İçerik ekle template seç, yaz, gönder
havaalanı ile ilgili bulabildiğim postlar, videolar, karikatürler, resimler, tweetler, miimler

Love yani aşk
Love yani aşk
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, siyah takım elbise giyen ve kravat takan bir adam ve açık renkli takım elbise giyen bir kadın yürürken görünüyor. Kadının taşıdığı çanta, adamınkine göre çok büyük. Bu durumdan yola çıkarak, "adamın eşyalarını taşıdığı" şeklinde espri yapılabilir. İşte olası bir espri: "Adamın eşyalarını taşıyormuş, herhalde adamın eşyalarından birini, belki de kravatını kaybettiği için bu kadar büyük bir çanta taşıyor?" Fotoğrafta, bir otobüste yolculuk eden dört kişi görünüyor. Ön planda, kadın bir termosun ağzına bakıyor. Arkasındaki adam ise elinde bir kutu ile onu izliyor. Bu fotoğraftaki espri, kadının termosuna baktığı sırada adamın elindeki kutuyu göstererek "Bu termosta acaba ne var?" diye sormasıdır. Bu şekilde, adamın kadının elindekinin ne olduğuna dair merak uyandırdığı, aynı zamanda ters bir şekilde termos içindeki şeyin aslında adamın elindeki kutu olduğu gibi bir espri yaratılmıştır. **Fıkra:** "Bu termosta acaba ne var?" Fotoğrafta, sol tarafta, kalabalığın önünde el sallayan, Bülent Ecevit ve sağ tarafta, ona gülümseyerek bakan eşi Rahşan Ecevit yer alıyor. Fotoğrafın komik yanı, Bülent Ecevit'in kalabalığın önünde "el sallaması"nın, siyasi kariyeri boyunca "el sallayan" pozisyonuyla özdeşleşmesidir. Türkçede bir espri, "Bülent Ecevit'in her zamanki gibi el sallaması" şeklinde olabilir.


@ElenaJoanChi… - 18 sa . Elena Joant Dah...
@ElenaJoanChi… - 18 sa . Elena Joant Daha yolda basladilar amkkkkkkk Muhbir @AjansMuhbir - 21 sa THY'nin tahliye uçuşunda Afgan bir kadın doğum yaptı. ROMABET 50₺ HEDİYE!
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta bir uçakta doğum yapan bir Afgan kadını ve ona yardım eden uçuş görevlisi görülüyor. Altta yazan "THY'nin tahliye uçuşunda Afgan bir kadın doğum yaptı." yazısı, Afganistan'daki son gelişmeler ve THY'nin tahliye uçuşlarıyla ilişkilendiriliyor. Bu durum, bir uçakta doğum yapmanın olağan dışı bir durum olmasına rağmen, Afganistan'daki durumun ne kadar acil olduğunu ve insanların nasıl zor koşullarda yaşadığını gösteriyor. "Daha yolda başladılar amkkkkkkk" ise bu durumun ironik bir şekilde esprili bir yorumunu yapıyor.


Mushi @hheygidiheyy Eniştem, Dusseldorf ...
Mushi @hheygidiheyy Eniştem, Dusseldorf havaalanında salamura yaprağı gösterip bu ne diye soran polise yaprak sarma hareketi yapınca göz altına alınmış ahhaah
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, Twitter'da "Mushi" kullanıcı adıyla bir profil fotoğrafı ve bir gönderi var. Gönderide, "Eniştem Dusseldorf havaalanında salamura yaprağı gösterip bu ne diye soran polise yaprak sarma hareketi yapınca göz altına alınmış ahhaah" yazıyor. Bu gönderideki espri, kişinin havaalanında güvenlik kontrolünden geçerken salamura yaprağını "sarma hareketi" yaparak polisin dikkatini çekmesi ve bu nedenle gözaltına alınmış olmasıdır. Bu espri, kişinin durumun absürt ve komik olduğunu vurgulamasıyla ortaya çıkıyor.


18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adam...
18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adamın Filmlere Konu Olan İnanılmaz Öyküsünü sizler için derlemeye çalıştım.Detaylar için yana kaydırın. Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, büyük ihtimalle İran'ın eski cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, bir havalimanında bir masada oturmuş. Elinde bir pipo var ve sigara içiyor. Bu fotoğrafın esprili yanı, Muhammed Hatemi'nin 2006 yılında hastaneye kaldırılması ve zorla havalimanından çıkmasıyla ilgili bir olayı anımsatıyor. Bu olay, Hatemi'nin politik olarak çok zorlu bir döneminde yaşanmış ve o zamanlarda "İran'ın liderlerinin hastaneye gitmek için bile özel izin almaları gerektiği" şeklinde yorumlanmıştı. Fotoğraf bu olaya gönderme yaparak Hatemi'nin bir havalimanında rahatça oturmasını ve pipo içmesini "garip" bir durum olarak gösteriyor. Fotoğrafta, bir havalimanında oturan ve kitap okuyan bir adam görülüyor. Adamın üstünde yazan yazıya göre, adam havalimanında kalmaktan mutlu ve gitmek istemiyor. Bu durum, genellikle insanların havalimanlarında sıkılıp gitmek istedikleri bir yer olarak düşünülmesiyle çelişiyor ve bir mizah yaratıyor. Fotoğrafta, havalimanında bir adam oturmuş, sigara içiyor. Adamın düşünceli bakışları ve etrafındaki boşluk, havalimanında sıkışıp kaldığını ve dışarı çıkamadığını gösteriyor. Aşağıdaki yazıda da adamın havalimanında uzun süre kalmasının, dışarı çıkmak için izin alamaması ve Fransız sınırları içinde kalmasının zorluğundan bahsediliyor. Bu fotoğrafın mizahı, adamın havalimanından çıkamayacağını düşünmesinden ve buna bağlı olarak yaşadığı sıkıntıdan geliyor. Adamın bu durumda olması, havalimanının dışarı çıkışının çok zor ve sıkıntılı bir süreç olduğunu ironik bir şekilde gösteriyor. Fotoğrafta, havalimanında oturan ve sigara içen bir adam var. Adamın yanında bir masa ve üzerinde bir bavul var. Fotoğrafın altındaki yazı, adamın sahte belgeler nedeniyle havalimanında mahsur kaldığını ve bu durumun havalimanı çalışanlarını çileden çıkardığını anlatıyor. **Şaka:** Adam, sahte belgeler kullanarak havalimanından kaçmaya çalışıyor. Ancak planı ters gidiyor ve belgelerin sahte olduğu ortaya çıkıyor. Adam, havalimanında mahsur kalıyor ve havalimanı çalışanlarını çileden çıkarıyor. Fotoğrafta bir havaalanında oturan ve bir pipo içen bir adam görülüyor. Adamın yanında da açık bir bavul var. Fıkra, havaalanlarının uluslararası sınır olarak kabul edilmediği, yani bir ülkeden başka bir ülkeye geçmek için vize gibi bir belgeye gerek olmadığı üzerine kurulu. Adamın havaalanında mahsur kaldığını ve orada ufak tefek işler yaparak geçimini sağlamaya çalıştığını söylüyor. Fıkranın komik yanı, adamın havaalanında mahsur kaldığı ve geçimini sağlamaya çalıştığı düşüncesiyle, havaalanının aslında bir sınır olmadığı ve herhangi bir belgeye ihtiyaç duyulmadığı arasındaki çelişki. Resimde bir havalimanında oturan bir adam görülüyor. Adam, ellerinde bir dosya ile havalimanında beklerken, alaycı bir şekilde "Christian'ın uzun süren çalışmalarından sonra sonunda bir çözüm yolu buldu. Nasser'in mülteci olduğunu gösteren yeni belgeler alması için, kendisinin direkt olarak Belçika'ya gitmesi gerekiyordu ama havalanından da yasal olarak ayrılması mümkün değildi. Ufacık bir hata 7 yıla mal oldu. Christian Bourguet on yıldan fazla süren uğraşları sonucu 1999 yılında, Belçika'yı Nasser'iye gerekli olan belgeleri göndermeye ikna etti." şeklinde bir açıklama yazmış. Fıkra, Naser'in Belçika'ya gitmek için yıllarca uğraştığı, ama havalimanından ayrılamadığı, çünkü gerekli belgelerin hala tam olarak hazırlanmadığı ve bu durumun Christian Bourguet'in uğraşmaları yüzünden 7 yıl sürdüğü düşüncesine dayanıyor. Bu durum, aslında Naser'in Belçika'ya girişini onaylayan belgelerin 7 yıldır hazır olduğunu ve Christian'ın bu belgeleri bulup Naser'e vermesi üzerine, Naser'in artık havalimanından ayrılabileceği gerçeğinin alaycı bir şekilde anlatımına dayanmaktadır. Fotoğrafta, Tom Hanks'in oynadığı "The Terminal" filminde yer alan gerçek bir hikaye anlatılıyor. Hikaye, havalimanında 18 yıl boyunca mahsur kalan Naser'i konu alıyor. Fotoğrafta gördüğümüz Naser, o yıllarda havalimanında yaşadığı süreç boyunca para biriktirmiş ve sonunda İngiliz vatandaşlığı alarak istediği hayata kavuşmuş. Fotoğrafta, Naser'in yerde bir bavul üzerine oturarak, yanındaki masada bir bardak kahve ile dinlendiğini görüyoruz. Bu durum, Naser'in yıllarca havalimanında yaşadığına ve artık rahat bir yaşam sürüyor olmasına dair bir ironi yaratıyor. Fotoğrafta, bir havalimanında oturan bir adam görülüyor. Adam, yanındaki masada duran bir bavul ve piposu ile "Sizi bilmiyorum" ifadesini kullanarak, kendisini tanımadığını ima ediyor. Fıkra ise, adamın kim olduğunu bilmeyenlerin çoğunlukla "Sizi bilmiyorum" diyerek tepki verdiğini, oysa adamın kim olduğunu bilmeyenlerin çoğunlukla "Sizi bilmiyorum" diyerek tepki verdiğini göstererek, insanları tanımamak konusunda şaka yapıyor. Fotoğrafta, Charles de Gaulle Havaalanı'nda bekleyen ve sigara içen bir adam görüyoruz. Adamın altına bir yazı yerleştirilmiş. Yazıda, adamın 1988 yılında Fransa'ya gitmeye karar verdiği ve uçak biletlerini aldığı, ancak Charles de Gaulle Havaalanı'na gittiğinde mülteci olduğunu belgeleyecek evraklarını bulamadığı ve bu yüzden başka bir ülkeye giremeyeceği veya Fransa'dan çıkamayacağı belirtiliyor. Bu, adamın Fransa'da sıkışıp kaldığını ima eden bir mizah örneği. Adamın durumunun mülteci olmasına benzemesi ve havaalanında bekliyor olması mizahı güçlendiriyor.


