trajikolaylar ile ilgili bulabildiğim postlar, videolar, karikatürler, resimler, tweetler, miimler

Canadian Teen Killed by British Man She ...
Canadian Teen Killed by British Man She Flew to Meet After Falling for Him on Dating App ApocalypseNah • 38m He looks like ET's abusive uncle +1
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, başlıkta belirtildiği gibi, bir Kanadalı gencin İngiliz bir adamla tanışmak için gittiği ve daha sonra öldürüldüğü bir haber yer alıyor. Fotoğrafta bu iki kişi birlikte görülüyor. Alt kısımda ise bir yorum yer alıyor ve yorumda "ET'nin kötü niyetli amcasına benziyor" şeklinde bir benzetme yapılmış. Şaka, adamın yüz ifadesi ve görünümüyle ilgili. Yorumcu, adamı, "ET the Extra-Terrestrial" filmindeki ET karakterine benzettikten sonra, onun kötü niyetli bir amca gibi göründüğünü söylüyor. Bu, adamın görünüşünün rahatsız edici veya güven vermeyen bir havaya sahip olduğunu ima ediyor ve trajik bir olayla ilgili haberin acımasız bir yorumunu yapıyor.


Yapay zeka açıklaması
Kaynak

Worst Year by Country
Worst Year by Country
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, dünya ülkelerinin bayrakları ve yanlarında yazan yıllar yer alıyor. Yıllar, o ülke için en kötü yıl olarak kabul edilen yılları temsil ediyor. Bu, bir tür mizah içeren bir görsel. "En kötü yıl" kavramı, o ülkenin yaşadığı büyük bir felaket, savaş, ekonomik kriz veya benzeri büyük zorlukların yaşandığı yılı temsil ediyor. Resimde yer alan yıllar, tarihsel olaylarla örtüşebileceği gibi, tamamen rastgele ve absürt de olabilir. Dolayısıyla espri, "en kötü yıl" kavramının belirsizliği ve olası tarihsel bağlamda yapılan komik bir yorumlama üzerine kurulu. Görsel, geçmiş olayları ve ülkelerin karşılaştığı zorlukları mizah yoluyla ele alıyor.


Twitter tarihinin gelmiş geçmiş en iyi t...
Twitter tarihinin gelmiş geçmiş en iyi tweetlerini alta sıralıyoruz. Ben başlıyorum:
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, "Markos" adlı bir Twitter kullanıcısının "hem ayranımızı döktüler hem tatsız olaylar yaşandı" yazdığı bir tweet görülüyor. Bu tweet, "ayranı dökmek" deyiminin birine kötü bir şey olduğu anlamına gelmesi ve "tatsız olaylar yaşamak" da bir olayda kötü bir şey olmasını anlatarak iki ayrı olayı bağlantılı hale getiriyor ve mizah yaratıyor. "Hem ayranımızı döktüler, hem de tatsız olaylar yaşadık" sözleri, bir dizi talihsizliğin yaşandığı ve bir de ayranın döküldüğü oldukça günlük bir durumu esprili bir şekilde anlatıyor.


