İçerik ekle template seç, yaz, gönder
tarihifotoğraflar ile ilgili bulabildiğim postlar, videolar, karikatürler, resimler, tweetler, miimler

65 yıl önceki 19 Mayıs Kutlamaları
65 yıl önceki 19 Mayıs Kutlamaları
Videoda söylenenler: “Bu bir sıra harp okulu öğrencilerinin geçidine gelmiştir. Samsun'dan getirilen bayrağa reisi cumhur Celal Bayar'a tak dim için koşuyorlar. Atatürk'ün istiklal mücadelesine başlamak üzere 19 Mayıs 1919'da çıktığı Samsun'dan getirilen bu kıymetli emaneti az iz misafirimiz İmpara...”
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, gri tonlarda çekilmiş, muhtemelen 1960'lar veya 1970'ler dönemine ait bir grup genç kız görülüyor. Önde, hafifçe öne doğru eğilmiş ve gözleri hafif yukarı doğru bakmış bir kızın yüzü ve omuzları açıkça görünüyor. Arka planda diğer genç kızların da siluetleri görünüyor. Görüntünün arka planında da gri tonlarda bir boşluk var. Resmin altındaki "32 GUN" yazısı, bir müzik programı veya haber programı gibi bir televizyon veya radyo yayını olduğunu işaret edebilir. Fotoğrafın içeriği, kesin bir mizah unsuru taşımasa da, döneme özgü bir görüntü ve olası bir yayın logosunu içeriyor. Fotoğrafta mizah, bir yorum yapma imkanı vermiyor; o dönemde benzer görseller sıklıkla yayında olabilirdi. Bu nedenle, mizah unsuru yok. Görüntüde, gri tonlamalı siyah beyaz bir video görüntüsünden kesilen, genç kadınların bir grubu görünüyor. Önde, uzun saçlı bir kadın dikkat çekiyor. Arka planda, diğer genç kadınlar da görünüyor. Görüntünün kalitesi düşük ve görüntüler biraz bulanık. Görüntünün arka planında "32 GUN" yazan bir logo da mevcut. Fotoğrafın içindeki mizah, muhtemelen video klibin ya da filmi çekenlerin/yayıncıların gençlik ve popüler kültür bağlamında yaptığı bir göndermedir. O dönemin giyim tarzları, saç modelleri ve gençlik kültürüyle ilgili olabilir. Öyle bir gönderme olmadan fotoğrafın kendisinde doğrudan bir mizah unsuru yok. Ancak bağlamı ve görsel stilini göz önüne alarak gençlik ve popüler kültüre ilişkin bir gönderme yaptığı söylenebilir.


Nato Binası için mozaik eserini hazırlay...
Nato Binası için mozaik eserini hazırlayan Bedri Rahmi Eyüboğlu. 1950'ler
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, bir bina içinde mozaik döşenen bir alan görülüyor. Resimdeki espri, mozaiğin tamamlanmamış olması ve hala işçilerin çalıştığı anlaşılıyor. Yani espri, "İşçiler mozaiği tamamlamadan, kimse üzerinden geçmeye cesaret edemiyor." şeklinde yorumlanabilir. İngilizce: The picture shows a mosaic being laid in a building. The joke is that the mosaic is unfinished and workers are still working on it. So, the joke can be interpreted as "Nobody dares to cross the mosaic before the workers are finished."


“Vatanı korumak, çocukları korumakla baş...
“Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar.” - Mustafa Kemal Atatürk #ElmalıDavası
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Bu fotoğrafta çok sayıda insan bir araya gelmiş ve formal kıyafetler giymiş. Herkes birbirine bakıyor ve gülümsüyor. Bu fotoğrafın içinde bir espri yok. Bu bir grup resmidir. İnsanlar arasında bazı çocukların olması ve onları güldüren bir espri olması için bu fotoğrafın komik olması mümkün, fakat bunun için daha fazla bilgiye ihtiyacımız var. Fotoğrafın konusu, insanların kim olduğu ve hangi duruma ait olduğu hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacımız var.


