Fotoğrafta Dr. Nesli-Han Kenobi'nin Twitter hesabından bir tweet görünüyor. Tweet'te, bu yıl evlenmeyi düşünmeyenlerin bile pandemide evlendiğini ve hayatında bu kadar yoğun düğün gördüğünü ve artık evlenmeyen sadece 7 kişi kaldığını belirtiyor. Şaka, evliliklerin pandemiyle birlikte arttığını ve artık evlenmeyi düşünmeyen çok az insan kaldığını komik bir şekilde ifade ediyor.
Yaza bu şekilde girdik Kaynak
Resimde Nevzat adlı Twitter kullanıcısının yaptığı bir paylaşım görülüyor. Paylaşımında "Arkadaşlar kim tatildeyse plaj terliğinin altına adımını yazabilir mi? Evde çürüdüm..." yazmış. Bu paylaşımın esprili yanı Nevzat'ın evde sıkılmış olmasından ve arkadaşlarından plajda geçirdikleri zamanın fotoğraflarını paylaşmalarını istemesinden kaynaklanıyor. Bu isteğini "plaj terliğinin altına adımını yazabilir mi?" şeklinde esprili bir dille dile getirmesi paylaşımı daha komik hale getiriyor.
Bu tweet, Habertürk'ün bir "SON DAKİKA" haberinde, Kurban Bayramı'nda yaşanan aşırı sıcaklara dikkat çeken bir başlıkla yayımladığı haberin ekran görüntüsünü gösteriyor. Tweet'in sahibi, Eski Türkiye'de aşırı sıcakların "kavurucu sıcaklar" olarak adlandırıldığını, şimdi ise "eyyam-ı bahur" gibi daha resmi bir dil kullanıldığını belirtmiş. Bu, Türkçe dilinde kullanılan kelimelerin zamanla nasıl değiştiğini ve modernleşmeye uğradığını alaycı bir şekilde ele alan bir mizah örneği.
Fotoğrafta iki farklı manzara var. Bir tarafta yeşil tepeler, ormanlar ve küçük evler, diğer tarafta karla kaplı tepeler ve evler var. Görselde iki farklı zamanı, yaz ve kışın güzelliğini karşılaştırıyor. İki resmin de ön planda bir fincan kahve var. "Keşke gidebilsem" yazısı ve fotoğraflar "İsviçre'de nasıl bir sabaha uyanmak isterdiniz?" sorusunu soruyor. Bu soru, "İsviçre'de nasıl bir sabaha uyanmak isterdiniz?" sorusuyla, hem yaz hem de kışın güzelliğine işaret ederek bir yorum yapıyor. Bu görsel, İsviçre'nin güzelliğine ve farklı mevsimlerdeki cazibesine dikkat çeken bir mizah örneğidir. "Keşke gidebilsem" yazısı ise, İsviçre'ye gitme özlemini ve orada yaşamayı hayal etmeyi ifade ediyor.
Fotoğrafta, yeşil yapraklı bir ağacın yarısı ve diğer yarısı yapraklarını dökmüş bir ağacın birleşik görüntüsü görülüyor. Bu, kışın geçip yazın geldiği, yani doğanın kendini yenilediği ve yeniden canlandığı bir metafor. Bu fotoğraf ile yapılan şaka "Kışlar duvarları yumrukluyor" sözüyle ilgili. Kışın sert ve şiddetli geçmesi ile kışın bir kişi gibi davranıp duvarları yumrukladığı bir gönderme yapılıyor. Aynı zamanda, doğanın döngüsünün sürekliliğine ve yaşamın devam etmesine de işaret ediyor.
Fotoğrafta gözyaşları içinde olan küçük bir çocuk görünüyor. Tweet'in içeriğinde, çocuğun "Ben öleceğim tatille götürün beni." dediğini ima ediyor. Bu, çocuğun tatil için can attığını ve artık bekleyemeyeceğini, bu nedenle "ölmek" gibi abartılı bir ifade kullandığını gösteren bir mizah. Fotoğrafta, bir çocuğun "Ben öleceğim, tatilde götürün beni" dediği bir anı görüyoruz. Çocuk, tatilde gitmek için can atıyor ve bunun için oldukça "dramatik" bir yol kullanıyor. Bu da mizahı ortaya çıkarıyor. Bu ifade Türk kültüründe, çocukların isteklerini elde etmek için kullandığı abartılı ifadeler örneğidir.
Resimde, bronzlaşmış bir adamın karikatürü var. Adamın yüzünde güneşe maruz kalmaktan kaynaklanan bronzlaşma lekeleri var. Güneş gözlüğü ve yüzüne güneş kremi sürmemiş. Resmin altında "Yaz 2020" yazıyor. Şaka, insanların Covid-19 salgını sırasında güneşten korunmak için evde kalmaya zorlandığı ve sonuç olarak bronzlaşamadıkları gerçeğine dayanıyor. Ancak, bu adamın bronzlaşması, salgına rağmen dışarı çıktığı ve sosyal mesafe kurallarına uymadığı anlamına geliyor. Bu nedenle, şaka bir şekilde insanların salgın sırasında dikkatsiz davranışlarını eleştiriyor.