Yeni hikayenizle geldimmm. Keyifli okuma...
Yeni hikayenizle geldimmm. Keyifli okumalar 👋🏻
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, savaştan zarar görmüş bir şehrin yıkık binalarını gösteren bir fotoğraf yer almaktadır. Fotoğrafın altındaki açıklama, Polonyalı Yahudi piyanist Władysław Szpilman'ın, II. Dünya Savaşı sırasında Varşova Gettosu'nda hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Şaka, Szpilman'ın Nazi partisi üyesi olan bir subay tarafından kurtarıldığı fikrinden geliyor. Ancak, Szpilman'ın Nazi yönetiminin zulmünden kaçmaya çalışan biri olduğunu unutmamak önemlidir. Bu fotoğraf, savaşın yıkıcı gücünü ve insanların yaşadığı zorlukları hatırlatıyor. Ayrıca, hayatın karmaşıklığını ve beklenmedik olayları vurgulayan bir durum sunuyor. Fotoğrafta genç bir adamın resmi var. Alttaki yazı, adamın ismini (Władysław Szpilman) ve Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Polonya'da doğduğunu, müziğe olan ilgisi nedeniyle Varşova'da bir müzik akademisine kaydolduğunu ve Hitler'in iktidara gelmesiyle zorunlu olarak Polonya'ya geri döndüğünü anlatıyor. Bu yazı, Władysław Szpilman'ın aslında ünlü bir Polonyalı piyanist olan ve II. Dünya Savaşı'nda hayatta kalan bir Yahudi olduğunu ima ediyor. Ancak, fotoğrafa bakıldığında bu kişinin Władysław Szpilman olmadığı görülüyor. Böylelikle resimle yazının uyuşmaması ve fotoğrafın Władysław Szpilman ile ilgili olmaması bir mizah unsuru yaratıyor. Fotoğrafta "Piyanist" filminin posteri ve filmden bir kare ile filmdeki karakter Władysław Szpilman'ın hayatını anlatan bir yazı var. Yazı, Szpilman'ın 2000 yılında 88 yaşında öldüğünü söylüyor ve bununla esprili bir şekilde "hayata veda etmiş" demek istiyor. Bu, Szpilman'ın ölümünün "Piyanist" filmini izledikten sonra onu etkilediğini ima ediyor. Espri, Szpilman'ın filmin yayınlandığı 2002 yılından sonra öldüğünü anlatan bir espri. Fotoğrafta, II. Dünya Savaşı sırasında Yahudi soykırımında, insanların trenlere bindirilip ölüm kamplarına gönderildiği bir sahne görülüyor. Fotoğrafa eklenmiş metinde, "Szpilman, trene binmekten son anda kendisini tanıyan bir Yahudi getto polisi olan Itzchal Heller tarafından kurtarılır, ancak ailesinin Treblinka'ya götürülmesine engel olamaz. Szpilman, 13 Şubat 1943 tarihine kadar buradaki gettoda kalır ve sonunda kaçmayı başarır. Birkaç kez Almanlar tarafından esir edilmekten ve öldürülmekten kurtulur. Fakat Szpilman'ın aile üyelerinin hiçbiri onun kadar şanslı değildir. Ailesinden kimse soykırımdan sağ olarak çıkmayı başaramadı." yazıyor. Bu resimdeki mizah, soykırımın dehşetini ve insanların zulüm karşısındaki çaresizliğini gülünç hale getirmeye çalışarak, trajik bir konuyu alaycı bir şekilde ele almasıdır. Soykırım, hiçbir şekilde komik bir olay değildir ve insan hayatını küçümsemek ve hafife almak yerine, bu tür olayların insanlık tarihinin en karanlık sayfalarında yer aldığını unutmamak gerekir. Fotoğrafta ünlü piyanist Władysław Szpilman, Polonya'nın Varşova şehrinde oturmuş bir piyano çalıyor. Resim 1939 yılında Nazi Almanyası'nın Polonya'yı işgali sırasında çekilmiş. Şaka, resmin altında yazan ve Szpilman'ın Varşova'da toplama kampında yaşamak zorunda kaldığını anlatan metnin, onu aslında bir piyanist olarak gösteren resimle çelişmesi. Szpilman bir toplama kampına gönderilmedi, aksine 1 Eylül 1939'dan sonra da Varşova radyosunda çalmaya devam etti. Bu durum, Szpilman'ın hayatının ironik bir şekilde yansıtılması olarak kabul edilebilir. Fotoğrafta, sağ tarafta "Piyanist" filminde Wladyslaw Szpilman'ı canlandıran Adrien Brody ve sol tarafta gerçek Wladyslaw Szpilman'ın fotoğrafları yer alıyor. "Yaşadıkları ve hayatı, "Piyanist" filmine ilham kaynağı olan, Yahudi asıllı Polonyalı piyanist ve besteci Wladyslaw Szpilman'ın hayat hikayesini sizler için derledim. Sola kaydırın." yazısı ile Adrien Brody'nin filmin gerçek hikayesini canlandırması ve gerçek Wladyslaw Szpilman'ın fotoğrafının yanında olması, iki farklı "Piyanist" arasındaki benzerliği vurgulayarak esprili bir şekilde sunulmuş.