@unutulmaz_fotograflar 👈👈 Ara Güler'in o...
@unutulmaz_fotograflar 👈👈 Ara Güler'in objektifinden Afrodisias Antik Kenti, Aydın (1958).
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta dört adam oturmuş sohbet ediyor. Arkalarında bir ev ve sütunlar var. Sağda oturan adamın ayağında çorap yok. Şaka şu: Adamın ayağında çorap olmaması, yani "ayakkabı giymeden çıplak ayakla" dolaşması, bir espri konusu olabilir. Bu durum, belki de adamın dikkatsizliği veya umursamazlığıyla ilişkilendirilebilir. Türkçede bu durumla ilgili çeşitli espriler yapılabilir, örneğin: * "Çorapsız mı gezersin sen, üşümüyor musun?" * "Ayağında çorap yok, ne halt yediğini merak ediyorum!" * "Ayakkabı giydin de çorap mı unuttun?" Bu şaka, günlük hayatta sıkça karşılaştığımız küçük ayrıntıları ve insanların davranışlarını ele alan hafif espriler kategorisinde yer alır. The photo shows a group of people, including children, gathered around a stone bench. A little girl is sitting on the bench, while the others are standing or sitting nearby. The joke, as it's a photo, is unlikely to be a joke but a depiction of a normal moment in life. However, the image is a bit ambiguous. It's possible to interpret it as a group of people trying to take a picture with the little girl. The joke would be about trying to get the girl to smile and look at the camera, but it's possible they are unable to do so. This is a typical situation in family photos, and it could be used to highlight the difficulties of taking a good family photo. However, it's important to remember that it's just a photo, and we don't know the full context of the situation. The joke could be anything, depending on the people in the photo and their relationship to each other. Resimde bir grup sütun ve önlerinde bitki örtüsü görüyoruz. Görselde bir espri yok. Fotoğrafta, taş döşeli bir yolda, önünde iki sütun bulunan taş bir yapının önünde duran, başında örtü ve yüzünde kara bir perdeleme olan yaşlı bir kadın görünüyor. Fotoğraftaki espri, kadının başındaki örtü ve yüzündeki kara perdelenmenin onu tamamen gizlemesi, ancak yaşlılığının ve kırışıklıklarının gözlerden kaçmamasıdır. Yani espri, güzellik ve yaşlılık arasındaki zıtlığı vurguluyor. Türkçe olarak espri şöyle ifade edilebilir: "Yaşlılık örtülü de olsa, güzellik örtüsünden gizlenemez." Fotoğrafta yük hayvanı olarak kullanılan bir eşek, sırtında yüklerle bir tepenin yamacında yürürken görülüyor. Eşeğin arkasında eşek yükünün ağırlığının altında ezilen, ayakları yere basmayan bir adamın gölgesi görünüyor. Bu fotoğraftaki espri "eşek yükünü taşımak" atasözünden geliyor. Fotoğrafta, eşeğin yükü ve altında ezilen adamın gölgesi, bu atasözüne gönderme yapıyor. Espri kısaca şöyle: Eşek yükünü taşıyan kişi eşeğin arkasında, yükün altında ezilen kişidir. Fotoğrafta, taştan yapılmış eski bir ev ve evinin önünde yürüyen kadınlar var. Bu fotoğrafta espri yok, sadece sıradan bir yaşamı gösteren bir fotoğraf. Fotoğrafta, antik çağlardan kalma taş yapılardan oluşan bir enkaz yığını görünüyor. Enkazın arasında bir taş parçasında ise bir insan başı heykeli görülüyor. Ancak heykelin sadece yarısı kalmış ve boynu kırılmış durumda. Bu fotoğraf için söylenebilecek bir espri şöyle olabilir: "Antik çağlarda da belediyelerin çöp toplama hizmeti çok iyiymiş. Bu yüzden bu heykel de, başı alınmış ve geri kalanı çöpe atılmış." Fotoğrafta yıkık bir binanın kalıntıları ve etrafında iki kişi görünüyor. Kadın yıkılan binanın içinden çıkıyor ve erkek onu yıkılan binadan çıkan halde izliyor. Fıkra şu şekilde: Adam binadan çıkan kadına soruyor: "Ne oldu sana? Orada ne yapıyordun?" Kadın cevaplıyor: "Orada kaçakçı bir adamın evindeydim, yakalandım. Onu yakalayabilmeniz için kaçtım!" Adam şaşkınlıkla: "Biliyorsun ya, kaçakçıların burası çok tehlikeli bir yer, orada saklanmak çok riskli!" Kadın gülümseyerek cevaplıyor: "Evet biliyorum, ama adam çok güzel bir bahçe yapmış. Onu görmek için her şeye değer!" Resimde, iki yetişkin ve bir çocuk var. Yetişkinlerden biri bir çocuğa bir şey vermeye çalışıyor, diğer yetişkin ise bu duruma gülüyor. Çocuğun ise aldığı şeye çok şaşırmış ve memnun olmuş gibi görünüyor. Fıkra şu şekilde: Resimdeki çocuk, ona verilen şeyin aslında **"pişmiş taş"** olduğunu anlayamamış ve "ne güzel bir hediye" diyerek sevinmiş. Bu fıkra, **"pişmiş taş"** ifadesinin Türkçede **"işe yaramaz"** veya **"değersiz şey"** anlamına geldiği gerçeğine dayanmaktadır. Dolayısıyla fıkra, çocuğun aldığı hediyenin aslında işe yaramaz olduğunu, ancak çocuğun bunu fark edemediğini ve çok mutlu olduğunu anlatarak komik bir durum yaratmaktadır. Fotoğrafta, taşlarla dolu bir yerde bir erkek eşek üzerinde oturmuş. Eşek yürürken, taşların arasında küçük bir eşek daha görünüyor. Bu fotoğrafın espri konusu, erkek eşeğin küçük bir eşekle eşlik edilmesi. Yani, fotoğrafta "**Eşeğin eşeği varmış**" anlamında bir espri yapılmış.


Son Osmanlı Padişahı Vahdettin ve son ha...
Son Osmanlı Padişahı Vahdettin ve son halife Abdülmecid'in torunu olan Necla Hibetullah Osmanoğlu.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, başında taç ve üzerinde beyaz bir elbise giymiş, güzel bir kadın oturmuş. Kadın, elinde bir yelpaze tutuyor ve hafifçe gülümsüyor. Bu fotoğrafta bir espri yok.