18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adam...
18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adamın Filmlere Konu Olan İnanılmaz Öyküsünü sizler için derlemeye çalıştım.Detaylar için yana kaydırın. Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, bir havalimanında oturan ve elinde pipoyla bir adam görülüyor. Adam, havalimanından çıkmak için zorlanmış ve havalimanı yetkilileri ona çıkmak için gerekli belgeleri vermiş. Bu görselin espri kısmı ise, adamın havaalanında oturan ve çevresinde dolaşan insanların özgürce hareket etmesine rağmen, onun havalimanından çıkmak için gerekli izinlere ve belgelerin zorunluluğuna sahip olmasıdır. Bu durum, insanların özgürlüğün kısıtlandığı bir sistem içinde yaşadıklarını ve insanların, yaşamlarında bir dizi izin ve belgeye ihtiyaç duyduklarını gösteren bir metafordur. Fotoğrafta, bir havaalanında oturan ve kitap okuyan bir adam görünüyor. Adam, havaalanında kalmaktan mutlu olduğunu ve dışarı çıkmak istemediğini söylüyor. Şaka şu ki, adam havaalanında kalmaktan mutlu olsa da aslında dışarı çıkmak zorunda kalacak, çünkü havaalanında yaşaması için gerekli olan temel ihtiyaçları (örneğin yiyecek, banyo) karşılamak için dışarı çıkmak zorunda kalacaktır. Resimde bir adam havaalanında oturmuş sigara içiyor. Adamın başında düşünce balonu var ve düşüncesinde "Havalanında birkaç yıl geçirdikten sonra, oradan asla çıkamayacağını düşünmeye başladı ve bu kapalı alandan çıkıp temiz hava almak bile çok uzak bir düşünceydi sanki. Çünkü dışarı çıkmasına yani Fransa sınırları içerisinde bulunmasına izin yoktu. Fransız insan hakları konusunda uzmanlaşmış Christian Bourguet adlı bir avukat nihayet Nasser'in durumunu fark etti.Bourguet, Nasser'in özgürlüğüne kavuşması için elinden geldiğince uğraştı." yazıyor. Bu resimdeki espri, havaalanından çıkamayan adamın Fransa'da "sürgünde" olduğunu ima ediyor. Resimde, kişinin bir suçtan dolayı hapis cezası aldığı ve havaalanında gözetim altında tutulduğu, özgürlüğüne kavuşmasının zor olduğu ima ediliyor. Fotoğrafta bir havalimanında oturan bir adamı görüyoruz. Adamın elinde bir pipo ve gözlerinin üzerinde kalın çerçeveli gözlükler var. Görünen o ki adam bir evrak işleri nedeniyle havalimanında mahsur kalmış ve durumundan dolayı oldukça sinirli. Bu fotoğrafa ait espri, adamın evrak işlerini çözememesi ve havalimanında mahsur kalması nedeniyle sinirlenmesi üzerine kurulu. Adamın sinirli ve bıkkın hali, gözlerindeki öfkeyi ve piposunu sıkıca tutuşunu gözlemleyerek anlaşılıyor. Fotoğrafta, büyük bir havalimanının içinde tek başına oturan Nassi adında bir adamı görüyoruz. Adam, havaalanında bir sandalyede oturuyor ve sigara içiyor. Adam, havalimanı içinde mahsur kaldığı için küçük işler yaparak geçimini sağlamaya çalışıyor. Fıkra, havalimanlarının uluslararası alan olarak kabul edildiği ve herhangi bir ülkenin sınırını temsil etmediği gerçeğine dayanıyor. Bu yüzden Nassi, havaalanında bir ülkeye girmiş veya çıkmış sayılmadığı için herhangi bir belgeye ihtiyaç duymuyor. Ancak, havaalanı içinde mahsur kaldığı için geçimini sağlamak zorunda kalıyor. Resimde, Belçika'ya gitmek isteyen bir mültecinin havalimanında oturmuş bir görevliyle görüştüğü görülüyor. Görevlinin elinde bir kitap var ve sigara içiyor. Görsel mizah, mültecinin Belçika'ya gitmesi için gereken belgeleri on yıldan fazla uğraşarak ancak sonunda elde edebildiğini, ancak görevlinin bunu sıradan bir kitap okuma gibi gösteriyor olmasıyla ortaya çıkıyor. Resimdeki mizah, mültecilerin yaşadığı zorlukları ve bürokrasinin saçmalığını vurguluyor. Fotoğrafta, "The Terminal" filminin konusu olan, havalimanında 18 yıl yaşayan Naser'in hikayesini anlatan bir yazı bulunmaktadır. Şaka, Naser'in havalimanında 18 yıl yaşadıktan sonra Amerika'da vatandaşlık almaya çalışması ve hikayesinin filme alınmasından sonra parayı yirmi yıl boyunca istediği hayatı kurmak için kullanmasıdır. Yani Naser havalimanında 18 yıl yaşamış ve sonunda "The Terminal" filminin konusu olmuştur. Naser'in hikayesi ve deneyimi sayesinde para kazanmıştır ve bu parayı hayal ettiği hayatı kurmak için kullanmayı planlamaktadır. Bu, havalimanında 18 yıl yaşayan Naser'in hayatını bir film için kullandığını ve hikayesini kullanarak istediği hayatı elde edebileceğini göstermektedir. Fotoğrafta bir adam havaalanında oturmuş, elinde bir pipo ve bir bavul var. Adamın, havaalanının orta yerinde oturması ve pipo içmesi, bir bavul ile beklemesi komik. Resim, bir adamın evinden kaçtığı ve yeni bir hayata başlamak için bir ülkeden diğerine kaçtığı hikayeyi anlatıyor. Bu hikayeyi komik kılan şey, adamın rahatlığı ve yolculuğunun bir bavulla gerçekleşmesi. Daha anlaşılır bir şekilde açıklamak gerekirse, resimde gösterilen adamın, evinden kaçtığı ve yeni bir ülkede yeni bir hayata başlamak için bir havaalanında beklediği komiktir. Adamın rahat tavrı ve yeni hayatına bir bavulla hazır olması ironiktir. Fotoğrafta, Charles de Gaulle Havalimanı'nda, yolcuların bekleme alanında oturmuş ve bir pipo içen bir adam görünüyor. Adamın yanındaki masanın üstünde, bagajı için bir etiket taşıyan bir bavul duruyor. Bu görsel, Charlie Chaplin'in "Modern Zamanlar" filmindeki ünlü sahneye gönderme yapıyor. Filmde Chaplin, fabrikanın makinelerinin içinde sıkışıp kalmış bir işçiyi oynuyordu. Bu durum, onun gerçek hayattaki kimliğini yansıtan bir alaycı ironi yaratıyordu, çünkü Chaplin, ünlü bir film yıldızı olmasına rağmen, halk arasında basit bir işçi gibi davranıyordu. Fotoğraftaki adamın durumu da benzer bir alaycı ironiye sahip. Adam, Charles de Gaulle Havalimanı'nda oturmuş, pipo içerken rahat bir tavır sergiliyor. Ancak, bavulun üzerindeki etiket, onun bir "mülteci" olduğunu ve hiçbir yere gidemeyeceğini ima ediyor. Bu durum, adamın gerçek hayatındaki statüsünün, dışarıdan görünen rahat tavrıyla uyuşmadığını gösteriyor ve bir alaycı ironi yaratıyor.


