicik" sözleri:** Bu da benzer şekilde, çocuğun henüz net konuşamadığı ve tekrarladığı basit kelimeleri ifade ediyor. "Dostum Profesör Günter Klaussimip" gibi isimler ise çocuğun oyunlarına veya hayal dünyasına katılan karakterler olabilir. * **Ortadaki çocuğun tepkisi:** Bu çocuk, muhtemelen İlber Ortaylı'nın kendisi veya başka bir çocuk, iki küçük çocuğu (yani bebek Celal Şengör'ü ve küçük İlber Ortaylı'yı) ayırmaya çalışıyor. Bu durum, çocukların oyunlarının bazen karmaşıklaşması veya birbirleriyle çatışmaları durumunu komik bir dille anlatıyor. Özetle şaka, iki büyük tarihçinin bebeklik ve çocukluk dönemlerine mizahi bir bakış sunuyor. O dönemin dil gelişimleri ve çocukların oyun dünyası, yapay ve anlamsız gibi görünen ama kendi içlerinde bir mantığı olan diyaloglarla betimlenmiş. Ortadaki çocuk figürü ise bu karmaşayı çözmeye çalışan yetişkin benzeri bir tepki vererek mizahı artırıyor. Bu görsel, bir mizah dergisinden alınmış bir karikatür. Karikatürde, bir tarihçi olduğu anlaşılan ve sakallı bir adam, bir diğer adamla konuşuyor. Konuşmalarında, geçmişteki bir olaya veya objeye gönderme yapılıyor. Karikatürdeki espri, muhtemelen tarihteki bir olayın veya bir nesnenin mizahi bir şekilde yorumlanmasına dayanıyor. Karikatürün alt kısmında oturan kalabalığın tepkileri ve konuşmalar, bu mizahi unsuru pekiştiriyor. Karikatürün genelinde, karakterlerin abartılı çizimleri ve abartılı ifadeleri, mizahi etkiyi artırıyor. Tam bir espri anlayışı için karikatürdeki metinlerin ve çizimlerin daha detaylı bir analizi gerekir. Ancak genel olarak, karikatürün tarihle ilgili bir şakayı, günümüzdeki olaylarla veya kişilerle mizahi bir şekilde bağdaştırmaya çalıştığı söylenebilir.


