sizbilindiye ile ilgili bulabildiğim postlar, videolar, karikatürler, resimler, tweetler, miimler

Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar n...
Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli okumalar 👋🏻
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta İrlanda'dan İstanbul'a kadar uzanan kırmızı bir çizgi ile eski bir dünya haritası var. Altında ise "Verimli topraklara sahip olmasına rağmen başlarına gelen bu felaket yüzünden vatanlarını terkeden İrlandalılar başta Amerika olmak üzere birçok ülkeye göç ederek arkalarında hüzünlü hikayeler bıraktılar. Günümüzde çoğu kişinin burun kıvırdığı bir yiyecek olan patatesin sebep olduğu felaket koca bir ülkenin tarihini bu şekilde değiştirmişti. Okuduğunuz için teşekkür ederim." yazıyor. Bu, İrlanda'da patates kıtlığının yaşandığı ve bu nedenle birçok İrlandalının Amerika'ya göç etmek zorunda kaldığı tarihi bir olayı ele alıyor. Ancak, mesajda patatesin "burun kıvırdığı bir yiyecek" olarak tanımlanması ve İrlandalıların "hüzünlü hikayeler" bırakarak gitmiş olmalarının komik bir şekilde vurgulanması bir espri unsuru yaratıyor. Yani, patatesin İrlanda'nın kaderini değiştiren bir felaket olmasına rağmen, günümüzde birçok kişi tarafından sıradan ve hatta sevilmeyen bir yiyecek olması espriyi oluşturuyor. Fotoğrafta 1845 yılında patates hastalığı yüzünden açlıktan ölen insanların resimleri var. Bu hastalık yüzünden patateslerin hepsi yok olmuş ve 7 yıl süren bir kıtlık başlamış. Kıtlık sırasında 1 milyon insan ölmüş ve 20-25 milyon insan hasta olmuş. Bu fotoğrafta yer alan insanlar gerçek değil, 19. yüzyılda Hollandalı ressam Vincent van Gogh'un ünlü tablolarından "Patates Yiyenler" adlı eserden alınmış. Şaka ise bu resmin gerçek bir fotoğrafmiş gibi gösterilip altında yazılan metnin patates hastalığı hakkında gerçek bilgilerle yazılması ve resmin adının "Patates Yiyenler" olması. Bu durum, insanların resmin gerçek bir fotoğraf olduğuna inanmalarına ve patates hastalığının ne kadar kötü olduğunu düşünmelerine neden oluyor. Resimde 1840'larda patates kıtlığı sırasında insanların patatesleri topladığı bir sahne gösteriliyor. Resmin altındaki açıklama ise patateslerin **phytophthora infestans** adlı bir mantar tarafından hastalandırıldığını ve bu sebeple büyük ölçüde hasar gördüğünü anlatıyor. Bu şekilde insanların aç kalmasına sebep olan bu mantar, büyük bir felaket yaşanmasına neden olmuştur. **Şaka ise**, resimdeki insanların gerçekte patatesleri değil, bu mantarları topluyor gibi gösterilerek yapılmış. Bu durum, "patates kıtlığı"nın mantarlar yüzünden olduğunu ironik bir şekilde gösteriyor. Resimde İrlanda'da yaşayan bir çiftçi ve çocuğu görülüyor. Resmin altında da İrlanda'nın verimli topraklarına sahip bir ülke olduğu, ancak bu toprakların sadece arazi sahiplerine fayda sağladığı ve halkın aç kaldığı anlatılıyor. İrlanda halkının karınlarını doyurmak için patates yetiştirdikleri ve 1845'te patates üretimi artmış. Ancak Amerika'dan gelen bir hastalık nedeniyle patatesler çürümüş ve halk büyük bir kıtlıkla karşı karşıya kalmış. Bu resim ve yazı, İrlanda'da 1845-1852 yılları arasında yaşanan "Patates Kıtlığı"na gönderme yapıyor. Kıtlık sırasında binlerce İrlandalı hayatını kaybetmiş ve yüz binlercesi de Amerika'ya göç etmek zorunda kalmış. Fotoğrafta bir grup İrlanda köylüsünün, açık havada yıkık bir taş yapıya yakın oturmuş bir şekilde çizilmiş bir illüstrasyon var. Köylülerin elbiseleri ve başlıkları karmaşık çizilmiş. Görüntü, 19. yüzyılın ortalarında İrlanda'da büyük bir kıtlığın yaşandığı bir zamana aitmiş gibi görünüyor. Resmin altındaki yazı, İrlanda halkının çoğunluğunun kıtlıktan sonra İngilizce konuşmaya başladığını ve halkın ikiye bölündüğünü anlatıyor. Bir grup Britanya'ya bağlı kalırken, diğer grup bağımsızlık çağrısı yapıyormuş. Fıkra ise, İrlandalıların Britanya'ya bağlı kalma veya bağımsızlık çağrısı yapma arasında kalmış olmalarına rağmen, hayatlarını devam ettirmek için bir şekilde tek çözümlerinin İngilizce konuşmaya başlamak olduğunu göstererek mizah yaratıyor. Yani, İrlandalıların yaşadığı zorluklar karşısında, dil tercihi bile bir araç haline gelmiş. Resimde bir İrlanda haritası ve üzerinde "Patates" yazan bir kutu patates var. Fotoğrafın altındaki metinde, Aziz Patrick ve yonca ile özdeşleştirdiğimiz İrlanda'da, 1 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesine neden olan Büyük Kıtlık olarak bilinen Patates Kıtlığı felaketinin hazırlandığı yazıyor. Bu, İrlanda'da patatesin önemli bir yer tuttuğu ve patates kıtlığının İrlanda tarihinde büyük bir felaket olduğu bilgisinden yola çıkarak yapılan bir espri. Fotoğraf, İrlanda'nın patatesle özdeşleştirilmesinin bir abartı olduğunu ve patatesin kıtlığa sebep olmasının absürt bir durum olduğunu komik bir şekilde gösteriyor. Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli...


Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar n...
Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli okumalar 👋🏻
Yapay zeka açıklaması

Resimde, İrlanda'dan başlayıp İstanbul'a uzanan kırmızı bir çizgi ve "İrlanda'nın çöküş yolu" yazısı bulunuyor. Şaka, patates kıtlığının neden olduğu İrlanda'daki göç hareketinin İstanbul'a kadar uzandığını ima ediyor. Bu, aslında İrlandalıların göç ettiği en yaygın yerlerden biri olan Amerika'yı atlayarak, bir abartı ve esprili bir şekilde İrlanda'nın göç yolunun ne kadar uzun olduğunu gösteriyor. İrlandalıların sadece Amerika'ya değil, dünyanın birçok yerine göç ettiğini de hatırlamak gerekir. Şaka, bu göç hareketini abartarak, göçün boyutunu ve etkisini vurgulamayı amaçlıyor. Resimde, bir masada yemek yiyen 4 kişinin siyah beyaz bir çizimi var. Masanın ortasında yemek var ancak yemeklerin ne olduğu tam olarak anlaşılmıyor. Alttaki yazıda, patateslerin mantardan nasıl etkilendiği ve bunun neden olduğu kıtlığın nasıl insanları öldürdüğü ve nüfusu etkilediği anlatılıyor. Resim ve yazıda yapılan espri, kıtlığın ne kadar kötü olduğunu göstermek için kullanılan bir abartı. Resimdeki kişiler yemek yiyor gibi görünüyor ama yemeklerin ne olduğunu bile belli değil. Bu, kıtlığın o kadar kötü olduğunu ve insanların ne yediğinin önemli olmadığını göstermek için kullanılan bir mizah. Resimde, patates bitkisine bulaşan bir mantar hastalığı nedeniyle patateslerin çürümesi ve hasadın yok olması sonucu insanların yoksulluk içinde ve açlıkla boğuştuğu bir zamanı tasvir eden bir çizim bulunmaktadır. Bu durumun, insanları açlığa ve yoksulluğa sürüklediği ve insanları olumsuz etkilediği, bu nedenle patateslerin insanlar için ne kadar önemli olduğuna dair bir gönderme yapılıyor. Bu çizim, "patates kıtlığı" olarak bilinen 1840'lı yıllarda İrlanda'da yaşanan trajik bir olaya gönderme yapıyor. Kıtlık, patates bitkisine bulaşan bir mantar hastalığı olan "phytophthora infestans" nedeniyle yaşandı. Resimde, ön planda bir adam ve çocuğun, arkalarında tepeler görüyoruz. Resim, İrlanda'daki patates kıtlığını anlatıyor. Resimdeki espri, İrlanda'nın verimli topraklarına sahip olmasına rağmen sadece toprak sahiplerinin zenginleşmesi, halkın ise patatesle geçinmek zorunda kalması ve sonrasında patates hastalığının yayılmasının İrlandalıları açlığa sürüklemesinde yatıyor. İrlandalılar, verimli topraklarının ürünlerinden faydalanamadıkları için zorlu şartlarda yaşamış ve sonunda patates kıtlığı ile büyük acılar çekmişlerdir. Fotoğrafta bir sürü çürümüş patates var. Altta ise, patates kıtlığının İrlanda tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğu, Osmanlı Devleti'nin İrlanda'ya yardım ettiği ve kilolarca buğday yolladığı yazıyor. Şaka, Osmanlı'nın İrlanda'ya yardımını ve "kilolarca buğday" göndermesini, çürük patateslerle ilişkilendirmesiyle ortaya çıkıyor. Bu da Osmanlı'nın yardımının aslında yeterli ve yararlı olmadığını ima ediyor. Resimde, bir İrlanda haritası üzerinde patates dolu bir sepet var. Yazıda ise Aziz Patrick'in sembolü olan üç yapraklı yonca ile patatesi özdeşleştirmesi ve İrlanda'da milyonlarca insanın ölümüne sebep olan patates kıtlığını hatırlatması yer alıyor. Şaka, İrlandalıların patatesle özdeşleştirilmesini ve patates kıtlığının trajik bir olay olmasına rağmen, bunun mizahla ele alınmasını ele alıyor. Resimde, yoksulluk içinde yaşayan ve patates kıtlığı nedeniyle açlık çeken İrlandalı insanlar görünüyor. Resim, patates kıtlığının İrlanda'da nüfus azalması ve kültürel değişimlere yol açtığını anlatıyor. Resimdeki mizah, İrlandalıların açlık çekerken bile umutsuzluğa kapılmamış olmalarını ve hâlâ gülmeyi başarabilmelerini gösteriyor. Kıtlığın yarattığı zorluklara rağmen insanların hayatlarına devam etme çabası, bir çeşit ironik mizah yaratıyor. Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli...


Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar n...
Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli okumalar 👋🏻
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta patates kıtlığının yaşandığı bir dönemde fakir bir ailenin akşam yemeği yerken çizilmiş bir karikatür bulunmaktadır. Aile içi iletişim ve karşılıklı etkileşimlerini gösteren bir sahneyi tasvir etmektedir. Espri, patates kıtlığı döneminde insanların patates yemek için ne kadar zorlandığını ve bu kıtlığın insanların hayatlarında ne kadar büyük bir etki bıraktığını gösteren bir karikatür olmasıdır. Aile akşam yemeğinde oturuyor fakat patates yememek zorunda oldukları için sıkıntılı görünüyorlar. Fotoğrafta, insanların bir patates hastalığı yüzünden yoksulluğa sürüklendiğini gösteren çizgi bir resim var. Resmin altında da "Evet tüm bunlar patates adını verdiğimiz bitkiye phytophthora infestans adlı bir mantarın bulaşması ve aynı yıl içinde tarladaki ve depolardaki patateslerin %40'ının, ertesi sene ise %100'ünün zarar görmesi nedeniyle oluşmuştur." yazıyor. Bu, insanların patates hastalığından dolayı yoksullaştığını ve yoksulluğun nedeninin mantar hastalığı olduğunu komik bir şekilde anlatıyor. Resimde insanların patates hastalığı yüzünden aç ve yoksul olduklarını, yoksulluğun nedeninin de mantar hastalığı olduğunu gösteren bir mizah kullanılmış. Resimde bir İrlanda haritası ve üzerinde "Patates" yazan küçük bir sandık görünüyor. Sandığın içinde patatesler var. Resmin altındaki metinde Aziz Patrick ve yonca ile özdeşleştirilen İrlanda'da 1 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan büyük kıtlık olarak da bilinen Patates Kıtlığı hakkında bilgi veriliyor. Bu resimdeki espri, İrlanda'nın Patates Kıtlığı ile olan ilişkisine vurgu yaparak İrlandalıları patateslerle ilişkilendirmesi. İrlanda'da patatesin önemi ve kıtlığın yarattığı felaket bilindiğinden bu ilişki espri konusu olmuş. Resimde açlıktan kırılan ve soğukta üşüyen İrlandalı köylüler tasvir ediliyor. Resmin altındaki yazıda patates kıtlığının İrlanda'da 1 milyon insanın ölümüne nasıl sebep olduğu ve ülke nüfusunu %25 düşürdüğü anlatılıyor. İrlanda'da patates kıtlığı, halkın açlık çekmesine ve hastalıklara yakalanmasına neden olmuştur. Resim, bu trajik olayı sembolize eden bir alegori olarak kullanılabilir. Bu, insanlık tarihine dair acıklı bir olaydır ve hala hatırlanması gereken bir uyarıdır. Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli...


Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar n...
Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli okumalar 👋🏻
Yapay zeka açıklaması

Resimde İrlanda'dan İstanbul'a uzanan kırmızı bir çizgi görüyoruz. Çizgi İrlanda'nın patates kıtlığı nedeniyle halkının göç yollarını temsil ediyor. İronik olan, İrlanda'nın verimli toprakları olmasına rağmen patates kıtlığı yaşayarak vatandaşlarının göç etmesine sebep olması ve İrlanda'yı terk ettikten sonra da Amerika gibi yeni topraklara ulaşmaları. Bu yüzden paylaşılan resimdeki espri, İrlanda halkının verimli topraklarına rağmen yaşadığı felaket nedeniyle vatandaşlarının göç yolculuğunu göstererek "Verimli topraklara sahip olmasına rağmen başlarına gelen bu felaket yüzünden vatanlarını terkeden İrlandalılar başta Amerika olmak üzere birçok ülkeye göç ederek arkalarında hüzünlü hikayeler bıraktılar." gibi bir ifadeyle komik bir şekilde dile getiriliyor. Fotoğrafta, karanlık bir odada yemek yiyen insanlar var. Resmin altındaki metinde, 1845 yılında patates hastalığı nedeniyle insanların büyük bir kısmının açlıktan öldüğü ve nüfusun %20-25 azaldığı belirtiliyor. Bu fotoğrafta, insanların açlıktan çaresiz bir şekilde yemek yediği bir senaryo görülüyor. Bu durum, günümüzde patatesin bol miktarda bulunmasıyla çelişiyor. Böylece, "Patates hastalığı" ve insanların açlıktan ölmesi ile günümüzde bolca bulunan patates arasındaki tezatlık bir espri yaratıyor. Resimde bir grup insan patates tarlasında patateslerin hastalanması nedeniyle çaresizce çığlık atıyor. Resim altında ise, "Evet tüm bunlar patates adını verdiğimiz bitkiye **phytophthora infestans** adlı bir mantarın bulaşması ve aynı yıl içinde tarladaki ve depolarındaki patateslerin %40'ının, ertesi sene ise %100'ünün zarar görmesi nedeniyle oluşmuştur." yazıyor. Bu resim, **patates hastalığı** nedeniyle yaşanan kıtlığın bir karikatüründen alınmış. Resmin altındaki yazı ise bu hastalığın etkilerinin ne kadar büyük olduğunu abartılı bir şekilde anlatarak bir espri yapıyor. Resimde, 1845'te İrlanda'da patates üretimini etkileyen patates hastalığının hikayesini gösteren bir karikatür var. Karikatürde, bir çiftçi ve çocuğu, sadece patateslerle besleniyorlar. **Şaka:** Bu karikatür, İrlanda'daki Büyük Kıtlık'ın neden olduğu patates kıtlığının trajik durumunu ele alıyor. Patatesin İrlanda halkının temel besin kaynağı olmasına rağmen, bir salgın nedeniyle yok olmuş ve halk açlıkla karşı karşıya kalmıştır. Karikatür, bu trajik durumu biraz abartarak ve patateslerle beslenmenin tek seçeneği olarak sunarak mizah yoluyla ele alıyor. Fotoğrafta bir sürü patates var. Patatesler çürümüş ve kötü görünüyor. Alttaki yazı ise patates kıtlığının İrlanda tarihinde önemli bir olay olduğundan ve Osmanlı Devleti'nin İrlanda'ya yardım gönderdiğinden bahsediyor. Bu fotoğraftaki mizah, Osmanlı Devleti'nin İrlanda'ya yardım gönderdiği zamanlarda insanların açlıktan ölmek üzere olduğunu göstermek için patates kullanması. Patateslerin çürümüş ve kötü görünümü, o zamanlar İrlanda'da yaşanan açlığın ve yoksulluğun sembolü olarak yorumlanabilir. Fotoğrafta İrlanda'nın bir haritası ve üzerinde "Patates" yazan bir kutu patates var. Altta, Aziz Patrick ve yonca ile özdeşleştirdiğimiz İrlanda'da 1 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep olan Büyük Kıtlık olarak da bilinen Patates Kıtlığı felaketini anlatan bir açıklama yer alıyor. Fıkra, İrlanda'nın patatesle özdeşleştirilmesi ve patates kıtlığının İrlanda tarihi açısından önemli bir olay olması üzerine kurulu. Fotoğraftaki kutu patates, İrlanda'nın bu kötü anısını ve patatesin bu ülkenin tarihindeki rolünü sembolize ediyor. Resimde, yoksulluğun ve açlığın hüküm sürdüğü bir dönemde, birkaç kişi etraflarında bulunan bir ateşin üzerinde duruyor. Resimde, patates kıtlığının İrlanda'daki etkilerini ve sonuçlarını gösteriyor. Resimde "Patates 1845 yılı ve sonrasında İrlanda'da 1.000.000 insanın ölümüne neden oldu. On binlerce insanı göç ettirdi. Ülke nüfusunu %25 düşürdü. Adanın demografik, siyasi ve kültürel yapısını değiştirdi. Ve adada İrlandaca'nın kullanımını azalttı. Bu yüzden çoğunluk İngilizce konuşmaya başladı, ülke Britanya'ya bağlı kalmayı savunan birlikçiler ve bağımsızlığı savunan ulusalcılar olarak iki gruba ayrıldı." yazıyor. Bu resim, patates kıtlığının İrlanda'da yarattığı yıkımı ve insanları göç etmeye zorlayan etkiyi mizah yoluyla gösteriyor. Resimde, insanların bir ateşin üzerinde durmaları, patates kıtlığının yol açtığı yoksulluğun ve açlığın sembolü olarak yorumlanabilir. Bu resim, tarihsel bir olayı mizah yoluyla ele alarak, geçmişte yaşanan zorlukları hatırlatıyor ve bize insanlığın karşı karşıya kaldığı sorunları sorgulamaya yönlendiriyor. Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli...


Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar n...
Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli okumalar 👋🏻
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta İrlanda'dan İstanbul'a giden bir yol haritası var. Haritada İrlanda'nın verimli toprakları olmasına rağmen insanların İrlanda'dan kaçmak zorunda kalmasının sebebi olarak patates kıtlığı gösteriliyor. Fıkra, İrlanda'dan İstanbul'a giden bir yolculuğu, sanki patates kıtlığı nedeniyle kaçan İrlandalıların izlediği bir yolculukmuş gibi göstererek komik bir durum yaratıyor. Resimde patates kıtlığı sırasında açlık çeken insanların bir tablosu var. Alttaki yazıda patates kıtlığının hikayesi anlatılıyor. "Mantar, 1845'te ekilen patateslerin %40'ını sonraki yıl ise tamamını yok etmişti. Ayrıca ambar ve depolardaki patatesler de mantardan etkilenerek bozulmuştu. Tam 7 yıl süren bu kıtlık yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne neden oldu. Yine milyonlarcası hastalandı, bir o kadarı da göç etmek zorunda kaldı. Kıtlık sona erdiğinde ülke nüfusu yüzde %20-25 azalmıştı. Ayrıca kültürel, siyasi ve demografik yapı da değişmişti." Şaka ise, resimde insanların patates kıtlığının bir sonucu olarak açlıktan öldüklerini, ancak resmin içinde bol patates olmasına dayanıyor. Resimdeki patateslerin, kıtlık sırasında ölümlerinden sorumlu olan "mantar"dan etkilenmiş olmasına rağmen hala orada olması, insanları güldürüyor. Resimde bir grup insanın patateslerini yok eden bir mantardan dolayı acı çektiğini gösteren bir çizim var. Alttaki yazı ise, "Evet tüm bunlar patates adını verdiğimiz bitkiye phytophthora infestans adlı bir mantarın bulaşması ve aynı yıl içinde tarladaki ve depolardaki patateslerin %40'ının, ertesi sene ise %100'ünün zarar görmesi nedeniyle oluşmuştur." şeklinde. Bu, 19. yüzyılda Avrupa'da meydana gelen büyük patates kıtlığına bir göndermedir. Phytophthora infestans mantarı, patates bitkisini etkileyen bir hastalığa neden olmuş ve milyonlarca insanın ölümüne yol açmıştır. Resimde kırsal bir manzara, bir çiftçi ve küçük bir çocuk görülüyor. Metin, İrlanda'nın verimli topraklarına sahip olmasına rağmen, sadece toprak sahipleri ürünlerden faydalanıyor ve halk patatesle besleniyor. Ancak Amerika'dan gelen bir hastalık patatesleri çürüterek halkı açlığa mahkum ediyor. Bu durum, İrlanda'da patates kıtlığını ve bunun halk üzerindeki yıkıcı etkilerini esprili bir şekilde ele alan bir mizahi durum yaratıyor. Fotoğrafta bir sürü patates var. Yazıda ise patates kıtlığının ülke tarihini ikiye böldüğü ve kaderini değiştirdiği anlatılıyor. Bu durum, patatesin aslında bir kıtlık sebebi olmasına rağmen, fotoğraftaki patateslerin bolca bulunması ile ironik bir şekilde gösterilmiş. Fotoğrafta, İrlanda haritasının üzerine küçük bir sepet patates konulmuş. Sepetin üzerinde "Patates" yazıyor. Altında ise Aziz Patrick ve üç yapraklı yonca ile özdeşleştirdiğimiz İrlanda'da 1 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep olan Büyük Kıtlık olarak da bilinen Patates Kıtlığı felaketini sizler için hazırlamaya çalıştım. Devamı için yana kaydırın yazıyor. Resimdeki mizah, Patates Kıtlığı'nın İrlanda'da büyük bir felaket olmasına rağmen, bugün patatesin İrlanda ile özdeşleştirilmesi ve popüler bir yiyecek olmasına vurgu yapıyor. Resimde, 1845'te patates kıtlığının etkisi altında kalan bir İrlanda ailesi gösteriliyor. Resimde, bir aile, bir çocuğun yerde otururken, diğer iki çocuğun onu izliyor, bir yetişkinin ise arkada durduğu görülüyor. Resimde, patates kıtlığının İrlanda halkına nasıl etki ettiği ve bunun sonucunda insanların İngiltere'ye göç etmek zorunda kaldığı görülüyor. Resimdeki espri, İrlanda'da patates kıtlığının meydana gelmesinin İrlandalıların İngiltere'ye göç etmesine neden olmasını, böylece İngiltere'nin nüfusunun artmasını ve İrlanda'nın nüfusunun azalmasını ele alıyor. Bu espri, İrlanda'nın tarihini ve patates kıtlığının etkilerini ele alıyor. Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli...


Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar n...
Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli okumalar 👋🏻
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, kırmızı bir çizgiyle İrlanda'dan İstanbul'a doğru giden bir yol gösteriliyor. Yolda, "İrlanda'nın Dublin ve Drogheda şehirleri" yazan bir kutu ve "İstanbul" yazan başka bir kutu bulunuyor. Görselde, İrlandalıların patates kıtlığı yüzünden memleketlerinden kaçmak zorunda kaldıkları ve İstanbul'a göç ettikleri ima ediliyor. Bu, İrlandalıların göç etmek zorunda kaldıkları tarihsel gerçekliğe ve İstanbul'un kültürel çeşitliliğine dair bir mizah içeriyor. Fotoğrafta, karanlık bir odada yemek yiyen insanların çizimi var. Resim, Patates Kıtlığı olarak bilinen ve 1845'te başlayan büyük bir açlık dönemini gösteriyor. Resimde, insanların aç ve hastalıklı olduğu görülüyor. Açıklama, patateslerin mantar hastalığı yüzünden çürüdüğünü ve bunun sonucunda insanların açlıktan öldüğünü anlatıyor. Bu olay, Avrupa'da milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuş ve bu döneme "Kıtlık" adı verilmiş. Bu fotoğraf, açlık ve yoksulluğun bir sembolü olarak kullanılıyor. Resim, insanların yaşamlarının ne kadar zor olabileceğini ve açlığın ne kadar korkunç bir şey olabileceğini gösteriyor. Bu resim, aynı zamanda, insanlığın dayanıklılığını ve umutunu da sembolize ediyor. Resimde, 1845-1849 yılları arasında yaşanan Büyük Patates Kıtlığı'nı anlatan bir karikatür yer alıyor. Resimde, insanlar açlık ve yoksulluktan dolayı ölüyor, patatesleri çalmaya çalışıyor ve hatta birbirleriyle kavga ediyorlar. Resmin altında ise "Evet tüm bunlar patates adını verdiğimiz bitkiye phytophthora infestans adlı bir mantarın bulaşması ve aynı yıl içinde tarladaki ve depolardaki patateslerin %40'ının, ertesi sene ise %100'ünün zarar görmesi nedeniyle oluşmuştur." yazıyor. Resim, büyük bir ironi içeriyor. Zira patateslerin bulaştığı mantar nedeniyle yaşanan kıtlık, insanların patatesleri çalmasına, kavga etmesine ve hatta ölmesine neden olmuş. Dolayısıyla, bu karikatür, patatesin bir zamanlar hayat kurtaran bir besin kaynağı olmasına rağmen, insanların onu nasıl yok ettiğinin ironik bir şekilde gösteriyor. Resimde, İrlanda'da fakir bir ailenin kıtlık döneminde patatesle beslendiğini gösteren bir çizim var. Resmin altında ise İrlanda'nın verimli topraklarına sahip bir ülke olduğunu, ancak arazi lordlarının gelir elde etmek için yalnızca kendilerine ait toprakları kullandıklarını ve halkın ise küçük ve verimsiz topraklarında sadece patates yetiştirebildiğini anlatan bir yazı var. Bu yazı aslında bir espri. Çünkü İrlanda, patates kıtlığı ile tarihe geçmiş bir ülke. Bu kıtlık, patateslerin bir hastalık nedeniyle çürümesi sonucu yaşanmış ve büyük bir kıtlığa ve açlığa yol açmış. Yani resmin altında yazan "verimli topraklar" ve "patates yetiştirme" gibi ifadeler, İrlanda halkının yaşadığı acı ironisiyle ilgili bir espri niteliğinde. Fotoğrafta bir sürü patates var. Yazıda, patates kıtlığının İrlanda'da yaşanan bir olay olduğu ve Osmanlı Devleti'nin İrlandalılara yardım etmek için buğday yolladığı belirtiliyor. Bu espri, Osmanlı'nın gönderdiği buğdayın aslında patates olduğunu ima ederek, İrlanda'da yaşanan patates kıtlığına gönderme yapıyor. Fotoğrafta, İrlanda'nın bir haritası ve üzerinde bir kutu patates görüyoruz. Kutunun üstünde "Patates" yazıyor. Fotoğrafın altında ise Aziz Patrick ve yonca ile İrlanda'nın özdeşleştirildiğini, ancak İrlanda'da 1 milyondan fazla insanın patates kıtlığında hayatını kaybettiği belirtiliyor. Burada yapılan espri, İrlanda'nın patates ile özdeşleştirilmesine rağmen, patatesin aynı zamanda ülke için yıkıcı bir felaket olduğunu vurgulamak. Yani, İrlanda'yı patatesle ilişkilendirmek, ülkenin tarihi açısından trajik bir ironi içeriyor. Resimde, yoksulluk içinde yaşayan ve patates kıtlığının acısını yaşayan İrlandalı aile bireylerinin karalanmış bir çizimi yer alıyor. Patatesin İrlanda'da 1845 yılında başlayan patates kıtlığına sebep olması, İrlanda nüfusunu %25 düşürmesi ve ülkenin demografik, siyasi ve kültürel yapısını değiştirmesi ile biliniyor. Bu nedenle resimde "Patates 1845 yılında İrlanda'da 1.000.000 insanın ölümüne neden oldu. On binlerce insanı göç ettirdi. Ülkenin nüfusunu %25 düşürdü. Adanın demografik, siyasi ve kültürel yapısını değiştirdi. Ve adada İrlandaca'nın kullanımını azalttı. Bu yüzden çoğunluk İngilizce konuşmaya başladı, ülke Britanya'ya bağlı kalmayı savunan birlikçiler ve bağımsızlığı savunan ulusalcılar olarak iki gruba ayrıldı" şeklinde bir açıklama yer alıyor. Bu açıklama aslında patatesin İrlanda'nın başına gelen bu kötü olaylara sebep olduğunu, bu da insanların patatesi suçlamalarıyla komik bir ilişki kuruyor. Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli...


Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar n...
Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli okumalar 👋🏻
Yapay zeka açıklaması

Resimde İrlanda'dan İstanbul'a giden bir yol çizilmiş. Altında ise İrlanda'lıların verimli toprakları olmasına rağmen patates kıtlığı nedeniyle göç etmek zorunda kaldıkları ve bu göçün Amerika'ya kadar uzandığı anlatılıyor. Bu espri, İrlanda'lıların patates kıtlığı nedeniyle göç etmek zorunda kalmalarına gönderme yapıyor. Göç eden İrlandalıların Amerika'ya kadar uzanan bir yolculuk yaptığını göstermek için İstanbul'u da dahil etmişler. Çünkü İstanbul ile Amerika arasında uzaklık çok büyük, bu da espriyi daha da komik hale getiriyor. Fotoğrafta, bir masada oturan ve yemek yiyen insanların çizimi var. Bu, Hollandalı ressam Vincent van Gogh'un "Patates Yiyiciler" adlı ünlü tablosu. Fotoğraf altındaki yazı ise patates kıtlığının, 1845'te ekilen patateslerin büyük bölümünün mantar nedeniyle yok olmasına bağlı olduğunu anlatıyor. Bu kıtlık sonucunda milyonlarca insan hayatını kaybetmiş ve ülke nüfusu azalmış. Burada espri, "Patates Yiyiciler" tablosunun adı ile patates kıtlığını ilişkilendirmesi ve insanları patatesin yokluğunda nasıl beslendiklerini düşündürmesi. Görseldeki çaresiz ve üzgün ifadeli insanlar, patates kıtlığının acı sonuçlarını vurguluyor. Resimde bir grup insanın patates hasadını mahveden **patates geç hastalığı** olarak bilinen hastalıktan dolayı telaş içinde olduklarını görüyoruz. Şaka, **patates geç hastalığı**nı **mantara bulaşma** olarak tanımlaması ve bunun **patateslerin %40'ının**, ertesi yıl ise **%100'ünün** zarar görmesine yol açtığını söylemesidir. Aslında, bu hastalık bir mantar değil, **Phytophthora infestans** adlı bir **oomycete** tarafından meydana gelir. **Oomycetes**, mantarlara benzer davranışlar gösteren ancak **algler** ile daha yakın akrabalık bağı olan bir **organizma grubudur**. Bu nedenle, şaka **patates geç hastalığı** hakkında yanlış bilgi vererek okuduğu kişiyi güldürmeyi amaçlar. Fotoğrafta, İrlandalı bir çiftçi ve oğlunun bir tarlada durduğu bir çizim var. Çiftçinin elbiseleri yırtık ve kirli, oğlunun yüzü de açlıktan kemirimiş. Bu resim, 1840'lı yıllarda İrlanda'da patates kıtlığını temsil ediyor. İrlanda, İngiliz sömürgeciliği altında ve özellikle İngiliz toprak sahiplerinin çiftçiliğe yönlendirmesi nedeniyle patates yetiştiriciliğine bağımlı hale geldi. 1845 yılında patateslere bulaşan bir hastalık, patatesleri çürütüp insanların temel gıda kaynağını yok etti. Sonuç olarak, yüz binlerce İrlandalı açlıktan öldü ya da başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Bu resim, bu trajik olayı ve İrlandalıların yaşadığı yoksulluğu ve umutsuzluğu gözler önüne seriyor. Fotoğrafta, bir grup İrlandalı insan, dışarıda basit bir kulübenin yakınında oturmuş durumda. Resim, 19. yüzyılda İrlanda'daki büyük kıtlığın acı verici bir temsili. Şaka ise, halkın büyük çoğunluğunun İngilizce konuştuğu ancak İrlandalı insanların İrlanda dilinde konuşmaları gerektiği gerçeğiyle alay ediyor. Bu, o zamanlar İrlanda halkının İngiliz egemenliğine karşı mücadele edip bağımsız bir ülke olmayı istediklerini ve kendi kültürlerini korumaları gerektiğini vurguluyor. İşte şaka, bu bağlamda nasıl yorumlanabilir: * **"Örneğin halkın büyük çoğunluğu İrlandaca yerine artık İngilizce konuşuyordu. Felaketin ardından İrlanda halkı resmen ortadan ikiye bölünmüştü. Bir grup Britanya'ya bağlı kalmayı savunurken, bir grup da bağımsızlık çağrısı yapıyordu."** Bu satırlar, İrlanda halkının o dönemdeki durumunu hicivli bir dille anlatıyor. Bir taraf Britanya'ya bağlı kalmayı, diğer taraf ise bağımsızlık çağrısını savunuyor. Aynı zamanda, İrlanda halkının İngiliz egemenliğine karşı mücadele edip kendi kültürlerini korumaları gerektiğini de vurguluyor. Fotoğrafta bir yığın patates var. Yazıda Osmanlı Devleti'nin İrlanda'daki patates kıtlığında yardımda bulunduğu ve kilolarca buğday yolladığı yazıyor. Bu, İrlanda'daki patates kıtlığının patateslerin küflenmesi sonucu yaşandığı ve buğdayın patates kıtlığına bir çözüm olamayacağı gerçeğine dayanarak yapılan bir mizah. Fotoğrafta bir İrlanda haritası ve üzerinde "Patates" yazan bir kutuda patatesler var. Şaka, Aziz Patrick'in İrlanda'nın simgesi olan yoncaya benzetilerek, patatesin de İrlanda'daki kıtlığın nedeni olarak gösterilmesiyle yapılmış. İrlanda'da patatesin önemi nedeniyle, patatesin bu şekilde ilişkilendirilmesi bir hiciv olarak yorumlanabilir. Resimde kıtlık döneminde İrlanda'da bir ailenin evinde yemek pişirmeleri tasvir ediliyor. Resmin altında ise patatesin 1845 yılında İrlanda'da neden olduğu kıtlığın ve bunun insanların göç etmesine neden olduğunu anlatan bir yazı var. Burada yapılan espri, 1845 yılında İrlanda'da yaşanan patates kıtlığının, insanların fakirlikten göç etmek zorunda kalmasına neden olmuş olmasına rağmen, resmi olarak İrlanda'nın nüfusunu %25 düşürdüğünün belirtilmesi ve "Adanın demografik, siyasi ve kültürel yapısını değiştirdi" gibi bir cümleyle bunun bir başarı olarak sunulmasıdır. Bu espri, resmi tarih anlatımlarının acı gerçekleri gizleme eğiliminde olduğunu ve tarihi kendi bakış açılarına göre yorumladığını vurgulamaktadır. Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli...


Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar n...
Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli okumalar 👋🏻
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, İrlanda'dan İstanbul'a uzanan kırmızı çizgili bir harita var. Altında ise İrlandalıların Amerika'ya göç etme nedeninin patates kıtlığı olduğunu ve bu kıtlığın aslında bir ülkenin tarihini değiştirdiğini anlatan bir metin var. Bu paylaşım aslında, İrlandalıların Amerika'ya göç etme nedeninin aslında patates kıtlığı değil, Osmanlı İmparatorluğu'nun İrlandalıların yediği patatesleri alıp İstanbul'a götürmesiyle gerçekleştiğini ima ediyor. Bu espri, Osmanlı İmparatorluğu'nun gücünü ve her şeyi kendine çekme yeteneğini abartarak ve İrlandalıların göç etmesindeki tarihi sebepleri değiştirerek eğlenceli bir şekilde sunuyor. Fotoğrafta, masada yemek yiyen ve konuşan insanların bir resmi var. Resmin altında, 1845 yılında patateslerin mantar nedeniyle tamamen yok olduğu ve bunun sonucunda 7 yıl süren büyük bir kıtlığa neden olduğu yazıyor. Bu resimde, patateslerin mantar nedeniyle yok olması ve buna bağlı olarak kıtlık yaşanması resmedilmiş. Bu olay, tarihte büyük bir felakete neden olan ve milyonlarca insanın ölümüne yol açan gerçek bir olay. Dolayısıyla, resimdeki insanların bu olaydan haberdar olmadıkları ve normal bir şekilde yemek yiyerek sohbet ediyor olmaları, bir anlamda **ironiyi** temsil ediyor. Resimdeki insanlar, 1845 yılında yaşanan patates kıtlığından haberdar olmadıkları için, sanki her şey yolundaymış gibi yemek yiyor ve sohbet ediyorlar. Ancak gerçekte, o dönemde milyonlarca insan açlık ve hastalıktan ölüyor. Bu durum, ironik bir şekilde, insanların günlük hayatlarına devam ederken, dünyanın etraflarında neler olup bittiğinin farkında olmadıklarını gösteriyor. Fotoğrafta, 1840'lı yıllarda İrlanda'da yaşanan büyük patates kıtlığı sırasında insanların patateslerini çalmaya çalıştığını gösteren bir karikatür var. Kıtlığın nedeni olan *Phytophthora infestans* adlı mantar hastalığı yüzünden patatesler çürüyor ve insanlar aç kalıyordu. Şaka, karikatürün insanların açlık nedeniyle patates çalmaya çalıştığını göstererek, o zamanlar yoksulluğun ve açlığın ne kadar ciddi bir sorun olduğunu vurguluyor. Resimde, İrlanda'da kıtlık sırasında patatesin önemini gösteren bir çizim var. Resimde, bir çiftçi kıtlık nedeniyle patateslerle beslenmek zorunda kalan bir adamın hikayesini anlatıyor. Resmin altında yazan espri, İrlanda'da yaşanan büyük patates kıtlığının Amerikan kolonilerinden gelen bir hastalık tarafından başlatıldığını ima ediyor. Bu espri, İrlanda halkının bu olayda dış güçler tarafından sömürüldüğünü ve bunun sonucunda kıtlığa maruz kaldığını ima ediyor. **Özetle:** Espri, tarihsel bir trajediyi kullanarak, İrlanda'nın sömürüldüğünü ve dış güçlerin çıkarları için kullanıldığını ironik bir şekilde eleştiriyor. Fotoğrafta bir sürü patates var. Şaka ise patates kıtlığının ülke tarihini ikiye böldüğüne ve kaderini değiştirdiğine dair bir cümleyle yapılıyor. Patateslerle kıtlık arasında bir ilişki kurularak espri yaratılmış. Fotoğrafta, İrlanda'nın haritası üzerinde bir kutu patates gösteriliyor. Altındaki yazı ise Aziz Patrick ve üç yapraklı yonca ile özdeşleştirdiğimiz İrlanda'da 1 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep olan Büyük Kıtlık olarak da bilinen Patates Kıtlığı felaketini sizler için hazırlamaya çalıştım. Devamı için yana kaydırın. şeklinde. Bu gönderi, İrlanda'daki Patates Kıtlığı'nı, insanların patatese olan bağımlılığını ve bu bağımlılığın getirdiği sonuçları ironik bir şekilde ele alıyor. Fotoğrafta gösterilen patatesler, bu felaketin sebebi olan patatesi simgeliyor ancak bu patateslerin, Kıtlık sırasında insanların yiyecek bulmakta zorlandığı bir dönemde zenginlik ve refahın bir göstergesi olarak sunulması, gönderiye mizah katıyor. Kıtlık döneminde patateslerin öneminin ve kaybının acıklı hikayesi üzerinden, bu gönderi, insanların yaşamlarındaki temel ihtiyaçlara olan bağımlılıklarını ve bu bağımlılığın getirdiği tehlikeleri ironik bir şekilde ele alıyor. Resimde İrlanda'da yaşayan yoksul bir ailenin, patates kıtlığından dolayı açlık çektiği ve evde ateşe yakın toplanmış bir şekilde gösteriliyor. Resmin altında ise, patates kıtlığının İrlanda nüfusunu %25 düşürdüğü ve demografik yapısını değiştirdiğinden bahsediliyor. Şaka, resmin gerçekçi bir şekilde çizilmiş olmasına rağmen, altındaki yazının mizah dolu bir şekilde gerçekleri çarpıtarak anlatmasıdır. Resimde açlıktan ölen insanların trajik bir şekilde resmedilmesine rağmen, alttaki yazı patates kıtlığını neredeyse bir olumlu etki gibi göstererek ironik bir durum yaratıyor. Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli...


Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar n...
Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli okumalar 👋🏻
Yapay zeka açıklaması

Resimde İrlanda'dan başlayıp İstanbul'a kadar uzanan kırmızı bir çizgi var. Resimde anlatılmak istenen, İrlandalıların patates kıtlığı yüzünden ülkesini terk edip başka ülkelere göç etmeleri. Fakat çizgi üzerinden İstanbul'a gelerek aslında İrlandalıların patates kıtlığı yüzünden İstanbul'a göç ettiği izlenimi veriliyor. Bu da "İrlandalıların İstanbul'a göçü" başlığıyla alaycı bir espriye dönüşüyor. Resimde, bir masada yemek yiyen kişiler var. Bu kişilerin hepsi aynı hastalıktan dolayı aç görünüyorlar. Resmin altında ise, 1845 yılında patateslerin mantar hastalığına yakalanması nedeniyle meydana gelen kıtlığın, Avrupa'da yaklaşık bir milyon insanın ölümüne sebep olduğu yazıyor. Bu resimde, patates kıtlığının ne kadar acımasız olduğunu göstererek, "Açlık" konulu bir mizah yapılıyor. Resimde, patates hastalığı nedeniyle patatesleri çürüyen ve fakirleşen insanlar gösteriliyor. Resmin altındaki yazı ise bu hastalığın neden olduğu zararı esprili bir şekilde anlatıyor. "Evet tüm bunlar patates adını verdiğimiz bitkiye phytophthora infestans adlı bir mantarın bulaşması ve aynı yıl içinde tarladaki ve depolarlardaki patateslerin %40'ının, ertesi sene ise %100'ünün zarar görmesi nedeniyle oluşmuştur." yazısı, patates hastalığının yıkıcı etkilerini abartarak, hastalık nedeniyle insanların fakirleşmesini esprili bir şekilde anlatıyor. Resimde, küçük bir kutu içinde patates ve onun üzerine "Patates" yazan bir kart ile İrlanda'nın haritası yer alıyor. Şaka, İrlanda'daki Büyük Kıtlık (1845-1849) sırasında patates hastalığı nedeniyle milyonlarca İrlandalı insanın açlıktan öldüğüne dikkat çekiyor. Aziz Patrick ve yonca, İrlanda'nın simgeleridir. Yani resimde, "Aziz Patrick ve üç yapraklı yonca ile özdeşleştirdiğimiz İrlanda'da, 1 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep olan Büyük Kıtlık olarak da bilinen Patates Kıtlığı felaketini sizler için hazırlamaya çalıştım" denilerek, İrlanda'nın patatesle olan trajik bağlamına gönderme yapılıyor. Resimde 1845'te İrlanda'da yaşanan patates kıtlığının bir karikatürü var. Kıtlığın neden olduğu açlığı ve ölüm oranlarını gösteriyor. Alttaki yazı, patatesin kıtlığa nasıl neden olduğunu ve İrlanda halkının açlıktan nasıl etkilendiğini anlatıyor. Karikatürdeki espri, kıtlığın insanların yiyecek bulmakta ne kadar zorlandığını gösteren bir şekilde çizilmesinde yatıyor. Örneğin, çocukların ateşin üzerindeki küçük bir patates parçasını kavurması, onların yiyecek bulmak için ne kadar zorlandığının ve açlığın ne kadar ciddi olduğunun bir göstergesi. Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli...


Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar n...
Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli okumalar 👋🏻
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, İrlanda'dan başlayıp İstanbul'a kadar giden bir yol haritası gösteriliyor. Haritanın altındaki yazı, İrlandalıların verimli toprakları olmasına rağmen, patates kıtlığı yüzünden Amerika olmak üzere birçok ülkeye göç etmek zorunda kaldıklarını anlatıyor. Bu, "İrlandalılar'ın Amerika'ya göç etmelerinin sebebi patates kıtlığıdır" diye bilinen yanlış bir bilgiyi, İrlandalıların İstanbul'a kadar yolculuk etmeleri şeklinde mizah yoluyla ele alıyor. Bu, İrlanda göçünün sebeplerine dair yaygın bir yanlış anlayışı mizah yoluyla ele alan bir paylaşım. Resimde patates kıtlığı sırasında, insanlar masada yemek yiyor. Fotoğrafın altındaki metin ise, 1845 yılında ekilen patateslerin %40'ının mantardan etkilendiğini ve 7 yıl süren kıtlığın yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne neden olduğunu anlatıyor. Şaka ise, resimde insanların hala masada oturup yemek yemesine rağmen, patateslerin tamamen yok olduğunu ve kıtlığın çok kötü geçtiğini ima ediyor. Resimde bir grup insanın patates topladığı ve patatesleri taşıdığı görülüyor. Bu insanların patateslere zarar verdiği anlaşılıyor. Altındaki yazı ise patateslere zarar veren şeyin aslında "phytophthora infestans" adlı bir mantar olduğunu ve bunun tüm bu patateslerin çürümesine neden olduğunu söylüyor. Şaka, insanların patateslere zarar verdiği düşünülerek başlıyor, ancak aslında sorunun mantar olduğu ortaya çıkıyor. Bu, insanlara patateslerin çürümesini engellemek için daha dikkatli olmaları gerektiği mesajını veriyor. Ayrıca, insanların patateslerle olan ilişkilerini ve patateslerin ekonomik önemini de vurguluyor. Resimde bir çiftçi ve bir çocuğun patates tarlasında durduğu bir çizim görülüyor. Çizimin altında "İrlanda verimli topraklara sahip bir ülkeydi. Ama tahıl, yağ, sığır ve domuz eti, pamuk ve keten gibi ürünlerden sadece arazi lordları kazanç elde ediyordu. İrlandalılar, karınlarını, verimsiz toprağa sahip küçük arazilerde yetiştirilen patateslerle doyuruyorlardı. 1845'te insanlık tarihinin en verimli patates üretimi gerçekleşmişti. Ancak Amerika'dan ülkeye sızan bir salgın mikrobu, bir hafta içinde arazideki patatesleri çürüterek çamur haline getirdi." yazıyor. Bu çizim ve yazı İrlanda Patates Kıtlığı'nı mizah yoluyla ele alıyor. Kıtlık, 1845'te patates bitkisini etkileyen bir mantar hastalığı sonucunda meydana geldi. Bu durum, patates yetiştiriciliğine büyük bir darbe vurdu ve İrlanda nüfusunun büyük bir kısmını etkiledi. Fıkra, İrlanda'nın verimli topraklara sahip olduğunu ama halkının ekmek ve diğer temel gıda maddelerini satın alamayacak kadar fakir olduğunu ima ederek, kıtlığın gerçek nedenini ve sonuçlarını abartılı bir şekilde anlatıyor. Fotoğrafta, bir grup insan taş bir yapının önünde oturuyor. Bu insanlar, 19. yüzyılda İrlanda'da yaşanan Büyük Kıtlık sırasında insanların açlık ve sefaletten kurtulmaya çalıştığı bir sahneyi tasvir ediyor. Şaka ise, fotoğrafın altındaki metnin İrlanda'da yaşanan Büyük Kıtlık'tan bahsetmesi ve insanların açlık ve sefaletten kurtulmaya çalışırken, arkadaki taş yapıya "bir grup bağımsızlık çağrısı yapıyor" gibi bir şey söylemesidir. Bu, insanların temel ihtiyaçları için mücadele ederken, diğer bazı insanların siyasi istikrarsızlığa odaklandığını gösteren bir mizah unsuru yaratır. Fotoğrafta bir sürü patates var. Patatesler çürümüş ve kötü görünüyorlar. Yazının içeriği de Osmanlı Devleti'nin İrlanda'ya yardım etmesini anlatıyor. Bu bağlamda, patateslerin çürümüş olması, İrlanda'da yaşanan patates kıtlığını simgeliyor. Bu da Osmanlı Devleti'nin yaptığı yardımı ve İrlanda'nın o dönemde ne kadar zor durumda olduğunu gösteren bir mizah. Fotoğrafta, üzerinde "Potatoes" yazan bir kutuda patateslerin üstünde "İrlanda" haritası var. Fotoğrafın altında ise, "Aziz Patrick ve üç yapraklı yoncayla özdeşleştirdiğimiz İrlanda'da 1 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep olan Büyük Kıtlık olarak da bilinen Patates Kıtlığı felaketini sizler için hazırlamaya çalıştım. Devamı için yana kaydırın." yazıyor. Bu fotoğraf, İrlanda'da yaşanan Patates Kıtlığı'nı patateslerle ilişkilendirip komik bir şekilde ele alıyor. Patatesler, Kıtlık'ta insanların hayatını kaybetmesine sebep olan besin maddesiydi. Dolayısıyla, kutudaki patatesler ve haritanın üst üste konmasıyla, İrlanda'nın Patates Kıtlığı'yla olan ilişkisine ironik bir gönderme yapılıyor. Resimde, kıtlık çeken yoksul İrlandalı ailelerin bir ocakta yemek pişirmeye çalıştıkları gösteriliyor. Resimle ilgili şaka, İrlanda'da patates kıtlığının neden olduğu büyük ölçekli göç ve açlığı esprili bir şekilde ele alıyor. Patates kıtlığı nedeniyle insanların "patates yemeye" zorlandığını ve "patatesin" hayatta kalma yolunu temsil ettiğini ima ediyor. "Patates 1845 yılı ve sonrasında İrlanda'da 1.000.000 insanın ölümüne neden oldu. On binlerce insanı göç ettirdi. Ülke nüfusunu %25 düşürdü. Adanın demografik, siyasi ve kültürel yapısını değiştirdi. Ve adada İrlandaca'nın kullanımını azalttı. Bu yüzden çoğunluk İngilizce konuşmaya başladı, ülke Britanya'ya bağlı kalmayı savunan birlikçiler ve bağımsızlığı savunan ulusalcılar olarak iki gruba ayrıldı." Bu metin, İrlanda'da patates kıtlığının neden olduğu büyük ölçekli göç ve açlığı anlatıyor. Ancak, resimde gösterilen sahne çok daha basit ve kıtlığın insanlar üzerindeki etkisini anlamakta zorlanıyor. Patates diyip geçmeyin :) Bir zamanlar neler olmuş neler 🙂 Destek için yorum beğenilerinizi eksik etmeyin dostlar. Keyifli...


Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Key...
Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta 10 Türk Lirası banknotunun arka yüzünde yer alan matematikçi Cahit Arf'ın resmi yer alıyor. Altında ise Cahit Arf'in hayat hikayesi anlatılmış. "Cahit Arf 1910 yılında Selanik'te dünyaya gelmiştir" yazısı, Cahit Arf'in 10 TL banknotunun arkasında yer alan resminin altında "1910 Selanik" yazısıyla eğlenceli bir şekilde örtüşüyor. Fotoğrafta Fatma Aliye'nin 50 Türk Lirası üzerindeki resmi ve biyografik bilgileri yer alıyor. Ancak fotoğrafta Fatma Aliye'nin resmi, 50 TL'nin arkasında kullanılan resim ile karıştırılmış. Bu durum esprili bir şekilde, Fatma Aliye'nin 50 TL'nin arka yüzünde yer aldığını ve bunun 50 TL'nin "arka yüzü" olduğu gibi esprili bir şekilde ifade ediliyor. Fotoğrafta, Türk Lirası üzerinde yer alan Buhurizade Mustafa Itrî'nin portresi ve 100 liralık banknot görünüyor. Fotoğrafın altında ise "Instagram/sizbilindiye" yazılı. Burada espri, Türk Lirası'nın değer kaybetmesi ve Itrî'nin bu para üzerinde olmasıdır. Yani, "Itrî'nin yaşadığı dönemde, 100 liranın değeri ne kadardı?" veya "Şimdi, Itrî'nin resminin olduğu 100 liralık para ne kadar değerli?" gibi sorulara gönderme yaparak, Türk lirasının günümüzde ne kadar değersiz olduğunu ima ediyor. Fotoğrafta Türk Lirası banknotlarının arkası gösteriliyor. Banknotların arkasında, üzerinde isimleri bulunan ünlü kişilerin portreleri yer alıyor. Şaka, insanların günlük hayatlarında kullandıkları paraların arkasındaki kişileri ne kadar tanıdıklarını sorgulaması üzerine kurulu. Fotoğrafta 200 TL banknotu ve Yunus Emre'nin bir portresi bulunuyor. Resmin altında ise Yunus Emre'nin hayatı hakkında bazı bilgiler verilmiş. Resim ve yazının altındaki yazı şöyle: "200 Türk lirasının arka yüzünde yer alan Yunus Emre 1238 veya 1241 yılında (tam olarak bilinmiyor) dünyaya gelmiştir. "Yaratanı sevdik, Yaratan'dan ötürür" diyerek hoşgörünün önemini vurgulayan Yunus Emre tüm Anadolu'yu gezmiş, yaşamının çoğunu Taptuk Emre ve Hacı Bektaş Veli'nin yanında geçirmiştir. Yunus Emre'nin iki büyük eseri vardır. Bunlardan birinin adı Divan'dır ve bu eserde şiirlerini toplamıştır. Diğer eseri nasihatler kitabı anlamına gelen Risaletün Nushiyye'yi ise mesnevi biçiminde yazılmıştır. Halka açık ve anlaşılır bir dille yazıldığı için uzun yıllar okunmuştur. Gezdiği tüm yerlerde halk tarafından oldukça sevildiği, adına yapılmış anıt mezarlardan bilinmekte olup, Anadolu gezilerinde Mevlana ile de karşılaştığı eserlerindeki sözlerden anlaşılmaktadır. Yunus Emre 1320 yılında vefat etmiştir, fakat mezarının nerede olduğu kesin bilinmemektedir." Bu paylaşım Yunus Emre'nin mezarının bilinmemesine vurgu yapıyor ve ironik bir şekilde "200 TL'nin arka yüzüne basılmış ama mezarı bulunamamış" şeklinde bir espri yapıyor. Resimde 20 Türk Lirası banknotu görülüyor. Banknotun arka yüzünde mimarlık yapıtları var ve altında "Mimar Kemaleddin" yazıyor. Bu, Türk Lirası banknotlarının arka yüzünde yer alan ünlü kişilerin isimlerinin genellikle "Mimar Kemaleddin" olarak yazılması ve bunun bir şaka olarak yaygınlaşması nedeniyle bir mizahi göndermedir. Banknotlardaki isimlerin "Mimar Kemaleddin" olarak yazılması, Türk Lirası banknotlarının arka yüzündeki isimlerin her zaman "Mimar Kemaleddin" olarak yazıldığına inanılmasını ve bunun bir şaka olarak yaygınlaşmasını amaçlayan bir mizah biçimidir. Fotoğrafta, 5 Türk Lirası üzerindeki resmi bulunan Aydın Sayılı'nın portresi ve hakkında kısa bir bilgi bulunuyor. Resmin altındaki metin, Aydın Sayılı'nın 1913 yılında İstanbul'da doğduğunu, ortaöğrenimini Ankara'da tamamladıktan sonra Harvard Üniversitesi'nde tarih okumaya hak kazandığını ve 1942 yılında Harvard Üniversitesi'nde doktora derecesi alarak dünya bilim tarihi alanında doktora derecesi alan ilk kişi olduğunu anlatıyor. Daha sonra Türkiye'ye dönen Sayılı, Ankara Üniversitesi'nde görev almış ve profesör ünvanını almıştır. Ancak bu bilgi, Türkiye'de 5 TL üzerinde resminin bulunan Aydın Sayılı'nın, aslında 1913 yılında doğmamış, 1958 yılında Ordinaryus Profesör ünvanını almamış ve Türkiye'de tarih okumamış olmasıyla çelişiyor. Dolayısıyla fotoğraftaki "Aydın Sayılı; 5 Türk Lirasının arka yüzünde yer alan Aydın Sayılı..." yazısındaki mizahi durum, Aydın Sayılı'nın resminin 5 TL üzerinde yer alması ve bu resmin, Aydın Sayılı'nın 1913 yılında İstanbul'da doğduğuna ve 1958 yılında Ordinaryus Profesör ünvanını aldığına dair bir mesaj içermesi arasındaki çelişkidir. Kısacası, fotoğrafta Aydın Sayılı'nın 5 TL üzerindeki resminin olduğu ve resmin altındaki metnin yanlış bilgilerle dolu olduğu vurgulanarak, "Aydın Sayılı hakkındaki bilgilerin yanlış olduğu" ve "5 TL'nin arka yüzünde resminin bulunmasının, Aydın Sayılı'nın yaşamına dair doğru bir bilgi olmadığı" anlatılmaktadır. Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi...


Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Key...
Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta Türk 10 lirası üzerinde yer alan Cahit Arf'in resmi var. Yazıda Cahit Arf'in 1910 yılında Selanik'te doğduğu ve Balkan Savaşları sırasında ailesi ile birlikte İstanbul'a göç ettikten sonra İzmir'e yerleştikleri anlatılıyor. Cahit Arf'in matematiğe olan ilgisi sayesinde üniversite öğrencilerinin çözemediği soruları çözdüğü ve öğretmenlerinin dikkatini çektiği anlatılıyor. Ailesinin Cahit Arf'i iyi eğitim alması için Fransa'daki St. Louis Lisesine gönderdiği ve Cahit Arf'in 3 yıllık liseyi 2 yılda bitirip ülkesine döndüğü belirtiliyor. Son olarak Cahit Arf'in matematik dünyasına yeni bir bakış açısı getirdiği ve 1943 yılında profesör, 1955 yılında da ordinaryüs profesör unvanlarına yükseldiği, 1997 yılında da İstanbul'da hayatını kaybettiği anlatılıyor. Espri Cahit Arf'in 10 liranın arkasında resmedilmiş olmasına rağmen yazıda "Cahit Arf 1997 yılında İstanbul'da hayatını kaybetmiştir" denmesinde yatıyor. Bu durum, sanki Cahit Arf'in hala hayatta olduğunu ve 10 liranın arkasında kendi resminin basıldığını bilmediğini ima ediyor. Fotoğrafta 50 Türk lirasının arkasında Fatma Aliye'nin resmi var. Şaka şu ki, Fatma Aliye'nin bu resimde yer almasının sebebi, 50 Türk lirası üzerinden yapılan bir şakadır. Çünkü 50 Türk lirası, 1980'li yıllarda Türkiye'de kullanılan bir banknottur. Bu banknotların üzerinde genellikle Atatürk'ün resmi bulunur. Ancak Fatma Aliye'nin resminin 50 Türk lirası üzerinde olması, sanki "50 Türk lirası Fatma Aliye'ye ait" gibi bir algı yaratmaktadır. Bu da, 50 Türk lirası yerine Fatma Aliye'nin resmini kullanan kişilerin, parayı sanki Fatma Aliye'ye aitmiş gibi kullanmaya çalıştığını düşündürmektedir. Bu şaka, Türk kültüründe para ve zenginlik konusunda var olan klişeleri ve Fatma Aliye'nin kadın hakları savunuculuğunun, şaka konusu haline getirilmesinin bir örneğidir. Fotoğrafta 100 Türk Lirası banknotu görülüyor. Banknotta, Türk müziğinin önemli bestecilerinden biri olan Buhurizade Mustafa Itrî'nin resmi ve kısa bir biyografisi yer alıyor. Resmin altındaki yazı şudur: "100 Türk lirasının arka yüzünde yer alan Buhurizade Mustafa Itrî 1640 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Şair, müzisyen ve aynı zamanda besteci olan Itrî, Türk Müziği tarihinin en önemli isimlerinden biridir. Genellikle Fuzuli, Nefi, nadiren de kendi güftelerini bestelermiş. Dönem padişahları tarafından itibar görmüş ve bu sayede çok sayıda öğrenci yetiştirmiştir. Kendisine ait olan 38 sözlü bestenin 10'u tasavvufi. Bunlar arasında en meşhur ise Kurban Bayramı boyunca namazlardan sonra okunan tesrihk tebrii; Segah Salât-ı Ümmiyeye'dir. Ayrıca ney çalıp ve hattatlık da yapan Itrî'nin sesi o kadar güzelmiş ki, padişahlar kendisini dinlemek için huzuruna çağırmış. Şeyhülislam Esad Efendi'nin belirttiğine göre Itrî, 1000'den fazla beste yapmış ancak çoğu günümüze ulaşmadan 1711 yılında İstanbul'da vefat etmiştir." Burada espri, Itrî'nin 1000'den fazla beste yapmasına rağmen çoğunun günümüze ulaşmamış olmasına rağmen, 100 TL banknotuna resminin basılmış olmasıdır. Yani, Itrî'nin 1000 beste yapmış olmasına rağmen 100 TL'lik banknotun "değerli" bir eser olduğunu ima ediyor. Fotoğrafta, Türk Lirası banknotlarının arka yüzlerinde yer alan isimlerin ve resimlerin olduğu bir kolaj görülüyor. Altında ise "Her gün elden ele dolaşan kağıt paraların arka yüzündeki isimleri ne kadar iyi tanıyoruz; işte kağıt paraların arka yüzünde yer alan isimlerin kimler olduğu ve haklarında kısa bir kaç bilgiyi sizler için hazırlamaya çalıştım detaylar için yana kaydırın." yazıyor. Bu ironik bir mizah. Çünkü genellikle insanlar kağıt paraların ön yüzlerindeki isimleri (Atatürk, Mustafa Kemal, Atatürk'ün portresi) bilirler, ancak arka yüzünde kimlerin olduğu hakkında pek bilgileri yoktur. Bu da insanların, dolaşımda olan paraların değerini ve arkasındaki hikayeleri bilmeden kullandığını ima ediyor. Fotoğrafta, 200 Türk Lirası banknotunun arka yüzü ve Yunus Emre'nin resmi bulunmaktadır. Fotoğrafın altındaki yazıda, Yunus Emre'nin 1238 veya 1241 yılında dünyaya geldiği ve "Yaratılanı sevdik, Yaratan'dan öttürü" diyerek hoşgörünün önemini vurgulayan Yunus Emre'nin Anadolu'yu gezmiş, yaşamının çoğunu Taptuk Emre ve Hacı Bektaş Veli'nin yanında geçirdiği yazmaktadır. Bu yazının altına "Yunus Emre 1320 yılında vefat etmiştir, fakat mezarının nerede olduğu kesin bilinmemektedir" yazılmış ve "GÜLDÜM.NET" eklenmiştir. Şaka, Yunus Emre'nin mezarının nerede olduğunun bilinmemesi üzerine kurulmuş. Yunus Emre'nin mezarının nerede olduğunu bilmemek, onun mezarını ziyaret etme imkanını ortadan kaldırıyor. Bu da "GÜLDÜM.NET" ile ifade edilen bir mizah unsuru yaratıyor. Yani şakanın özü, Yunus Emre'nin mezarının bilinmemesi ile bunun bir mizah unsuru olarak kullanılmasıdır. Fotoğrafta 20 Türk Lirası banknotu ve Mimar Kemaleddin'in resmi yer alıyor. Banknotun arkasında yer alan Mimar Kemaleddin'in, Avrupalılar tarafından 2. Mimar Sinan olarak da bilindiği ve 1870 yılında İstanbul'da dünyaya geldiği yazıyor. Bu mizahın espri konusu, banknotta Mimar Kemaleddin'in Avrupalılar tarafından "2. Mimar Sinan" olarak anıldığı, bu yüzden "20 Türk Lirası"nın da "2. Mimar Sinan"ın parası olarak algılanmasıyla oluşturulan bir kelime oyunu. Basitçe, "20 Türk Lirası"nı "2. Mimar Sinan'ın parası" olarak okuyarak bir alay konusu yaratılıyor. Fotoğrafta 5 TL'nin arkasında resmedilmiş olan Aydın Sayılı'nın portresi ve onun hakkında kısa bir biyografi bulunmaktadır. Aydın Sayılı, Türk tarihçi ve bilim insanıdır. Fotoğrafta, Aydın Sayılı'nın 5 TL'nin arkasında resmedilmiş olması komik bir şekilde "Aydın Sayılı, 5 Türk lirasının arka yüzünde yer alan..." ile başlayan biyografi ile karşılaştırılmıştır. Yani Aydın Sayılı, resmedildiği banknotun değeri ile özdeşleştirilerek esprili bir şekilde tanımlanmıştır. Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi...


Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Key...
Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta 10 Türk Lirası'nın arka yüzünde Cahit Arf'in resmi bulunmaktadır. Resmin altında Cahit Arf'in biyografisi ve matematik alanındaki başarılarından bahseden bir yazı yazıyor. Şaka, Cahit Arf'in resminin 10 Türk Lirası'nda yer alması ve bu nedenle "10 Türk Lirası'nın arka yüzünde yer alan Cahit Arf..." şeklinde bir cümle ile başlayan biyografisinin, sanki Cahit Arf'in 10 Türk Lirası'nın arkasına yapıştırılmış gibi bir his uyandırmasıdır. Yani şaka, Cahit Arf'in resminin 10 Türk Lirası'nda bulunmasına ve bu durumun abartılı bir şekilde sunulmasına dayanıyor. Resimde Türk Lirası üzerinde Buhurizade Mustafa Itrinin resmi var. Fotoğrafın altındaki yazı ise Itrinin biyografisi. Resimdeki espri ise, bu para yüzünün Buhurizade Mustafa Itrinin resmini kullanıyor olması. Bu, Itrinin "100 Lira'lık adam" olmasıyla dalga geçiyor. Fotoğrafta Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından basılmış 5, 10, 20, 50, 100 ve 200 Türk Lirası banknotları yer alıyor. Banknotların arka yüzünde, Türk tarihi ve kültüründen önemli şahsiyetlerin resimleri bulunuyor. Banknotların arka yüzünde bulunan isimleri ne kadar iyi tanıyoruz? Bu şekilde bir espri yapılıyor. Örneğin 20 Türk Lirası banknotunun arkasında bulunan Mustafa Kemal Atatürk'ü herkes tanıyordur. Ancak 100 Türk Lirası banknotunun arkasındaki Atatürk'ün yakın arkadaşı olan İsmet İnönü'yü herkes tanımıyor olabilir. Fotoğrafta, Türk Lirası 200 TL banknotunun arka yüzü görülüyor. Banknotun üzerinde Yunus Emre'nin resmi yer alıyor. Banknotun üzerindeki yazı, Yunus Emre'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi veriyor. Ancak fotoğrafın üstündeki "instagram/sizbilindiye" yazısıyla, bu bilginin bir "troll" veya "sahte bilgi" olduğunu anlıyoruz. Zira "sizbilindiye", "siz bilmiyor musunuz" anlamında kullanılan bir ifade ve banknotun üzerindeki bilginin aslında yanlış olduğunu ima ediyor. Fotoğrafın "komik"liği bu ironiden kaynaklanıyor. Resimde 20 Türk Lirası üzerinde Mimar Kemalettin'in portresi ve "Mimar Kemalettin; 20 Türk lirasının arka yüzünde yer alan Ahmed Kemalettin, bilinen adıyla Mimar Kemalettin Avrupalılar tarafından 2. Mimar Sinan olarak da bilinmektedir. 1870 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiş, mühendislik fakültesini birincilikle bitirmiş, 1895'de eğitim için Berlin'e gitmiştir. Mimar Kemalettin'in bazı önemli eserleri; Kamer Hatun Camii, Çamlıca Kız Lisesi, Gureba Hastanesi ve bunların dışında özellikle İstanbul'da birçok han ve köşk. Ayrıca Mimar Kemalettin Sultanahmet, Ayasofya gibi birçok önemli eserin de tamiratını üstlenmiştir. En büyük başarılarından birisi de o zamanlar İngiliz yönetiminde olan Kudüs'teki Mescid-i Aksa'nın onarımını gerçekleştirmesiydi. Mimar Kemalettin arkasında bıraktığı birçok eser ve başarılarından sonra 13 Temmuz 1927 tarihinde Ankara'da beyin kanaması geçirerek vefat etmiştir." yazısı yer alıyor. Bu yazının son cümlesi "13 Temmuz 1927 tarihinde Ankara'da beyin kanaması geçirerek vefat etmiştir." vefat eden insanların hala 20 TL üzerindeki portrelerine bakıyor olmaları komik bir durum yaratıyor. Bu yüzden bu yazı "ölüler hala aramızda" gibi esprili bir yorumla karşılanıyor. Fotoğrafta Türk lirası banknotu ve sol tarafta Atatürk'ün, sağ tarafta ise Aydın Sayılı'nın fotoğrafı yer alıyor. Aydın Sayılı'nın fotoğrafı banknotun üzerine yapıştırılmış ve "Aydın Sayılı; 5 Türk lirasının arka yüzünde yer alan Aydın Sayılı 1913 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir..." yazıyor. Bu, Aydın Sayılı'nın Türk lirası üzerinde yer almasıyla ilgili bir espri. Aslında, Aydın Sayılı, 5 Türk lirası banknotunda değil, 5 TL'nin arkasında yer alıyor. Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi...


Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Key...
Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta 10 Türk Lirası'nın arka yüzü ve Türk matematikçi Cahit Arf'in portresi görülebiliyor. Fotoğrafta "Cahit Arf; 10 Türk Lirası'nın arka yüzünde yer alan Cahit Arf 1910 yılında Selanik'te dünyaya gelmiştir. Balkan savaşlarının başlamasıyla ailesi ile birlikte İstanbul'a göç etmiş, daha sonra İzmir'e yerleşmişlerdir. Cahit Arf'in matematiğe olan ilgisi bir öğretmeni sayesinde artmıştır. Ortaokulda üniversitelilerin çözemediği soruları çözen Arf, öğretmenlerinin dikkatini çekmiş ve bunu ailesine bildirmişlerdir. Aile, Cahit Arf'i iyi eğitim alması için Fransa'daki St. Louis Lisesi'ne göndermiştir ve Cahit Arf, 3 yıllık liseyi 2 yılda bitirip ülkesine dönmüştür. Cahit Arf; Arf değişmezi, Arf halkaları ve Arf kapanışları gibi bazı matematik terimlerini dünyaya kazandırarak, matematiğe yeni bir bakış açısı getirmiştir. 1943'de Profesör 1955'de Ordinaryus Profesör unvanına yükselen Cahit Arf 1997 yılında İstanbul'da hayatını kaybetmiştir." yazısı yer alıyor. Şaka, 10 Türk Lirası'nın arkasında Cahit Arf'in portresinin olması ve onun "Ortaokulda üniversitelilerin çözemediği soruları çözen" bir matematikçi olarak tanıtılması. Bu, insanların 10 Türk Lirası'nın arka yüzündeki resme baktıklarında Cahit Arf'i tanımamaları ve "Ortaokulda üniversitelilerin çözemediği soruları çözen" ifadesinin onları güldürmesiyle ilgili bir şakadır. Fotoğrafta Fatma Aliye'nin resmi ve hayatı hakkında bilgi bulunmaktadır. Şaka ise Fatma Aliye'nin 50 Türk lirası banknotunun arka yüzünde yer alması ve resmin altındaki yazının "Fatma Aliye; 50 Türk lirasının arka yüzünde yer alan Fatma Aliye" şeklinde başlamasıdır. Bu, banknottaki resmin açık bir şekilde Fatma Aliye'nin resmini gösterdiği halde, sanki bir şaşkınlık yaratırcasına ifade edilmiş bir cümle gibi algılanabilir. Fotoğrafta, Türk Lirası'nın 100 liralık banknotunun ön yüzü görünüyor. Banknotun üst kısmında "TÜRKIYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI" yazısı, alt kısmında ise "YÜZ TÜRK LIRASI" yazısı bulunuyor. Banknotun ortasında ise ünlü Türk bestecisi Buhurizade Mustafa Itrî'nin resmi bulunuyor. Banknotun üzerinde, Buhurizade Mustafa Itrî hakkında yazılan bir yazı da var. Bu yazının son cümlesi ise "İstanbul'da vefat etmiştir." şeklinde. Bu fotoğrafta bulunan espri, Itrî'nin ölümünün İstanbul'da gerçekleşmiş olmasına rağmen, banknotun üzerindeki fotoğrafın aslında "İstanbul'da vefat etmiştir" yazısına karşılık olarak, "İstanbul'da vefat etmiştir" yazısı ile fotoğraf arasında komik bir çelişki yaratmasıdır. Yani, Itrî'nin İstanbul'da vefat etmesi bir gerçek olsa da, fotoğrafta onun "İstanbul'da vefat etmiş" gibi durması, gülümseten bir durum olarak yorumlanabilir. Fotoğrafta, Türk lirası banknotlarının arka yüzleri gösteriliyor. Banknotların üzerinde Atatürk ve diğer önemli kişilerin portreleri yer alıyor. Bu paylaşımın esprisi ise, çoğu insanın banknotların üzerinde kimlerin portrelerinin olduğunu bilmesine rağmen, isimlerini ve hikayelerini bilmemesidir. Paylaşım, insanları banknotlardaki kişiler hakkında daha fazla bilgi edinmeye teşvik ediyor. Resimde 200 Türk Lirası banknotu görülüyor ve banknotta Yunus Emre'nin resmi var. Altında ise Yunus Emre hakkında bilgi verilmiş. Fotoğrafta yapılan espri, Yunus Emre'nin 1238 veya 1241 yılında dünyaya geldiği ve tam olarak doğum tarihi bilinmediği için "Yaratan'dan ötürü" diyerek hoşgörünün önemini vurguladığı ve "Yaratılanı sevdik" diyerek yaşamının çoğunu Taptuk Emre ve Hacı Bektaş Veli'nin yanında geçirdiği bilgileri paylaşan bir yazının, Yunus Emre'nin "mezarının nerede olduğu kesin bilinmemektedir" diye bitirilmesi. Bu durum, Yunus Emre'nin hayatını ve öğretilerini önemserken, mezarının yerinin bilinmemesini "gülünç" bir durum olarak gösteriyor. Espri, bilinen bir gerçeği, ironik ve abartılı bir şekilde sunarak komik bir etki yaratıyor. Fotoğrafta 20 Türk Lirası banknotunun arka yüzünde yer alan Mimar Kemaleddin'in portresi ve hakkında bilgi yer alıyor. Bu banknotun üzerinde "Mimar Kemaleddin" yazıyor, ancak kendisinin mimarlığıyla bilinen yapılar arasında Camlica Kız Lisesi, Gureba Hastanesi ve bazı hanlar yer alıyor. Bu da "Mimar Kemaleddin"in mimarlığıyla bilinen yapılar aslında daha çok "han" olduğu anlamına geliyor. Bu durum, Türkçedeki "han" kelimesinin hem konaklama yeri hem de "hani" gibi bir ifade olarak kullanıldığına gönderme yapıyor. Kısacası espri, Mimar Kemaleddin'in mimarlığıyla bilinen yapılar arasında hanlar, camiler ve hastaneler yer alması ve bu yapılar için "han" kelimesinin farklı anlamlarıyla bağdaştırılabilmesiyle oluşuyor. Fotoğrafta Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından basılan 5 Türk Lirası banknotu görülüyor. Banknotun arka yüzünde Türk tarihçi ve akademisyen Aydın Sayılı'nın resmi bulunuyor. Yazıda, Aydın Sayılı'nın 1913 yılında İstanbul'da doğduğu ve 1942 yılında Harvard Üniversitesi'nden doktora derecesi alan ilk Türk bilim insanı olduğu belirtiliyor. Bu fotoğraf ve yazıdaki mizah, Aydın Sayılı'nın banknotun arka yüzünde yer almasının, onun tarih alanındaki başarılarının ve Türkiye'ye olan katkılarının bir hatırlatması olmasıdır. Bununla birlikte, 5 TL'nin değeri günümüzde oldukça düştüğü için, bu espri Aydın Sayılı'nın başarısının ve Türkiye'nin ekonomik durumunun bir zıtlığı olarak yorumlanabilir. Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi...


Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Key...
Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Yapay zeka açıklaması

Bu resimde Türk Lirası'nın arkasında yer alan matematikçi Cahit Arf'ın portresi ve kısa bir biyografisi yer almaktadır. Resimde ayrıca bir matematik denklemi ve "sizbilirdiyniz" yazan bir yorum yer almaktadır. Bu yorum, Cahit Arf'ın matematik yeteneğini ve denklemi çözme yeteneğini ima ediyor. Fakat, denklemi gören birisi Cahit Arf'ın bir matematikçi olduğunu zaten biliyor ve bu yorum bir şaka olarak nitelendirilebilir. Kısacası şaka, Cahit Arf'ın matematik bilgisinin herkesçe bilindiği ve denklemi çözme yeteneğinin zaten aşikar olduğu fikrine dayanıyor. Fotoğrafta Fatma Aliye'nin iki farklı fotoğrafı ve kısa bir biyografisi yer alıyor. Bu fotoğrafta bir şaka yok. Resimde 100 Türk Lirası banknotu görülüyor. Banknotun üzerinde ünlü besteci Buhurizade Mustafa Itrî'nin portresi yer alıyor. Banknotun üzerinde "Buhurizade Mustafa Itrî; 100 Türk lirasının arka yüzünde yer alan Buhurizade Mustafa Itrî 1640 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Şair, müzisyen ve aynı zamanda besteci olan Itrî, Türk Müziği tarihinin en önemli isimlerinden biridir. Genellikle Fuzuli, Nefi, nadiren de kendi güftelerini bestelemştir. Dönemin padişahları tarafından itibar görmüş ve bu sayede çok sayıda öğrenci yetiştirmiştir. Kendisine ait olan 38 sözlü bestenin 10'u tasavvufidir. Bunlar arasından en meşhur ise Kurban Bayramı boyunca namazlardan sonra okunan teşrik tekbiri; Segah Salât-ı Ümmiyeye'dir. Ayrıca ney çalıp ve hattatlık da yapan Itrî'nin sesi o kadar güzelmiş ki, padişahlar kendisini dinlemek için huzuruna çağırmış. Şeyhülislam Esad Efendi'nin belirttiğine göre Itrî, 1000'den fazla beste yapmış ancak çoğu günümüze ulaşmadan 1711 yılında İstanbul'da vefat etmiştir." yazıyor. Bu banknotta görülen Itrî'nin 1000'den fazla beste yapmış olması fakat yalnızca 38 besteye atıfta bulunması esprili bir durum yaratıyor. Resimdeki yazı, Itrî'nin "1000'den fazla beste yapmış" olmasına vurgu yaparak, okuyucunun bunu komik bulmasını amaçlıyor. Fotoğrafta Türk lirası kağıt paralarının arka yüzleri görülüyor. Her birinde farklı kişilerin portreleri yer alıyor ve altlarında isimleri yazılı. Şaka ise, paraların arka yüzünde yer alan kişilerin isimlerini çoğumuzun bilmediği ve bilsek dahi, çevremizde bu isimleri duymadığımız ve onları tanımadığımız için, paraları kullanırken bu kişileri "tanımadığımız" fikri üzerinde oynuyor. Görsel, paralarımızın üzerindeki isimlerin aslında kimler olduğunu merak etmemizi sağlıyor. Fotoğrafta, Türk lirası 200 TL banknotunun arkasında Yunus Emre'nin resmi ve hakkında bilgi yer alıyor. Fotoğrafın altına yazılan "instagram/sizbilindiye" ve " @sizbilindiye " yazıları, sosyal medyada bilgi paylaşımına yönelik ironik bir gönderme. Yani, Yunus Emre'nin kim olduğu ve ne yaptığını bilmeyenlerin sosyal medyada bilgi edinmeye çalıştığını ima ediyor. Bu, Yunus Emre gibi önemli bir şahsiyetin, sosyal medyada bilgi edinmeye çalıştığını düşünen kişiler için bir şaka olarak algılanabilir. Fotoğrafta 20 Türk lirası üzerinde bulunan Mimar Kemalettin'in resmi ve onun hakkında bilgiler yer almaktadır. Şaka ise 20 Türk lirası üzerinde bulunan Mimar Kemalettin'in resminin, onun en büyük başarısı olarak kabul edilen Kudüs'teki Mescid-i Aksa'nın onarımını gerçekleştirmesiyle bağlantılı olmasıdır. Bu bağlantı şakaya dönüşüyor çünkü Mimar Kemalettin, Mescid-i Aksa'nın onarımını gerçekleştirmemiştir. Bu, fotoğraftaki bilgi ile gerçek arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanan bir espridir. Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi...


Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Key...
Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, 10 Türk Lirası banknotunun arka yüzünde yer alan Cahit Arf'ın resmi ve onunla ilgili bir yazı var. Yazıda, Cahit Arf'ın matematik yeteneğinin, özellikle ortaokulda, öğretmenlerinin bile çözemediği soruları çözebilmesiyle nasıl geliştiği anlatılıyor. Şaka, Cahit Arf'ın matematik yeteneğinin ve başarısının vurgulanmasıyla, banknotta yer alan bir matematik formülüne gönderme yapılıyor. Bu formül, 10 Türk Lirası'nın arkasındaki tasarımda bulunuyor. Fotoğrafta Fatma Aliye'nin 50 Türk Lirası üzerindeki resmi ve onun hayatı hakkında bilgi yer alıyor. Fotoğrafta "Fatma Aliye; 50 Türk lirasının arka yüzünde yer alan Fatma Aliye 9 Ekim 1862 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Eğitim almamasına rağmen abisinin evde aldığı özel dersleri takip ederek kendini geliştiren Fatma Aliye, daha sonra ailesinin rızası ile merak saldığı Fransızcayı öğrenmiştir. Gazi Osman Paşa'nın yeğeni Faik Bey ile evlenen Fatma Aliye 1889'da Georges Ohnet'in Volonte adlı eserinin çevirisini yapmış, bu çeviri ile ilk kadın çevirmenimiz olarak tarihe geçmiştir. 1892'de Muhadarat adlı romanı ile de, Zafer Hanım'dan sonra 2. roman yazarı kadın olmuştur. Romanlarında ağırlıklı olarak kadın kahramanların öykülerini anlatmış ve kadın haklarını savunmuştur. Bu romanlarının yanı sıra birçok kitap çevirisi daha yapmış, makaleler ve biyografiler yazmıştır. Tam adıyla Fatma Aliye Topuz 13 Temmuz 1936 tarihinde İstanbul'da vefat etmiştir." bilgisi yer alıyor. Şaka şu ki, Fatma Aliye'nin 50 Türk Lirası üzerindeki resmi, parayı kullanan insanların onu tanımasına ve onu anlatan bilgiyi okuyup hakkında daha çok şey öğrenmelerini sağlıyor. Yani aslında şaka değil, bir nevi bilgi paylaşımı ve Fatma Aliye'nin popüler kültürdeki yerini vurgulama. Fotoğrafta, 100 Türk Lirası banknotu görülüyor. Üzerinde, Türk besteci ve müzisyen Buhurizade Mustafa İtri'nin resmi yer alıyor. Resimde bulunan yazı ise İtri'nin hayatından bazı bilgiler verdikten sonra şunu söylüyor: "Salât-ı Ummiyeye'dir. Ayrıca ney çalıp ve hattatlık da yapan İtri'nin sesi o kadar güzelmiş ki, padişahlar kendisini dinlemek için huzuruna çağırmış. Şeyhülislam Esad Efendi'nin belirttiğine göre İtri, 1000'den fazla beste yapmış ancak çoğu günümüze ulaşmadan 1711 yılında İstanbul'da vefat etmiştir." Bu espri, İtri'nin müzikal ve sanatsal yeteneklerini ve padişahlarla olan yakınlığını abartarak, kendisinin her işte başarılı olduğunu ima ediyor. Ancak son cümlede "1000'den fazla beste yapmış ancak çoğu günümüze ulaşmadan" diye eklenerek, bu iddia biraz gülünçleştiriliyor. Bu, Türk mizahının tipik örneklerinden biridir. Kendimizi öne çıkarmaktan ve övünmekten çekinmediğimiz ama aynı zamanda kendimizi de hafifçe eleştirdiğimiz bir mizah anlayışına sahip olduğumuzu gösteriyor. Fotoğrafta Türk Lirası kağıt paraların arka yüzleri görülüyor. Resimde "Her gün elden ele dolaşan kağıt paraların arka yüzündeki isimleri ne kadar iyi tanıyoruz; işte kağıt paraların arka yüzünde yer alan isimlerin kimler olduğu ve haklarında kısa bir kaç bilgiyi sizler için hazırlamaya çalıştım detaylar için yana kaydırın." yazısı ile Türk Lirası kağıt paralarının arka yüzlerinde yer alan kişilerin resmini paylaşarak kim olduklarını merak ettiren bir gönderi paylaşılmış. Burada gönderi sahibi, aslında herkesin bildiği, ancak farkına varmadığı bir konuyu esprili bir dille gündeme getirmiş. Türk Lirası kağıt paralarının arka yüzlerinde yer alan isimleri herkes bilir, fakat gönderi sahibi bu bilgiyi sanki yeni keşfedilmiş bir bilgi gibi sunmuş ve insanların dikkatini çekmeyi hedeflemiş. Fotoğrafta Türk Lirası 200 TL banknotunun arka yüzü ve Yunus Emre'nin resmi yer alıyor. Resmin altında "Yunis Emre" yazıyor ve bu ismin altında Yunus Emre hakkında kısa bir bilgi yazıyor. Bilgide Yunus Emre'nin 1238 veya 1241 yılında dünyaya geldiği ve "Yaratanı sevdik, Yaratan'dan ötürdü" diyerek hoşgörünün önemini vurgulayan Yunus Emre tüm Anadolu'yu gezmiş, yaşamını çoğunu Taptuk Emre ve Hacı Bektaş Veli'nin yanında geçirmiştir. Yunus Emre'nin iki büyük eseri vardır. Bunlardan birinin adı Divan'dır ve bu eserde şiirlerini toplamıştır. Diğer eseri nasihatler kitabı anlamına gelen Risaletü'n-Nushiyye'yi ise mesnevi biçiminde yazılmıştır. Halkın açık ve anlaşılır bir dille yazıldığı için uzun yıllar okunmuştur. Gezdiği tüm yerlerde halk tarafından oldukça sevildiği, adına yapılmış anıt mezarlardan bilinmekte olup, Anadolu gezilerinde Mevlana ile de karşılaştığı eserlerindeki sözlerden anlaşılmaktadır. Yunus Emre 1320 yılında vefat etmiştir, fakat mezarının nerede olduğu kesin bilinmemektedir. Bu fotoğraflarda yer alan bilginin "Yunis Emre'nin iki büyük eseri vardır" ve "mezarının nerede olduğu kesin bilinmemektedir" gibi esprili bir dille yazılması ve Türk banknotu üzerinden bilgi vermesi, fotoğrafa mizah katıyor. Fotoğrafta 20 Türk Lirası banknotu ve arkasında Mimar Kemaleddin'in resmi yer alıyor. Resmin altında Mimar Kemaleddin hakkında bilgi veren bir yazı bulunuyor. Yazıda, Mimar Kemaleddin'in 1870 yılında İstanbul'da doğduğu, mimarlık fakültesini bitirdikten sonra Almanya'ya gittiği ve orada eğitim gördüğü belirtiliyor. Daha sonra Türkiye'ye dönerek önemli mimari eserler bıraktığı ve 13 Temmuz 1927'de Ankara'da beyin kanaması geçirerek öldüğü belirtiliyor. Şaka ise fotoğrafın altındaki yazı ile 20 Türk Lirası banknotunun üzerindeki "Yirmi" kelimesinin birleştirilerek "Yirmi Mimar" olarak okunması. Bu, Mimar Kemaleddin'in ölümünün 20 Türk Lirası banknotu üzerinde resmedilmiş olması olarak yorumlanabilir. Bu şaka, Mimar Kemaleddin'in ölümünün ironik bir şekilde banknot üzerinde resmedilmiş olmasıyla ilgili bir mizah yaratıyor. Fotoğrafta, 5 Türk Lirası banknotunun arka yüzünde yer alan Aydın Sayılı'nın resmi, ve onun biyografisinin kısa özeti yer alıyor. Aydın Sayılı, Türk tarihçi ve bilim insanı olup 1942 yılında Harvard Üniversitesinden doktora derecesi alan dünyanın ilk kişisi. Fotoğraftaki mizah, Aydın Sayılı'nın 5 TL banknotunun arka yüzünde yer almasının, onun dünyada ilk doktora alan kişi olmasından dolayı, "5 TL'nin doktora yapmış olduğunu" ima ediyor. Bu, bir espri olarak, banknotu kişileştirerek ve ironik bir ilişki kurarak, Aydın Sayılı'nın başarısını vurgulamayı amaçlıyor. Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi...


Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Key...
Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, Türk Lirası'nın arka yüzünde yer alan matematikçi Cahit Arf'ın resmi ve onun hakkında bilgi veren bir yazı yer almaktadır. Yazıda Cahit Arf'ın matematik yeteneğinin erken yaşta ortaya çıktığı, ortaokulda üniversitelilerin bile çözemediği soruları çözdüğü ve öğretmenlerinin dikkatini çektiği belirtilmiştir. Şaka ise, Cahit Arf'ın 1943'te profesör, 1955'te ise ordinaryüs profesör unvanına yükselmesinin, "ordinaryüs" sözcüğünün "ordinary" (sıradan) kelimesinden gelmesine rağmen sıra dışı bir yeteneğe sahip olmasından kaynaklanıyor. Bu, onun sıra dışı yeteneğiyle sıradan bir profesör olmasının ironik bir şekilde çeliştiğini gösterir. Fotoğrafta Fatma Aliye'nin 50 Türk Lirası üzerindeki resmi var. Şaka: Fatma Aliye'nin resimli 50 Türk Lirası'nın, "arka yüzünde yer alan Fatma Aliye" cümlesinin altında yer alması, "Fatma Aliye'nin kendi resminin altında olduğunu" ima ediyor. Burada söz oyunu yapılmış. "Arka yüzünde yer alan" ifadesi, hem Fatma Aliye'nin resminin 50 TL'nin arkasında olduğunu hem de "Fatma Aliye"nin kendi resmini görebildiğini ima ediyor. Resimde 100 TL banknotu görülüyor. Banknotun üzerinde Türk müziği bestecisi Buhurizade Mustafa İtri'nin resmi var. Şaka, banknotun üzerindeki "YÜZ TÜRK LİRASI" ifadesini kullanarak, Buhurizade Mustafa İtri'nin yüzünden bir Türk lirası olarak bahsetmesidir. Yani, sanki İtri'nin yüzü "YÜZ TÜRK LİRASI" değerindeymiş gibi bir ima yaratıyor. Bu şaka, banknotun üzerindeki resmi ve ifadenin çelişkili bir şekilde kullanılmasına dayanıyor. Fotoğrafta Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından basılmış 5, 10, 20, 50, 100 ve 200 TL banknotların arka yüzleri gösteriliyor. Banknotların arka yüzlerinde yer alan isimlerle ilgili olarak, "Her gün elden ele dolaşan kağıt paraların arka yüzündeki isimleri ne kadar iyi tanıyoruz; işte kağıt paraların arka yüzünde yer alan isimlerin kimler olduğu ve haklarında kısa bir kaç bilgiyi sizler için hazırlamaya çalıştım detaylar için yana kaydırın." yazılmış. Bu espri, banknotlardaki kişilerin kim olduğunu bilmeyenlerin çoğunlukta olduğunun ve insanların banknotlarda kimlerin yer aldığını bilmediklerinin bir göstergesidir. Fotoğrafta, 200 TL banknotunun arkası ve Yunus Emre'nin bir portresi görünüyor. Resmin altında, Yunus Emre'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi veriliyor. Bunun bir espri olduğunu söylemek pek mümkün değil. Belki de espri, 200 TL'nin arkasında Yunus Emre'nin resminin olması ve bu durumun komik bulunması olabilir. Fakat bu, genel kabul gören bir espri değil. Fotoğrafta 20 Türk Lirası banknotunun arkasında bulunan Mimar Kemaleddin'in resmi ve hakkında bilgiler yer almaktadır. Banknotta yazan "Mimar Kemaleddin" ve "20 Türk Lirası" ifadeleri, Türkçede "20 Türk Lirası'nın arkasında Mimar Kemaleddin" diye okunduğunda, "20 Türk Lirası'nın arkasından Mimar Kemaleddin" cümlesini anımsatmaktadır. Bu da, Türkçede "birisinin arkasından olmak" deyimiyle, yani birinin peşinden gitmek anlamında bir kelime oyunu oluşturmaktadır. Bu nedenle, fotoğrafta yer alan yazı, "20 Türk Lirası'nın arkasından Mimar Kemaleddin" şeklinde bir espri içeriyor. Fotoğrafta, 5 Türk lirası üzerinde bulunan Aydın Sayılı'nın resmi ve bir de onun hakkında bilgi verilmiş. Şaka, Aydın Sayılı'nın 1942 yılında Harvard Üniversitesi'nde dünya bilim tarihi alanında doktora yapan ilk kişi olmasına rağmen, resminin 5 TL'nin arka yüzünde yer almasına rağmen bir şakaya benzetilerek "ülkenin ekonomik durumu" ile ilişkilendirilmesi. Yepyeni farklı bir içerikle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi...


Yep yeni ilginç bir hikayeyle geldimm. İ...
Yep yeni ilginç bir hikayeyle geldimm. İyi okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, bir adamın fotoğrafı ve altında üç kare içinde üç kadının fotoğrafı var. Her kadının resminin altında "Adaoğlu", "Şon" ve "Ayvna" yazıyor. Adamın altındaki yazıda ise şu şekilde bir bilgi yer alıyor: "4 - Allen: Sigara içen tek kişilik. Tam bir yönlendirici, dış dünya ile iletişim kurabilecek en uygun kişi. Batari çalıyor ve portre çiziyor. 5 - Tommy: Sık sık Allen ile karıştırılan karakter. Elektronik uzmanı ve teknoloji tasarımcısı. Ayrıca zincirlerden kaçış ustası. Manzara konusunda uzmanlaşmış bir ressam. 6 - Danny: İnsanlardan, özellikle de erkeklerden korkuyor. Üvey babası Chalmer yüzünden kendi mezarını kazmış ve oraya kendini gömmüştü." Bu fotoğraftaki mizah, fotoğrafın içinde verilen bilgileri ve fotoğrafta gösterilen isimleri birleştirerek oluşturulan bir kelime oyunu. "Adaoğlu", "Şon" ve "Ayvna" aslında "Adanalı", "Şanlıurfalı" ve "Aydınlı" kelimelerinin yanlış yazılmış halleri. Fotoğraf, bu kelimelerin kasıtlı olarak yanlış yazılmasıyla ortaya çıkan eğlenceli bir kelime oyununu temsil ediyor. Fotoğrafta Billy Milligan'ın resmi var. Yazıda Billy Milligan hakkında pek bir bilgi olmadığı, uzun bir süre boyunca kendisinden hiç kimse haber alamadığı ve 2014 yılında 59 yaşında bir bakım evinde kanser hastalığından hayatını kaybettiği belirtiliyor. Ayrıca Billy Milligan'ın bedeninde 23 farklı kişilik bulunduğu ve bunların 14'ünün istenmeyen ve kötü şeyler yapmak isteyen kişilikler olarak tespit edildiği yazıyor. Şaka, Billy Milligan'ın kendi kişiliği değil, alternatif kişiliği Arthur ve Ragen'in birlikte karar verdiğini belirtip, aslında Billy Milligan'ın kendisinin değil, kişiliğinden biri olan Arthur ve Ragen'in karar verdiğini ima etmesinde yatıyor. Kısacası şaka, Billy Milligan'ın kişiliklerinin kendisiyle aynı fikirde olup olmadığına ve karar alma konusunda kimin kontrolde olduğuna dair bir belirsizlik yaratıyor. Fotoğrafta "Unbreakable", "Split" ve "Glass" filmlerinin posterleri var. Posterlerin altındaki yazıda, filmlerdeki karakterlerin isimlerini ve kişiliklerini açıklayan bir liste bulunuyor. Listede, 24. maddede "Öğretmen: Tüm kişiliklerin birleşimi. Billy'nin doktoru bu kişilik için, "Hayatım boyunca tanıdığım en mükemmel insandı." demiş. Billy Milligan'in doktoru Daniel Keyes 1981 yılında "Billy Milligan'in Zihinleri" isminde bir roman yayımladı ve Billy Milligan'in hayatından ilhamla birçok film çekildi." yazıyor. Bu listedeki espri, "Glass" filminde tüm karakterlerin birleşmesi ve "Öğretmen" karakterinin ortaya çıkması ile ilgili. "Glass" filminin, Billy Milligan'in hayatından ilham alan bir film olduğunu da hatırlatıyor. Bu resimde, üst kısımda 3 fotoğraf var. Sol taraftaki fotoğrafta Billy adlı bir kişinin fotoğrafı var, sağ taraftaki fotoğrafta Mona Lisa ve onun yanında bulunan bir kişinin fotoğrafı var. Alt kısımda ise Billy'nin sahip olduğu kişiliklere dair bir açıklama var. Bu resimdeki espri, Billy'nin üç farklı kişiliğe sahip olması ve bunlardan birinin Mona Lisa, diğerinin ise Mona Lisa'nın yanında duran kişi olmasıdır. Yani, Billy'nin sahip olduğu kişiliklere dair açıklamada, Mona Lisa ve yanında duran kişi ayrı ayrı kişiler olarak gösterilmiş ancak aslında bunlar Billy'nin kişiliğidir. Bu espri, okuyucunun önceki bilgisiyle oynayarak komik bir etki yaratır. Fotoğrafta iki farklı yaştaki Billy Milligan'ın resimleri var. Resimde gördüğümüz küçük çocuk, 1955'te dünyaya gelmiş ve disosiyatif kimlik bozukluğu tanısı almış bir Amerikalı. Daha sonra, 24 ayrı kişilik göstererek, bir yandan kendisine "çoklu kişilik bozukluğu" teşhisi konulmuş, diğer yandan "çoklu kişilik" adı altında bir kült film karakteri olarak bilinir olmuş. Bu da, kendisini "çoklu kişilik bozukluğu" olan Billy Milligan olarak tanıtan insanların bir araya gelip kendileriyle alay ederek yaptıkları bir şakaya benzetiliyor. Resimdeki şaka, Billy Milligan'ın kişilik bozukluğu hikayesini ironik bir şekilde kullanarak, olayın bir "şaka" olduğu imasını taşıyor. Resimde 16 farklı kişinin fotoğrafı var. Resmin altında ise her kişinin kısa bir tanıtımı yer alıyor. Tanıtımın altında "İstenmeyen Kişilik" olarak işaretlenen kişilerin fotoğrafları kırmızı bir çerçeveyle belirtiliyor. Resimdeki espri, her bir kişinin "istenmeyen kişilik" olarak işaretlenmesinin farklı sebeplerle ilişkilendirilmesinde yatıyor. Örneğin, "Christopher" müzik çalmayı sevdiği için istenmeyen bir kişilik olarak tanımlanmış. Aslında, müzik çalmayı sevmek "istenmeyen" bir özellik değil. Diğer kişilerin de benzer şekilde absürt ve anlamsız sebeplerle "istenmeyen" olarak işaretlenmeleri, espriyi oluşturuyor. Fotoğrafta, "Çoklu Kişilik Bozukluğu" ya da "Dissyatif Kimlik Bozukluğu" hastalığının sembol ismi haline gelen Billy Milligan'ın iki farklı fotoğrafı yan yana bulunuyor. Resmin sağ tarafında, "Split" filminde Billy Milligan karakterini canlandıran James McAvoy yer alıyor. Fotoğraftaki espri, James McAvoy'un karakterin sahip olduğu kişiliklere gönderme yapıyor. Sağdaki fotoğraftaki McAvoy, filmde canlandırdığı karakterlerden biri olan, şizofreni hastası ve içine kapanık biri olan bir Milligan'ın bir yansıması olarak gösteriliyor. Sol taraftaki fotoğraf ise gerçek Billy Milligan'a ait. Fotoğrafta Milligan, gülümseyerek ve sakin bir şekilde görünüyor. Resim, Billy Milligan'ın hastalığı ve "Split" filminin aynı karede olmasını kullanarak, filmle gerçek hayatı ilişkilendiren ve alaycı bir şekilde yorumlayan bir mizahi içerik sunuyor. Fotoğrafta, "Split" filminde yer alan "Kevin Wendell Crumb" karakterini canlandıran James McAvoy'un dört farklı kişiliğinin yan yana konulmuş bir fotoğrafı var. Fotoğrafın altında ise, her bir kişiliğin hangi "karakter" olduğunu açıklayan bir liste bulunuyor. "Mark"ın açıklaması "Sık sık zombi olarak adlandırılır. Çünkü ona bir şey sorulmadığı sürece hiçbir şey yapmaz" şeklinde. Bu açıklamanın aslında tüm zombiler için geçerli bir durum olması, "Mark"ın "zombi" olması sebebiyle komik bir durum yaratıyor. Resim, James McAvoy'un "Split" filminde canlandırdığı karakterlere dair esprili ve ironik bir yorum yaparak, filmin hayranlarının keyif almasını sağlıyor. Resimde iki fotoğraf vardır. Her ikisinde de aynı adamın farklı yüz ifadeleri görülmektedir. Üstte yazan metin "Çoklu Kişilik Bozukluğu veya Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu hastalığına sahip kişiler, farkında olarak veya olmayarak bünyesinde alternatif kişilikler geliştirir. Kendi öz kişiliğinden ziyade bu diğer kişilik veya kişilkler, öz kişilikten tamamen farklı kişiler olabilir. Mesela öz kişilik özünde kaba bir insan iken diğer kişiliği son derece kibar, kültürlü biri olabilir. Bir beden içinde tamamen farklı insanlar diyebiliriz. Ne kadar fazla kişilik varsa, hastalık o kadar ağır oluyor." şeklindedir. Burada şaka, aynı adamın farklı yüz ifadelerini kullanarak hastalığın tanımını yapmasıdır. Yani bir fotoğrafta kaba bir surat ifadesi, diğer fotoğrafta ise kibar bir surat ifadesi gösterilerek insanlara "bakın aynı adamda bile farklı kişilikler var" mesajı verilmektedir. Yep yeni ilginç bir hikayeyle geldimm. İyi okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi...