18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adam...
18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adamın Filmlere Konu Olan İnanılmaz Öyküsünü sizler için derlemeye çalıştım.Detaylar için yana kaydırın. Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, Naser adında bir adam havalimanında bir masada oturmuş sigara içiyor. Naser hastaneye kaldırılması gerektiği için havalimanından zorla çıkmıştır. Ama havalimanından çıktığına inanmak çok zordur. Çünkü fotoğrafta onun havalimanında olduğu görülüyor! Bu fotoğrafın mizahı, Naser'in havalimanından çıkamadığını ancak havalimanında olduğu görüldüğü için bir zıtlık yaratması ve bu zıtlık üzerinden gülünç bir durum oluşturmasıdır. Fotoğrafta, havalimanında bir masada oturan ve kitap okuyan bir adam görülüyor. Adamın kitap okumaktan ve havalimanında vakit geçirmekten memnun olduğu anlaşılıyor. Yazının altındaki metinde, adamın havalimanında kalmaktan mutlu olduğu ve gitmek istemediği belirtiliyor. Bunun nedeni ise, adamın havalimanında sürekli yemek yediği ve tuvaletleri kullandığı ve etrafındaki insanları izlediği belirtiliyor. Yani adam, havalimanında vakit geçirmek için bahaneler arıyor ve aslında havalimanından gitmek istemiyor. Bu, havalimanında vakit geçirmekten keyif alan bazı insanların mizahını yansıtıyor. Fotoğrafta, bir adam havalimanında oturmuş, etrafına bakıyor ve düşünceli bir ifadeyle sigara içiyor. Şaka ise adamın havalimanında uzun süredir mahsur kaldığını ve artık oradan çıkamayacağını düşünmeye başladığını ima ediyor. Bu, havalimanının bir "kafes" gibi olduğunu ve dışarı çıkmak için izin alınması gerektiğini vurguluyor. Ek olarak, adamın Fransız sınırları içinde olması ve Fransız insan hakları konusunda uzmanlaşmış bir avukat tarafından temsil edilmesi, "kafes" metaforunu daha da güçlendiriyor. Fotoğrafta, havalimanında oturan ve bir pipo içen bir adam var. Adam, Belçika'ya gönderilecek belgeleri elinde tutuyor, ancak belgeler sahte olduğundan, Belçika adamın Fransa'ya girmesine izin vermiyor ve adam havalimanında mahsur kalıyor. Bu fotoğrafa eklenen yazı ise, adamın Belçika'ya belgeleri gönderdiğinde Fransız havalimanında kalabileceğini ancak belgelerin sahte olduğu ortaya çıkınca havalimanında mahsur kaldığını ve havalimanı çalışanlarının da onu delirttiğini belirtiyor. Resimdeki espri, adamın Belgika'ya gönderilmek üzere sahte belgeler hazırlayarak Fransa'dan kaçmaya çalışması ve bunun sonucunda havalimanında mahsur kalmasıdır. Fotoğrafta havalimanında oturan ve pipo içen bir adam görülüyor. Yazı, havalimanlarının uluslararası alan olarak kabul edildiğini ve bu nedenle ülke sınırları olarak tanımlanmadığını belirtiyor. Adamın, "Nasser" isminde olduğu ve Fransızca bilmediği için havalimanında mahsur kaldığı ve ufak tefek işler yaparak geçimini sağlamaya çalıştığı söyleniyor. Fıkra, havalimanının bir ülke sınırını temsil etmediği gerçeğini kullanarak, adamın havalimanında mahsur kaldığı ve geçimini sağlamak zorunda kaldığı fikrini komik bir şekilde ifade ediyor. Fotoğrafta bir havalimanında bekleyen bir adam oturmuş ve elinde bir pipoyla düşünceli düşünürken görüyoruz. Yazıda adamın uzun uğraşlar sonucunda Belçika'ya mülteci olduğunu gösteren belgeleri alması gerektiği ancak havalimanından yasal olarak ayrılamayacağı belirtiliyor. Adamın düşünceli duruşu ve elindeki pipo, Belçika'ya gitmek için uzun ve zorlu bir süreçten geçtiğini ve sonunda belgelere ulaşmanın zorluğunu temsil ediyor. Fotoğraf ve yazının mizahı, adamın elinde pipo ile düşünceli duruşunda yatıyor. Bu, Belçika'ya ulaşmak için uzun ve zahmetli bir yolculuk geçirdiğini ve şimdi de belki de bu süreç hakkında düşünerek "acaba bu pipoyu daha da uzun süre nasıl tutabilirim" diye düşünüyormuş gibi gösteriyor. Resimde "Terminal" filminin başrol oyuncusu Tom Hanks'in karakteri olan Viktor Navorski'nin gerçek hayattaki ilham kaynağı olan İranlı mühendis Mehran Karimi Nasseri'nin bir havaalanında oturmuş fotoğrafı görülüyor. Şaka, Mehran Karimi Nasseri'nin "The Terminal" filminin ilham kaynağı olması ve filmde Tom Hanks'in canlandırdığı Viktor Navorski karakterinin yıllarca havaalanında mahsur kalmasıyla, gerçekte Mehran Karimi Nasseri'nin de gerçek hayatta Charles de Gaulle Havalimanı'nda 18 yıl yaşamış olmasıdır. Fotoğrafta, İngiltere'de okuyan İranlı bir öğrenci olan Mehran Karimi Nasseri oturmuş, bir sigara tüttürüyor. Bu fotoğraf, "Terminal" adlı filmden bir sahne. Filmde Nasseri, ülkeleri tarafından vize verilmediği ve vatansız kaldığı için uzun yıllar havaalanında yaşamak zorunda kalıyor. Bu fotoğrafa eklenen esprili yazı, Nasseri'nin İran'da Şah'a karşı başlatılan protestolara katıldığı ve bunun sonucunda ülkesinden sınır dışı edildiği üzerine. Bu durum, Nasseri'nin filmdeki yaşadığı vizesiz ve vatansız kalma durumuna ironik bir göndermedir. Fotoğrafta, İranlı bir adam olan Naserî'nin, Birleşmiş Milletler'den memleketinde yaşadığı durumu anlatarak yardım istediği ve Avrupa'da kendisine siyasi sığınma hakkı verecek bir ülke aradığı görülüyor. Naserî, Birleşmiş Milletler'in "transit alanı" olarak kabul ettiği Paris'teki Charles de Gaulle Havaalanı'nda 18 yıl yaşadı. Bu süreçte, 180 ülkeyi dolaştı ancak hiçbiri onu kabul etmedi. Naserî'nin havaalanında 18 yıl geçirmesi, çaresizliği ve sistemin insanlara karşı duyarsızlığı üzerine bir ironi oluşturur. Şaka ise, Naserî'nin havaalanında 18 yıl geçirmesiyle, yolcunun "uçak" gibi değil de "havalimanı" gibi olduğunu ortaya koymasıdır. Bu durum, Naserî'nin hayatının "transit alanı" haline geldiğini ve bir yerde "evde" hissetmediğini vurgular. Naserî'nin hikayesi, dünyanın sorunlarıyla yüzleşmekten kaçınan ve bireylerin ihtiyaçlarına cevap veremeyen bir sistemin eleştirisidir. Fotoğrafta, 1988 yılında Fransa'ya gitmeye karar verip uçak bileti alan fakat pasaportunu unutup Charles de Gaulle Havaalanına gittiğinde sıkıntı yaşayan bir adamın karikatürü bulunmaktadır. Bu espri, günümüzde pasaport olmadan seyahat etmenin imkansız olmasına rağmen, eski yıllarda insanların pasaport olmadan da seyahat edebildiğine ve bu durumun ne kadar zorlu olabileceğine dikkat çekmektedir.