Tarihçilerin fikir önderi, hocaların pus...
Tarihçilerin fikir önderi, hocaların pusulası Halil İnalcık ve öğrencisi İlber Ortaylı.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Bu fotoğrafta, bir adam ayakta durmuş konuşuyor, diğer adam ise koltukta oturmuş dinliyor. Arka planda bir raf dolusu kitap ve bir bitki görünüyor. Bu fotoğrafın kendisi komik değil, ancak fotoğraftaki kişiler ve durumun ne olduğu bilinirse bir espri yapılabilir. Fotoğrafın nerede ve ne zaman çekildiği, kimlerin olduğu hakkında daha fazla bilgi olmadan herhangi bir espri yapmak mümkün değil. Ancak, eğer bu espri bir anlatı gerektiriyorsa, şöyle bir senaryo hayal edebiliriz: **Senaryo 1 (Siyasi veya Akademik Sohbet):** Ayaktaki kişi, belki bir akademisyen veya siyasetçi, heyecanla bir konuyu anlatıyor, el kol hareketleriyle vurguluyor. Oturan kişi ise, belki de alanında deneyimli bir büyük, dikkatle dinliyor, zihninde bu bilgileri tartıyor. Espri, belki de ayaktaki kişinin anlattığı şeyin aslında o kadar da önemli olmaması veya oturandaki kişinin sessizce aslında bambaşka bir şey düşünmesi üzerine kurulabilir. * **Espri Örneği (Varsayımsal):** "Adam diyor ki, 'Bu son teori, her şeyi değiştirecek!' Diğeri ise içinden geçiriyormuş: 'Keşke bu adamdan önce çayımı tazeleselerdi.'" **Senaryo 2 (Akrabalık veya Günlük Sohbet):** Belki de ayaktaki kişi, genç bir akraba, dedesine bir şeyler anlatıyor. Oturan kişi ise yaşlı bir dede, torununun heyecanını izliyor. Espri, bu nesil farkından veya anlattığı şeyin aslında dedesinin çoktan bildiği bir şey olmasından kaynaklanabilir. * **Espri Örneği (Varsayımsal):** "Torun heyecanla anlatıyor: 'Dede, interneti bulmuşlar, her şeyi öğrenebiliyoruz!' Dede ise içinden: 'Biz eskiden bunu gazete kağıtlarıyla yapardık ama neyse, sen anlat bakalım.'" **Senaryo 3 (Biraz daha abartılı bir mizah):** Ayaktaki kişi, adeta bir sahne performansı sergilerken, oturandaki kişi de bir tiyatro izleyicisi gibi davranıyor. * **Espri Örneği (Varsayımsal):** "Sahne ışıkları açık, tek kişilik gösteri başlıyor. Monolog biter, alkışlar kesilir. Seyirci rolündeki yaşlı adam, elindeki kartı okuyup şöyle der: 'Bravo genç adam, çok iyiydin. Ama biletin tek yönlüydü, şimdi nasıl ineceğiz buradan?'" Bu sadece varsayımsal senaryolar ve esprilerdir. Fotoğrafın gerçek bağlamı bilinmeden kesin bir espri üretmek mümkün değil. Eğer fotoğrafın özel bir hikayesi veya esprisi varsa, bu hikayeyi paylaşmanız daha doğru olacaktır.


Büyük tarihçi İlber Ortaylı Hocamızın ha...
Büyük tarihçi İlber Ortaylı Hocamızın hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendik. Türk milletinin başı sağ olsun.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, koyu fon önünde oturan, yaşlı ve beyaz saçlı bir adam var. Adam, ceketi ve kravatı ile klasik bir kıyafet giymiş. Elini çenesine dayamış, düşünceli bir ifadeyle kameraya bakıyor. Üzerinde bir saat var. Bu fotoğrafta bir espri yok. Bu, ünlü bir kişinin portre fotoğrafı olabilir.


"Atatürk milliyetçidir, Türkçüdür. Bu ko...
"Atatürk milliyetçidir, Türkçüdür. Bu konuda hiç bir tavizi yoktur." Mekanın cennet olsun tarihi bize sevdiren adam...
Videoda söylenenler: “Çok istediği bir şey var. Türkler hükmetsin zamanlara, mekanlara. Bunu istiyor. Milliyetçiliği de budur. Milliyetçidir. Hakikaten Türkçüdür. Türk ismini kullanır. Bu konuda hakikaten hiçbir tavizi yoktur. Onu söyleyeyim size. Öyle de bir nesil yetiştirmiştir.”
Kaynak

1975, Zonguldak. İlber Ortaylı’nın asker...
1975, Zonguldak. İlber Ortaylı’nın askerlik yıllarına ait bir fotoğraf.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta askeri kıyafetler giymiş bir adam görülüyor. Adamın önünde başka bir kişi oturuyor ve onun solunda oturan kişinin başı görünüyor. Fotoğrafın sağ alt köşesinde "GÜLDÜM.NET" ibaresi yer alıyor. Fotoğrafta bir espri bulunmuyor. Bu muhtemelen tarihi bir anıyı veya kişiyi gösteren bir fotoğraf. "GÜLDÜM.NET" yazısı, fotoğrafın bir internet sitesinden alındığını ve bu sitede komik içerikler paylaşıldığını düşündürebilir, ancak fotoğrafın kendisi komik bir durum içermiyor.