Amerikalı fotoğrafçı Charles W. Cushman’...
Amerikalı fotoğrafçı Charles W. Cushman’in 1965 yılında İstanbul’da çektiği bazı fotoğraflar [Derleme : @unutulmaz_fotograflar ]
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, bir adam çiçekçi dükkanından bir buket çiçek satın almış ve sokakta yürürken gülümsüyor. Adamın satın aldığı çiçekler solmuş ve yaprakları dökülüyor. Bu, adamın çiçekçi dükkanından "sadece" çiçek aldığını, yani parasını ödediğini ancak çiçeklerin kalitesini kontrol etmediğini gösteren bir espri. Türkçede bu durum için sık kullanılan bir deyim "gözünü kırpmadan aldı"dır. Espri şu şekilde ifade edilebilir: "Adam çiçekçi dükkanından 'sadece' çiçek almış. Gülümsemesi de çiçeklerin güzelliğinden değil, çiçeklerin parasına mal olduğundan!" Fotoğrafta, bir balıkçı teknesinde balık satan bir adam var. Adam, balıklarla dolu bir sepetin yanında duruyor. Fotoğrafta görünen, balıkların bol olduğu bir dönemde, balıkçının bir balık satabilmek için çok uğraşması gerektiğini anlatan bir mizah içeriyor. Resmindeki espri, balıkçının bu kadar çok balık varken bile bir tane bile satamadığını ve zor durumda olduğunu göstermesidir. Bunu "Bu kadar çok balık varken bile bir tane bile satamazsan ne yapacaksın?" şeklinde ifade edebiliriz. Resimde iki kız çocuğu, bir taş duvarın önünde duruyor. Sol taraftaki kız çocuğu, tek tekerlekli bir bisiklet bisikletinin tekerleğini tutuyor. Sağdaki kız çocuğunun ise bisikleti yok. Bu resimdeki espri, sol taraftaki kız çocuğunun bir bisikletin tekerleğini elinde tutması ve sağ taraftaki kız çocuğunun bisikletsiz olması ile ilgili. Bu durum, sol taraftaki kız çocuğunun bisikleti "çalmış" ve sağ taraftaki kız çocuğuna bırakmamış gibi bir izlenim veriyor. Kısaca, resimdeki espri, sol taraftaki kız çocuğunun bisiklet "çalması" ve sağ taraftaki kız çocuğunun bisikletsiz kalması üzerinden kurulu. Resimde, "Hayat Mecmuası" ve "Doğan Sigorta" reklamları bulunan binaların önünde, at arabası görüyoruz. Bu, "Doğan Sigorta"nın reklamını yapan bir şaka. At arabası, günümüzde modern şehirlerde çok nadir kullanılan bir ulaşım aracıdır. Dolayısıyla, Doğan Sigorta'nın at arabası kullanması, sigorta sektöründe biraz "modası geçmiş" olduğunun bir göstergesi olarak algılanabilir. **Şaka:** "Doğan Sigorta'nın at arabasıyla gezmesi, geçmişte kaldığını mı gösteriyor?" Fotoğrafta, İstanbul'un dar ve eski sokaklarından birinde bir at arabası ve etrafında insanlar görülüyor. Sokaklar oldukça dardı ve arabalar için çok uygun değildi. At arabasının yanında oturan adam da muhtemelen bu dar sokakları kullananların sık karşılaştığı bir durumla dalga geçiyor. **Şaka:** "Arada sırada otomobil geliyor. Ben de atın üstünde oturup bekliyorum." **İngilizce çeviri:** "Every now and then a car comes by. I'm just sitting on the horse and waiting." Bu şaka, dar sokaklarda at arabası kullanmanın zorluklarını ve beklenmedik durumlara hazırlıklı olmanın önemini vurguluyor. Resimde, arkasında renkli bir kutu olan ve yolun ortasında duran bir adam görülüyor. Adamın sırtında, "Boş ver, ben taşıyorum!" diye yazan bir kutu var. Bu, bir taşyükleme ve taşıma işçisi olan adamın sırtında ağır bir yük olduğunu ancak yine de bir şekilde mutlu olduğunu ima eden bir mizah. Bu espri, insanın zorluklarla yüzleşme biçimini ve bunu esprili bir şekilde ifade etmesini gösteriyor. Fotoğrafta, bir sokak tezgahında fındık satan bir satıcı ve bir müşteri arasında geçen bir olayı görüyoruz. Müşteri fındıkları inceleyerek satıcıya "Bunlar taze mi?" diye soruyor. Satıcı ise "Hayır efendim, bunlar 1962 yılından kalma. Siz şimdiye kadar nerelerdeydiniz?" diye cevaplıyor. Bu espri, fındıkların tazeliğine değil, müşterinin uzun süredir fındık almamış olmasına gönderme yaparak komik bir etki yaratıyor. Fotoğrafın çekildiği dönem de bu esprinin daha da anlamlı olmasını sağlıyor. Fotoğrafta bir limanda balık tutmaya çalışan birkaç adam var. Aralarında balık satıcısı olan biri dikkat çekiyor. Balık satıcısı kafasına çiçekli bir kap ve bir kürek tutmuş ve üzerinde bir balık olduğunu gösteriyor. Balık satıcısının balık satmak için kullandığı yöntem oldukça ilginç ve tuhaf. Bu fotoğrafın şakası, balık satıcısının balık satmak için kullandığı yöntemi ele alıyor. Balık satıcısının çiçekli bir kap ve kürek kullanarak "Bu balığı aldım, ancak başka bir balığa takas edeceğim" gibi bir mesaj verdiğini düşünülebilir. Bu tuhaf yöntemle balığı daha cazip hale getirmeye çalıştığını ima ediyor. Bu yüzden fotoğrafın şakası, balığı satmak için kullanılan yöntemin ilginç ve tuhaf olmasından kaynaklanıyor. Fotoğraf bize gerçek bir balık satıcısının bu yöntemle balık sattığını göstermese bile, bu şekilde balık satmak oldukça komik ve eğlenceli bir düşünce. Fotoğrafta Ayasofya Camii ve önünde duran bir kadın var. Kadın camiye bakıyor ama minareye değil. Fıkra şöyle: "Ayasofya'nın minaresiyle ünlü olduğunu biliyorsun. Kadının minareye bakmadığını fark ettin mi? " Bu fıkra, kadının minareye bakmamasıyla "Ayasofya'nın minaresiyle ünlü olduğunu bilmiyor" gibi bir anlam çıkararak mizah yaratıyor. Fotoğrafta, bir vapurun üzerinde bulunan bir "Kız Kulesi İstanbul" tabelası ve onun yanında "Paklar" markasının 4 mevsim motor yağı reklamı yer alıyor. Fıkra şu şekilde: Kız Kulesi, İstanbul'un simgesidir ve tarihi bir yapıdır. Paklar ise bir motor yağı markasıdır. Bu iki şeyin yan yana olması, "Kız Kulesi de mi motor yağı kullanıyor" gibi bir espriyi çağrıştırmaktadır.