18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adam...
18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adamın Filmlere Konu Olan İnanılmaz Öyküsünü sizler için derlemeye çalıştım.Detaylar için yana kaydırın. Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, havalimanında oturan ve bir pipo içen bir adam görülüyor. Adamın havalimanında oturmasına rağmen, yüzündeki ifadeden anlaşılıyor ki oldukça mutsuz. Şaka, Naserî'nin havalimanından çıkıp, aslında "insanların içinde bulunduğu durumu, siyasi sistem içerisine sıkışmış hayatları" gördüğü için mutlu olduğunu ima ediyor. Yani, aslında havalimanından çıkmakla, gerçek dünyadaki sorunlardan kurtulmak ve gerçekten özgür olmak istediğini anlatıyor. Fotoğrafta bir havalimanı bekleme salonunda oturan bir adam görüyoruz. Adam, havalimanında kalmaktan mutlu gözüküyor ve gitmek istemiyor gibi duruyor. Adamın havalimanında kaldığı süre içerisinde tuvaletlerde yıkanıp ihtiyaçlarını giderdiğini, etraftaki insanları izlediğini ve bol bol kitap okuduğunu yazıyor. Fıkra, adama havalimanında yaşamayı benimsemiş gibi göstererek ironik bir şekilde anlatılıyor. Adam, havalimanı bekleme salonunda kalmak yerine başka bir yere gitmek istemediği için, adeta havalimanını evine dönüştürmüş ve orada hayatını sürdürüyor. Fotoğrafta, havalimanında bir adam oturmuş, düşünceli bir şekilde uzaklara bakıyor. Adamın yanında bir de sigara kutusu ve bir çakmak var. Adam, havalimanından çıkamayacağını düşünmeye başlamış ve bu kapalı alandan çıkıp temiz hava almak bile çok uzak bir düşünceymiş. Şaka, adamın havalimanından çıkamayacağını düşünmesiyle ilgili. Adamın uzun süre havalimanında kalmış olduğu ve artık bu durumun normalleştiği ima ediliyor. Ayrıca, havalimanından çıkmak için mücadele etmediği de ima ediliyor. Bu durum, havalimanının çok sıkıcı olduğunu ve adamın burada mahsur kaldığını ima ediyor. Resimde, büyük bir havalimanında bir adamın tek başına oturduğu görülüyor. Resmin altındaki yazıda ise, adamın sahte belgelerle havalimanına geldiği ve belgelerin sahte olduğunun anlaşılmasından sonra havalimanından ayrılamaması ve havalimanında kalmaya devam etmesi anlatılıyor. Adamın havalimanında kalmasının sebebi ise, sahte belgeleri teslim eden kişilerden biri olduğunu ve onlarla iletişime geçebilmek için havalimanında beklemesi gerektiği olarak yorumlanabilir. Eserin esprili yanı, adamın havalimanında kaldığı ve bu durumun nedeninin belgelerin sahteliği olduğu anlamına geliyor. Bu da adamın aslında havalimanında bekleyen kişilerden biri olduğunu ve havalimanından ayrılmak istemediğini ima ediyor. Resimde bir havaalanında oturan bir adam görülüyor. Adam sigara içiyor ve etrafında boş koltuklar var. Fotoğrafın altındaki yazı ise adamın havaalanında mahsur kaldığını ve Fransızca bilmediği için ufak tefek işlerle geçimini sağlamaya çalıştığını anlatıyor. Fıkra, havaalanlarının uluslararası alan olarak kabul edildiği ve herhangi bir ülkenin sınırını oluşturmadığı gerçeğine dayanıyor. Adam havaalanında mahsur kalmış gibi görünse de, aslında istediği zaman havalanından ayrılabilir. Ancak Fransızca bilmediği için bunu yapamayacağını düşünüyor. Fotoğrafta bir havaalanında bir adam oturarak pipolu bir şekilde oturuyor ve karşısında bir masa var. Masa üzerinde de bir evrak çantası duruyor. Resimdeki mizah, bir adamın, bir ülkeye kaçışını kanıtlayan belgelerin, kaçmak istediği ülkeye verilmesi gereken belgelerin, tam olarak o ülkeye gitmek için gerekli belgeler olmasından kaynaklanıyor. Bu durum, adamın kendisini oldukça garip ve çaresiz hissetmesine ve ne yapacağını bilememesine neden oluyor. Resimde "Terminal" filminde oynayan Tom Hanks'i andıran bir adam görülüyor. Adam, bir havaalanında, terminalin bekleme salonunda oturmuş ve bir kitap okuyor. Bu fotoğraf, Tom Hanks'in "Terminal" filmindeki karakteri ile benzerlik kurulması için paylaşıldığı için komik. Filmde Tom Hanks, ülkesinde siyasi bir darbe olması nedeniyle, yeni bir ülkeye gitmeye çalışırken, pasaportsuz kalır ve havaalanının terminalinde mahsur kalır. Fotoğrafta görülen adamın bu durumla bağlantılı olduğu düşünüldüğünde, fotoğrafa eklenen yazı da "Tüm bunlar eşi benzeri olmayan bir maceraya dönüştü... Nasseı'nın hikayesi havaalanında 18 yıl boyunca yaşadığı hayati ilham alan "The Terminal" adlı filmin de konusu olarak piyasaya sürüldü." şeklinde. Bu yazı ile, fotoğraflardaki adamın "Terminal" filminin karakteri ile ilişkilendirilmesi, insanlara esprili bir şekilde "The Terminal" filmini hatırlatmaya çalışıyor. Fotoğrafta bir adam havalimanında oturmuş ve sigara içiyor. Adamın ağzından çıkan duman "sizbilindiye" yazısı oluşturmuş. Resmin altındaki yazı ise, adamın memleketinde yaşadığı durumu anlatarak yardım istediğini ve Avrupa'da kendisine siyasi sığınma hakkı verecek bir ülke aradığını söylüyor. Şaka, adamın "sizbilindiye" der gibi duruyor ve bunun "siz bilin diye" anlamına gelmesi, yani adamın durumunu ve yardım talebini anlattığını gösteriyor. Fotoğrafta, Fransız aktör ve komedyen Louis de Funès, Charles de Gaulle Havalimanı'nda bekleme alanında oturuyor. Resmin altında yazan metin, Louis de Funès'in 1988 yılında Fransa'dan İngiltere'ye gitmeye karar verdiğini, uçak biletlerini aldığını, ancak havalimanına gittiğinde mülteci olduğunu kanıtlayan evraklarını bulamadığını anlatıyor. Bu durumun, Louis de Funès'in kimliğiyle ilgili bir şaka olarak yorumlanabileceğini söyleyebiliriz. Çünkü onun Fransız bir aktör olduğunu herkes biliyor ve mülteci olduğunu iddia etmesi çok komik bir durum. Ayrıca, onun bu şekilde zor durumda kalması, karakterine özgü bir mizah unsuru olarak algılanabiliyor.