okulda öğrenilmiş en unutulmaz bilgiler ...
okulda öğrenilmiş en unutulmaz bilgiler rusların tarih boyunca sıcak denizlere inmek istemesi. ↑ archevil 26.09.2014 09:14
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Bu görselde, "okulda öğrenilmiş en unutulmaz bilgiler" başlığı altında bir espri yer alıyor. Espri, "Rusların tarih boyunca sıcak denizlere inmek istemesi." şeklinde bir bilgiyle sunuluyor. Bu bilginin "unutulmaz" ve "okulda öğrenilmiş" olarak vurgulanması, espriyi daha komik hale getiriyor. Çünkü Rusların sıcak denizlere inme isteği, tarih derslerinde sıklıkla karşılaşılan bir konudur ve çoğu öğrenci için ezberlenmesi gereken bir bilgi olarak kalmıştır. Espri, bu tarihsel olgunun, genellikle ders kitaplarından veya anlatılanlardan akılda kalan, hatta bazen mizahi bir şekilde hatırlanan bir bilgi olduğunu ima ediyor. Yani, espri, "okulda öğrenilen, akılda kalan ve hatta bir şekilde 'komik' bulunabilen bilgilerin" bir örneğini sunarak insanları güldürmeyi amaçlıyor. Gördüğümüz gibi, kullanıcı adı "archevil" ve tarih 26.09.2014. Ayrıca bir Rick and Morty çizgi film karakteri (Morty) karikatürü de bu görselde yer alıyor, bu da espriyi destekleyen veya tamamlayan bir unsur olabilir.


–Sizin Napolyon'a çok muhabbetiniz olduğ...
–Sizin Napolyon'a çok muhabbetiniz olduğu sõyleniyor. –Bu garip rivayet nereden çıktı? Napolyon ve sevkülceyşi (ordu idaresi) hakkında tetkikatta bulundum. Fakat diğer herkes hakkında aynı tetkikatı icra ettim. Sakarya Muharebesi'ni Austerlitz Muharebesi ile kıyas etmek bir iltifat sayılmaz. Ben, Napolyon'u hiç sevmiyorum. Çünkü Napolyon her șeye kendi şahsını sokardı. Mücadelesi muayyen (belirli) bir dava için değildi, kendi șahsı içindi. İşte bu cihetle bu gibi adamlar için gayrikabil-i içtinap olan felâkete uğradı. Gazi'nin Morning Post yazarı Grace Ellison ile röportajından, 23 Ocak 1923
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, takım elbiseli bir adam dışarıda, muhtemelen bir park veya bahçede duruyor. Arkasında ağaç dalları ve tepelik bir manzara görünüyor. Adamın yüzü hafifçe sağa dönük ve ciddi bir ifade taşıyor. Kıyafeti klasik ve resmi bir tarza sahip. Fotoğrafın içeriğinde herhangi bir espri veya komedi unsuru bulunmamaktadır. Bu nedenle bir espri açıklaması yapılamamaktadır. Bu tür tarihi veya resmi görseller genellikle ciddi amaçlarla paylaşılır.