Yep yeni ilginç bir hikayeyle geldimm. İ...
Yep yeni ilginç bir hikayeyle geldimm. İyi okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta "American Psycho" filminin karakterleri, "American Psycho" filminde Patrick Bateman'in isimlerini kullanıyorlar, ancak "American Psycho" filminin karakterleri olan karakterler, filmde kendilerinden farklı olarak isimlendiriliyor. Bu resim, filmde Patrick Bateman'in isimlerini kullanarak bu karakterlerin kendilerinden farklı isimlerle anıldığını gösteren bir espridir. Örneğin, resimde Allen olarak isimlendirilen karakter, filmde Patrick Bateman olarak biliniyor. Aynı şekilde, resimde Tommy olarak isimlendirilen karakter, filmde Paul Allen olarak biliniyor. Bu resim, "American Psycho" filmini izleyenlerin, filmin karakterlerini ve isimlerini bildiği varsayımı üzerine kurulu bir espiridir. Fotoğrafta, Billy Milligan adında çoklu kişilik bozukluğu olan bir adamın siyah beyaz bir fotoğrafı var. Yazıda Billy Milligan hakkında pek bilgi olmadığı ve uzun yıllar boyunca kendisinden hiç haber alınamadığı belirtiliyor. Ardından 2014 yılında kanser hastalığından hayatını kaybettiği ve hastaneye kaldırıldığı esnada doktorlar tarafından tüm kişilikleri kayıt altına alındığı söyleniyor. Billy Milligan'ın bedeninde bulunan öz kişiliği hariç, 23 kişiliğin kötü şeyler yapmak isteyen kişilikler olarak tespit edildiği yazıyor. Yazıda yer alan espri, Billy Milligan'ın kötü şeyler yapmak isteyen kişiliklere sahip olduğunu ima ederek, bunun aslında bir şaka olduğunu, gerçekte Billy Milligan'ın bu kişiliklere sahip olmasının onu kötü biri yapmadığını belirtiyor. Yazıda, Billy Milligan'ın kendi öz kişiliğinin değil, alternatif kişiliklerinden Arthur ve Ragen'in birlikte karar verdiğini söyleyerek, bu kişiliklere sahip olmasının onu kontrol edemediği bir durum olduğu vurgulanıyor. Bu, okuyucuların Billy Milligan'ın çoklu kişilik bozukluğunun kötü bir şey olduğunu düşünmelerini engellemek ve bu hastalıkla mücadele eden insanlara karşı empati duygusu yaratmak için kullanılmış bir mizah unsuru. Fotoğrafta, "Unbreakable", "Split" ve "Glass" filmlerinin posterleri yer alıyor. Posterlerin arkasında, filmlerde yer alan karakterlerin isimleri ve kişilikleri açıklanan bir liste var. Listede, her karakterin bir numarası var ve numara karakterin kaçıncı filmde olduğunu belirtiyor. Şaka, bu üç filmin aynı evrende geçtiğini ve karakterlerin birbirleriyle bağlantılı olduğunu ima etmesidir. Ancak bu filmler, birbirleriyle bağlantılı olmasına rağmen, aslında farklı hikayeler anlatıyor. Dolayısıyla liste, filmlerin bağımsız olduğunu unutmuş gibi yaparak, izleyiciyi yanıltıyor. Bu şaka, "Split", "Glass" ve "Unbreakable" filmlerini izlemiş ve bu filmlerin birbirleriyle nasıl bağlantılı olduğunu merak eden kişiler için eğlenceli bir şekilde sunulmuştur. Resimde, solda küçük bir çocuk ve sağda aynı çocuğun büyümüş hali görülüyor. Resimle birlikte verilen açıklamada Billy Milligan'ın 1955 yılında doğduğu ve annesi Dorothy ile babası Johnny'nin çocukları olarak dünyaya geldiği anlatılıyor. Billy'nin abisi ve kız kardeşi olduğu söylenen bilgilere bakarak, bu çocuğun bu kadar kısa sürede ne kadar hızlı büyüdüğüne dair bir espri yapılıyor. Bu bir mizah değil ancak bir çocuğun yaşamında yaşanan trajik olayları ve hastalıkları irdeleyen bir hikaye içeriyor. Fotoğrafta çeşitli insanların resimleri var ve her birinin yanında "istenmeyen kişilik" olarak işaretlenmiş kısa bir tanımı yer alıyor. Her insan, farklı özelliklerinden veya kişiliklerinden dolayı "istenmeyen kişilik" olarak etiketlenmiş. Resimler, bu özelliklerin abartılı bir şekilde temsil edildiği bir karikatür şeklinde çizilmiş. Bu, bir "istenmeyen kişilik" olarak etiketlenen insanların aslında çok çeşitli özelliklere sahip olabileceği ve bunun tek başına onları kötü yapmadığı üzerine bir ironi yaratıyor. Resimlerin ve açıklamaların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan espri, topluma dayatılan ve çoğu zaman haksız yere "istenmeyen" olarak tanımlanan etiketleri sorgulamamızı sağlıyor. Fotoğrafta, sol tarafta "Çoklu Kişilik Bozukluğu" veya "Dissyatif Kimlik Bozukluğu" hastalığının sembol ismi haline gelen Billy Milligan'ın gençlik halini, sağ tarafta ise onu canlandıran aktör James McAvoy'i görüyoruz. Şaka, McAvoy'nin Split filminde canlandırdığı karakterin "Çoklu Kişilik Bozukluğu" hastası olması ve filmin afişinde McAvoy'nin yüzünde "parçalanmış" cam parçalarıyla bezenmiş olmasıdır. Bu da "Çoklu Kişilik Bozukluğu" ile "parçalanmış cam"ı, yani insanın "parçalanmış" ruhunu temsil eden imgelerle ilişkilendirmiş olur. Fotoğrafta Edward Norton'ın "Fight Club" filminde oynadığı karakterinin farklı açılardan alınmış 4 fotoğrafı ve "Instagram / sizbilindiye" yazısı ile altına yazılmış 5 farklı tip tanımlaması ve her tipin açıklaması var. Açıklamalarda her tipin yaptıkları olumsuz yanları ve nasıl bir kişiliğe sahip oldukları anlatılıyor. Fotoğrafın komikliği kişiliklere verilen tanımlamalarda. Birinci tip "Zombi" olarak tanımlanmış ve "Sorulmadığı sürece hiçbir şey yapmaz" denmiş. Bu tanımlama "Zombiler"in can sıkıcı, hareketsiz ve uyuyan birileri olduğuna dair genellemeye dayanıyor. İkinci tip "Sahtekar" olarak tanımlanmış ve "Taklitler yapabilen bir komedyen. Asla milletvekili olduğunu kabul etmiyor. İstenmeyen kişilik olma sebebi yaptığı komikliklerin aile sorunlarına yol açması." denmiş. Bu tanımlama ise politikacıların sadece sahne arkasında gösteri yaptığını ve kendi çıkarları uğruna samimiyetten yoksun davrandıklarını ima ediyor. Üçüncü tip "Şakacı" olarak tanımlanmış ve "Şakaları diğer kişilerin başını belaya sokuyor. Ayrıca yaptıkları şeylerin sonuçlarına aldırış etmiyor." denmiş. Bu tanımlama ise şakacıların sorumsuzluğunu ve başkalarına duyarsızlığına vurgu yapıyor. Dördüncü tip "Basınç dengeleyici" olarak tanımlanmış ve "İlk başlarda aile gerginlik yaşadığında herkesi sakinleştiriyordu ancak daha sonra bu sorun olmaya başladı." denmiş. Bu tanımlama ise baskıyı üzerlerine alan kişilerin daha sonra olumsuz etkilerinin farkına varması ve bu durumdan sıkılmaları üzerine kurulu. Beşinci tip "Maceracı" olarak tanımlanmış ve "Sağır ve kafasındaki titreşimi hissetmek için vızıldayan sesler çıkarır. İstenmeyen biri olma nedeni sağır olması ve bir yararı olmamasıydı." denmiş. Bu tanımlama ise maceracıların kendilerini geliştirmekten çok farklı bir kişiliğe sahip olmaya odaklandıkları ve daha çok "maceraya" yoğunlaştıkları üzerine kurulu. Genel olarak bu fotoğraf insanların farklı kişilik tiplerine dair genel düşüncelerini, genel yargılarını ve bu yargıların komik taraflarını gösteriyor. Fotoğrafta iki erkek resmi var. İlk resimde ciddi, soğuk bakışlı bir erkek görünüyor. İkinci resimde aynı erkek güler yüzlü, samimi bir şekilde gülümsüyor. Şaka, Çoğul Kişilik Bozukluğu veya Disosiyatif Kimlik Bozukluğu hastalığına sahip kişilerin, farkında olarak veya olmayarak bünyesinde alternatif kişilikler geliştirmesi üzerine kurulu. Bu hastalığa sahip kişiler, farklı kişilikleri "tamamen farklı insanlar" olarak tanımlarlar. Bu nedenle, fotoğraftaki iki resmi karşılaştırmak, şakayı anlamaya yardımcı olur. Çünkü aynı kişinin iki farklı kişilikleri, iki farklı insan gibi algılanıyor. Yep yeni ilginç bir hikayeyle geldimm. İyi okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi...


Yep yeni ilginç bir hikayeyle geldimm. İ...
Yep yeni ilginç bir hikayeyle geldimm. İyi okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, sağda ve solda çerçeveli portreler var. Üstte üç resim, ortada "Sizbilirindlye" yazan bir profil ve altında üç resim var. En alttaki resimde, her resim altındaki "Adama", "Şon" ve "Deyva" kelimeleri silinmiş ve altına "Allen", "Tommy" ve "Danny" isimleri yazılmış. Resimlerin altındaki metinde ise şu yazıyor: 4 - Allen; Sigara içen tek kişilik. Tam bir yönlendirici, dış dünya ile iletişim kurabilecek en uygun kişi. Batari çalıyor ve portre çiziyor. 5 - Tommy; Sık sık Allen ile karıştırılan karakter. Elektronik uzmanı ve teknoloji tasarımcısı. Ayrıca zincirlerden kaçış ustası. Manzara konusunda uzmanlaşmış bir ressam. 6 - Danny; İnsanlardan, özellikle de erkeklerden korkuyor. Üvey babası Chalmer yüzünden kendi mezarını kazmış ve oraya kendini gömmüştü. Şaka, bu üç ismin popüler korku filmlerinin karakterleri olması ve "Adama", "Şon" ve "Deyva" kelimelerinin de bu karakterlerin isimlerinin yanlış yazılışından kaynaklanıyor. "Adama" aslında *Freddy Krueger*, "Şon" *Jason Voorhees* ve "Deyva" *Michael Myers* karakterlerine karşılık geliyor. Şaka, bu üç karakterin korku filmlerindeki kötü şöhretlerine ve isimlerinin yanlış yazılmasına dayanıyor. Fotoğrafta Billy Milligan adlı bir adamın siyah beyaz bir fotoğrafı var. Fotoğrafın altında, Milligan'ın 23 farklı kişiliğe sahip olduğu ve bu kişiliğin 14'ünün kötü şeyler yapmak istediği yazıyor. Fıkra, Milligan'ın 23 kişilikliliğiyle ilgili olan ve ona "Arthur" ve "Ragen" adlı alternatif kişiliklerinin karar verdiğini söyleyerek insanları güldürmeyi amaçlıyor. Fıkra, Milligan'ın 23 farklı kişiliğe sahip olduğu ve bu kişiliğin bazı kötü şeyler yapmak istediği gerçeğinden yararlanıyor. Fıkra, Milligan'ın kendi kişiliğiyle karar veremeyeceğini ve bu nedenle Arthur ve Ragen'in karar verdiğini söyleyerek ironik bir espri yapıyor. Resimde Unbreakable, Split ve Glass filmlerinin afişleri görüyoruz. Altında ise her filmin karakterlerine ait kısa açıklamalar yer alıyor. Bu açıklamalar, filmlerin karakterlerini ve hikayelerini alaycı bir şekilde özetliyor. Özellikle Unbreakable filminin karakteri olan "David Dunn" için "New York'lu bir zuppe" denilmesi ve Split filminin karakteri "Kevin" için "İstenmeyen bir kişilik olma nedeni bir eczaneyi soyma planları yapmasıydı" denilmesi filmlere gönderme yapan bir mizah örneği. Fotoğrafta üç ayrı resim ve altında bir yazı var. Resimlerde, sol tarafta 80'li yıllara ait bir erkek, ortada Mona Lisa ve sağda bir yaşlı adam görülüyor. Yazıda, "Billy" adında birinin sahip olduğu kişilikler sıralanıyor. 1. Kişilik, "Billy"nin asıl kişiliği. 2. Kişilik "Arthur" adında, eğitimli ve uzman bir doktor. 3. Kişilik "Ragen" adında, Sırpça yazabilen, güçlü ve "Aileyi" destekleyen bir adam. Bu espri, Billy'nin, farklı resimlerdeki kişilerin farklı kişiliklerini temsil ettiğini ima ederek, sadece üç kişiliğe sahip gibi görünse de, aslında birçok farklı kişiliğe sahip olabileceği anlamına geliyor. Fotoğrafta iki farklı yaşlarda Billy Milligan'ın fotoğrafı var. Bir fotoğraf küçükken, diğeri ise daha büyükken çekilmiş. Bu fotoğrafların altındaki yazı ise Billy Milligan'ın hayatını ve 16 farklı kişiliğe sahip olduğunu anlatıyor. Şaka ise Billy'nin fotoğraflarının "küçükken" ve "büyüdükten sonra" gibi iki farklı yaşta gösterilmesinden kaynaklanıyor. Fotoğrafların altındaki yazı ise büyümesinin farklı kişiliklere sahip olmasından kaynaklandığı ima ediliyor. Resimde sol tarafta "24 Kişilik Bozukluğu" olan ve "Split" filminde James McAvoy tarafından canlandırılan Billy Milligan'ı, sağ tarafta ise "Split" filminde Billy Milligan'ı canlandıran James McAvoy görüyoruz. Bu resimle anlatılmak istenen şaka şu: İzleyici filmin bir sahnesinde James McAvoy'un "Split" filminde Billy Milligan'ı oynarken, aynı zamanda James McAvoy olduğunu unutuyor. Bu da, James McAvoy'un kendi rolünü, kendisi oynayarak üstlenmesi gibi bir absürtlük yaratıyor. Fotoğrafta, ünlü oyuncu Hugh Jackman'ın "Van Helsing" filmindeki rolünden kesitler ve bazı kişiliklere verilen eğlenceli isimler yer alıyor. Görüntüdeki espri, filmlerde canlandırdığı karakterlere gönderme yaparak karakterleri gerçek hayatla ilişkilendirmesi. Örneğin, "Mark" için kullanılan "zombi" tanımlaması, Jackman'ın canlandırdığı Van Helsing'in zombilerle savaşan bir karakter olmasına gönderme yapıyor. Fotoğraftaki metin, her karakter için bir esprili tanımlama sunarak, "zombi", "sahtekar", "şakacı" gibi kelimelerle Jackman'ın film karakterlerini eğlenceli bir şekilde tanımlıyor. Fotoğrafta iki farklı şekilde poz veren aynı kişinin resmi bulunuyor. Resim, Çoklu Kişilik Bozukluğu veya Disosiyatif Kimlik Bozukluğu hastası olan kişileri, farkında olarak veya olmayarak bünyesinde alternatif kişilikler geliştirmesi ile ilgili bir bilgi paylaşıyor. Şaka ise fotoğrafta görülen iki yüz ifadesi ile "Farklı kişilikler" sözcüğü arasındaki bağlantıdan kaynaklanıyor. İzleyici, fotoğrafı görünce farklı iki kişinin fotoğrafı olduğunu düşünüyor. Ancak alttaki yazı "Çoklu Kişilik Bozukluğu" olduğunda, bu iki yüzün aslında aynı kişinin farklı kişiliklerini temsil ettiği anlaşılıyor. Yep yeni ilginç bir hikayeyle geldimm. İyi okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi...


💬 Son Yorumlar