İçerik ekle template seç, yaz, gönder
cezmikalorifer ile ilgili bulabildiğim postlar, videolar, karikatürler, resimler, tweetler, miimler

Abdullah T.R @TraderAT12 Bu Adana'nın es...
Abdullah T.R @TraderAT12 Bu Adana'nın esnafida acaip haa Acı olmasın kebapta dedim Acısız nünük gibin oluyir abi dedi,döndü bi acılı at abimeee..içecek ne verim abim, acısız şalgam abi — Asidi gaçmıs fakir sidiği gibin oluyir abi acısız, acılı şalgam ver abimee..
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta bir Twitter paylaşımı var. Paylaşım Adana'da kebapçılarda yaşanan bir olayı anlatıyor. Paylaşım sahibi kebapçıdan acı istediğinde kebapçının "Acı olmasın kebapta dedim" dediğini söylüyor. Bunun üzerine kebapçı "Acısız nünüg gibi oluyor abi dedi, döndü bi acılı at abimeeee.. İçecek ne verim abim, acısız şalgam abi" diyor. Daha sonra kebapçının "Asidi gaçmış fakir sidigi gibi oluyor abi acısız, acılı şalgam ver abimeee.." dediğini söylüyor. Şaka, kebapçının acılı şalgamı nünüg veya asidi gaçmış fakir sidigi gibi tanımlamasında yatıyor. Bu benzetmeler, kebapçı tarafından kullanılan şalgamın kötü olmasına ve acısız olmamasına işaret ediyor.


Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resme...
Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resmedilmesini nasıl buldunuz? Son zamanlarda popüler olan Yapay zekaya görsel çizdirmenin nasıl çalıştığını merak ederseniz anlatayım: Yapay zeka uygulamalarına yazdığınız kelimeler arama motorlarında aratılıyor ve bu aramalardan elde ettiği görüntü sonuçlarını dijital bir görsel sanat eserine çeviriyor. Ortaya çıkan eser, yazdığınız kelimelere göre tamamen değişiyor.
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta iki farklı manzara resmi var. Soldaki resimde karanlık ve fırtınalı bir ortamda bir tepe ve gölette duran bir kadın figürü görülüyor. Sağdaki resimde ise daha açık ve güneşli bir ortamda birkaç tepe ve yine gölette duran bir kadın figürü var. Şaka şu ki, iki resimde de kadınlar benzer şekilde duruyor ve aynı ortamda olduklarını düşünüyoruz. Ancak soldaki resim karanlık ve fırtınalı bir ortamı gösterirken, sağdaki resim daha açık ve güneşli bir ortamı gösteriyor. Bu da, iki farklı ortamda benzer durumlar yaşayan ve benzer tepkiler veren iki farklı insanı temsil ediyor olabilir. Resimde iki kare var. Sol tarafta bir mezar taşı, sağ tarafta ise bir kilise penceresi ve içeride duran bir adam var. Resmin altındaki yazıda ise, "O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- tasım; Her cerîhamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım, Fişkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na'şım; O zaman yükselerek Arş'a değer, belki başım." yazıyor. Fıkra, insanlar öldükten sonra "mezar taşı"ndan "Arş'a" ulaştığını ve bu durumun bir çeşit "yükseliş" olduğunu ima ederek, ölüm ve öbür dünya hakkında çelişkili bir yorum yapıyor. Bu durum, dinsel inançlar ve gerçeklik arasında bir çelişkiyi komik bir şekilde gösteriyor. Resimde iki farklı manzara var. Sol tarafta kırmızı çiçeklerle kaplı bir ova, sağ tarafta ise kırmızı çiçeklerle kaplı bir çöl görünüyor. Her iki manzarada da sırtı dönük bir şekilde duran bir kadın var. Fıkra, "Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce korkusuz yatanı. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıkır atanı; Vermem, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı." sözleriyle, vatan sevgisini ve şehitleri anma duygusunu vurguluyor. Ancak, resimde kadınların durduğu yerlerin "toprak" olmaması, çölde "korkusuz yatan" bulunmaması ve çiçeklerin şehitlerin kanıyla değil, doğanın güzelliğiyle oluşması, fıkra ile çelişen bir durum yaratıyor. Bu durum ironik bir şekilde, vatan sevgisi ve şehitlik gibi önemli kavramların bazen gerçeklikle örtüşmeyen bir şekilde kullanıldığını gösteriyor. Resimde, kırmızı zemin üzerine beyaz çizgilerle oluşturulmuş, dalgalı bir bayrak görülüyor. Bayrağın alt kısmında ise gün batımı görüntüsü var. Bayrak, Türkiye bayrağını andırıyor ancak beyaz çizgiler düzensiz ve sayıları farklı. Bu görüntüdeki espri, Türkiye bayrağının renkleri ve dalgalanan görünümüyle Türkiye'nin ulusal marşından bir dörtlük arasında ilişki kurulmasında yatıyor. Marşın dörtlüğü şöyle: "Dalgalanan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl; Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyen sana yok, irkime yok izmihlâl; Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!" Resimdeki bayrak, Türkiye bayrağına benzetilerek, "dökülen kanlarımın hepsi helâl" dizesine gönderme yapıyor. Bayrağın kusurlu çizgileri ise "irkime yok izmihlâl" dizesine gönderme yapılarak Türkiye bayrağına olan saygının eksikliğini vurguluyor. Bu resimde iki farklı resim var. Soldaki resimde kırmızı dalgalar, gökyüzünde ise beyaz bir güneş var. Sağdaki resimde ise kırmızı bir daire içinde bir şehir silueti var. Bu resimdeki espri, "Çatma, kurban olayım..." sözleriyle başlayan ve "Hakk'a tapan, milletimin istiklâl." diye biten şiirden geliyor. Bu şiir, Türkiye'nin milli marşıdır ve resimde görülen kırmızı renk Türk bayrağının rengi ile aynıdır. Resimler, millî marşın sözlerini imgeler olarak gösteriyor. Soldaki resim, kırmızı dalgalarla "çatma" ve "kurban olayım" sözlerini temsil ediyor. Sağdaki resim ise kırmızı daire ile "milletimin istiklâl" sözlerini simgeliyor. Resimdeki espri, millî marşın sözlerini imgelerle göstererek okuyucunun dikkatini çekiyor ve millî marşı hatırlatıyor. Fotoğrafta kırmızı renkte bir gökyüzü ve deniz manzarası görülüyor. Güneş ufuk çizgisinin altında batıyor. Şaka, "İstiklal Marşı'nın yapay zekada nasıl bir izlenim yaratacağını merak edip kıta kıta görsele çevirdim." cümlesinde gizli. "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" kısmı İstiklal Marşı'nın en bilinen dizelerinden biridir. Yapay zeka ile oluşturulan görseller genellikle gerçekçi olmaktan uzak, soyut ve birleşik renklerde olmaktadır. "Kırmızı" renk, İstiklal Marşı'nın ve Türk bayrağının en önemli rengi olduğu için, burada bir kelime oyunu kullanılmış. Resimde iki farklı manzara var. Soldaki manzara, bir şehri saran alevler ve dumanlarla dolu. Sağdaki manzara ise sakin ve huzurlu bir manzarayı temsil ediyor. Soldaki manzarada bir adam, alevlere doğru bakıyor. Sağdaki manzarada ise bir adam huzurlu manzaraya doğru bakıyor. Fıkranın esprisi, iki farklı dünya arasındaki zıtlığı ortaya koyması. Soldaki manzara, "garb"ın yani batının, İslam dünyasına getirdiği yıkımı ve kaosu temsil ediyor. Sağdaki manzara ise İslam'ın getirdiği barış ve huzuru temsil ediyor. Fıkrada "garb"ın saldırganlığı ve İslam'ın barışçıl doğası arasındaki zıtlık vurgulanıyor. Resimde, gökyüzünde parlayan altın bir halenin altında, ihtişamlı bir tapınak yer alıyor. Sağda ise, benzer şekilde ihtişamlı bir yapıya bakan bir insan figürü görülüyor. Altta ise, "Ruhumun senden, ilâhi, şudur ancak emeli: Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli! Bu ezanlar-ki şehadetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli!" yazıyor. Bu resimdeki espri, "Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!" cümlesinin, aslında tapınağın içine girilmemesi gerektiğini ima ediyor. Ancak, resmin sağ tarafında görülen insan, tapınağa bakıyor ve içeri girmiş gibi gözüküyor. Bu durum, insanın tapınağın içine girmesine izin verilmediği halde, resmin içine girmiş gibi bir izlenim yaratıyor, dolayısıyla bir espri oluşturuyor.


Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resme...
Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resmedilmesini nasıl buldunuz? Son zamanlarda popüler olan Yapay zekaya görsel çizdirmenin nasıl çalıştığını merak ederseniz anlatayım: Yapay zeka uygulamalarına yazdığınız kelimeler arama motorlarında aratılıyor ve bu aramalardan elde ettiği görüntü sonuçlarını dijital bir görsel sanat eserine çeviriyor. Ortaya çıkan eser, yazdığınız kelimelere göre tamamen değişiyor.
Yapay zeka açıklaması

Resimde, iki farklı manzarada aynı şekilde duran iki silüet var. Soldaki manzara kasvetli ve karanlık, sağdaki manzara ise daha parlak ve umutlu. Bu resim, "Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmiş? Saşarım! Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım; Yırtarım dağları, enginlere sığmam, tasarim." sözleriyle anlatılmak istenen fikri görselleştiriyor. Fırtınadan korkmayan, özgürlüğüne düşkün, güçlü bir karakterin hikayesi anlatılıyor. Resimdeki silüetler, bu güçlü karakterin hem karanlık, zorlu bir dönemde hem de parlak, umutlu bir dönemde aynı cesaret ve özgürlük ruhuyla yaşadığını gösteriyor. Şaka, resmin iki farklı manzarayı ve aynı şekilde duran iki silüeti göstererek, "hangi çılgın bana zincir vuracakmiş?" sorusunu görsel bir şekilde yansıtmasında yatıyor. İzleyici, "kim bu güçlü karaktere zincir vurabilir?" diye sorarken, resimde iki farklı manzarada aynı özgürce duran silüetleri görerek, "bu karakterin zincirlenmesi imkansız" gibi bir mesaj çıkarıyor. Resimde sol tarafta bir mezar taşı, sağ tarafta ise gökyüzüne doğru açılan bir kapı ve kapıdan içeriye doğru giden bir insan silüeti var. Bu resimdeki espri, insanların ölümden sonra farklı yerlere gidebileceğine dair bir yorum. Mezar taşı, insanın öldükten sonra nereye gideceğini simgelerken, gökyüzüne doğru açılan kapı ise insanın cennete gidebileceğini simgeliyor. İnsan silüeti ise insanın ölümden sonra nereye gideceğine karar vermeyi simgeliyor. Yani, resimde insanın ölümünden sonra nereye gideceği konusunda belirsizlik vurgulanıyor. Fotoğrafta iki farklı bayrak görülüyor. Sol tarafta Amerikan bayrağı, sağ tarafta ise Polonya bayrağı. İki bayrak da gün batımı manzarasına karşı dalgalanıyor. Fıkra, iki bayrağın da kırmızı beyaz renklerine dayanıyor. İki bayrağın da benzer renklere sahip olması, "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?" sorusuyla bir alay konusu ediliyor. Alay, "Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ." sözleriyle daha da vurgulanıyor. Bu sözlerin anlamı ise, vatan uğruna her şeyi feda etmeye hazır olmak ve vatanından ayrılmamak. Fıkra, bu sözleri iki bayrağın renklerinin benzerliğine bağlayarak alay konusu yapıyor. Bu fotoğrafta iki farklı manzara var. Birinde kırmızı çiçeklerle kaplı bir tepe üzerinde tek başına duran bir kadın ve bir diğerinde kırmızı çiçeklerle kaplı bir alanda tek başına duran bir kadın bulunuyor. İki manzaranın da aynı şekilde kırmızı çiçeklerle kaplı olması ve kadınların tek başlarına durmaları espriye temel oluşturuyor. Çünkü, "Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce '**nef**'siz yatanı; Sen şehid oğluşun, incitme, yazıktir atanı; Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı." sözleriyle vatanın toprağını ve şehitlerin fedakarlığını anımsatılıyor. "**Nef**" sözcüğü, iki manzarada tek başına duran kadınların "**nef**"siz olduğu anlaşılabilir ve bu da espriye bir katman daha ekler. Resimde Türk bayrağının dalgalandığı bir sahne görülüyor. Ancak bayrak, dalgalı denizin yüzeyinde bir gün batımına benzetiliyor. Bu şekilde bayrağın kırmızı rengi gün batımıyla, beyaz rengi ise güneş ışığıyla karşılaştırılıyor. Fıkra, Türk bayrağının vatanseverlikle bağdaştırılan "kutsal" bir sembol olmasına rağmen, burada gündelik bir doğa olayı olan gün batımıyla kıyaslanarak "alçaltılıyor" ve güldürü yaratıyor. Resimde iki farklı resim var. Sol tarafta kırmızı ve turuncu renklerle boyanmış bir manzara resmi var. Sağ tarafta ise kırmızı bir daire içinde yine kırmızı ve turuncu renklerle boyanmış bir manzara resmi var. Her iki resimde de güneş veya ay görülüyor. Resimlerin altında ise şu yazıyor: "Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman ırkım bir gül... ne bu şiddet bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl, Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl." Bu resimler, Türkçedeki "Ay'ın üzerine güneş doğmuş" atasözüne gönderme yapıyor. Bu atasözü, aynı zamanda bir şeyin artık asla geri dönmeyeceği, kesin olarak bittiği anlamına geliyor. Resimlerde de aynı şekilde, sol resimde güneş, sağ resimde ise ay görünüyor. Bu da "Ay'ın üzerine güneş doğmuş" durumunu gösteriyor. Dolayısıyla, şaka, bu iki resmin "Ay'ın üzerine güneş doğmuş" atasözüne gönderme yapması ve bu atasözünün anlamına uyması üzerine kurulu. Resimde iki farklı fotoğrafın birleştirilmiş hali görülüyor. Sol tarafta kırmızı bir gökyüzü ve denizi temsil eden bir fotoğraf, sağ tarafta ise kırmızı bir gökyüzünü temsil eden bir fotoğraf bulunuyor. Fotoğraflar aynı kırmızı tonlarla renklendirilmiş ve birbirine benziyor. Bu fotoğrafın amacı, İstiklal Marşı'nın yapay zeka tarafından nasıl yorumlanabileceğini ve bir görsele nasıl çevrilebileceğini göstermek. Ancak fotoğrafın iki farklı bölümden oluşması ve kırmızı tonların benzerliği nedeniyle bir "kopyala-yapıştır" işlemi yapılmış gibi duruyor. Bu da, yapay zekanın İstiklal Marşı'nı yorumlamakta yetersiz kaldığı ve sadece mevcut görselleri kopyalayarak yeni bir şey oluşturabildiği anlamına geliyor. Kısacası, bu fotoğraf İstiklal Marşı'nın yapay zeka tarafından yorumlanmasının zorluğunu, ancak yaratıcı bir şekilde iğneleyerek eğlenceli bir şekilde ele alıyor. Resimde iki farklı sahne var. Sol tarafta, alevler içinde yanan bir şehir ve bu şehri izleyen bir adam var. Sağ tarafta ise çölde ilerleyen bir adam ve parlak bir şekilde görünen ay var. Fıkra, "Garp'ın âfâkini sarmıssa çelik zırhlı duvar; Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar, "Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?" sözleriyle, Batı'nın saldırganlığı ve şiddetini, imanla dolu bir insanın karşı koyuşuyla karşılaştırıyor. Yani, resmin sol tarafı Batı'nın vahşetini sembolize ederken, sağ taraf ise insanın inancı ve umudunu simgeliyor. Fıkra, Batı'nın "medenilik" adı altında insanlığı yok etmeye çalıştığını ve insanların inançlarının bu saldırıya karşı durduğu mesajını veriyor. Resimde, iki farklı mimari yapı ve bunların önünde insan figürleri bulunuyor. Soldaki yapı, bir tür kubbeli yapı olup, etrafında sarı bir halo görünüyor. Sağdaki yapı ise yüksek, detaylı ve süslenmiş bir bina gibi görünüyor. İnsan figürleri ise, bir tür tapınma veya meditasyon pozisyonunda duruyor. Bu resim, "Ruhumun senden, ilâhi, şudur ancak emeli: Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli! Bu ezânlar-ki şehâdetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli." sözlerinden esinlenerek hazırlanmış. Bu sözlerin anlamı, kişinin Allah'a olan aşkını, özlemini ve bağlılığını ifade ediyor. Bu bağlamda, resmin komik yanı, bu sözlerin aslında oldukça duygusal ve manevi bir mesaj taşıyor olmasına rağmen, resimde kullanılan görsellerin biraz absürt ve ironik olmasıdır. Özellikle, sağdaki yapının önündeki insan figürünün garip bir pozisyonda durması ve sağdaki yapının genel olarak "tuhaf" bir görünüme sahip olması, bu ironikliği daha da belirginleştiriyor. Kısacası, bu resim, sözlerle görseller arasındaki çelişkiyi kullanarak bir tür ironik mizah yaratıyor. Bu durum, Türk kültürü ve mizah anlayışı açısından da oldukça ilgi çekici bir örnek olabilir. Bu resimde, iki farklı resim yan yana yerleştirilmiş. İlk resimde, başı olmayan ve vücudu tamamen zırhla kaplı bir savaşçı, alevler içinde bir ormanda duruyor. İkinci resimde ise başı olan ve aynı zırhı giyen bir savaşçı, büyük bir orduyla birlikte yürüyerek ilerliyor. Şaka, ilk resimde savaşçının başının olmamasına ve ikinci resimde ise başının olması üzerine kurulu. Başsız savaşçı, "arkadaşlar, yurdumu alçaklar uğratma sakın; siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğaçaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın... Kim bilir, belki yarın... belki yarından da yakın." sözlerini söylüyor. Bu sözlerin, başsız savaşçının ordusuna moral vermek için söylediği ve ikinci resimde savaşçının başını giyerek ordusunu yönlendirdiği anlaşılıyor. Yani şaka, başsız savaşçının aslında başlı olduğunu ama başını savaşta kaybettiği ve yeni bir baş taktığı şeklinde yorumlanabilir. Bu şaka, Türk kültürü ve dilindeki espri anlayışına uygun, ironik ve alaycı bir mizah örneğidir.


Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resme...
Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resmedilmesini nasıl buldunuz? Son zamanlarda popüler olan Yapay zekaya görsel çizdirmenin nasıl çalıştığını merak ederseniz anlatayım: Yapay zeka uygulamalarına yazdığınız kelimeler arama motorlarında aratılıyor ve bu aramalardan elde ettiği görüntü sonuçlarını dijital bir görsel sanat eserine çeviriyor. Ortaya çıkan eser, yazdığınız kelimelere göre tamamen değişiyor.
Yapay zeka açıklaması

Resimde iki farklı manzara görülüyor. Sol tarafta fırtınalı bir havada, uçsuz bucaksız bir vadide tek başına duran bir kadın, sağ tarafta ise güneşli ve sakin bir havada yine tek başına duran bir kadın görülüyor. Bu resimdeki espri, kadının fırtınalı havada "Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmiş? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım; Yırtarım dağları, engilere sığmam, tasarim." demesi ve ardından güneşli ve sakin havada da yine aynı sözleri söylemesidir. Yani kadının özgürlük tutkusu ve sınırı olmayan özgüvenini her koşulda göstermesi espriyi oluşturuyor. Resimde, sol tarafta bir mezar taşı ve sağ tarafta bir kilise penceresiyle kilise koridoru var. Resmin altındaki yazı ise şöyle: "O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- tasim; Her cerihamdan, ilahi, boşanip kanli yasim, Fiskirrir ruh-i mücerred gibi yerden na'sim; O zaman yükselerek Arş'a değer, belki başım." Bu yazı, kişinin ölümünden sonra Allah'a kavuşacağını anlatırken, resimde mezar taşı ile kilise penceresi arasındaki zıtlık, ölüm ve hayat arasındaki geçişi sembolize ediyor. Bu şekilde, mizah, ölümün Allah'a ulaşmak için bir kapı olarak sunulması ve insanın Allah'a olan özlemini, ölümden sonra da sürdüreceğini ifade ediyor. Kısacası, resimde, ölümün Allah'a ulaşma yolunun bir parçası olduğu, ve kişinin ölümden sonra Allah'a kavuşacağı vurgulanarak ironi ve espriye yer veriliyor. Resimde iki farklı bayrak var. Birisi Amerikan bayrağı, diğeri ise Türk bayrağı. Türk bayrağının altında "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ? Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda! Canı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda." yazıyor. Şaka, Türk bayrağının altına yazılan sözlerin vatanseverlik duygularını dile getirmesine rağmen, Amerikan bayrağının altında olduğunda komik bir şekilde vatanseverliğin altını oyduğu şeklinde yorumlanabilir. Resimde iki farklı manzara görülüyor. Sol tarafta kırmızı çiçeklerle dolu bir tarla, uzakta bir insan silüeti ve gökyüzünde bulutlar görünüyor. Sağ tarafta ise yine kırmızı çiçeklerle dolu bir tarla, uzakta bir tepe, bir insan silüeti ve yine gökyüzünde bulutlar görünüyor. Şaka, resimdeki iki manzarayı karşılaştırarak iki insan silüetinin de sanki aynı yere baktığını ve aynı manzarayı gördüğünü ima etmesinden kaynaklanıyor. Ancak, manzaralar aslında birbirinden oldukça farklı. Bu durum, insanın bazen göründüğü gibi olmadığı ve her zaman gördüğünü sandığı şeyin gerçekte olmadığı anlamına gelebilir. Kısacası, şaka iki farklı manzarayı bir araya getirerek, insanların algısının bazen yanıltıcı olabileceğini ve göründüğü gibi olmadığını vurguluyor. Resimde, Türk bayrağı temsili olarak kırmızı ve beyaz renklerin dalgalanan hareketli bir şekilde bir araya geldiği, güneş batımını andıran bir görüntü var. Yazıda ise İstiklal Marşı'ndan alıntılar yer alıyor. Bu da Türk bayrağının, İstiklal Marşı'nın, yani Türk milliyetçiliğinin bir sembolü olarak kullanıldığını gösteren esprili bir gönderme. Fotoğrafta iki resim var. Soldaki resimde kırmızı ve turuncu renklerde dalgalı bir manzara ve güneş göze çarpıyor. Sağdaki resimde ise kırmızı bir daire içinde bir şehir silüeti görünüyor. Bu iki resimde de aynı renk ve kompozisyon kullanılmış. İki resim arasındaki fark ise sağdakinin bir daire içinde gösterilmesi. Bu, Türk dilinde "çemberin içinde olmak" anlamına gelir ve genellikle bir eleştiri veya alay konusu olarak kullanılır. Bu nedenle resimde yapılan espri, "çemberin içinde olmak" deyimiyle bir alay konusu olan bir durumu ele alıyor. Resimde iki farklı şekilde işlenen aynı gökyüzü manzarası var. Üstteki yazı, İstiklal Marşı'nın yapay zekâ tarafından nasıl bir izlenim yaratacağının merak edildiğini ve bunun bir görsele çevrildiğini söylüyor. Alttaki resim ise İstiklal Marşı'nın "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak" dizelerini resmedercesine, kırmızı gökyüzünde bir güneşin batışını gösteriyor. Bu, yapay zekânın bir sanat eseri yaratmak için kullanılmasına dair bir espri. İstiklal Marşı'nın sözlerinin içerik olarak bir resimle ne kadar uyumlu olabileceği sorgulanarak, yapay zekânın yaratıcı sınırlarının ne kadar olduğunu ve sanatın ne kadar insan eliyle yapılması gerektiğini ironik bir şekilde ele alıyor. Resimde iki farklı manzara var. Sol tarafta bir şehir yanıyor ve dumanlar yükseliyor. Sağ tarafta ise uçsuz bucaksız bir çöl görünüyor. Çölde tek bir adam yürürken, uğradığı yanıklar nedeniyle sırtındaki çizgiler gözüküyor. Şaka, "Garb"ın, ateş içinde yanan şehri, "Medeniyet" olarak adlandırmasıyla oluşuyor. "Garb", çölde tek başına yürüyen adamı "Canavar" olarak görüyor. Kısacası, şaka, "Medeniyet" ve "Canavar" kavramlarının gözlemciye göre nasıl değiştiğini ve "Garb"ın kendi algısına kapılıp kaldığını gösteriyor. Resimde iki ayrı yapı gözüküyor. Sol tarafta bir tapınak ve sağ tarafta bir cami görünüyor. Resmin altında ise, "Ruhumun senden. İlahi, şudur ancak emeli: Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli! Bu ezânlar-ki şehadetleri dinin temeli- Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli." şeklinde bir şiir yazılmış. Bu resimde yapılan espri, farklı dinlere ait olan iki yapının yan yana konularak bir araya getirilmesi ve bu iki yapı arasındaki geçişsizliğin, "Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!" şeklinde vurgulanması ile yapılmış. Kısacası resimde farklı dinlere ait olan iki yapının yan yana konularak bir araya getirilmesi ve bu iki yapı arasındaki geçişsizliğin, "Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!" şeklinde vurgulanması ile yapılan bir espri söz konusu. Resimde iki tane savaşçı var. Her ikisi de zırhlı ve silahlı. İlk savaşçının başı yok ve göğsünün üzerinde parlak bir ışık var. İkinci savaşçının başı var ancak arkası görünmüyor, önünde de bir bayrak var. Fıkra, iki savaşçı arasında bir karşılaştırma yapıyor. İlk savaşçı, başı olmadan da güçlü ve korkutucu, ikinci savaşçı ise başı olmasına rağmen arkasını dönmüş. Bu durum, insanların görünüşlerine ve dışarıdan nasıl göründüklerine aldanmaması gerektiğini vurguluyor. Fıkra şöyle yorumlanabilir: "Başın olmasa bile, güçlü ve korkutucu olabilirsin. Önemli olan görünüşün değil, iç gücün."


70 iyi yine..
70 iyi yine..
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta bir Twitter paylaşımı görülüyor. Paylaşım, "Kanka telefonda anlattım ama bir de dışarıda kafeye 70 lira hesap ödeyerek anlattım mı" şeklinde bir cümle içeriyor. Bu cümle ile espri, telefonda yapılan bir sohbetin ardından, aynı konuyu bir kafede tekrar anlatarak zaman ve para harcamanın gereksizliğini göstermeyi hedefliyor. Kısacası, espri "Boş yere bir şeyi defalarca anlatmanın gereksizliği" üzerine kurulu.


Allah rahmet eylesin 😔
Allah rahmet eylesin 😔
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, iş kıyafetleri giymiş ve sarı bir kask takmış bir işçi var. İşçinin altına, "Akşam maç var gelir misin dedim hocam 4-12 vardiyasındayım vardiya değişsin gelirim demişti gelemedi. Karıncayı bile incitmeyen bu zamana kadar ağzından tek bir kötü söz duymadığım çok güzel bir insanı kaybettik. Mekanı cennet olsun." şeklinde bir tweet yazılmış. Şaka, işçinin vardiyasından dolayı maça gelemeyeceğini söylemesinin, aslında işçinin öldüğünün ve maça artık gelemeyeceğinin ima edilmesiyle yapılıyor. Bu durum, esprili bir şekilde üzüntüyü ifade etmek için kullanılmış.


Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resme...
Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resmedilmesini nasıl buldunuz? Son zamanlarda popüler olan Yapay zekaya görsel çizdirmenin nasıl çalıştığını merak ederseniz anlatayım: Yapay zeka uygulamalarına yazdığınız kelimeler arama motorlarında aratılıyor ve bu aramalardan elde ettiği görüntü sonuçlarını dijital bir görsel sanat eserine çeviriyor. Ortaya çıkan eser, yazdığınız kelimelere göre tamamen değişiyor.
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta iki farklı manzara resmedilmiş. Sol taraftaki resimde, bir dağın tepesinde bulutların arasında duran ve tepesinde bir kuş görünen bir manzara var. Sağ taraftaki resimde ise, dağların tepesinde bulutlar arasında değil, bulutların altına yerleşmiş halde bir kuş var. Bu durum, "Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım." sözü ile "Hangi çılgın bana zincir vuracakmiş? Saşarım!" sözü arasındaki farkı, bu iki resimle karşılaştırıyor. Yani, sol taraftaki kuş "hür" yaşarken, sağ taraftaki kuş "zincirlenmiş" gibi. Bu da "Hangi çılgın bana zincir vuracakmiş? Saşarım!" sözünün bir abartı olduğunu ve kuşun aslında "hür" olmadığını ima ediyor. Resimde sol tarafta bir mezar taşı, sağ tarafta ise bir kilise koridoru ve bir siluet var. Şaka, mezar taşının ölümün sonu olduğunu, kilise koridorunun ise sonsuzluğa giden bir yol olduğunu ima etmesidir. Bu da, "Ölümün sonu değil, bir başlangıçtır." anlamına gelir. Resimde iki farklı bayraklı manzara var. Sol tarafta Amerika bayrağı ile bir dağ ve güneş doğumu, sağ tarafta ise Türk bayrağı ile bir dağ ve güneş doğumu görülüyor. Fıkra, "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ? Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ! Canı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ." şeklinde bir şiirle vatan sevgisini yüceltirken, Amerika ve Türkiye'nin bayrağıyla benzer manzaraların kullanılmasıyla komik bir karşılaştırma yapılıyor. Bu şekilde vatan sevgisinin bazen abartılı olabileceği ve her ülkenin kendi vatan sevgisiyle övündüğü bir espri yapılmış oluyor. Bu resimde iki farklı manzara ve iki farklı insan var. Bir tarafta kırmızı çiçeklerle kaplı bir çayırda tek başına duran küçük bir insan, diğer tarafta ise büyük bir çölde tek başına duran ve geniş kıyafetler giymiş, başında bir eşarp olan bir insan var. Resmin altındaki yazı ise "Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce korkusuz yatani. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktir atani; Vermeme, dünyaları alsan da, bu cennet vatani." şeklindedir. Bu yazı, bir Türk milliyetçiliği şiiridir ve vatan savunmasını övmektedir. **Şaka şu ki,** iki resimde de vatanseverliğin simgesi olan "toprak" aslında farklı yerlerde temsil edilmektedir. İlk resimde, vatan "kırmızı çiçeklerle kaplı bir çayır" olarak gösterilirken, ikinci resimde ise "geniş ve ıssız bir çöl" olarak gösterilmektedir. Bu iki farklı yer, insanların vatanı için ne kadar farklı şeyleri feda edebileceğini gösteren bir metafordur. Resimde Türk bayrağı ve güneş batarken dalgalanan denizin üstünde bir gökyüzü görüyoruz. Resimdeki espri şu şekilde: Üstte yazan şiir, Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşı'nın ilk kıtası. "Dalgalanan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl; Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyen sana yok, irkımın yok izmihlâl; Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!" Şair şiiri "Ey şanlı hilâl" diye başlatıyor. Resimdeki Türk bayrağında hilâl yoktur, sadece yıldız vardır. Resimde, "Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman ırkım'a bir gül... ne bu şiddet bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl, Hakk'ıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl." yazısıyla birlikte iki farklı resim görülüyor. Sol resimde kırmızı bir gökyüzü ve dalgalı bir deniz manzarası, sağ resimde ise kırmızı bir daire içinde şehir silüeti görülüyor. Bu resimdeki espri, "Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!" cümlesinin Türk bayrağındaki hilal'i temsil eden bir resimle gösterilmesi ve "Kahraman ırkım'a bir gül... ne bu şiddet bu celâl?" cümlesinin ise kırmızı bir daire içinde şehir silüetiyle gösterilerek, kırmızı dairenin "gül"e benzetilmesi ve "Celâl" ile "Celal" sözcüklerinin "Celal" kelimesindeki "C" harfinin Türk bayrağındaki yıldızın şekline benzetilerek, resimdeki "gül"ün Türk bayrağına benzemesiyle sağlanmıştır. Bu esprinin amacı, milliyetçi bir söylemi ve Türk bayrağını hicivli bir şekilde ele almak ve mizahla eleştirmektir. Resimde, kırmızı ve turuncu tonlarında bir gün doğumu veya gün batımı manzarası var. Gökyüzü bulutlarla kaplı ve kırmızı-turuncu tonlarında boyanmış. Aşağıda denizin veya bir gölün görüntüsü var. Resmin üst kısmında ise bir Twitter paylaşımı yer alıyor. Paylaşımda, "İstiklal Marşı'nın yapay zekâda nasıl bir izlenim yaratacağını merak edip kıta kıta görsele çevirdim." yazıyor. Ardından İstiklal Marşı'ndan bir bölüm olan, "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak" dizeleri paylaşılmış. Şaka, İstiklal Marşı'nın görselleştirilmesinin, gün doğumu veya gün batımı manzarasına benzemesi üzerine kurulu. Bu da İstiklal Marşı'nın milliyetçi ve coşkulu ruhunu yansıtan bir metafor yaratıyor. Yani İstiklal Marşı'nın yapay zekâda nasıl bir izlenim yaratacağı merak edilip kıta kıta görsele çevrilince, ortaya çıkan görselin aslında gün doğumu veya gün batımı manzarasına benzemesi bir mizah unsuru oluşturuyor. Resimde iki farklı sahne var. Soldaki sahnede, bir adam, alevler içinde yanmakta olan bir şehre bakıyor. Sağdaki sahnede ise, adam aynı şekilde, ancak bu sefer alevler içinde yanmakta olan bir nehre bakıyor. Fıkra, iki sahne arasındaki zıtlığı kullanarak, "medeniyet" kavramının, insanların birbirlerine yaptığı zulmün sadece şeklini değiştirdiğini ima ediyor. Sol sahnedeki şehir, fiziksel bir yıkımı temsil ederken, sağdaki sahnedeki nehir, manevi bir yıkımı temsil ediyor. Fıkra, "medeniyet" adı altında gerçekleştirilen zulmün, bir şekilde daha "uygar" göründüğünü, ancak aslında gerçekte aynı olduğunu savunuyor.


MADRIGAL @madrigalofc Fazlasini verdigin...
MADRIGAL @madrigalofc Fazlasini verdiginiz hicbir yerde kıymetiniz bilinmez. ÖÖ 12:01 - 16 Eki 2022. 1.190 Retweet 52 Alıntı Tweetler 12,9 B Beğeni
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, "MADRIGAL" adlı Twitter kullanıcısının paylaştığı bir tweet görülüyor. Tweet'te "Fazlasını verdiğiniz hiçbir yerde kıymetiniz bilinmez." yazıyor. Tweet'in altında 1.190 retweet, 52 alıntı ve 12,9 milyar beğeni aldığı görülüyor. Bu tweet, insanların kendilerine olan değerin farkında olmadığı ve karşılıksız fedakarlıklar yaptığı durumu esprili bir şekilde dile getiriyor. Şaka, insanların kendi çabalarını ve değerlerini yeterince takdir etmediği, başkaları için fedakarlık yaparken kendi değerlerinin bilinmediği gerçeğine dayanıyor. Tweet'in yüksek beğeni ve retweet sayısı da bu duruma gönderme yapıyor.


ibrahim Haskoloğlu ✔ @haskologlu Bartın'...
ibrahim Haskoloğlu ✔ @haskologlu Bartın'daki madende çalışan işçilerin patlamadan önceki son fotoğrafı:
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta madende çalışan işçilerin bir araya gelmiş bir halde çekilmiş fotoğrafı görülüyor. Şaka ise, işçilerin madende çalışıyor olmaları ve fotoğrafın "patlamadan önceki son fotoğrafı" olarak gösterilmesi. Bu, maden kazalarına dair trajik bir ironi yaratıyor ve işçilerin güvende olmasını umut etmemizi sağlıyor.


feyruz @feyruz61 kanki olduğu bilinen ik...
feyruz @feyruz61 kanki olduğu bilinen iki kişinin birbirine ofis ortamında sırıta sırıta bey/hanım diye seslenmesi… beyaz yaka eğlencesi… ÖS 4:43 13 Eki 2022. 217 Retweet 272 Alıntı Tweetler 16,3 B Beğeni
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, Twitter'da "feyrüz" adlı bir kullanıcı tarafından yapılan bir paylaşım görülüyor. Paylaşımda, ofiste çalışan iki arkadaşın, birbirlerine "bey/hanım" diye hitap etmesinin komikliğini anlatan bir espri yer alıyor. "Kanki olduğu bilinen iki kişinin birbirine ofis ortamında sırıt sırıt bey/hanım diye seslenmesi... Beyaz yaka eğlencesi..." şeklinde yazılan paylaşım, arkadaşça bir ortamda, resmi kuralları biraz gevşetmenin eğlenceli bir şekilde gösterilmesini amaçlıyor. "Kanki" kelimesi "can yoldaşı" anlamına geldiği için bu espri, iş arkadaşlığının samimiyetini ve günlük yaşamda resmi kuralların bazen esnetilebileceğini gösteriyor.


ayvazovski @gadinburdurlum Bugün işe gel...
ayvazovski @gadinburdurlum Bugün işe gelirken yemeğimi yanımda getirdim. Herkes “Fakir misin sen, sefer tası mı kaldı amk savaşta mıyız, öğle arası çalışıp devleti sen mi kurtaracaksın” diye dalga geçti. Karımı çok sevdiğim için öğlen de onun yemeklerini yemek isteyebileceğim kimsenin aklına gelmedi henüz ÖÖ 9:08 12 Eki 2022. . 103 Retweet 130 Alıntı Tweetler 14 B Beğeni
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

ayvazovski @gadinburdurlum Bugün işe gelirken yemeğimi yanımda getirdim. Herkes "Fakir misin sen, sefer tası mı kaldı amk...


Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resme...
Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resmedilmesini nasıl buldunuz? Son zamanlarda popüler olan Yapay zekaya görsel çizdirmenin nasıl çalıştığını merak ederseniz anlatayım: Yapay zeka uygulamalarına yazdığınız kelimeler arama motorlarında aratılıyor ve bu aramalardan elde ettiği görüntü sonuçlarını dijital bir görsel sanat eserine çeviriyor. Ortaya çıkan eser, yazdığınız kelimelere göre tamamen değişiyor.
Yapay zeka açıklaması

Resimde iki farklı manzara görülüyor. Sol tarafta sisli ve karanlık bir manzara, sağ tarafta ise güneşli ve açık bir manzara var. İki manzarada da tepeler ve birer insan figürü bulunuyor. Şair bu iki manzarayı kullanarak kendi özgürlüğünü ve bağımsızlığını anlatıyor. "Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmiş? Saşarım! Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım; Yırtarım dağları, enginlere sığmam, tasarım." diyerek, dünyanın zorluklarına boyun eğmeyeceğini ve özgürlüğünü koruyacağını ifade ediyor. Espri, şairin "bendimi çiğner, aşarım" demesinde yatıyor. Yani şair, kendisini sınırlamaya çalışan her şeyi aşabileceğini ve özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini ifade ediyor. Bu ifade, özgürlük tutkusunu ve isyan ruhunu vurguluyor. Resimde, sol tarafta bir mezar taşı ve sağ tarafta bir kilise iç mekanı görüyoruz. Resmin üstünde "O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- tasım; Her cerîhamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım, Fişkirr rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım; O zaman yükselerek Arş'a değer, belki başım." yazıyor. Resimdeki espri, mezar taşının ve kilise iç mekanının zıtlığı ve şiirdeki sözlerin dini bir bağlamda yorumlanmasına dayanıyor. **Espri şu şekilde açıklanabilir:** Şiiri mezar taşına bakarak okuduğumuzda, şiir ölüm ve mezarla ilgili bir ağıt gibi algılanabilir. Ancak, aynı şiiri kilise iç mekanına bakarak okuduğumuzda, bir dua ve ruhsal yükseliş olarak yorumlanabilir. Bu iki zıt yorum, resmin ve şiirin yarattığı ironik bir durumu ortaya koyuyor. Resimde iki farklı şekilde Amerikan bayrağı ve Polonya bayrağı var. Üstteki resimde, Amerikan bayrağı gün batımıyla birlikte gökyüzünde dalgalanıyor ve bir dağ üzerinde bir göl yansıtılıyor. Alttaki resimde ise Polonya bayrağı gün doğumu ile birlikte gökyüzünde dalgalanıyor ve bir gölün yansıması gösteriliyor. Fıkra, iki bayrağın da aynı şekilde çizilmesine ve sadece gökyüzü rengi ile gün batımı mı yoksa gün doğumu mu olduğu arasındaki farkın oluşmasına dayanıyor. Bu şekilde, Amerikan bayrağı gün batımıyla birlikte gösterilerek, Polonya bayrağı ise gün doğumu ile birlikte gösterilerek, "Amerikan bayrağı gün batımında batarken, Polonya bayrağı gün doğumu ile uyanıyor" gibi bir ironik yorum yapılabilir. Fotoğrafta iki farklı manzara var. Sol tarafta kırmızı çiçekli bir tarla ve uzakta duran tek bir kişi var. Sağ tarafta ise kırmızı çiçekli bir tarla ve orada duran tek bir kadın var. Şaka, fotoğraftaki iki manzarayı karşılaştırma ve insanların genellikle kendi hayatlarında gördükleri zorluklara odaklanıp, çevrelerindeki güzellikleri görmezden geldiklerini ifade etmesidir. Özetle, şaka insanların çevrelerindeki güzelliklere dikkat etmeleri gerektiğini ve her zaman olumsuz düşünmemeye çalışmalarını söyler. Resimde kırmızı ve beyaz çizgili bir bayrak ve bunun üzerinden batan güneş görülüyor. Bayrak ve güneşin bir araya gelmesiyle, Türk bayrağının renklerini andıran bir görüntü oluşturulmuş. Şaka, Türk bayrağının ve güneşin bir araya gelmesiyle oluşan görsel oyun ve bunun üzerinden "Dalgalanan sen de şafaklar gibi..." şiirinden alınan bir bölümle, bayrağa atıfta bulunulmasıyla ortaya çıkıyor. Resimde, Türkiye'nin bayrağının iki farklı yorumu var. Soldaki yorumda bayrak kırmızı ve beyaz çizgilerle tasvir edilmiş ve üzerinde bir güneş var. Sağdaki yorumda ise bayrak tamamen kırmızı ve üzerinde silüet halinde bir şehir var. Resimdeki mizah, bayrağın sol taraftaki yorumunun daha "idealist" bir şekilde sunulmasına karşın, sağ taraftaki yorumun gerçekte daha "gerçekçi" bir tasvir olduğunu ima etmesinden kaynaklanıyor. Özetle, resimdeki mizah, bayrağın idealleştirilmiş ve gerçekçi tasvirleri arasında bir karşılaştırma yaparak ortaya çıkıyor. Fotoğrafta kırmızı ve turuncu tonlarında gökyüzü ve deniz görülüyor. Bu resim, "İstiklal Marşı"nın yapay zeka tarafından nasıl bir izlenim yaratabileceğini göstermek için bir örnek olarak kullanılmış. Şakanın aslı, İstiklal Marşı'nın göresel olarak temsil edilmesinin mümkün olmaması ve bunun bir fikir, duygu ve değerler bütünü olmasında yatıyor. Yapay zeka, bu tür soyut kavramları anlayamaz ve yalnızca görsel öğelere odaklanır. Resim, marşın duygusunu ve ruhunu yakalayamadığı için şakayı ortaya koyuyor. Resimde iki farklı sahne var. Soldaki sahnede, bir adam yangınlarla dolu bir şehre bakıyor. Sağdaki sahnede ise bir adam, çölde bir nehir üzerinde yürüyor. Şaka, soldaki sahnedeki adamın, yangınların ortasında "Medeniyet!" diye bağırıyor olması ve sağdaki adamın bunu daha medeni bir yer olarak görüp "Medeniyet!" diye bağırıyor olması. Bu, medeniyet kavramının öznelliğine ve farklı insanların farklı şeyleri medeni olarak görmelerine işaret ediyor. Resimde iki farklı yapı gösteriliyor. Soldaki yapı, dışarıdan bakıldığında oldukça görkemli ve ihtişamlı duruyor. İçine girildiğinde ise duvarlarda bulunan oymalar ve süslemeler göz kamaştırıcı bir şekilde karşılıyor. Sağdaki yapı ise daha mütevazı, sade bir mimariye sahip. Ancak, dışarıdan bakıldığında, bu sadelik, içindeki derinliği ve gizemli bir havayı hissettiriyor. Bu resim, "dış görünüş aldatıcı olabilir" atasözünü anımsatıyor. Dışarıdan ihtişamlı görünen bir yapının, içeride hayal kırıklığı yaratabileceğini, basit ve mütevazı görünen bir yapının ise, derinlik ve gizemle dolu olabileceğini gösteriyor. **Fıkranın anlamı:** Resim, dışarıdan ihtişamlı ve gösterişli görünen ancak içeriğinde boşluk ve hayal kırıklığı barındıran kişileri ve durumlara işaret ediyor. Bunun aksine, sade ve mütevazı görünen ancak içinde derinlik ve anlam taşıyan kişileri ve durumları temsil ediyor. Resimde iki farklı figür görülüyor. Soldaki figür başsız ve vücudu zırhla kaplı, sağdaki figür ise başı ve vücuduyla tam olarak görülebiliyor. İki figür de savaş kıyafetleri giymiş ve savaş alanında bulunuyorlar. Fıkra, başsız figürün "Arkadaşlar! Yurdumu alçakları uğratma sakın; siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın… Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın." dediğini ima ediyor. Başsız figürün savaş alanında bulunmasına rağmen savaşmak için bir başının olmadığı komik bir durum yaratıyor.


18 @avukatabinizz Boşanma davasına baktı...
18 @avukatabinizz Boşanma davasına baktığım kadın müvekkilim; ofise gelip giderken tanıştığı kendisinden 10 yaş küçük bir başka müvekkilim ile evlenmeye karar vermiş. Kadın resmen eskiyi getirdi, yenisini götürdü. ÖS 2:09 17 Eki 2022. 295 Retweet 128 Alıntı Tweetler 14,7 B Beğeni
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta bir Twitter gönderisi görülüyor. Gönderi, bir avukatın boşanma davasına baktığı kadının, ofise gelip giderken tanıştığı kendisinden 10 yaş küçük bir başka kadınla evlenmeye karar verdiğini anlatıyor. Kadının eski eşinin de eskiyi getirdiğini, yenisini götürdüğünü belirtiyor. Bu gönderi, boşanma davalarında yaşanan dramatik olayların bir parodisini yapıyor. Eski eşin "eskiyi getirdiği" sözü, boşanma davasında eski eşin eşyalarını geri almak istediğini ima ediyor. "Yenisini götürdüğü" ise eski eşin yeni ilişkisine başlamayı ima ediyor. Bu da gönderiyi komik hale getiriyor.


NEWS Trajikomik Haberler @TrajikomikNews...
NEWS Trajikomik Haberler @TrajikomikNews. 19s Yer: Kapadokya. 220 €'ya yükselen balon turlarini karşılayamayan Türk turistler, 35 ₺'lik sanal turları tercih etmeye başladı. 62 Enskdrbhr @enskdrbhr 274 @TrajikomikNews adlı kişiye yanıt olarak Parayokya balon turu ÖS 9:46 12 Eki 2022. 627
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, Kapadokya'da balon turuna çıkan bir çiftin, balon turunun pahalı olmasından dolayı sanal gerçeklik gözlüğü kullanarak ucuz bir alternatif seçtikleri görülüyor. Şaka, insanların pahalı bir deneyimi daha ucuza taklit etmesinin komik bir şekilde gösterilmesidir.


Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resme...
Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resmedilmesini nasıl buldunuz? Son zamanlarda popüler olan Yapay zekaya görsel çizdirmenin nasıl çalıştığını merak ederseniz anlatayım: Yapay zeka uygulamalarına yazdığınız kelimeler arama motorlarında aratılıyor ve bu aramalardan elde ettiği görüntü sonuçlarını dijital bir görsel sanat eserine çeviriyor. Ortaya çıkan eser, yazdığınız kelimelere göre tamamen değişiyor.
Yapay zeka açıklaması

Resimde iki farklı manzara görülüyor. Soldaki resimde karanlık ve kasvetli bir hava, sağdaki resimde ise daha açık ve güneşli bir hava görülüyor. Şair, her iki manzarayı da "hür yaşadım, hür yaşarım" diyerek kendi özgür ruhuna benzetmiş. Bu durum "açık hava" ve "kapalı hava" ile "özgürlük" arasında bir zıtlık yaratarak komik bir durum yaratıyor. **Fıkra:** Şair, kendi özgürlüğünü anlatırken, hem karanlık hem de aydınlık havaları kendisine benzetmiş. Bu durum, insanların farklı ruh hallerine ve yaşam koşullarına rağmen özgür olabileceğini gösteriyor. Resimde iki farklı görüntü bulunmaktadır. Solda bir mezar taşı, sağda ise bir kilise bulunmaktadır. Resmin altındaki yazı ise şu şekildedir: "O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım; Her cerîhamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım, Fişkirrû ruh-ı mücerred gibi yerden na'şım; O zaman yükselerek Arş'a değer, belki başım." Bu resim ve yazı, "Ölümden sonraki hayat" ve "cennet" kavramları ile alay etmektedir. Mezar taşı, ölümü simgelemektedir. Kilise ise bir ibadet yeri olarak, cenneti temsil etmektedir. Yazıda ise kişinin ölümü ve cennete gitme arzusu alaycı bir dille ifade edilmiştir. "O zaman yükselerek Arş'a değer, belki başım." ifadesi, kişinin cennete gitme umudunun boş olduğunu ve ölümle beraber her şeyin sona ereceğini ima etmektedir. Bu görselde Türk ve Amerikan bayraklarının gün batımına karşı dalgalandığı iki resim var. Alttaki yazı ise "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ? Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda! Cânı, cànânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cûdâ." şeklinde. Bu, "Kim bu cennet vatan uğruna canını feda etmez ki? Her yer şehitlerle dolu, toprağa bassan şehit çıkıyor! Canını sevdiğini, tüm malını mülkünü alsın da Allah, beni bu vatanımdan mahrum bırakmasın." anlamına geliyor. Bu görselin esprili yanı, Türk ve Amerikan bayraklarını yan yana koyarak, iki ülkenin de vatan sevgisinin ve şehit verme geleneğinin birbirine benzediğini ima ediyor. Resimde iki farklı yerde duran iki kişi var. Her ikisi de kırmızı çiçeklerle kaplı bir alanda duruyor. Birinci resimde, kişi gökyüzüne bakıyor ve etrafını çevreleyen kırmızı çiçekleri fark etmiyor gibi görünüyor. İkinci resimde, kişi arkasını dönmüş ve çiçekleri izliyor. Bu resimde, kişinin "toprak" olduğunu anlamaması ve çiçeği fark etmediği için, aslında bir çeşit ironi ya da espri içeriyor. Bu resimler "Bastigin yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tani! Düşün altındaki binlerce kefsız yatani. Sen sehid oğluşun, incitme, yazıktir atani; Vermene dünyalari alsan da, bu cennet vatani." şeklindeki şiirle birleştirildiğinde, insanın doğaya karşı sorumluluğuna dikkat çekiyor. Resimde gün batımı esnasında dalgalanan Türk bayrağı görülüyor. Yazıda ise "Dalgalanan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl; Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyen sana yok, irkime yok izmihlâl; Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk’a tapạn milletimin istiklâl!" yazıyor. Bu resim ve yazının esprili tarafı, Türk bayrağının dalgalanan kısımlarının dalgalanan denizi andırması ve bunun da "Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl." cümlesi ile birleştirilerek, vatan sevgisiyle dalga geçilmiş olmasıdır. Bu gönderi, Türk bayrağına ve vatan sevgisine karşı saygısız ve ironik bir tavır sergiliyor. Fotoğrafta iki resim var. Sol tarafta turuncu ve kırmızı renklerde bir resim, sağ tarafta ise kırmızı bir daire içinde siyah renkte bir yapı görünüyor. Şaka, sol taraftaki resmin Türkiye bayrağı gibi görünmesi ve sağ taraftaki resmin de Osmanlı döneminde kullanılan bir sembol olan "Ay Yıldız"a benzemesi üzerine kurulu. Bu, Türkiye ve Osmanlı arasındaki ilişkiyi esprili bir şekilde ele alıyor. Fotoğrafta kırmızı renklere bürünmüş bir gökyüzü ve deniz görülüyor. Üstte ise "İstiklal Marşı'nın yapay zekada nasıl bir izlenim yaratacağını merak edip kıta kıta görsele çevirdim." ve "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak." yazıları yer alıyor. Bu gönderi, İstiklal Marşı'nın "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" mısrasını kullanarak yapay zekanın yaratabileceği olası bir görsele gönderme yaparak bir espri yaratıyor. Fotoğraftaki kırmızı renk ve gökyüzü, marşın bu mısrasını çağrıştırıyor ve böylece mizah unsuru ortaya çıkıyor. Fotoğrafta iki farklı manzara bulunmaktadır. Sol tarafta alevler içinde yanmakta olan bir şehir, sağ tarafta ise tek bir yolun uzandığı sakin bir manzara yer almaktadır. Şehrin üzerindeki dumanlar, bir insan figürü tarafından "Garp'ın âfâkini sarmışsa çelik zırhlı duvar; Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar, "Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?" sözleri ile ifade edilmektedir. Bu fotoğrafta, sağdaki manzaranın sol taraftaki manzaraya göre daha sakin ve barışçıl olduğu gösterilmektedir. Bu durum, "Medeniyet"in yıkıcı ve vahşi bir güç olarak tasvir edildiğini göstermektedir. Fotoğrafta, sağdaki manzaranın aslında insanlığın gerçekte ulaşabileceği bir ideal ortam olduğu, ancak sol taraftaki gibi şiddet ve yıkımdan arındırılmış bir ortamın mümkün olmadığı mesajı verilmektedir. Bu fotoğraf, insanların kendi yarattıkları ideallerin ve sistemlerin, aslında kendi hayatlarını ve toplumlarını tehdit eden bir güç olabileceğini, ironik bir şekilde göstermektedir. Fotoğrafta iki farklı mimari yapı görülüyor. Sol tarafta, bir daire şeklinde bir ışık huzmesiyle çevrili, kubbeli ve oymalı bir yapı bulunuyor. Sağ tarafta ise, daha yüksek ve daha karmaşık bir yapı var, bu yapı da bir dizi kemer ve kubbe ile süslenmiş. Resmin altında bulunan yazı, iki yapıyı karşılaştırıyor ve iki farklı dini inanç sistemini sembolize ettiği anlamına geliyor. Anlaşılan, sol taraftaki yapı "ruhun" simgesiyken, sağ taraftaki yapı "din" simgesini temsil ediyor. Şaka şu ki, sol taraftaki yapı daha basit ve daha küçük, sağ taraftaki yapı ise daha ihtişamlı ve daha büyük. Bu, "din"in "ruhun"un üzerine çıkarıldığı ve daha önemli olduğu anlamına geliyor. Ancak, bu karşılaştırma aslında dini inançların basit ve karmaşık versiyonlarını temsil etmek için kullanılıyor, "ruh"un basitliğine ve "din"in karmaşıklığına vurgu yapılıyor. Dolayısıyla, şakanın temel mesajı dini kurumların gerçek ruhani anlamı gölgelediği konusunda bir eleştiridir. **Özetle:** * Resimde iki farklı mimari yapı gösteriliyor, biri "ruh"u, diğeri "dini" temsil ediyor. * Şaka, "din"in "ruh"un üzerine çıktığı ve daha önemli olduğu anlamına geliyor. * Aslında, şaka dini kurumların gerçek ruhani anlamı gölgelediği konusunda bir eleştiridir. Resimde iki farklı karakter var. Birincisi, başı kesilmiş, yalnız bir şekilde duruyor. İkincisi ise, başı yerinde, önünde askerlerle birlikte yürüyüşe geçiyor. Bu resim, **"Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğaçaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın... Kim bilir, belki yarın... belki yarından da yakın."** sözleriyle bir mizah yaratıyor. Başsız olanın yalnız ve savunmasız duruşu ile sözlerin içeriği arasında bir ironi var. Başsız karakter, savaşa katılamayacak ve yurdu için mücadele edemeyecek gibi duruyor. Bu da, sözlerin anlamıyla örtüşmüyor. Bu resim, savaş ve kahramanlık temalarını mizahi bir şekilde ele alıyor.


Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resme...
Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resmedilmesini nasıl buldunuz? Son zamanlarda popüler olan Yapay zekaya görsel çizdirmenin nasıl çalıştığını merak ederseniz anlatayım: Yapay zeka uygulamalarına yazdığınız kelimeler arama motorlarında aratılıyor ve bu aramalardan elde ettiği görüntü sonuçlarını dijital bir görsel sanat eserine çeviriyor. Ortaya çıkan eser, yazdığınız kelimelere göre tamamen değişiyor.
Yapay zeka açıklaması

Resimde iki farklı manzara var. Soldaki resimde fırtınalı ve karanlık bir havada bir kadın tepede oturmuş. Sağdaki resimde ise güneşli ve güzel bir havada bir kadın tepede oturmuş. Bu resimler, "Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmiş? Saşarım! Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım; Yırtarım dağları, engilere sığmam, taşarım." sözleriyle birlikte verilmiş. Bu sözlere baktığımızda kadının hür ruhlu ve özgür bir yaşamı olduğunu anlıyoruz. Ancak resimde gördüğümüz iki manzara, onun hür yaşamının aslında ne kadar zorlu olduğunu gösteriyor. Soldaki resim, onun iç dünyasının fırtınalı ve karanlık olduğunu, sağdaki resim ise onun dış dünyanın zorluklarıyla mücadele etmek zorunda kaldığını gösteriyor. Bu yüzden bu resimde bir mizah veya espriden ziyade, kadının yaşamının çelişkilerini ve hür olma yolunun ne kadar zorlu olduğunu gösteren bir durum söz konusu. Fotoğrafta sol tarafta bir mezar taşı, sağ tarafta ise bir kilise görülüyor. Şiiri anlatan kişinin mezar taşından kalkıp cennete gideceğini ima ediyor. Fıkra, ölümün herkes için kaçınılmaz olduğunu ve ölümden sonraki hayatın bilinmezliğini ele alıyor. Mezar taşından kalkıp cennete gitme fikri ise ironik bir şekilde ölümün gerçekliğine karşı bir eleştiri niteliğinde. Bu fotoğrafta iki farklı bayrak resmi var. Soldaki resimde Amerika bayrağı, sağdaki resimde Polonya bayrağı görülüyor. Bayrakların renkleri ve tasarımları birbirine çok benziyor. Bu durum "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ? Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda! Canı, cânanı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ." sözlerini hatırlatıyor. Bu sözlerde vatan sevgisi ve fedakarlık vurgulanıyor. Bu sözleri Amerika ve Polonya bayraklarını yan yana koyarak görsel olarak kullanarak bir mizah yaratılmış. Fotoğraf iki bayrağın birbirine ne kadar benzediğini göstererek, vatan sevgisinin sınırlarının ne kadar geniş olabileceğini ve bayrakların görsel benzerliğinin de vatan sevgisini ifade edebileceğini düşündürüyor. Fotoğrafta iki farklı manzara var. Sol tarafta kırmızı çiçekli bir vadi ve vadide sırtı dönük duran bir kişi, sağ tarafta ise yine kırmızı çiçekli bir vadi ve vadide sırtı dönük duran bir kişi var. Bu iki manzara arasındaki fark, sol taraftaki kişinin daha küçük ve uzakta olması. Şaka, "Bastığın yerleri toprak! diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatani. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktir atani; Verme, dünyalari alsan da, bu cennet vatani" sözlerine dayanıyor. Bu sözleri, fotoğraftaki küçük kişiye, büyük kişinin söylediği gibi yorumlanabilir. Yani şaka, küçük kişinin büyük kişinin ayağının altındaki toprağı görmezden gelip, büyük kişiyi küçümsediği şeklinde yorumlanabilir. Resimde, kırmızı ve beyaz renklerin oluşturduğu dalgalar görünüyor. Bu dalgalar, Türk bayrağının renklerine benzetiliyor ve yukarıda yazılı şiir, Türk milli marşının bir kısmı. Bu mizah, Türk bayrağını dalgalarla benzeterek milli gururu esprili bir şekilde gösteriyor. Şaka, Türk bayrağını günlük hayatta karşılaşılan şeylerle ilişkilendirerek, onu daha yakın ve ilişkilendirilebilir hale getiriyor. Bu resimde iki farklı resim parçası var. Bir tanesi, kırmızı tonlarında, dalgalanan bir bayrak gibi görünen bir görüntü. Diğeri ise, kırmızı bir daire içinde bir şehir silüeti var. Resimlerin altındaki yazı ise, "Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman ırkımа bir gül… ne bu şiddet bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl, Hakk’ıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl." şeklinde. Şaka, resimde kullanılan renklerin, Türk bayrağının renklerine benzemesi ve yazının da İstiklal Marşı'nın sözlerinden alıntı olması. Resim, İstiklal Marşı'nın sözleri ile Türk bayrağını birleştirerek, görsel bir mizah yaratıyor. Resimde, kırmızı ve turuncu renklerle boyanmış iki gökyüzü manzarası var. Gökyüzünde, kırmızı bulutlar ve güneşin batışı görülüyor. Resmin altında, Türkçede "İstiklal Marşı'nın yapay zekada nasıl bir izlenim yaratacağını merak edip kıta kıta görsele çevirdim." diye yazan bir yazı var. Bu resimdeki espri, Türk milli marşının "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak." sözlerini, bir AI'nın görsel olarak nasıl yorumlayabileceğine dair bir mizah unsuru kullanıyor. Görsellerin kırmızı ve turuncu renkleri ve güneşin batışı, marşın sözlerindeki vatan, özgürlük ve umut gibi temaları çağrıştırıyor. Ancak, bu görsel yorumlama, marşın sözlerinin asıl anlamından farklı bir şekilde yorumlanmasına neden oluyor, böylece bir espri yaratılıyor. Resimde iki farklı sahne gösteriliyor. Sol tarafta yanmakta olan bir şehir ve bir adamın arkası dönük olarak durduğu şekilde görülüyor. Sağ tarafta ise tek başına duran ve önünde kıvrılarak giden bir yol görünen bir adam bulunuyor. Şaka şu: Sol tarafta, "Garb'ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar; Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar, "Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?" diye düşünüyormuş, sağda ise aslında medeniyetin tek dişi kalmış canavar olduğu gösterilmiş. Yani "Medeniyet" olarak gördüğümüz şey aslında "Medeniyetin tek dişi kalmış canavar" olarak karşımıza çıkmış. Resimde iki farklı yapı var. Soldaki yapı, etrafında altın rengi bir halo ile çevrili, detaylı bir şekilde inşa edilmiş bir cami gibi görünüyor. Sağdaki yapı ise yüksek bir duvarla çevrili, içeriye bakışı engelliyor. Bu resimde yapilan şaka ise, sol taraftaki yapının bir cami olmasına rağmen, sağ taraftaki yapının sadece duvarları gösterilip içeriye bakış engellenmiş. Bu durum, sağ taraftaki yapının camiye benzemesine rağmen içeriye bakışın engellenmesiyle, camiye girilmesinin yasaklanmış bir yer olduğu ima ediliyor. Bu durum, camiye karşı yapılan önyargıları ve negatif imajları çağrıştırıyor. Resimdeki mizah, sağdaki yapının içeriye bakışın engellenmesiyle, cami olmasına rağmen cami olmaması üzerine kurulu. Bu durum, camiye karşı yapılan önyargıları ve negatif imajları eleştirel bir şekilde sergiliyor. Resimde iki farklı resim var. İlk resimde başı olmayan zırhlı bir savaşçı, ikinci resimde ise başı olan aynı savaşçı var. Resimlerin altında ise "Arkadaşlar! Yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın... Kim bilir, belki yarın... belki yarından da yakın." yazıyor. Bu bir mizah çünkü resimdeki savaşçının başı olmaması, başı olmayan kişinin ülkesi için savaşmaya hazır olduğunu gösteriyor. Ancak başı olan savaşçı, "yarın belki gelecek" diyerek savaşmaktan kaçınıyor. Başsız olmanın bile daha iyi olduğu bir durum olduğu ironik bir şekilde gösteriliyor.


Prof. Dr. Bilal Karabulut @bilalkarabulu...
Prof. Dr. Bilal Karabulut @bilalkarabulutt 90'lı yıllardı babam iflas etmişti. Eve geç gelirdi, hamallık yapardı.Gelirken ekmek getirirdi. Üç kardeştik. Ekmeği bölerdi, ben yedim,siz yiyin derdi. Bizi o şartlarda okuttu.Şimdi 75 yaşında.Pazarlarda ceviz satıyor, size yük olmam diyor. Bu onurlu bir adamın,babamın hikayesidir..
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta Prof. Dr. Bilal Karabulut'un Twitter profilinden bir alıntı var. Alıntıda, babasının iflas etmesinin ardından zor şartlarda yaşadığı ve babasının onu üç kardeşini okutmak için çabaladığı anlatılıyor. Alıntı, şimdi babasının 75 yaşında pazarlarda ceviz satarak geçimini sağladığı ve kendisine yük olmak istemediği bir mesajla son buluyor. Bu, babanın zor şartlar altında bile çocuklarına verdiği fedakarlığı gösteren, duygusal bir alıntı. Alıntıda yapılan şaka, babanın 75 yaşında pazarda ceviz satıyor olmasına rağmen hala çocuklarına yük olmak istememesidir. Bu, çocuklarını düşünmekten vazgeçmeyen ve her zaman onların mutluluğunu düşünen bir babanın komik bir şekilde tasvir edilmesiyle, duygusal bir etki yaratmaktadır.


Okur-Yazar @Gustavodia_ Dudağımdaki ufac...
Okur-Yazar @Gustavodia_ Dudağımdaki ufacık uçuk bile 2 aydır geçmedi tiliyor Biliyor muydunuz? @bilmeliyiz. 10 Eki Sevildiğini hissetmek, kanda oxytocin çıkmasına neden olur ve bu da yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlar.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Okur-Yazar @Gustavodia_ Dudağımdaki ufacık uçuk bile 2 aydır geçmedi tiliyor Biliyor muydunuz? @bilmeliyiz. 10 Eki Sevildiğini...