adınbatsinsüpermen @dergenseveci 1826'da...
adınbatsinsüpermen @dergenseveci 1826'da II. Mahmud : eda ile bi yere kadar @edaab12.09 Eyl ocağı temizlemek kadar bana iyi hissettiren bir şey yok
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, bir Twitter gönderisi yer alıyor. Gönderi iki kısımdan oluşuyor: * **Üst kısım:** Kullanıcı adı "adınbatsınsüpermen" ve "@dergenseveci" olan bir hesaptan "1826'da II. Mahmud:" şeklinde bir metin paylaşılmış. Burada bir tarihi referans yapıldığı anlaşılıyor. * **Alt kısım:** "@edaab12" kullanıcı adlı başka bir kullanıcıdan gelen bir yanıttan alıntı yapılmış. Yanıtın içeriği ise "eda ile bi yere kadar ocağı temizlemek kadar bana iyi hissettiren bir şey yok" şeklinde. **Şakanın Açıklaması:** Şaka, "ocak temizlemek" deyiminin mecazi anlamıyla kelime oyunu yapılmasına dayanıyor. "Ocak temizlemek" genellikle zor, zahmetli ve hoş olmayan bir işi ifade eder. Ancak burada, "eda ile bi yere kadar" ifadesiyle bu zorluğun belirli bir noktaya kadar kabul edilebilir olduğu ima ediliyor. Ardından, "ocak temizlemek kadar bana iyi hissettiren bir şey yok" denilerek, mecazi anlamdaki zorluğun aksine, kelimenin tam anlamıyla "ocak temizlemenin" (yani ateşin yandığı, yemeğin pişirildiği yerin temizlenmesinin) kullanıcıya beklenmedik bir şekilde iyi hissettirdiği ifade ediliyor. Bu, sıradan bir ev işinin kişiye verdiği huzur veya memnuniyet gibi, beklenmedik bir tatmin duygusunu mizahi bir dille anlatıyor. Yani şaka, mecazi anlamda zor bir işi ifade eden "ocak temizlemek" ile, kelimenin tam anlamıyla yapılan ve kişiye iyi gelen bir eylemi bir araya getirerek tezat oluşturmasından kaynaklanıyor.


Mør @Moristiko imagine losing the war of...
Mør @Moristiko imagine losing the war of 1812 LMFAOOOOOOOOOOOOO Symbolic @SirSymbolic. 5d Imagine calling it "fries" @ 9:46 PM 9/25/19 TweetDeck .
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, üstte bir kullanıcının "1812 savaşını kaybetmeyi hayal et, LMFAOOOOOOOOOOOO" yazılı bir tweet'i görülüyor. Altında ise başka bir kullanıcı "Buna 'patates kızartması' demeyi hayal et 🤪" şeklinde yanıt veriyor ve bir tabak dolusu patates kızartmasının fotoğrafını paylaşıyor. Şakanın esprisi şudur: 1812 Savaşı'nda İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri'ni yenmişti. Ancak Amerikalılar bu olayı biraz farklı hatırlıyorlar veya durumu kendi lehlerine çevirmek istiyorlar. İngilizler bu savaşa "Second War of Independence" (Bağımsızlığın İkinci Savaşı) derken, Amerikalılar ise İngilizlerin savaşı kazanmış olduğunu ima eden bir espriyle "War of 1812" olarak adlandırıyor. Patates kızartmasının İngilizce adı "French fries" olsa da, Amerikalılar bu ismi kullanırken aslında İngilizleri (French) aşağılıyor gibi bir durum ortaya çıkıyor. İkinci tweet sahibi ise bu duruma "patates kızartması" diyerek İngilizlerle dalga geçiyor. Yani İngilizlerin savaşı kazandığını söylemek yerine, savaşı kaybetmekle dalga geçiyorlar.


They got rid of the Indian and kept the ...
They got rid of the Indian and kept the land. How American Farmer-Owned 100 LAND LAKES UD 4 STICKS NET WT TLB (453.6g) BUTTER SALTED Farmer-Owned LAND O LAKES SINCE 1921 100 CALORING PLATSAP UD 4 STICKS BUTTER SALTED NET WT 11. (453.6 g)
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta iki adet Land O'Lakes tereyağı paketi görülüyor. Üstteki pakette, yerli Amerikalı bir kadın figürü ve "LAND O LAKES" yazısı var. Alttaki pakette ise aynı yazı ama yerli Amerikalı figürü olmadan, sadece bir manzara resmi bulunuyor. Fotoğrafın üzerindeki yazı, markanın yerli Amerikalı figürünü kaldırmasını tiye alıyor. Mizah, markanın isminin "LAND O LAKES" (Arazi ve Göller) olmasından ve yerli Amerikalıların ABD'deki topraklarını kaybetmiş olmalarından kaynaklanıyor. Yani yazı, "Yerli Amerikalıları kaldırdılar ve araziyi aldılar. Ne kadar Amerikan!" diyerek, markanın isminin bu durumu ironik bir şekilde yansıttığını ima ediyor.