Sıradışı bir hikayeyle geldimm. Keyifli ...
Sıradışı bir hikayeyle geldimm. Keyifli okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye #bilgi #pratikbilgiler #faydalıbilgiler #gerçek #ilginçbilgiler #ilginçvideolar #ilginç #sıradışıbilgiler #keşfet #bilim #haber
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta Blanche Monnier adında genç bir kadın görülüyor. Kadının hikayesi inanılmaz ve acımasız olduğu için fotoğrafa eklenen metinde "Güzellik kraliçesi Blanche Monnier'i görünce görebileceğiniz en inanılmaz ve acımasız yaşam öykülerinden birine sahip" yazıyor. Blanche Monnier'ın hikayesi gerçekten çok acımasız. Kendi annesi tarafından 25 yıl boyunca bir odaya kapatılarak dış dünya ile iletişimi kesilmiş. Bu durum, annesinin Blanche'ı evlenmekten ve onunla evlenmek isteyen bir adamı reddettiği için yapılmış. Bu durum, Blanche'ın özgürlüğünü ve mutluluğunu tamamen yok etmiş. Bu yüzden, fotoğraftaki metin Blanche'ın hikayesinin ne kadar trajik olduğunu vurguluyor ve ona "Güzellik kraliçesi" demek ironik bir şekilde bu acımasız durumu ortaya koyuyor. Resimde, 19. yüzyıl Paris'inde bir meydanda yürüyüş yapan insanların bir fotoğrafı var. Fotoğrafta, bir kadının arkasından iki adam yürüyor. Kadının yüzü görünmüyor. Bu fotoğrafa eklenen espri ise, kadının **"sosyete camiasından olan birçok erkeğin dikkatini çektiği"** ve bu durumun annesini rahatsız ettiği, hatta annesinin onu "sonsuza dek odasına kilitlediği" şeklinde. Bu espri, kadınların güzellikleri nedeniyle yaşadıkları zorlukları ve toplumsal baskıları mizahi bir şekilde ele alıyor. Bu fotoğraf, "Sizbilirdi" diye bilinen bir Instagram hesabının paylaştığı bir mizah görseli. Fotoğrafta iki farklı fotoğraf yan yana konulmuş. Soldaki fotoğrafta genç bir kadın güzel ve zarif bir şekilde oturuyor. Sağdaki fotoğrafta ise aynı kadın, ama yüzünde sert bir ifade ve sıkıntılı bir bakışla, yatakta yatmış halde. Görselin altındaki açıklama ise, sol taraftaki kadının "Blanche" adında olduğunu ve tüm ailesiyle iletişimini kestiğini, odasından hiç çıkmadığını ve temel hijyen ihtiyaçlarını bile karşılamadığını anlatıyor. Bu durumun onun hayatının yarısını yatakta geçirmesine neden olduğunu ve çocuklarını İngiltere'de yatılı bir okula gönderdiklerini söylüyor. Son olarak da, Blanche'nin "Okul bittiğinde ise, İskoçya'da kendi hayatını kurduğunu ve Fransa'ya geri dönmeyeceğini söylediğini" söylüyor. Buradaki mizah, sol taraftaki fotoğrafta görünen güzel ve zarif Blanche'nin, sağ taraftaki fotoğrafta görünen, yatakta hasta ve mutsuz bir insan gibi gösterilmesinden geliyor. Bu durumun bir kadın için çok dramatik bir şekilde ifade edilmesi, Blanche'nin kendi hayatını "kurduğuna" dair yorumla birleştiğinde, görseldeki mizahı yaratıyor. Fotoğrafta, 1901 yılında Paris'te geçen bir olayın haberini veren bir mektubun bir parçası ve o mektubun bulunduğu defterin sayfalarından kareler var. Mektupta, şifrelenmiş bir mesaj ve defterde, "1901 yılında, Paris'te bir başsavcıya gizli bir mektup geldi. Mektup, Paris'te tanınmış bir ailenin kapalı kapılar ardında sakladığını iddia eden bir şey hakkında bilgi veriyor. Mektup yazarı bilinmiyor, ancak tarihçiler mektubun ailenin çalışanlarından biri tarafından yazıldığını