18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adam...
18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adamın Filmlere Konu Olan İnanılmaz Öyküsünü sizler için derlemeye çalıştım.Detaylar için yana kaydırın. Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde bir havalimanında oturan Naser adlı bir adamı görüyoruz. Naser havalimanından çıkmak için zorunda kalmış ve bu durum oldukça komik görünüyor. Fotoğrafta kullanılan "Siz bilindiye" ifadesi, Naser'in havalimanından zorla çıkmak zorunda kaldığı durumu vurguluyor. Bu ifade, Türkçede bir durumun çok aşırı olduğunu ve herkesin bildiği bir gerçek olduğunu ima etmek için kullanılır. Bu nedenle fotoğraftaki espri, Naser'in havalimanından çıkmak için zorunda kalmasının, bir kişinin yaşadığı zorlukları ifade etmek için kullanılan bir klişe haline gelmiş olmasıdır. Fotoğrafta, bir havalimanında bir adamın bir masada oturmuş, bir kitap okuduğu ve bir pipo içtiği görülüyor. Yazıda adamın, havalimanında kalmaktan oldukça mutlu olduğu ve gitmek istemediği belirtiliyor. Bunun nedeni, havalimanında sürekli McDonald's'ta yemek yiyerek hayatını sürdürdüğü, ihtiyaçlarını tuvaletlerde giderdiği ve havalimanında dolaşarak insanları izlediği ve kitap okuduğu için. Bu durum, havalimanında sürekli olarak yaşayan bir adamın mizahını ortaya koymaktadır. Fotoğrafta, modern bir havaalanında bir adam oturmuş sigara içiyor. Adamın çevresinde, insanlara benzeyen ancak insan olmayan bazı varlıklar bulunuyor. Fıkra, adamın havaalanında çok uzun süre kaldığı ve artık dışarı çıkamayacağına karar verdiği üzerine kurulu. Bu durum, adamın içinde bulunduğu yerin aslında bir hapishane olduğunu gösteriyor. Ancak, adamın çevresindeki varlıklar insan gibi görünmüyor, bu da adamın aslında bir uzaylı olduğu ve hapishane olarak gördüğü yerin aslında Dünya gezegeni olduğu fikrini ortaya çıkarıyor. Kısacası fıkra, insanın kendi algısının yanıltıcı olabileceğini ve aslında hapishanede olabileceğini ama bunu fark edemediğini gösteriyor. Resimde, açık bir havalimanında kırmızı bir masanın etrafında oturan ve sigara içen bir adam görülüyor. Görüntüde, adamın belçikalı yetkililere sahte belgeler yolladığı ve bu nedenle havalimanında sıkışıp kaldığı anlatılıyor. Adamın sahte belgeler gönderdiğini fark eden yetkililerin onu havalimanında uzun süre tutması da espriyi oluşturuyor. Fotoğrafta bir havaalanında oturmuş sigara içen bir adam var. Adamın üzerindeki yazı "Havaalanları uluslararası alan olarak kabul edildiği için herhangi bir ülke sınırı olarak tanımlanmaz. Bu yüzden havaalanında yaşamak veya orada bulunabilmek için herhangi bir belgeye ihtiyacınız yok. Nassiri, tek bir kelime bile Fransızca bilmiyordu ve havaalanında resmen mahsur kaldı. 1 gün 2 gün geçti derken ufak tefek işler yaparak havaalanında geçimini sağlamaya çalışıyordu." diye okunuyor. Şaka, havaalanlarının uluslararası alanda kabul edildiğini ve herhangi bir ülkenin sınırlarını temsil etmediğini, bu nedenle havaalanında yaşamak veya kalmak için herhangi bir belgeye ihtiyaç duyulmadığını ima ediyor. Adamın Fransızca bilmemesi ve havaalanında mahsur kalması, onun bir havaalanında yaşayabileceği fikrini komik bir şekilde vurgulamaktadır. Fotoğrafta havalimanında oturan bir adam görüyoruz. Adam elinde bir pipoyla sakin bir şekilde oturuyor. Alttaki yazı ise adamın uzun yıllar süren çabalarının sonucunda mülteci olduğunu kanıtlayan belgeleri alabildiğini anlatıyor. Ancak adamın Belçika'ya gitmek için havaalanından ayrılamaması, bu belgeleri 7 yıl boyunca alabilmek için gereken uzun mücadeleye rağmen, küçük bir hatadan dolayı yine de mümkün olmamış. Bu durum "çabalarının boşa gitmesi" anlamına geliyor ve yazar bunu ironik bir şekilde "küçük bir hata 7 yıl mal oldu" diyerek ifade ediyor. Kısacası şaka, adamın 7 yıl boyunca yaptığı tüm çabalara rağmen, ufak bir hatadan dolayı hedeflerine ulaşamaması ve bu durumun ironikliği üzerine kurulu. Fotoğrafta, İranlı bir akademisyen ve muhalif olan Mehran Karimi Nasseri'nin Londra'daki Heathrow Havaalanı'nda oturmuş bir şekilde görüyoruz. Nasseri, 1973'te İngiltere'de Bradford Üniversitesi'nde okuyordu. O zamanlar İran Şahı'na karşı öğrenci protestolarına katılmıştı. 1977'de İran'a geri dönmüştü ama İran Devrimi'nden sonra ülkesine geri dönememişti. Nasseri'nin uzun yıllar havaalanında yaşamasının nedeni ise pasaportunun kaybolmasıydı. Fotoğraftaki espri, Nasseri'nin Heathrow Havaalanı'nda oturmuş olmasından ve "sizbillindiye" (sözlükte "sizi bilmiyorum" anlamına gelen bir cümle) yazısından geliyor. Nasseri, havaalanında uzun yıllar geçirdiği için, insanların onu artık tanımadığını ve "sizbillindiye" dediği anlamına geliyor. Fotoğrafta, bir adam havalimanında bir masanın üzerinde oturmuş, elinde bir pipoyla düşünceli bir şekilde bakıyor. Fotoğrafın altında da, adamın yaşadığı zorlukları ve bunun üzerine aldığı kararı anlatan bir açıklama var. Bu fotoğrafın esprili yanı, adamın yaşadığı zorluklara rağmen, çok rahat ve sakin bir şekilde düşünüyormuş gibi görünmesi. Bu durum, insanların gerçek hayatta karşılaştıkları zorluklar karşısında çoğu zaman gösterdikleri tavırlarla da ironik bir şekilde örtüşüyor. Bir başka espri unsuru da, adamın pipo içmesi. Pipo içmek, genellikle düşünüyor ve çözüm arıyor gibi görünen kişilere atfedilen bir davranıştır. Bu da, adamın yaşadığı zorluklar karşısında çözüm bulmaya çalıştığını ima ediyor. Fotoğrafta, Charles de Gaulle Havaalanı'nda bir masada oturan bir adamı görüyoruz. Adam, Fransa'dan İngiltere'ye gitmek için bilet almış, ancak pasaportunu veya diğer kimlik belgelerini bulamamış. Bu durum, adamın Fransa'dan çıkmasını veya başka bir ülkeye girmesini imkansız kılıyor. Şaka, adamın uçağa binemeyip havalimanında sıkışması ve evrakları olmadan seyahat edemeyecek olmasında yatıyor.