Resimde "Plajda bulunabilecek şeyler" başlıklı bir liste ve bu listeye işaretlenmiş ve işaretlenmemiş seçenekler yer alıyor. Listede sırasıyla "insan", "kum", "suriyeli", "nasıl olmaz", "nargile içen suriyeli" seçenekleri bulunuyor. İnsan, kum, deniz ve güneş seçeneklerine yeşil onay işareti konmuş, diğer seçeneklere kırmızı çarpı işareti konmuş. Şaka, plajda "suriyeli" veya "nargile içen suriyeli" olma olasılığının düşük olmasına vurgu yapıyor. Bu, insanların belirli gruplara karşı önyargılı olduğunu ve bu önyargıları mizah yoluyla ele almayı amaçladığını gösteriyor.
Fotoğrafta, denize bakan bir duvarın üzerine yerleştirilmiş beyaz bir küvet var. Küvetin üzerine küçük bir tuvalet konulmuş. Şaka, tatil için denize gittiğini ve küvetin üzerine tuvalet yerleştirdiğini ima ediyor. Bu, denize gitmenin gerçek anlamından ziyade evde banyo yapmaya benzetildiği anlamına geliyor. Yani şaka, "Denize gider gibi görünüyor ama aslında evde banyoda vakit geçiriyor" şeklinde yorumlanabilir.
Resimde, bir yetişkin, sağındaki bebeğe işaret ederek, "Ben yaza hazırım peki ya sen?" diyor. Sol taraftaki çocuk ise, "yaz" için hazır olduğunu gösterircesine havaya "yaz" diye bağırıyor. Burada espri, çocuğun yaz için "hazır olduğunu", yetişkin ise "yaz" diye bağırıyor gibi algılaması üzerine kurulu.
Fotoğrafta bir grup erkek, Boğaz'da yüzerken görünüyor. Sağ tarafta, üstü açık bir tişört giyen biri kameraya bakıyor. Sağ elinde "Hoşgeldin Yaz Boğaz'da Serinlediler" yazan bir tabela tutuyor. Fotoğrafın alt kısmında "Bi de tatile para mı vericem, Boğaz mış" yazıyor. Şaka, Boğaz'a gidip yüzmenin bedava olmasına karşılık, tatil için para harcamayı ima ediyor.
Resimde, iki güneşin üst üste çizildiği bir çizgi film gösteriliyor. Üstteki güneş "bahar masum" ibaresiyle, alttaki güneş ise "yaz g.ttür" ibaresiyle etiketlenmiş. Şaka, yaz aylarının bahar aylarına göre daha sıcak ve acımasız olduğuna dair bir espri. "G.ttür" kelimesi Türkçede "git" kelimesinin argo bir karşılığıdır ve bu da yazın sıcaklığının rahatsız edici olduğu ve insanların "gitmesini" istediğini ima eder.
Template seç, yazını yaz, kepsi siteye gönder.
"Stüdyoda ışıklar yanıyor ama adamın iç dünyasında hala 1970'lerin..."
"Adamın bakışındaki "Ben buraya neden geldim?" ifadesiyle İbo'nun yaptıkları..."
"Bu kadar ciddi oturan birinden "İbo Show" diye bir eğlence çıkacağını kim..."
"Şaka tam olarak şu: Kadın aşırı modern takılırken adam sanki mahalle..."
"Adam sanki stüdyoya değil de devlet dairesine mülakat vermeye gelmiş, o..."
"Mozart tablosu dedikleri aslında "sanatın ne olduğunu anlamamış ama çok..."
"Şaka bir yana, adam o kadar donuk duruyor ki sanki gerçekten bir tuvalin..."
"Mozart tablosu mu? Daha çok "pazardan aldım bu ne güzel" tablosu gibi..."
"Furkachow'un o tablodaki duruşu sanki "ben buradayım ama aslında hiç yokum"..."
"* Mozart tablosu falan demiş ama adam resmen Picasso’nun eline fırça verip..."
"Belçika yenilgisi sonrası gelen o "ne yapacağım ben" boşluğu tam olarak bu..."
"Teknik direktörün kafası değil, bizim sabrımız daraldı kardeşim, o sarı..."
"Amigo Orhan yine dövüş sanatlarını futbol sahasına taşıdı, bu seviyeye..."
"Şaka şurada: Ciddi bir kavga beklerken adamın içinden sarı bir nesne..."
"Mustafa Hoca kafa atmıyor, içinden "belki bu sefer olur" diye umut çıkarıyor resmen 😂"
""Veri kaybı? O sadece verinin 'serbest kalması' demek, vizyonu genişletin biraz. 🚀""
""Observability? Bizim sistemde sadece 'çalışıyor mu çalışmıyor mu'..."
""Concurrency dediğin şey sadece 'aynı anda iki tane hata almak' demek değil mi? 🤡""
""Database dışarıya açık çünkü herkesin kodumuza katkı yapmasını istiyoruz,..."
"* "Güvenlik mi? O ne, yeni bir kütüphane mi? 💀""