Nadir Tarihi Fotoğraflar @nadirfotograf ...
Nadir Tarihi Fotoğraflar @nadirfotograf Fötr şapkalı bir beyeefendi. Diyarbakır 1970
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, 1970'lerde Diyarbakır'da fötr şapkalı bir beyefendi görünüyor. Bu resimde espri, o dönemde şık giyimli ve modern bir beyefendiyle Diyarbakır'ın o dönemki yaşam koşulları arasındaki zıtlığı göstermektir. Yani fotoğraftaki beyefendinin giyim tarzı ve bulunduğu ortam, o zamanlar Diyarbakır'daki yaşam koşullarına göre oldukça farklı ve hatta biraz komik gözükmektedir.


Nadir Tarihi Fotoğraflar @nadirfotograf ...
Nadir Tarihi Fotoğraflar @nadirfotograf Fötr şapkalı bir beyeefendi. Diyarbakır 1970
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, şık giyimli bir beyefendi, 1970'lerde Diyarbakır'da çekilmiş bir fotoğrafta görülebilir. Şapkası ve stiliyle, o zamanlar modaya uygun olduğunu gösteriyor. Ancak, fotoğrafın komik yanı, beyefendinin "fötr" şapkasının aslında bir "şapka" olmadığı, saçlarının bir kısmının geriye doğru taranmış ve "fötr" şeklinde şekillendirilmiş olması. Bu, "fötr şapkalı" ifadesinin ironik bir şekilde kullanıldığını gösteriyor. **Özetle:** Fotoğraf, "fötr şapkalı" ifadesinin 1970'lerde Diyarbakır'da nasıl anlaşıldığını ve şakayı ironik bir şekilde vurgulamaktadır.


Hawaii'de gece balıkçılığı, 1948.
Hawaii'de gece balıkçılığı, 1948.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, bir adamın sahil kenarında büyük bir el feneri taşıdığı görülüyor. Fener, suda yansıyan küçük bir balık gibi görünüyor. Bu şaka, adamın el fenerini bir balık zannederek büyük bir çaba sarf etmesini ve balık tutmaya çalışmasını komik bulmamıza dayanıyor. İngilizce olarak: The photo shows a man on a beach holding a large flashlight. The flashlight is reflecting in the water, making it appear like a small fish. The joke is that the man is trying to catch the fish with his flashlight, thinking that it is a real fish.


Tarihi Merak Ediyoruz (YENİ… · 14 dk Pri...
Tarihi Merak Ediyoruz (YENİ… · 14 dk Princeton Üniversitesi öğrencileri kartopu … savaşının ardından, 1893. 30 17 33 433 Sidat Yalçın @SidatYalcnn Erasmus Kürtleri
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta üç erkek öğrenci oturmuş. Bu fotoğrafın komik yanı, 1893 yılında Princeton Üniversitesinde öğrencilerin kartopu savaşından sonra çekilen fotoğraf olması. Fotoğraftaki öğrencilerden ikisi yaralı ve yüzlerinde morluklar var. Bu da, o zamanlar da kartopu savaşlarının ne kadar sert geçtiğinin bir göstergesi.