düşünüyor." yazılıyor. Şaka, mektubun şifrelenmiş gibi görünmesi ve içeriğin sıradan bir olayın haberini vermesi. Yani, mektubun gizli bir anlam taşıdığı izlenimi vermek için şifrelenmesi ve bu şekilde yazılması aslında bir şaka. Fotoğrafta karanlık bir malikanenin dışı görünüyor. Pencerelerden biri loş bir şekilde aydınlatılmış. Alttaki metinde ise Monnier ailesinin Paris sosyetesinin önemli isimlerinden olduğunu ve malikanesini araştırmaya giden memurların çürük koku duyduklarını ve kilitli bir odayı buldukları, kilit kırıldığında gözlerine inanamadıkları yazıyor. Bu espri, malikanenin karanlık ve gizemli atmosferine gönderme yapıyor. Çürük koku ve kilitli oda, malikanede gizli bir şey olduğunu ima ediyor. Memurların gözlerine inanamadıkları ise bu gizli şeyi keşfettiklerinde şaşkınlık içinde kalacaklarını düşündürerek, okuyucunun da merakını cezbediyor. Fotoğrafta bir yatakta yatan ve son derece zayıf görünen bir kadın var. Yanında bir de yazı var ve "Gördükleri ve yaptıkları araştırmalara dayanarak bir rapor yazdılar. İşte bu raporda, gördüklerini özetleyen kısa bir kesit: Bir deri bir kemik kalmış ölmek üzere olan bir kadın, diskı ve yiyecek artıklarıyla kaplı çürümüş bir yatakta öylece yatıyordu. Yatağın üzerinde böcekler geziyordu. Odanın içerisindeki hava o kadar kötü ve dayanılmazdı ki soruşturmamıza devam edemedik." Bu, bir mizah paylaşımı ve "ölmek üzere olan" kadının, aslında **bir disk ve yiyecek artıklarıyla kaplı** bir yatakta olmasıyla ilgili bir ironi. Bu ironinin mizahı, insanların ölüme yaklaşıp, sadece yiyecek artıklarıyla dolu bir yatakta yatmasıyla ilgili absürt düşünceden kaynaklanıyor. Fotoğrafta, bir odada zincirlerle bağlı duran ve 25 yıl boyunca hiç dışarı çıkmamış bir kadın görüyoruz. Kadının durumu o kadar kötü ki, sadece ayakları üzerinde duracak gücü kalmamış. Bu espri, kadının 25 yıl boyunca o karanlık odada zincirlerle bağlı yaşamasının bir mucize olduğunu ironik bir şekilde anlatıyor. Esasen, bu espri, insanların zorlu koşullarda bile hayatta kalabilme gücüne ve azmine vurgu yapıyor. Fotoğrafta 19. yüzyılda "La recluse de Poitiers" olarak bilinen bir kadının hikayesini anlatan eski bir Fransız gazetesi yer alıyor. Kadın, uzun yıllar boyunca evinde esaret altında tutulduğu ve sonunda öldürüldüğü iddia ediliyor. Hikayeyi aktaran gazete başlığı ve içeriği "La recluse de Poitiers" yazısının altında yazılı. Görsel olarak da, "la recluse" olan kadının ve "La recluse de Poitiers" makalesinin bir kısmı görünüyor. Fotoğraftaki espri, "la recluse" olan kadının, evinde esaret altında kalmasının sebebinin, dışarıda kalmaktan korktuğu için olması. İnsanlar genellikle bu tip "esaret" hikâyelerinde, kurbanı esir tutan kişinin kötü biri olduğunu düşünür. Ancak burada, "la recluse" olan kadının kendi isteğiyle, "özgürlükten" kaçmak için evinde kaldığı ima ediliyor. Bu espri, "la recluse" olan kadın hakkında bir ironi yaratıyor. Olayı daha da komik hale getiriyor. Fotoğrafta Blanche Monnier adında bir kadın, 25 yıl boyunca hapis kaldığı odanın içinde görülebilir. Resimdeki espri, Blanche Monnier'ın yıllarca hapis kalmasına rağmen mutlu görünüyor gibi gösterilmesi. Bu ironi, aslında Blanche Monnier'nin hayatının ne kadar acı dolu olduğuna vurgu yapıyor.