18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adam...
18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adamın Filmlere Konu Olan İnanılmaz Öyküsünü sizler için derlemeye çalıştım.Detaylar için yana kaydırın. Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta bir havaalanında bir adam oturmuş ve bir pipo içiyor. Adamın üzerinde bir yazı var ve yazıda "Yıllar sonra 2006 yılında Nasseri hastalandı ve hastaneye kaldırılmak zorunda olduğu için havalanından zorla çıktı. İnanması güç ama hastaneye gitmesiyle 1988 yılından beri havalanından ilk kez çıkmıştı. İyileştikten sonra kendisine havalanından çıkabilmesi için gerekli belgeler verildi. Nasseri'nin yaşadıkları aslında insanların içinde bulunduğu durumu, siyasi sistem içerisine sıkışmış hayatları açığa vuruyor." yazıyor. Bu şaka, Nasseri'nin bir havaalanında yıllarca yaşadığı ve havalanından zorla çıkarıldığı gerçeğiyle, insanların aslında siyasi sistemin içine sıkışmış hayatlar yaşadığı gerçeğini bağdaştırıyor. Nasseri'nin yaşadıkları, insanların yaşadığı sorunlara benzetiliyor. Fotoğrafta bir havalimanında oturan bir adam var. Adamın üzerindeki yazıya göre Nassei havalimanında kalmaktan mutlu ve gitmek istemiyor. Adamın havalimanında kaldığı sürede tuvaletlerde yıkanıp ihtiyacını giderdiği ve McDonald's'ta yemek yiyerek hayatını sürdürdüğü yazıyor. Fotoğrafın altındaki yazı ise adamın sürekli olarak etraftaki insanları izlediğini ve bol bol kitap okuduğunu söylüyor. Bu espri, Nassei havalimanında yaşamak zorunda kalmış bir adamın, havalimanında kalmak zorunda kaldığı için kendisini tuvaletlerde yıkamak, McDonald's'ta yemek yemek ve etraftaki insanları izleyerek eğlendirmekle teselli etmesini anlatıyor. Resimde, havalimanında oturan ve sigara içen bir adam görülüyor. Adamın etrafında boşluk var, sanki herkes ondan uzak duruyor. Resimdeki espri, adamın havalimanında yıllarca kalmak zorunda bırakılmış olmasına gönderme yapıyor. Bunun sebebi, özgürlük haklarının ihlal edilmesi olabilir. Fakat, bu ihlal nedeniyle adam "özgürlüğüne kavuşma" imkanını elde etmiş olabilir. Yani espri, özgürlük haklarının ihlal edilmesinin, bazen ironik bir şekilde kişinin özgürlüğünü sağlayabileceğini ima ediyor. Fotoğrafta bir havaalanında oturan bir adam görüyoruz. Adamın elinde bir pipo ve bir defter var. Fotoğrafın altındaki metinde ise, adamın Belçika'ya göndermesi gereken belgeleri sahte olarak hazırladığı ve bu nedenle Belçika'ya gidemediği, havaalanında kalmaya devam ettiği anlatılıyor. Havaalanında çalışanların da adamın delirdiğini düşündükleri belirtiliyor. Bu fotoğrafa ait şaka ise, adamın belgeleri sahte hazırladığı için Belçika'ya gidememesi ve havaalanında kalmaya devam etmesi üzerine kurulu. Havaalanında uzun süre kalması nedeniyle insanların adamın delirdiğini düşünmesi ironik bir mizah yaratıyor. Fotoğrafta bir havaalanında oturan, ağzında pipo bulunan bir adam var. Adam, havaalanında resmen mahsur kalmış ve 2 gündür ufak tefek işler yaparak geçimini sağlamaya çalışıyor. Fıkra, havaalanlarının uluslararası alan olarak kabul edildiği ve hiçbir ülkenin sınırları olmadığı, dolayısıyla adamın burada kalmak için herhangi bir belgeye ihtiyacı olmadığı, ancak Fransızca bilmediği için kendini mahsur hissettiği gerçeğine dayanıyor. Resimde, bir adam bir havalimanında bir masada oturmuş, bir pipo içiyor ve bir defteri inceliyor. Görünüşe göre adamın adı Nassir ve mülteci. Yazı, Nassir'in mülteci olduğunu gösteren belgelerin Belçika'ya gitmesi gerektiğini ve havalimanından da yasal olarak ayrılamayacağını ancak bir hatanın 7 yıl süren uğraşlardan sonra çözüldüğünü ve Nassir'in sonunda Belçika'ya gerekli belgeleri göndermeye ikna olduğunu anlatıyor. Şaka, adamın mülteci olmasına rağmen, havalimanında rahat bir şekilde oturmuş, bir pipo içip bir defter inceliyor gibi davranması. Bu durum, mültecilerin yaşadığı zorluklarla çelişiyor ve ironik bir şekilde ele alınıyor. Fotoğrafta, "Terminal" filminde oynayan Tom Hanks'in canlandırdığı "Viktor Navorski" karakterine benzeyen bir adamın havaalanında oturmuş bir şekilde görüyoruz. Adamın yanında bir de çanta var. Bu fotoğrafın espri konusu, adamın "Terminal" filmindeki karaktere benzetilmesi ve filmin konusu olan havalimanında uzun süre kalma ile ilişkilendirilmesidir. Fotoğraf, adamın "Terminal" filmindeki karakter gibi havalimanında mahsur kaldığı ve hala orada yaşadığı izlenimini yaratıyor. Ancak adamın gerçekte bu filmde oynayan Tom Hanks olmadığını ve filmin kahramanı gibi havalimanında yaşamıyor olduğunu biliyoruz. Bu durum, fotoğrafı esprili bir şekilde yorumlamamızı sağlıyor. Fotoğrafta, İngiltere'de bulunan Bradford Üniversitesi'nde okuyan ve İran Şahı'na karşı düzenlenen protestolara katılan İranlı bir öğrenci olan Mehran Karimi Nasseri'nin bir havaalanında beklediği görülüyor. Nasseri, İran'da protestoya katıldığı için ülkesinden sınır dışı edilmiş ve yıllarca farklı havaalanlarında yaşamak zorunda kalmıştır. Şaka ise, Nasseri'nin uzun yıllar havaalanlarında yaşadığı ve bu durumun hayatının bir parçası haline geldiği gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Bu yüzden, bu fotoğrafa bakıldığında, "Yine havaalanında mı?" gibi bir yorum yapmak mümkün olabilir. Fotoğrafta, bir havalimanında kırmızı bir masada oturan ve pipo içen bir adam görünüyor. Adamın arkasında boş koltuklar ve bir kaç yolcu daha var. Bu fotoğraftaki espri, adamın bir mülteci gibi görünmesi ve havalimanında beklerken pipo içmesi üzerine kurulu. Bu durum, mültecilerin yaşadığı zorluklara ve umutsuzluğa ironik bir şekilde işaret ediyor. Aynı zamanda, adamın rahat tavrı ve piposu, onun durumunun farkında olmadığını ya da umursamadığını ima ediyor. Fotoğrafta, elinde bir pipo ile bir adam görüyoruz. Adamın önünde ise kırmızı bir masa var. Resmin altında ise adamın Fransa'dan İngiltere'ye gitmek istediği, ancak pasaport veya diğer belgelerini bulamadığı ve bu nedenle Fransa'dan veya diğer ülkelere gidemediği yazıyor. Şaka ise, adamın bir pipo tutuyor olmasına rağmen pasaportunu kaybetmiş olması. Bu, pasaportu bulmak için bir pipo ile aramanın mantıksız olduğunu ima eden bir mizah.


18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adam...
18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adamın Filmlere Konu Olan İnanılmaz Öyküsünü sizler için derlemeye çalıştım.Detaylar için yana kaydırın. Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta havalimanında oturmuş sigara içen bir adam var. Adamın üzerinde kırmızı bir takım elbise ve kırmızı bir şapka var. Altta da bir açıklama yazısı bulunuyor. Şaka, adamın havalimanında otururken sigara içmesiyle ilgili. Havalimanlarında sigara içmek yasaktır ve adamın bunu bilmesi gerekirdi. Fotoğraf, adamın "ben buraya gitmeyi hak ediyorum" der gibi sigara içmesini komik bir şekilde gösteriyor. Fotoğrafın asıl amacı, insanların özgürlüklerine nasıl sınırlandırıldığını ve bunun onları ne kadar sinirlendirdiğini göstermek. Adamın sigara içmesi, havalimanı kurallarına karşı bir protesto olarak yorumlanabilir. Resimde havalimanında oturmuş bir adamı görüyoruz. Adamın düşünceleri ve bakışları, oradan asla çıkamayacağı düşüncesini akla getiriyor. Bu, havalimanının içeride olması ve adamın da hapishanede gibi olmasıyla ilgili bir mizah. Fıkranın anlamı, adamın havalimanını bir hapishane gibi hissetmesi ve dışarı çıkamayacağını düşünmesiyle ilgili. Ancak, gerçekte bir havalimanında, dışarı çıkmak için herhangi bir engel yok. Bu durum, adamın kendi düşüncelerinin ve hislerinin onu hapse attığını gösteren bir mizah unsuru yaratıyor. Fotoğrafta havalimanında oturan bir adam görülüyor. Adamın elinde bir pipo var ve üzgün görünüyor. Alttaki yazı ise Belçika'ya gönderilmesi gereken belgelerin sahte olduğunu fark eden adamın Fransada kalmaya karar verdiğini anlatıyor. Bunun sebebi ise Belçika'nın onu yakalayacağını düşünmesi. Şaka ise adamın kendini güvende hissetmek için sahte belgelerle yurtdışına kaçmaya çalışırken aslında daha da tehlikeli bir duruma düştüğünü gösteriyor. Fotoğrafta, bir havalimanında oturmuş, sigara içen ve düşünceli bir adam görünüyor. Adamın üzerindeki yazı, havalimanlarının uluslararası alan olarak kabul edildiği ve herhangi bir ülkenin sınırları olarak tanımlanmadığı, dolayısıyla adamın havalimanında kalmak veya orada bulunmak için herhangi bir belgeye ihtiyaç duymadığını ifade ediyor. Fıkra, adamın havalimanında mahsur kalmış olmasına rağmen, havalimanının sınır olmayıp uluslararası bir alan olduğuna dikkat çekerek, adamın aslında "mahsur" olmadığını ve istediği zaman havalimanından ayrılabileceğini ima ediyor. Bu durum, okuyucunun kendi kendine gülmesini sağlıyor. Fotoğrafta, bir havaalanında kırmızı bir masada oturan ve pipo içen bir adam var. Adamın masasında bir de siyah dosya var. Fotoğrafın altındaki yazı ise adamın pipo içerken havaalanında sıkışıp kaldığını ve dosyayı almak için yıllarca mücadele ettiğini anlatıyor. Fıkra, adamın havaalanında sıkışıp kalmasını ve dosyayı almak için yıllarca mücadele etmesini esprili bir şekilde anlatarak eğlenceli bir durum yaratıyor. Fotoğrafta, Tom Hanks'in "The Terminal" filminde oynadığı karaktere benzeyen bir adam bir havalimanında oturuyor. Resim, "Tüm bunlar eş benzeri olmayan bir maceraya dönüştü... Nasseı'nin hikayesi havalanında 18 yıl boyunca yaşadığı hayatı ilham alan "The Terminal" adlı filmin de konusu olarak piyasaya sürüldü. Film 2004 yılında gösterime girdi ama Nasseı hala havalanında yaşamaya devam ediyordu. Film yapımcıları bu film için Nasseı ile röportaj yaptı ve hikayesini filmde kullanmak için izin aldılar. 2005 yılında, hayat hikayesi kullanıldığı için kendisine 300.000 ABD dolarının üzerinde para verildi. Söylentilere göre ise parayı yıllar sonra ingiliz vatandaşlığını almak ve yirmi yıldır istediği hayatı kurmak için kullandı." yazısıyla birlikte paylaşılmış. Bu durum, Tom Hanks'in "The Terminal" filminde oynadığı karakterin yıllarca havalimanında mahsur kalması ve hayata adapte olmaya çalışmasıyla, bu resmin altına yazılan yazının birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir mizahi durum. Fotoğrafta bir havaalanı ve orada oturan sigara içen bir adam görünüyor. Adamın sigarası bir pipolu ancak ağzında sigara yok. Şaka, adamın sigara içtiğini ancak pipolu bir sigara içmediğini gösteriyor. Bu da şaşırtıcı ve komik bir durum yaratıyor. Fotoğrafta bir adamın bir havaalanında, bir masanın etrafında oturmuş bir pozu görüyoruz. Resim altındaki yazı, adamın Fransa'ya gitmeye karar verdiğini ve uçak bileti aldığını ancak Charles de Gaulle Havaalanına geldiğinde mülteci olduğunu kanıtlayacak belgeleri bulamadığını ve bu nedenle ne Fransa'ya giremeyeceğini ne de ülkeden ayrılabileceğini söylüyor. Bu mizah, mültecilikle ilgili zorlukları ve kişinin kendi ülkesine ve başka bir ülkeye giriş izni olmaksızın "sıkışmış" olma olasılığını ele alıyor. Adamın havaalanında, bir masanın etrafında oturmuş ve perişan olduğunu gösteren resim, durumunun çaresizliğini vurguluyor.