Çernobil Nükleer Santrali'nde gerçekleşe...
Çernobil Nükleer Santrali'nde gerçekleşen kazaya ait nadir görülen fotoğraflar (1986). Tarihi fotoğraflara meraklıysanız bir Nicepaylasimlar ürünü olan @unutulmaz_fotograflar hesabımızı takip edebilirsiniz.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, beyaz önlük giyen ve elinde bir tüp ile duran bir adam, önünde duran kadına ve kucağında tuttuğu bebeğe bakıyor. Adamın tüpüyle bebeği "aşılamak" istediği ve kadının bunu engellemeye çalıştığı görülüyor. Fıkra, adamın bebeği aşılamak istediği ancak bunun sadece bir "sahte aşı" olduğu ve aslında bebeğe şaka yaptığı üzerine kurulu. "Aşı" aslında bir su tabancası. Fıkra Türkçe olarak şöyle anlatılabilir: "Adam, önünde duran kadının bebeğini 'aşılamak' istedi ama aslında bebeğe şaka yapıyordu. Adamın elinde tuttuğu 'aşı' tüpü aslında bir su tabancasıydı. Kadın, adamın bebeğe gerçek aşı yapacağını düşünerek korkmuş ve onu engellemeye çalışıyordu." Fotoğrafta, suya bir kap düşürmüş ve sudan çıkarmaya çalışan bir adam görünüyor. Adamın eldivenleri kapalı olmasına rağmen, kap suda olduğu için elle çıkarmaya çalışıyor. Burada espri, adamın eldivenlerinin kapalı olmasına rağmen, suda olan bir kap için eldiven kullanmaması. Espri Türkçe olarak şöyle ifade edilebilir: Adam eldivenlerini takmış, ama kap suda olduğu için eldivenle almaya çalışmıyor. Fotoğrafta üç asker görüyoruz. Hepsi de gaz maskeleri ve koruyucu giysiler giyiyor. Askerlerden biri diğer ikisinin yanına yaklaşıp, "Gaz maskesi takmamıza gerek yok, sadece simülasyon." diyor. Bu fotoğrafa bakarak yapılan şaka şu: Askerler tehlikeli bir ortamda gibi görünüyor, ancak gerçekte sadece bir simülasyon yapıyorlar. Bu, askeri eğitimin bazen gerçekçi ve ciddi görünebileceğini, ancak aslında sadece bir tatbikata dayandığını gösteriyor. Fotoğrafta, radyasyon riski altında oldukları için gaz maskeleri takmış, tehlikeli bir bölgede çalışan işçiler görünüyor. Fıkra şöyle: "Çernobil'de çalışan bir işçiye, "Sizi bu kadar tehlikeli bir yerde çalışmaya ne teşvik ediyor?" diye sormuşlar. İşçi de, "Para! Tabii ki para!" diye yanıtlamış. "Peki bu kadar risk altında, para kazanmaya değmez mi?" diye sormuşlar. İşçi de, "Değer mi bilmiyorum ama, burada çalışmaya devam edecek başka bir şey de bulamadım!" diye cevaplamış. Fotoğrafta bir grup insan, bir geminin güvertesinde bir şeyleri kaldırmaya çalışırken görülüyor. Görünüşe göre, gemi büyük bir hasar görmüş ve güvertede çökmüş durumda. Fotoğraf, Rusya'nın Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından yaşanan ekonomik zorlukları ve bunun insan yaşamına etkilerini gözler önüne seriyor. **Şaka:** Bu fotoğrafta, Rusların "daha da kötüye gidiyor" dediği esprili bir durum gösteriliyor. Çünkü gemi zaten çökmüş, ancak insanlar hala onu daha da "kaldırmaya" çalışıyorlar. Bu, Rusya'nın yaşadığı zorlukların sadece daha da kötüye gidebileceğini ve hiçbir düzelme belirtisi olmadığını ima eden bir durum. Fotoğrafta, Çernobil Nükleer Santrali'nin üzerinden uçan bir helikopter görülüyor. Bu fotoğrafla ilgili şaka, helikopterin Çernobil'e uçmasının oldukça tehlikeli olmasıdır. Çernobil felaketi, 1986 yılında meydana gelen ve nükleer enerjinin tehlikelerine dikkat çeken bir felaketti. Helikopterin Çernobil'e uçması, olayın ciddiyetini ve felaketin sonuçlarını anımsatan bir espri olarak algılanabilir. Ancak bu espri, trajik bir olaya karşı duyarsız olmamak ve felaketin sonuçlarını küçümsememek açısından uygunsuz olabilir. Resimde, başlarında maske olan bir grup erkeğin, soğuk bir ortamda beklediği görülüyor. Birbirlerine yakın durarak, sıcak kalmaya çalışıyorlar. Resimde bir mizah yok. Bu fotoğrafın, soğuk ve zorlu bir ortamda görev yapan kişilerin bir anını gösterdiği anlaşılıyor. Fotoğrafta, Çernobil Nükleer Santrali'nin 4. reaktörünün patlamasının ardından yıkılan reaktör binasının fotoğrafını çeken bir adam var. Adam, radyasyondan korunmak için bir maske ve bir takım elbise giymiş. Bu fotoğraftaki espri, adamın Çernobil'den bir fotoğraf çekerken "Selfie" çekiyormuş gibi görünüyor olması. O zamanlar selfie kavramı henüz bilinmiyordu. Espriyi kısaca şöyle ifade edebiliriz: "Çernobil'de selfie çeken adam". Fotoğraf, Çernobil Nükleer Santrali'nin 1986'daki felaketin ardından bir havadan görüntüsünü göstermektedir. Bu fotoğrafta esprili bir şey yok. Çernobil felaketi, tarihin en kötü nükleer felaketlerinden biriydi ve çok sayıda insanın ölümüne ve çevreye büyük zararlara yol açtı. Bu fotoğrafta, Çernobil nükleer santralinin 4. reaktörünün patlamasından sonraki yıkımın bir fotoğrafı görünüyor. Patlama sonrasında oluşan yıkım ve etraftaki molozlar, felaketin boyutunu gözler önüne seriyor. Fotoğraftaki espriye gelince, bu fotoğrafta herhangi bir espri bulunmuyor. Çernobil felaketi ciddi bir olay ve bu fotoğrafta da bu felaketin vahameti gözler önüne seriliyor. Herhangi bir espriyi düşündüğünüz için teşekkür ederim, ancak bu fotoğrafta herhangi bir espriye yer verilmediğini belirtmek isterim.