Üzücü bir hikayeyle sizlerleyim dostlar ...
Üzücü bir hikayeyle sizlerleyim dostlar 😕İyi okumalar 👋🏻 Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye #bilgi #pratikbilgiler #faydalıbilgiler #gerçek #ilginçbilgiler #ilginçvideolar #ilginç #sıradışıbilgiler #keşfet #bilim #haber
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta genç bir kızın gülümseyen yüzü görünüyor. Altında ise, "Teş başında yaşadığı evde can verip cesedi ancak üç yıl sonra tesadüf eseri bulunan Joyce Vincent'in acı dolu öyküsünü sizler için derlemeye çalıştım. Detaylar için yana kaydırın." yazıyor. Bu bir mizah paylaşımı değil, sosyal medyada sıklıkla kullanılan, okuyucunun daha fazla bilgi için içeriği kaydırmasını teşvik eden bir cümle. Dolayısıyla "şaka" diye bir şeyden bahsetmek mümkün değil. Fotoğrafta iki kadın, muhtemelen kardeşler, yan yana oturmuş. Her ikisi de güzel ve gülümsüyor. Alttaki yazıda, "Hayatta çok kötülük görmüş, çok acı olaylar yaşamış olabilirsiniz. Hatta talihsizliğinize lanet okuyor olmanız da mümkün. Ama Joy Vincent'ın hikayesini öğrendikten sonra kendinizi şanslı biri olarak görebilirsiniz." yazıyor. Bu, Joy Vincent'ın hikayesinin, "gerçekten de insanın şanslı biri olduğunu hissettirmesi" için bir gönderme. Yani mizah, Joy Vincent'ın yaşadıklarının ne kadar kötü olduğunu, ve bu kötü durumun bile şanslı olarak görülebilecek kadar kötü olduğunu vurgulamak için kullanılıyor. Fotoğrafta, pembe bir tişört giyen genç bir kadın ve beyaz bir köpek bir teknenin içinde oturmuş görünüyor. Kadının yüz ifadesi üzgün ve düşünceli. Altta ise, "Joyce Vincent'in 38 yıllık ömrü oldukça kötü bir şekilde sonlandı. Üstüne üstlük ailesinin ve arkadaşlarının onun yokluğunu fark etmesi iki seneden fazla sürdü. Aileniz, akrabalarınız ve sözde iyi arkadaşlarınız olmasına rağmen öldüğünüzü neredeyse 3 yıl boyunca kimsenin anlamaması ne büyük talihsizlik değil mi?" yazan bir yazı bulunuyor. Şaka, Joyce Vincent'ın ölümünün uzun süre fark edilmemesinin ve bu durumun "talihsiz" olarak nitelendirilmesinin ironik bir şekilde gülünç olması üzerine kurulu. Üzücü bir olayı, "talihsizlik" olarak nitelendirerek ciddiyetten uzaklaştırılmış ve kara mizah kullanılarak bir paradoksa dönüştürülmüş. Resimde genç bir kadın görülüyor. Fotoğrafın altında ise 25 Ocak 2006 tarihinde Londra'da ölen Joyce Vincent'ın ölüm hikayesinin kısaca anlatıldığı bir metin bulunuyor. Joyce, öldüğünde evinde 2003 yılı takvimi bulunmuş. Bu durum, onun uzun zamandır ölü olduğunu ve kimsenin onu aramadığını gösteriyor. Şaka, Joyce'ın ölümünün ne kadar uzun süre fark edilmemiş olmasına dayanıyor. 