18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adam...
18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adamın Filmlere Konu Olan İnanılmaz Öyküsünü sizler için derlemeye çalıştım.Detaylar için yana kaydırın. Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde Nasır'ı havalimanında bir masanın yanında oturmuş sigara içerken görüyoruz. Alttaki yazıda Nasır'ın 2006 yılında hastalandığı ve hastaneye kaldırıldığı, ancak havalimanından zorla çıktığı söyleniyor. 1988 yılından beri havalimanından çıkamadığı için bu durum inanması güç gibi gösteriliyor. Bu espri Nasır'ın uzun yıllar sürgünde yaşadığı gerçeğine gönderme yapıyor. Nasır, 1988 yılında ülkesinden kaçmak zorunda kalmış ve o zamandan beri havalimanında sıkışıp kalmış gibi yaşamaya devam etmiş. Bu espri, Nasır'ın yaşadığı zorlukları ve özgürlükten yoksunluğunu komik bir şekilde ele alıyor. Fotoğrafta, havalimanında oturan bir adam görülüyor. Adam, havalimanında kalmaktan oldukça mutlu olduğunu ve gitmek istemediğini söylüyor. Fakat, havalimanında sürekli olarak McDonald's'tan yemek yiyor ve tuvaletlere gidiyor. Bu durum, adamın havalimanında kalmak istediğini söylese de aslında sıkıldığını ve oradan gitmek istediğini ima ediyor. Şaka, adamın havalimanında kalmak istediğini söylemesine rağmen, davranışlarının gerçekte sıkıldığını ve oradan gitmek istediğini göstermesi üzerine kurulu. Fotoğrafta havalimanında oturan sigara içen bir adam var. Adamın etrafındaki boşluk ve soğuk havalimanı ortamı, adamın havalimanından bir türlü çıkamadığı hissini veriyor. Adamın havalimanında hapis kaldığı anlamına gelen bir espri. Daha açık bir ifadeyle, adam havalimanında çok uzun süredir mahsur kaldığı için artık dışarı çıkmayı düşünmüyor bile. Bu durumun adamın havalimanına "hapsedildiği" şeklinde yorumlanması komik bir ironi yaratıyor. Fotoğrafta, havalimanında oturan bir adamın çizgi film benzeri bir şekilde çizilmiş hali görülüyor. Adamın ağzında pipo var ve etrafında da diğer yolcular ve çalışanlar var. Resmin altındaki metin ise, adamın "Nasser" adında birisi olduğunu ve Belçika'ya gönderilmesi gereken belgelerin sahte olduğunu fark ederek havalimanında kalmaya karar verdiğini anlatıyor. Bu durum da havalimanındaki çalışanların adamı delirdiğini düşünmesine neden oluyor. Fıkra, Nasser'in belgelerin sahte olduğunu fark etmesiyle başlayan ve havalimanında kalma kararına bağlanan bir olay zinciriyle işliyor. Bu durumun absürt olması ve çalışanların Nasser'i delirdiğini düşünmeleri, fıkra için komik bir etki yaratıyor. Fotoğrafta, havalimanında bir masada oturan ve bir pipo içen yaşlı bir adam görünüyor. Adamın yanında boş bir bavul var. Fotoğrafın altındaki yazı, havalimanlarının uluslararası bir alan olarak kabul edildiği için herhangi bir ülkenin sınırları olarak tanımlanmadığını ve bu nedenle havalimanında yaşamak için herhangi bir belgeye ihtiyaç duyulmadığını anlatıyor. Yazıda, adamın "Nasser" adında olduğu ve Fransızca bilmediği, havalimanında mahsur kaldığı ve geçimini sağlamak için ufak tefek işler yapmaya çalıştığı belirtiliyor. Bu, "havalimanında yaşamak" konusuna yapılan bir gönderme ve yaşlı adamın havalimanında yaşayan biri olarak canlandırılmasıyla bir mizah yaratılmış. Fotoğrafta, bir havalimanı bekleme salonunda, masanın üzerinde bir bavul ve oturmuş bir adam görülüyor. Adam elinde pipo, düşünceli bir şekilde havaya bakıyor. Fotoğrafın altında yazan metin, adamın uzun süren çabaları sonucunda bir çözüm bulduğunu ve bu çözümün, bir mültecinin Belçika'ya gitmek için gerekli olan belgeleri alması için 7 yıl uğraşması gerektiğini anlatıyor. Bu durum, adamın yıllarca uğraşmasına rağmen çözümü bulmuş, ancak çözüm mülteci için yıllar süren bir mücadeleyi gerektiriyor. Yani mizah, ironik bir şekilde çözümün aslında çok zorlu bir süreç başlattığına vurgu yapıyor. Fotoğrafta Tom Hanks'in oynadığı "The Terminal" filminin gerçek hayattan ilham alınan hikayesinin kahramanı olan Nasser, filmin çekildiği havalimanında oturmuş. Üzerine bir not düşülmüş: "Tüm bunlar eşine benzemeyen bir maceraya dönüştü. Nasser'in hikayesi havalimanında 18 yıl boyunca yaşadığı hayatı ilham alan 'The Terminal' adlı filmin de konusu olarak piyasaya sürüldü. Film 2004 yılında gösterime girdi ama Nasser hala havalimanında yaşamaya devam ediyordu. Film yapımcıları bu film için Nasser ile röportaj yaptı ve hikayesini filmde kullanmak için izin aldılar. 2005 yılında, hayat hikayesi kullanıldığı için kendisine 300.000 ABD dolarının üzerinde para verildi. Söylentilere göre ise parayı yıllar sonra İngiliz vatandaşlığını almak ve yirmi yıldır istediği hayatı kurmak için kullandı." Şaka, Nasser'in filmin çekildiği havalimanında yaşamaya devam etmesi ve hala filmden kazandığı parayı harcamasıdır. Fotoğrafta İranlı bir adamın İngiltere'deki bir üniversitede öğrenciyken, İran'daki Şah'a karşı protestolara katılıp bu yüzden ülkesinden sürgün edildiğini anlatıyor. Fakat adam İngiltere'de, bir kafede, sigara içerken çekilmiş. Yani adamın İran'dan sürgün edilmesinin nedeni, ülkesindeki politikacılar tarafından değil, kafedeki "sigara içilmez" uyarı levhası nedeniyle. Bu, adamın İran'dan sürgün edilmesini abartılı bir şekilde gösteren bir mizah. Resimde, pasaportunu elinde tutan ve bir havalimanında oturan bir adam görülüyor. Şaka ise adamın pasaportunu elinde tutmasının ve pasaportunda "Nasseri Birleşmiş Milletlerden" yazmasının, yani adamın bir ülke vatandaşı olmadan, herhangi bir ülkeye girememesiyle alakalı. Bu şaka, dünya vatandaşlığı ve sınırlar olmadan hareket edebilme hayalini ele alıyor. Fotoğrafta, bir adam Charles de Gaulle Havalimanı'nda oturmuş, ağzında pipoyla, yolculuğa hazırlanıyormuş gibi görünüyor. Fakat alttaki yazı, adamın aslında Fransa'dan İngiltere'ye gitmeye karar verdiğini ama gerekli evrakları bulamadığı için hiçbir ülkeye giremediğini ve çıkması da mümkün olmadığını anlatıyor. Bu, Charles de Gaulle'ün Fransız olduğunu, bu nedenle Fransız vatandaşlarının Fransa'dan çıkmak için hiçbir evraka ihtiyaç duymayacağını ima eden ironik bir şaka.