yıl 1940 civarı. dedemin 20'li yaşlardak...
yıl 1940 civarı. dedemin 20'li yaşlardaki askerlik fotoğrafı asalete bak be 🤠
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Bu fotoğrafta, eski bir askeri üniformalı, ciddi bir yüz ifadesiyle bakışlarını uzaklara dikip duran genç bir adam görünüyor. Bu fotoğrafa baktığımızda, insanın aklına şöyle bir espri gelebilir: "Adamın bakışları uzaklarda olsa da, aslında o anın ne kadar garip olduğunu düşünerek içten içe gülüyordur." Bu espri, fotoğraftaki adamın ciddi ifadesi ile zıt olan bir mizah unsuru yaratmaktadır. Resimdeki adamın gerçekte ne düşündüğünü bilmesek de, bu espri, fotoğrafa yeni bir bakış açısı kazandırır ve izleyiciyi gülümsetmeyi amaçlar.


Türk havacılık tarihinin en önemli isiml...
Türk havacılık tarihinin en önemli isimlerinden Vecihi Hürkuş ve kızları.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Bu fotoğrafta, dört kişi var. Bir adam ve üç çocuk. Adamın iki kız kardeşi ve bir yeğeni var. Adam, kız kardeşlerinin ve yeğeninin yanında poz veriyor. Adamın kız kardeşlerinin ikisinin de başına beyaz kurdele bağlanmış, yeğenin ise başına beyaz kurdele ve siyah bir şapka takılmış. Fotoğrafta, adamın kız kardeşleri arasında gülümsemeyen sadece bir tane var. Burada, adam, kız kardeşlerinin yeğeniyle evlenmesi gerektiği konusunda şaka yapıyor, çünkü böylece tüm kız kardeşleri aynı anda gülümseyebilecek. The joke is: "Adam, kız kardeşlerinin yeğeniyle evlenmesi gerektiği konusunda şaka yapıyor, çünkü böylece tüm kız kardeşleri aynı anda gülümseyebilecek." The Turkish translation of the joke is: "Adam, kız kardeşlerinin yeğeniyle evlenmesi gerektiği konusunda şaka yapıyor, çünkü bu sayede tüm kız kardeşleri aynı anda gülümseyebilecek."


Asfalt ve betonla kuşatılmadan önce Anta...
Asfalt ve betonla kuşatılmadan önce Antalya Konyaaltı sahili bu şekildeymiş. 1960'lı yıllar
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, bir plajın ucunda, uçurumun tepesinden, plaja bakan bir adam görünüyor. Adamın başının üzerinde, "**Şuraya bir tane daha bina yapsalar, deniz kalmayacak**" yazılı bir düşünme balonu var. Bu fotoğraf, Türkiye'de sıkça görülen ve şehirleşme ile doğanın korunması arasındaki çatışmayı ele alan bir espriyi yansıtıyor. Fotoğraf, yeni binaların yapılması ile denizin azalması arasındaki ilişkiyi absürt bir şekilde gösteriyor.