Nazi propaganda afişi: "Alman ete geldi,...
Nazi propaganda afişi: "Alman ete geldi, toraman gençlik" haha çok güldüm :))) http://t.co/Ts7KGjyzRY
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Bu görsel, bir karikatürdür. Karikatürde Nazi temalı bir sahne işleniyor. Özetle; * **Sahne:** Nazi üniformalı kişiler, bir doktor (veya doktor görünümlü kişi) ve bir hasta/denek olarak görünen bir karakter var. Arka planda "Nazi ana" gibi ifadeler dikkat çekiyor. * **Metinler:** Konuşma balonlarında ve metinlerde çeşitli ifadeler bulunuyor. Bir baloncuğunda "AK SÜDDÜM HARAM OLSUN HİTLER" yazısı var. Bir diğerinde "YA TEYZE NAZİ, DOKTOR MUYUM, SAĞLIK OCAĞI DOKTORU MUYUM ANLAMADIM... İKİDE BİR BİR YERİM AĞRIYO DİYE GELİNMEZ NAZİ DOKTORUN YANINA!.. SENİN YÜZÜNDEN ÖLÜMCÜL NAZİ DENEYLERİ YAPAMIYORUM!..NEYSE,.. DERİN NEFES AL, KÖHLER DE BAKLIM." yazıyor. Başka bir baloncuğunda "HAYDAA, OLMADI Bİ DAHA!" ifadesi yer alıyor. Ayrıca "BÖHLER! BÖHLER! BRRR..." şeklinde bir ses efekti ve "BAĞIRMAYIN LAN ANNEMİZE!" şeklinde bir tepki var. Altta "TORAMAN GENÇLİK" ve "ALMAN ETE GELDİ" gibi etiketler görülüyor. **Espri Açıklaması:** Karikatürün espri anlayışı, muhtemelen Nazi dönemindeki vahşi tıbbi deneyleri ve bu deneyleri yapan doktorları hicvetmeye dayanıyor. "Nazi ana" başlığı ve Hitler'e yönelik "AK SÜDDÜM HARAM OLSUN" gibi ifadeler, döneme yönelik bir eleştiri veya alay unsuru taşıyor. Konuşma balonlarındaki diyaloglar, deneylerin acı vericiliğini ve kaçınılmazlığını mizahi bir dille anlatıyor. Doktorun, hastanın şikayetini dinlerken "ölümcül Nazi deneyleri yapamıyorum" demesi ve "Köhler de bakalım" gibi ifadeler, doktorların (bu bağlamda Nazi doktorlarının) etik dışı ve acımasız yöntemlerine gönderme yapıyor. "Haydaa, olmadı bi daha!" ifadesi, deneylerin sürekli tekrarlandığına ve sonuçlarının (muhtemelen hastalar için olumsuz) beklendiği gibi olmadığına dair bir ironi içeriyor olabilir. "Bağırmayın lan annemize!" kısmı ise, bu acımasız deneylerin bir tür "aile içinde" yapıldığına dair bir ironi yaratabilir veya daha genel bir isyanı ifade edebilir. En alttaki "Toraman Gençlik" ve "Alman ete geldi" gibi etiketler ise, bu olayın Alman kimliğiyle veya bir dönemdeki Alman gençliğiyle ilişkilendirildiğini ima ediyor olabilir. Kısacası karikatür, Nazi dönemindeki insanlık dışı tıbbi uygulamaları, bu uygulamaları yapanları ve belki de bu tür vahşetlere karşı duyulan genel tepkiyi mizahi bir dille eleştiriyor.


İçerik ekle

Template seç, yazını yaz, kepsi siteye gönder.

Keps yap →

💬 Son Yorumlar