Emre ZORLUBİLEK @zorlublack Kurtkoyden t...
Emre ZORLUBİLEK @zorlublack Kurtkoyden taksiye bindim, havaalanına diyorum, sabiha gökçen mi diyor. Yok schiphol amina kodugum sarı teröristi
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, Emre Zorlubilek adlı bir Twitter kullanıcısının, Kurtköy'den havalimanına taksiye bindiğini ve şoföre "Sabiha Gökçen'e gideceğiz" dediğini ancak şoförün "Yok Schiphol'a gideceğiz" dediğini anlatan bir tweet görülüyor. Fıkra, Türkçedeki "Sabiha Gökçen" ve "Schiphol" isimlerinin benzerliğine ve şoförün yanlış anlayışına dayanıyor. Schiphol, Hollanda'da bulunan bir havalimanıdır. "Sarı teröristi" kısmı ise espriyi daha da abartarak komik bir hava katıyor.


FAVORISLOT Elena Joant @ElenaJoanChi… 18...
FAVORISLOT Elena Joant @ElenaJoanChi… 18 sa Daha yolda basladilar amkkkkkkk . Muhbir @AjansMuhbir - 21 sa THY'nin tahliye uçuşunda Afgan bir kadın doğum yaptı.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta bir uçakta doğum yapan bir kadın ve yanındaki bir kadın görebiliyoruz. Kadınların maske taktığı ve doğum yapan kadının bebeklerinin kucağında olduğu görülüyor. Bu fotoğrafın mizahı, kadının uçaktayken doğum yapmasının alışılmadık bir durum olması ve "THY'nin tahliye uçuşunda Afgan bir kadın doğum yaptı" cümlesinin, kadının tahliye uçuşunda doğum yaptığını ima etmesinden geliyor. Bu durum, kadınların zorlu koşullar altında bile bebeklerini dünyaya getirme yeteneklerini vurgulamak için kullanılmış olabilir.


Emre ZORLUBİLEK @zorlublack Kurtkoyden t...
Emre ZORLUBİLEK @zorlublack Kurtkoyden taksiye bindim, havaalanına diyorum, sabiha gökçen mi diyor. Yok schiphol amina kodugum sarı teröristi
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Emre ZORLUBİLEK @zorlublack Kurtkoyden taksiye bindim, havaalanına diyorum, sabiha gökçen mi diyor. Yok schiphol amina kodugum...


Cem İşçiler @cemisciler Follow Ulan kadı...
Cem İşçiler @cemisciler Follow Ulan kadın havaalanında gözümün önünde 500 euroluk lokum aldı, biz de poğaça 7 lira diye 2 kişi ortak aldık, pipet batırıp emiyoruz poğaçayı
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta Cem İşçiler'in Twitter hesabından bir tweet görünüyor. Tweet'te Cem İşçiler, bir kadının havalimanında çok pahalı lokum aldığını, kendisinin ise arkadaşlarıyla ucuz poğaça aldığını ve poğaçayı pipetle yediklerini anlatıyor. Bu tweetin espri konusu, kadının lokum almak için harcadığı parayı eleştirmesi ve kendisinin daha pratik ve ucuz bir seçenek olan poğaçayı tercih etmesidir. Ayrıca, pipetle poğaça yemenin absürt bir durum olması da espriye katkıda bulunuyor.


Acaba
Acaba
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, soğuk havada ağır giyinmiş bir kadın ve onun tweet'i görülüyor. Tweet'te, "11 derece bu kadar mutlu ediyosa 22 derece nasıl mutlu eder acaba" yazıyor. Şaka, insanların sıcak havaya daha fazla mutlu olmayı beklemelerini ancak soğuk havayı daha çok sevme eğiliminde olmalarını ironik bir şekilde ele alıyor.


Acaba
Acaba
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde bir Twitter gönderisi var. Gönderi, 11 derece sıcaklıkta mutlu olunabilirken, 22 derecede nasıl mutlu olunacağını soruyor. Bu gönderi, Türkçede "sıcak havada mutlu olmak zor" anlamına geliyor. 11 derece sıcaklık, çoğunlukla kış aylarında yaşanan ve insanların çoğunun keyif aldığı bir sıcaklıktır. 22 derece ise yaz aylarında yaşanan ve insanların çoğu için daha sıcak ve rahatsız edici bir sıcaklıktır. Bu yüzden, gönderideki kişiler, 11 derece sıcaklıkta mutluluk duyuyorsa, 22 derece sıcaklıkta nasıl mutlu olacaklarını soruyor. Gönderi, sıcak havalarda mutlu olmanın zorluğuna dair esprili bir yorum yapıyor.


Explosives too by AbuelkhairHaya | TW - ...
Explosives too by AbuelkhairHaya | TW - #airportsecurity #airport #travel #9gag
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde bir Twitter gönderisi görünüyor. Gönderide, "Haya" adlı bir kullanıcı, "Havaalanı güvenliğinden geçmeden önce beynim: Ya yanlışlıkla silahım varsa?" şeklinde bir tweet atmış. Bu tweet, havaalanı güvenliğinden geçerken, özellikle silah taşımanın yasak olduğu düşünülürse, beynin nasıl gereksiz endişelerle dolu olabileceğini esprili bir şekilde ele alıyor.


Açıklamayı sizlere bırakıyorum 😂😂
Açıklamayı sizlere bırakıyorum 😂😂
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, Cem İşçiler adlı Twitter kullanıcısının yaptığı bir paylaşım görülüyor. Paylaşımda, havalimanında 500 euroluk lokum alan bir kadının hikayesini anlatıyor. Adam ve arkadaşları ise 7 TL'ye iki kişi poğaça alıp, pipetle içmeye çalışıyorlar. Bu tweet'te kullanılan mizah, parası bol olan kişinin ucuzluğa kaçanların durumunu komik bir şekilde yansıtıp, bu durumla alay etmesinden kaynaklanıyor.


Ali Murat İrat betasus LİSANSLI BAHİS Sİ...
Ali Murat İrat betasus LİSANSLI BAHİS SİTESİ @alimuratirat Ülke koca bir havaalanı büfesine dönüşmüş durumda. 10 liraya poğaça gördüm. 10:23 · 18 Ara 21 saatinde ·
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta Ali Murat İrat'ın bir Twitter gönderisi yer almaktadır. Bu gönderide Ali Murat, bir havalimanı büfesinin ülke haline geldiğini ve 10 liraya poğaça sattığını esprili bir dille anlatmaktadır. Espri, havalimanı büfelerinin pahalı olmasına ve fiyatların sürekli artmasına gönderme yapmaktadır.


İçerik ekle

Template seç, yazını yaz, kepsi siteye gönder.

Keps yap →

💬 Son Yorumlar