Amerikalı fotoğrafçı Charles W. Cushman’...
Amerikalı fotoğrafçı Charles W. Cushman’in İstanbul’da çektiği bazı fotoğraflar (Nisan-Mayıs 1965). Kaynak: Indiana University Archives Siz de tarihi fotoğraflara meraklıysanız bir Nicepaylasimlar ürünü olan @unutulmaz_fotograflar hesabımızı takip edebilirsiniz 🤝
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, çiçekçi dükkanının önünde çiçek satın alan bir adam görüyoruz. Adamın elinde çiçekler varken sigara içmesi, "Çiçek almış, sigarası da söndürmemiş." şeklinde bir espriye sebep olabilir. Fotoğrafta, bir balıkçı teknesinde balık satmaya çalışan bir balıkçı görülüyor. Teknenin içinde, balıkların üzerine "Balık Var" yazan bir tabela asılı. Bu, balıkçıların genellikle "Balık Var" diye bağırarak müşterilerine balıklarını satmaya çalıştıkları bir espriye gönderme. Fotoğrafta iki kız çocuğu görüyoruz. Biri diğerinin elindeki tekerleği taşırken, diğer kız çocuğu da gülerken görünüyor. Fıkra şu: "Çocuk annesine soruyor: Anne, tekerlek nasıl yuvarlanıyor? Anne cevaplıyor: Kızım, tekerlek yuvarlanmıyor, o taşınıyor!" Bu fıkra, çocukların basit soruları sorma eğiliminde olduğunu ve yetişkinlerin de bazen bunlara basit cevaplar verdiğini gösterir. Resimde, İstanbul'un eski bir caddesinde çekilmiş bir fotoğraf görüyoruz. Arka planda, "Hayat Mecmuası" ve "Doğan Sigorta" reklamları bulunan bir bina var. Ön planda ise, bir at arabası ve çevresindeki insanlar görünüyor. Bu fotoğrafta esprili bir durum yok. Fotoğraf, eski İstanbul'un yaşantısını ve sokak kültürü hakkında bilgi veriyor. Resimde, eski bir İstanbul sokağında, yokuş yukarı çıkan bir at arabası ve etrafında yürüyen insanlar görülüyor. Arabanın arkasında oturan adamın, atın çektiği yükü "rahat" bir şekilde izliyormuş gibi bir tavrı var. Fıkra ise şu: Arabanın arkasında oturan adam, bir arkadaşıyla yürürken, atın çektiği yüke bakarak, "Ben de böyle bir araba alsam, bana da böyle yük taşıyan bir at bulursan keşke." der. Arkadaşı da ona "O zaman araba kullanmayı da öğrenmen lazım." diye cevap verir. Bu fıkra, insanların kendi işlerini yapmaktan kaçınma ve başkalarının yükünü görmezden gelme eğilimini ele alıyor. Atın çektiği yükü rahatça izleyen adam, kendisi için kolay bir hayat hayal ediyor, ancak bunun için herhangi bir çaba göstermeye hazır değil. Fotoğrafta, sırtında "**dondurma**" taşıyan bir dondurmacı görünüyor. **Fıkra:** Dondurmacı, çok sıcak bir günde sokakta dondurma satıyor. Bir müşteri gelip, "**Abi, dondurman ne kadar?**" diye soruyor. Dondurmacı, "**2 TL, efendim. Almak ister misin?**" diye cevap veriyor. Müşteri, "**Yok, abi, sadece soruyordum. Çok sıcak, dondurmanın erimesi zorunda.**" diye karşılık veriyor. **Bu fıkra, dondurmacının "dondurmanın erimesi zorunda" gibi bir sorunu olmadığını ve satış yapmak için can attığını gösteriyor.** Fotoğrafta bir grup insan görüyoruz. Bir tezgahtan fındık satan bir kişi, bu fındıkların çok lezzetli olduğunu ve herkese yetecek kadar olduğunu söylüyor. Ancak, fındıklar çok küçük ve tüketilemeyecek kadar çok sayıda. Şaka ise; satıcının müşterilere çok az miktarda fındık satarak para kazanmak istemesi ve bunun çok komik bir şekilde yapılmış olması. Fındıkların satışı çok komik çünkü miktar çok az ve bu miktarla çok sayıda müşteriyi doyurmak mümkün değil. Bu durum, satıcının çok fazla para kazanmak istediğini gösteriyor. Fotoğrafta, bir limanda balıkçıların yanında duran, sırtında canlı balıklar bulunan bir seyyar satıcıyı görüyoruz. Şaka ise, balık satıcısının sırtındaki seyyar tezgahın açık olması ve balıkların suya düşmemesi gereken yerde, suda yüzmeye çalışıyor gibi görünmesinden kaynaklanıyor. Bu durum, seyyar satıcının işini yaparken yaşadığı komik bir aksilik gibi görünüyor. Fıkra şöyle anlaşılabilir: **"Balık satıcısı, balıklarını korumak için elinden geleni yapıyor ama bazı şeyler kontrolümüz dışında!"** Fotoğrafta İstanbul'un tarihi bir bölgesinde bulunan bir cami ve yanında duran bir kadın görünüyor. Kadın camiye bakıyor. Bu fotoğrafta espri yok. Resimde bir feribot görünüyor ve feribotun üzerinde "Kız Kulesi İstanbul" yazıyor. Bu fotoğrafta, feribotun "Kız Kulesi İstanbul" yazması esprili çünkü Kız Kulesi, İstanbul'da bir adada bulunan tarihi bir yapıdır. Yani, feribotun "Kız Kulesi İstanbul"a gitmesi gibi bir şey mümkün değildir.


Antinous heykelinin bulunması,1894
Antinous heykelinin bulunması,1894
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, bir grup adam, toprak altında bulunan bir heykelin önünde duruyor. Heykelin başı ve kolları yok, sadece gövdesi mevcut. Adamlar heykele bakarak, birinin, "Bu da ne? Bu da ne? Kafa yok, kollar yok, sadece gövde var. " diye şaşkınlık ve hayal kırıklığıyla söylediği düşünülüyor. Resimde anlatılmak istenen espri ise, heykelin eksik parçalarının bulunamamış olması, yani tamamlanmamış bir şekilde bulunmasıdır. Bu da, heykelin bir "vücut bulmacası" gibi olduğu ve eksik parçalarını bulmak için daha fazla kazılara ihtiyaç duyulduğu anlamına geliyor.