Maden ocağındaki patlamada hayatını kayb...
Maden ocağındaki patlamada hayatını kaybedenlerin sayısı 40'a yükseldi. Tüm işçi kardeşlerimize Allahtan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyorum..
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, başlıkları takılı iki madencinin birbirlerine sarıldığı görülüyor. Sağdaki madencinin başlığı diğerinin başlığını takmış gibi görünüyor. **Şaka:** Resimdeki şaka, madencilerin başlıklarını takma şekliyle ilgili. Sağdaki madencinin, solundaki madencinin başlığını takmış gibi duruyor. Bu durum, sanki biri diğerinin başlığını alıp takmış gibi bir yanılgı yaratıyor. **Türkçede şaka:** "Ahaha, ne güzel! Birisi diğerinin başlığını takmış, sanki bir başlık takma oyunu oynuyorlar gibi! Madenciler de eğlenceye düşkün."


Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resme...
Yapay zeka ile İstiklal Marşımızın resmedilmesini nasıl buldunuz? Son zamanlarda popüler olan Yapay zekaya görsel çizdirmenin nasıl çalıştığını merak ederseniz anlatayım: Yapay zeka uygulamalarına yazdığınız kelimeler arama motorlarında aratılıyor ve bu aramalardan elde ettiği görüntü sonuçlarını dijital bir görsel sanat eserine çeviriyor. Ortaya çıkan eser, yazdığınız kelimelere göre tamamen değişiyor.
Yapay zeka açıklaması

Resimde iki farklı manzara var. Soldaki manzara fırtınalı ve karanlık, sağdaki ise sakin ve güneşli. İki manzarada da bir kişi figürü var. Sol taraftaki kişi fırtınanın ortasında, sağ taraftaki kişi ise güneşli havada yürüyor. Bu resim, "Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmiş? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım; Yırtarım dağları, engilere sığmam, tasarım." sözlerinin bir metaforu olarak kullanılabilir. **Şaka:** Sol taraftaki kişi fırtınanın içinde kalmış gibi görünüyor, sanki hürlüğünden mahrum kalmış gibi. Oysa sağdaki kişi rahat ve özgürce hareket ediyor. Bu, fırtınalı manzarada hür bir şekilde yaşayan kişinin, sakin manzarada zincirlenmiş bir şekilde yaşamasıyla ilgili bir ironi yaratıyor. Resimde sol tarafta bir mezar taşı, sağ tarafta ise kiliseye benzeyen bir mimari yapı var. Şair, mezar taşına bakıp "O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım; Her cerîhamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım, Fişkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım; O zaman yükselerek Arş'a değer, belki başım." demiş. **Fıkra:** Şair, öldükten sonra mezar taşının ona bin secde edeceğini ve onun ruhunu göğe çıkaracağını düşünerek, kendisinin ne kadar mübarek olduğuna inanıyor. Bu durum, şairin gerçekliği algılayamadığını ve kendi kibriyle kör olduğunu gösteriyor. Resimde iki farklı bayrak görülüyor. Soldaki resimde Amerika Birleşik Devletleri bayrağı, sağdaki resimde Polonya bayrağı bulunmaktadır. Bayrakların renkleri aynıdır. Resmin altındaki yazı, "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda." şeklindedir. Bu yazı, Türkçede "Vatan"ın, özellikle de "memleket" anlamına gelen "vatan" kelimesinin "vatanım" şeklinde yazılmasına vurgu yapıyor. Bu, iki bayrağın renklerinin aynı olması nedeniyle, Polonya bayrağının da bir şekilde Türkiye'nin bayrağı ile benzerlik gösterdiğini düşündüren bir şaka yaratıyor. Bu şaka, iki ülkenin bayraklarının renklerinin aynı olmasına dayanarak, "vatan" kelimesinin anlamını ve "vatanım" ifadesini kullanarak Türkçenin inceliklerini vurgulamayı amaçlıyor. Resimde iki tane kırmızı çiçek tarlası ve iki tane de uzaktan bakan insan var. Resmin altındaki yazı ise vatan sevgisini anlatan bir şiir parçası. Bu resimdeki espri, iki farklı durumda da, "vatanı" korumak için kişinin "toprağa" bağlı olması ve "toprak" için savaşması gerektiğinin ima edilmesinde yatıyor. Resimdeki kişiler "vatan"ın "toprak" olduğunu ve "toprağı" korumak gerektiğini sembolize ediyorlar. Bu da "vatan"ın toprakla özdeşleştirildiği ve "toprak" için savaşılması gerektiği fikrini uyandırarak komik bir ironi yaratıyor. Resimde, kırmızı ve beyaz renklerin bir araya gelmesiyle oluşturulan bir görüntü var. Bu görüntü, Türkiye bayrağını çağrıştırıyor. Ancak, bayrak doğru bir şekilde çizilmemiş. Bayrağın kırmızı ve beyaz renklerinin çizgileri birbirine karışmış ve gerçekçi bir görüntü oluşmamış. Görüntü, Türkiye bayrağının yanlış bir şekilde çizimini temsil ediyor. Bu resimdeki espri, Türkiye bayrağının yanlış bir şekilde çizilmesiyle ortaya çıkıyor. Görüntü, bayrağın nasıl çizilmesi gerektiği konusunda bir yanlış bilgi veriyor. Bu durum, insanların bayrak hakkındaki bilgi eksikliğine dikkat çekmek ve esprili bir şekilde ele almak için kullanılıyor. Resimde iki farklı kırmızı tonunda boyanmış resim bulunmaktadır. Sol resimde kırmızı tonlarında çizilmiş dalgalı bir deniz manzarası, sağ resimde ise kırmızı bir daire içerisinde çizilmiş bir şehir silüeti bulunmaktadır. Resmin altındaki yazıda ise şu ifadeler yer almaktadır: "Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman irkime bir gül... ne bu şiddet bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl, Hakk'dır, Hakk'a tap'an, milletimin istiklâl." Bu resim ve metin, "istiklal Marşı"na gönderme yapmaktadır. İstiklal Marşı'nda geçen "Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!" dizeleri, hilalin güzelliğini ve nazlılığını simgelemektedir. Resimde ise hilal yerine, kırmızı bir daire içerisinde çizilmiş bir şehir silüeti yer almaktadır. Bu da, "istiklal Marşı"nı anlatan bir ironi yaratmaktadır. Resimdeki ironi, "istiklal Marşı"nı anlatan şiirin, hilali bir metafor olarak kullanırken, resimde ise hilal yerine bir şehir silüeti çizilmesi ile ortaya çıkmaktadır. Fotoğrafta, kırmızı ve turuncu renklerle bezenmiş bir gün batımı resmi görüyoruz. Yazıda ise "İstiklal Marşı'nın yapay zekâda nasıl bir izlenim yaratacağını merak edip kıta kıta görsele çevirdim." ifadesi yer alıyor. Şaka, İstiklal Marşı'nın coşkulu ve vatansever bir marş olmasına rağmen yapay zekânın bunu sadece kırmızı ve turuncu renklerle dolu bir gün batımı olarak yorumlayabilmesinin komikliğine dayanıyor. Yani, yapay zekânın sanatı ve duyguları anlamada yetersizliğini eleştiriyor. Resimde iki farklı sahne var. Sol tarafta alevler içinde kalan bir şehir ve şehirden kaçan bir adam görülüyor. Sağ tarafta ise, alevler içinde kalan bir şehirden uzaklaşan ve huzurlu bir yere doğru giden bir adam görünüyor. Resmin altındaki yazı ise şunu söylüyor: "Garb'ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar; Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar, "Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?" Bu resim ve yazı, Batı'nın getirdiği "medeniyet"in gerçekte ne olduğunu sorgulamaktadır. Resimde görülen, Batı'nın getirdiği "medeniyet"in aslında yıkım ve kaos getirmesi, ancak Müslümanlar için imanlarının bir duvar gibi onları koruması gibi bir mesaj verilmek isteniyor. İronik bir şekilde, "medeniyet"in yıkımdan başka bir şey getirmediği ve Batı'nın "tek dişi kalmış canavar" gibi davrandığı ima ediliyor. Resimde iki farklı yapı tasviri var. Soldaki yapı, altın bir ışık halkası ile çevrili, kubbeli ve gösterişli bir yapı. Sağdaki yapı ise daha sade, dikdörtgen ve sivri bir çatıya sahip. Resmin altında ise "Ruhumun senden, ilâhi, şudur ancak emeli: Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli! Bu ezânlar-ki şehadetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli." yazısı bulunuyor. Fıkra şu şekilde: Sol tarafta gösterilen yapı, şatafatlı bir şekilde tasarlanmış ve sanki bir ilahi varlığın ikametgahı gibi sunulmuş. Sağ taraftaki yapı ise basit ve sade bir yapı, tıpkı bir insanın evine benziyor. Fıkra, insanları ve evlerini, ilahi varlıkları ve gösterişli yapıları karşılaştırmak için kullanıyor. Kısacası, fıkra insanların sahip olduğu gösteriş ve ihtişamın, gerçek mutluluk ve huzurdan uzak olduğunu ve sadelik ve alçakgönüllülüğün daha önemli olduğunu anlatıyor. Resimde, başı olmayan bir savaşçı, başının üzerinde bir halo ile duruyor. Resmin sağ tarafında, başı olan, bir savaşçının arkasından baktığı bir başka savaşçı var. Fıkra, başsız savaşçının Allah'ın meleklerinden biri olduğu ima ediliyor ve başı olan savaşçı, Allah'ın meleklerinden biri olduğunu fark etmeden, başını "yarından da yakın" bir şekilde beklediğini gösteriyor. Bu, "başını beklemek" atasözüne bir gönderme, ve Allah'ın meleklerinden biri, kendisini başsız olarak tasvir ederek, bir mizah yaratıyor.


İçerik ekle

Template seç, yazını yaz, kepsi siteye gönder.

Keps yap →

💬 Son Yorumlar