Amerikalı fotoğrafçı Charles W. Cushman’in 1965 yılında İstanbul’da çektiği bazı fotoğraflar [Derleme : @unutulmaz_fotograflar ]
Yapay zeka açıklaması
Fotoğrafta, bir adam çiçekçi dükkanından bir buket çiçek satın almış ve sokakta yürürken gülümsüyor. Adamın satın aldığı çiçekler solmuş ve yaprakları dökülüyor. Bu, adamın çiçekçi dükkanından "sadece" çiçek aldığını, yani parasını ödediğini ancak çiçeklerin kalitesini kontrol etmediğini gösteren bir espri. Türkçede bu durum için sık kullanılan bir deyim "gözünü kırpmadan aldı"dır.
Espri şu şekilde ifade edilebilir: "Adam çiçekçi dükkanından 'sadece' çiçek almış. Gülümsemesi de çiçeklerin güzelliğinden değil, çiçeklerin parasına mal olduğundan!"
Fotoğrafta, bir balıkçı teknesinde balık satan bir adam var. Adam, balıklarla dolu bir sepetin yanında duruyor. Fotoğrafta görünen, balıkların bol olduğu bir dönemde, balıkçının bir balık satabilmek için çok uğraşması gerektiğini anlatan bir mizah içeriyor.
Resmindeki espri, balıkçının bu kadar çok balık varken bile bir tane bile satamadığını ve zor durumda olduğunu göstermesidir. Bunu "Bu kadar çok balık varken bile bir tane bile satamazsan ne yapacaksın?" şeklinde ifade edebiliriz.
Resimde iki kız çocuğu, bir taş duvarın önünde duruyor. Sol taraftaki kız çocuğu, tek tekerlekli bir bisiklet bisikletinin tekerleğini tutuyor. Sağdaki kız çocuğunun ise bisikleti yok.
Bu resimdeki espri, sol taraftaki kız çocuğunun bir bisikletin tekerleğini elinde tutması ve sağ taraftaki kız çocuğunun bisikletsiz olması ile ilgili. Bu durum, sol taraftaki kız çocuğunun bisikleti "çalmış" ve sağ taraftaki kız çocuğuna bırakmamış gibi bir izlenim veriyor.
Kısaca, resimdeki espri, sol taraftaki kız çocuğunun bisiklet "çalması" ve sağ taraftaki kız çocuğunun bisikletsiz kalması üzerinden kurulu.
Resimde, "Hayat Mecmuası" ve "Doğan Sigorta" reklamları bulunan binaların önünde, at arabası görüyoruz. Bu, "Doğan Sigorta"nın reklamını yapan bir şaka. At arabası, günümüzde modern şehirlerde çok nadir kullanılan bir ulaşım aracıdır. Dolayısıyla, Doğan Sigorta'nın at arabası kullanması, sigorta sektöründe biraz "modası geçmiş" olduğunun bir göstergesi olarak algılanabilir.
**Şaka:** "Doğan Sigorta'nın at arabasıyla gezmesi, geçmişte kaldığını mı gösteriyor?"
Fotoğrafta, İstanbul'un dar ve eski sokaklarından birinde bir at arabası ve etrafında insanlar görülüyor. Sokaklar oldukça dardı ve arabalar için çok uygun değildi. At arabasının yanında oturan adam da muhtemelen bu dar sokakları kullananların sık karşılaştığı bir durumla dalga geçiyor.
**Şaka:** "Arada sırada otomobil geliyor. Ben de atın üstünde oturup bekliyorum."
**İngilizce çeviri:** "Every now and then a car comes by. I'm just sitting on the horse and waiting."
Bu şaka, dar sokaklarda at arabası kullanmanın zorluklarını ve beklenmedik durumlara hazırlıklı olmanın önemini vurguluyor.
Resimde, arkasında renkli bir kutu olan ve yolun ortasında duran bir adam görülüyor. Adamın sırtında, "Boş ver, ben taşıyorum!" diye yazan bir kutu var. Bu, bir taşyükleme ve taşıma işçisi olan adamın sırtında ağır bir yük olduğunu ancak yine de bir şekilde mutlu olduğunu ima eden bir mizah. Bu espri, insanın zorluklarla yüzleşme biçimini ve bunu esprili bir şekilde ifade etmesini gösteriyor.
Fotoğrafta, bir sokak tezgahında fındık satan bir satıcı ve bir müşteri arasında geçen bir olayı görüyoruz. Müşteri fındıkları inceleyerek satıcıya "Bunlar taze mi?" diye soruyor. Satıcı ise "Hayır efendim, bunlar 1962 yılından kalma. Siz şimdiye kadar nerelerdeydiniz?" diye cevaplıyor.
Bu espri, fındıkların tazeliğine değil, müşterinin uzun süredir fındık almamış olmasına gönderme yaparak komik bir etki yaratıyor.
Fotoğrafın çekildiği dönem de bu esprinin daha da anlamlı olmasını sağlıyor.
Fotoğrafta bir limanda balık tutmaya çalışan birkaç adam var. Aralarında balık satıcısı olan biri dikkat çekiyor. Balık satıcısı kafasına çiçekli bir kap ve bir kürek tutmuş ve üzerinde bir balık olduğunu gösteriyor. Balık satıcısının balık satmak için kullandığı yöntem oldukça ilginç ve tuhaf.
Bu fotoğrafın şakası, balık satıcısının balık satmak için kullandığı yöntemi ele alıyor. Balık satıcısının çiçekli bir kap ve kürek kullanarak "Bu balığı aldım, ancak başka bir balığa takas edeceğim" gibi bir mesaj verdiğini düşünülebilir. Bu tuhaf yöntemle balığı daha cazip hale getirmeye çalıştığını ima ediyor.
Bu yüzden fotoğrafın şakası, balığı satmak için kullanılan yöntemin ilginç ve tuhaf olmasından kaynaklanıyor. Fotoğraf bize gerçek bir balık satıcısının bu yöntemle balık sattığını göstermese bile, bu şekilde balık satmak oldukça komik ve eğlenceli bir düşünce.
Fotoğrafta Ayasofya Camii ve önünde duran bir kadın var. Kadın camiye bakıyor ama minareye değil.
Fıkra şöyle: "Ayasofya'nın minaresiyle ünlü olduğunu biliyorsun. Kadının minareye bakmadığını fark ettin mi? "
Bu fıkra, kadının minareye bakmamasıyla "Ayasofya'nın minaresiyle ünlü olduğunu bilmiyor" gibi bir anlam çıkararak mizah yaratıyor.
Fotoğrafta, bir vapurun üzerinde bulunan bir "Kız Kulesi İstanbul" tabelası ve onun yanında "Paklar" markasının 4 mevsim motor yağı reklamı yer alıyor.
Fıkra şu şekilde: Kız Kulesi, İstanbul'un simgesidir ve tarihi bir yapıdır. Paklar ise bir motor yağı markasıdır. Bu iki şeyin yan yana olması, "Kız Kulesi de mi motor yağı kullanıyor" gibi bir espriyi çağrıştırmaktadır.