1922; Milli Mücadele döneminde kıyafet y...
1922; Milli Mücadele döneminde kıyafet yardımı yapılan çocuğun mutluluğu.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, elinde büyük bir bez parçası taşıyan küçük bir çocuk var. Çocuk bez parçasını bir bebeği taşır gibi tutuyor. Bu, çocukların küçük yaşta "annelik" rolünü üstlenerek hayal güçlerini kullandıklarını gösteren komik bir anı yakalıyor. **Şaka:** Çocuk, elindeki bezi bebekmiş gibi taşıyor ve "annelik" rolünü oynuyor. Bu, çocukların oyunlarındaki yaratıcılıkları ve hayal güçleri üzerine bir şaka.


Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş S...
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nda kullandığı tabanca. · MUSTAFA KEMALIN KURTULUS SAVASI SIRASINDA KULLANDIGI TABANCA MA MADURTOR
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nda kullandığı tabanca. MUSTAFA KEMALIN KURTULUS SAVASI SIRASINDA KULLANDIGI...


Okmeydanı İstanbul, İlk foto 1950, ikinc...
Okmeydanı İstanbul, İlk foto 1950, ikinci foto günümüz…
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, üzerinde Arapça yazıların kazılı olduğu bir taş sütunun yanında oturan genç bir çocuk var. Çocuk, taş sütunun üzerine oturmuş ve etrafı izliyor gibi duruyor. Bu fotoğrafın esprili tarafı, taş sütununun bir yol gösterici işaret gibi durması ve çocuğun da sanki yolda kaybolmuş gibi bir ifadeyle taş sütunu izliyor olması. Taş sütun aslında hiçbir yere gitmiyor, sadece orada duruyor, bu da çocuğun sanki taş sütunun onu yönlendirdiğini düşünerek bir yere gitmeye çalıştığı gibi bir durum yaratıyor. Espri, çocuğun taş sütununun onu bir yere götüreceğine inanması ve taş sütununun aslında hiçbir yere gitmemesi arasındaki ironi üzerine kurulu. **Türkçe Açıklama:** Fotoğrafta, Arapça yazılarıyla süslü bir taş sütunun yanında oturan genç bir çocuk görünüyor. Çocuk, sütunun üzerine oturmuş ve çevreyi izliyor gibi duruyor. Bu fotoğrafın esprili tarafı, taş sütunun bir yol gösterici işaret gibi durması ve çocuğun da sanki yolda kaybolmuş gibi bir ifadeyle sütuna bakması. Aslında taş sütun hiçbir yere gitmiyor, sadece orada duruyor. Bu durum, çocuğun taş sütununun kendisini bir yere götüreceğini düşünerek yolculuk etmeye çalıştığı gibi bir yanılsama yaratıyor. Espri, çocuğun taş sütununun kendisini yönlendireceğini düşünmesi ve taş sütununun aslında hiçbir yere gitmemesi arasındaki ironi üzerine kurulu. Fotoğrafta, bir binanın köşesinde duran ve üzerinde Arapça yazılar bulunan bir sütun görünüyor. Sütunun üzerindeki yazılar oldukça karmaşık ve anlaşılması zor. Bu fotoğraftaki espri ise, sütunun üzerindeki karmaşık yazıların, birisi tarafından "buraya ne yazdığımı ben de bilmiyorum" gibi bir anlamda yazılmış olmasına gönderme yapıyor. **Espri:** "Bu sütunun üzerindeki yazılar o kadar karmaşık ki, yazan kişi bile ne yazdığını unutmuş gibi görünüyor." **Türkçe'de Espri:** "Bu sütunun üzerindeki yazıları kim yazdıysa, herhalde ne yazdığını unutmuş, o kadar karışık!"


Hollanda direniş üyeleri radyodan Adolf ...
Hollanda direniş üyeleri radyodan Adolf Hitler’in ölüm haberini dinliyor. Nisan, 1945
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, dört kişi bir masada oturmuş. Sol taraftaki adam bir radyoyu tutuyor ve gülüyor. Karşısındaki adam ise bir çatalı bir radyo anteni gibi kullanarak eğlenceli bir şaka yapıyor. Resimdeki diğer iki kişi ise gülüyor. Şaka, çatalı radyo anteni gibi kullanarak bir şaka yapılması. Bu da radyo dinlerken çatalın sinyal gücünü artıracağı anlamına geliyor ve bu da esprili bir şekilde gülünç bir durum. **Türkçe Açıklama:** Fotoğrafta dört kişi bir masada oturmuş. Soldaki adam bir radyo tutuyor ve gülüyor. Karşısındaki adam ise bir çatalı radyo anteni gibi kullanarak eğlenceli bir şaka yapıyor. Resimdeki diğer iki kişi de gülüyor. Şaka, çatalın bir radyo anteni gibi kullanılması. Bu da radyo dinlerken çatalın sinyal gücünü artıracağı anlamına geliyor ve bu da esprili bir şekilde gülünç bir durum.


İçerik ekle

Template seç, yazını yaz, kepsi siteye gönder.

Keps yap →

💬 Son Yorumlar