2006 yılında 2003 yılı takvimiyle yaşamanın ne kadar sıra dışı olduğuna ve bu durumun ironikliğine vurgu yapıyor. Fotoğrafta, bir dairede, iki kişi beyaz tulumlarla, birinin elinde poşet diğerinin elinde evraklar var. Bu kişiler, muhtemelen polis veya adli tıp ekibi, olayın yaşandığı daireyi inceliyor. Altta ise, bir insanın cesedi bulunduğuna dair bir haber yazısı görüyoruz. Bu fotoğraftaki espri, aslında fotoğrafa eklenen yazıdan kaynaklanıyor. Yazıda, birinin cesedinin yıllar sonra bulunması ve ölüm sebebinin doğala yatkın olmasına rağmen, olayın çok trajik olması üzerine vurgu yapılıyor. Ancak, resimde görünen iki kişinin olayı sanki çok sıradan bir şeymiş gibi inceliyor olması, alaycı bir şekilde insanların ölümüne bakış açısını eleştiriyor. Fotoğraftaki ironi, olayda yaşanan trajikliği alaycı bir şekilde gözler önüne sererek, insan hayatının önemsizleştirildiğini ima ediyor. Fotoğrafta, siyahi bir kadının portresi görünüyor. Altta ise onun adının Joyce olduğu ve ev kirasının yarısını ödediği, fakat ölümünden sonra ev sahibinin diğer yarısını ona vermemesiyle ilgili bir şaka yazıyor. Şakanın espri kısmı, ev sahibinin Joyce'un ölümünden sonra kirayı talep etmesinin "komik" bir durum olması ve bu durumun okura bir "çift anlamlı" mesaj vermesidir. Bu şaka, okuyucuyu güldürme amacıyla, insan ölümlerine dair mizah kullanan "karanlık" bir mizah türüne giriyor. Fotoğrafta, "Did you know Joyce (Carol) Vincent?" başlıklı bir kayıp ilanı ile birlikte bir kadın ve bir erkeğin fotoğrafları var. Kadın, arkasında duran erkeğe göre daha mutlu ve daha iyi bir durumda görünüyor. Kayıp ilanındaki "Joyce" bir kadın ve muhtemelen evsiz ya da ölü. Bu da "unutulmak" kavramını çağrıştırıyor. Fıkra, evsiz insanların ya da kaybolanların hayatlarının bazen "unutulmak" kadar önemsiz olduğunu ve "unutulmak" kavramının onların hayatları için ne kadar trajik bir gerçek olduğunu anlatıyor. "Joyce (Carol) Vincent"ın hayatı, belki de fotoğraftaki erkeğin hayatından bile daha önemsiz bir şekilde "unutulmuş". Fotoğrafta, genç ve güzel bir kadın görüyoruz. Kadının solunda bulanık bir şekilde başka bir kadın var, ancak çok fazla ayrıntı göremiyoruz. Fotoğrafın alt kısmında, genç kadının hayat hikayesini anlatan bir yazı var. Yazıda, kadının hayatının zorlu geçtiği, ancak asla pes etmediği belirtiliyor. Bu yazı, sanki genç kadının hayatını özetler gibi, "Hayatı boyunca çalışıp durmuş, hiçbir kötü alışkanlık edinmemiş, yasaları çiğnememiş, insanları mağdur etmemiş aksine kendisi şiddet mağduru olmuş bir kadının yaşamı işte böyle son buldu." ifadeleriyle sona eriyor. Bu yazı, okuyucunun genç kadının hayatının zorlu olduğunu ve "şiddet mağduru" olduğunu düşündürmesi amaçlanıyor. Ancak, okuyucu resimde genç kadının solunda bulunan "bulanık" kadını fark ettiğinde, genç kadının aslında bu "bulanık" kadının fotoğrafını çektirdiğini anlayacak. Bu da, aslında genç kadının "şiddet mağduru" olmadığını, tam tersine fotoğraf çektirdiği "bulanık" kadının mağdur olduğunu ima ediyor. Bu nedenle, bu fotoğrafa ait espri, genç kadının fotoğrafını çektirmek için mağdur gibi poz vermesinden kaynaklanıyor. Okuyucu, fotoğrafı dikkatlice inceleyerek bu espiriyi fark edebiliyor.


12 Kaynak
12 Kaynak
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, ağlayan ve telefonla konuşan genç bir kadın görülüyor. Kadının gözyaşları, "tvlegendstr" kullanıcı adı ile tweet'e benziyor. Türkçede, "tvlegendstr" ismiyle atılan bir tweet'e benzeyen gözyaşları anlamına geliyor. Şaka, ağlayan kadınların "tweet atmak" gibi gözyaşları attıklarını ima eden bir kelime oyunu.


Celal Baggins @KurtissDonalddd · 16 sa g...
Celal Baggins @KurtissDonalddd · 16 sa gözlerimden birkaç damla yaş süzüldü ananı sikim hayat A Muhbir @AjansMuhbir · 17 sa MUHBIR İstanbul'da S.M., cinsel içerikli videodaki kazaktan karısını tanıdı: “Ben hediye etmiştim!”
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Celal Baggins @KurtissDonalddd · 16 sa gözlerimden birkaç damla yaş süzüldü ananı sikim hayat A Muhbir @AjansMuhbir · 17 sa...


Madımak Oteli’nin katliamdan sonra çekil...
Madımak Oteli’nin katliamdan sonra çekilen fotoğrafı.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Bu fotoğrafta, bombalanmış bir binanın önünde yıkılmış arabalar ve binanın pencereleri kırılmış bir şekilde görülebilir. Arabalardan biri ters dönmüş durumda. Bu resimde bir espri yok, sadece yıkım ve savaşın etkilerini gösteriyor.


sad pics for sad people @sadpicturess Be...
sad pics for sad people @sadpicturess Bergen'in mezarının kafes içinde olmasi ve bunu sebebi kocasının onu vurduktan sonra seni mezarında bile rahat bırakmayacağım demesiymiş. BERGEN ELON SARMSta TFİYE DEMİROĞLU RUHUNGOA İBRAHİM ÜBEYE RUHVSA
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

sad pics for sad people @sadpicturess Bergen'in mezarının kafes içinde olmasi ve bunu sebebi kocasının onu vurduktan sonra seni...


Japonya'da kız arkadaşını evlenme teklif...
Japonya'da kız arkadaşını evlenme teklif etmek için köprüye götüren adam,evet yanıtını aldıktan sonra köprüden düşerek öldü….
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta bir köprü ve onun hemen altında bir adamın yazdığı bir yorum var. Yorumda adam, kız arkadaşına evlenme teklif ettiğini ancak kızın hayır dediğini söylüyor. Daha sonra adam intihar etmiş. Yazar, olaydan sonra kız arkadaşına "Bence kız hayır dedi adam intihar etti ve kız olay başına patlamasın diye evet dedim ama düştü dedi" diye mesaj attığını söylüyor. Şaka, adamın kızın hayır demesi üzerine intihar etmesinin, kızın kabul etmesi için yapılan bir oyun gibi algılanması ve kızın aslında bu duruma "evet" dediğini, yani adamın düştüğünü ("evet dedi") ima etmesi üzerine kurulu.


💬 Son Yorumlar