İçerik ekle template seç, yaz, gönder
tarihigerçekler ile ilgili bulabildiğim postlar, videolar, karikatürler, resimler, tweetler, miimler

Ümit Doğan @tsumut71 Tek karış toprak ka...
Ümit Doğan @tsumut71 Tek karış toprak kaybetmeyen Abdülhamid, dizi kahramanıdır. Gerçek Abdülhamid ise İngiltere'ye 48 saat içinde Kıbrıs'ı vermiştir. Girit, Mısır, Tunus, Sırbistan, Romanya, Karadağ derken Türkiye'nin iki katı büyüklüğünde toprak kaybetmiştir.
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, Ümit Doğan adlı kullanıcının Twitter paylaşımı görülüyor. Paylaşım, Abdülhamid Han'ın bir dizi kahramanı olarak gösterildiği ve tarihsel gerçeklerin farklı bir bakış açısıyla sunulduğu bir gönderi. Tweet'in ironisi, Abdülhamid Han'ın, TV dizilerinde gösterildiği gibi, toprak kaybetmeyen bir yönetici olarak değil, aksine, Osmanlı Devleti'nin önemli toprak kayıplarının yaşandığı bir dönemde hüküm sürdüğü gerçeğinin vurgulanmasında yatıyor. Paylaşım, tarihsel gerçeklerle, popüler kültürdeki algılanışını karşılaştırıp, Abdülhamid Han'ın imgelerinin karikatürize edildiğini ve abartılı bir şekilde "kahraman" olarak sunulduğunu ima ediyor. "Tek karış toprak kaybetmeyen" sözü, Abdülhamid Han'ın iddia edildiği gibi mükemmel bir lider olmadığını ve Osmanlı Devleti'nin o dönem yaşadığı ağır toprak kayıplarını göz ardı eden bir anlatımı eleştiriyor. Kısacası, tweet, Abdülhamid Han'ın popüler kültürdeki imajının tarihsel gerçeklerden farklı bir bakış açısıyla eleştiriyor.


Yeni hikayenizle geldimmm. Keyifli okuma...
Yeni hikayenizle geldimmm. Keyifli okumalar 👋🏻
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, 1944 yılında Varşova Gettosu'nun yıkılmasından sonra, Polonyalı Yahudi müzisyen Władysław Szpilman'ın saklandığı yerlerden biri olan, yıkık bir binanın çatısı görülüyor. Szpilman, Varşova Radyosu'nda piyanist olarak çalışıyordu ve radyonun çalışanlarından gizlice yardım alarak hayatta kalmayı başardı. Fotoğrafa ait yazı, Szpilman'ın hayatını anlatan ve "1944 ağustosuna kadar farklı yerlerde saklanmaya devam eden Szpilman, Varşova Radyosu'ndan bazı arkadaşlarının da yardımıyla hayatta kalmayı başardı. Boşaltılmış evlerin bodrumlarında, hastanelerde saklanmaya devam eden Szpilman; kendisini, hayatının değişeçeği Niepodległoci caddesi 223 numaralı daireninin çatı katında bulduğunda Varşova'da hayatta kalan sadece 20 yahudiden biriydi. Bulunduğu evin, geri çekilen Nazilerin karargâhı olarak kullanılmaya başlaması sonucu nazi yüzbaşı Wilm Hosenfeld, 1935 yılında Nazi Partisine üye olmuş ancak Nazi politikalarının gittikçe sertleşmesi sonucu parti ile fikir ayrılığına düşmüş bir subaydı." diye devam ediyor. Bu yazıda, Szpilman'ın hayatını anlatan ve onu kurtaran Nazi yüzbaşısı Wilm Hosenfeld'in hikayesiyle bir araya getirilerek bir mizah oluşturulmaya çalışılmış. Ancak, bu durum trajik bir olay olan Holokost'a karşı saygısızlığı çağrıştırıyor. Kısacası, fotoğraf ve yazının komik bir anlamı yok. Bu durum, Holokost gibi ciddi bir konuyu hafife almaya yönelik bir girişim olarak görülebilir. Fotoğrafta, "The Pianist" filminin afişi ile birlikte filmin gerçek hikayesinin sahibi olan Wladyslaw Szpilman'ın bir fotoğrafı yer alıyor. Szpilman'ın altında da filmin hikayesi kısaca anlatılıyor. Şaka ise, "The Pianist" filminin 2002 yılında gösterime girmiş olmasına rağmen Szpilman'ın 2000 yılında ölmüş olması. Yani film, Szpilman'ın hayattayken gösterime girmemiş. Fotoğrafta ünlü Polonyalı piyanist Władysław Szpilman'ı görüyoruz. Szpilman, II. Dünya Savaşı sırasında Varşova Gettosu'nda yaşamak zorunda kalmış ve hayatta kalmak için piyano çalarak kendisini beslemiş. Fotoğraftaki espri, Szpilman'ın hayatta kalmak için gösterdiği çabayı vurgulamak için, "Piyano çalarak hayatta kaldı" diyerek, sanki sadece piyano çalmayı öğrenerek hayatta kalınabiliyormuş gibi sunulması. Oysa, Szpilman'ın hayatı, savaş yıllarında çok zorlu ve tehlikeli olmuştur. Fotoğrafta solda Polonyalı Yahudi piyanist ve besteci Władysław Szpilman, sağda ise "Piyanist" filminde Szpilman'ı canlandıran Adrien Brody'nin fotoğrafları yer almaktadır. Şaka ise, Adrien Brody'nin Szpilman'a olan benzerliğine dikkat çekerek, "Yaşadıkları ve hayatı, "Piyanist" filmine ilham kaynağı olan, Yahudi asıllı Polonyalı piyanist ve besteci Władysław Szpilman'ın hayat hikayesini sizler için derledim. Sola kaydırın." şeklinde bir mesaj yazılmış olmasıdır. Fotoğrafta, ünlü Polonyalı piyanist Wladyslaw Szpilman'ın, Alman subayı Wilm Hosenfeld'in önünde piyano çaldığı bir sahne gösteriliyor. Bu fotoğraf, "Piyanist" filminin bir sahnesinden alınmış. Filmde, Szpilman'ın Yahudi olması nedeniyle Almanlar tarafından terkedildiği, ancak Hosenfeld'in onu gizlice koruduğu ve hayatını kurtardığı anlatılıyor. Şaka, Hosenfeld'in Szpilman'ın piyano çalmasını beğenmesinden geliyor. Hosenfeld'in, Szpilman'ın müzik yeteneğinden etkilendiği ve bunu gizlice onu kurtarma sebebi olarak gösterdiği bir şekilde komik bir yorum yapılabilir. Bu, iki karakter arasındaki zıtlığı ve savaş zamanında yaşanan insanlık dramını bir şekilde esprili bir şekilde vurguluyor. Fotoğrafta, II. Dünya Savaşı sırasında Polonyalı Yahudi piyanist Władysław Szpilman'ı kurtaran Alman subay Wilhelm Hosenfeld'in siyah beyaz bir resmi var. 1998'de Hosenfeld'e "Milletlerarası Erdemli İnsan" nişanı verilmesi için çağrıda bulunulmuş. 11 yıl süren inceleme sonucunda 2009 yılında nişan Hosenfeld'e değil, Oskar Schindler, Karl Plagge, Albert Göring ve John Rabe'ye verilmiş. Bu fotoğrafın mizahı Hosenfeld'in ölümünden sonra nişanla onurlandırılması ve diğer kişilerin adlarının aynı anda belirtilmesiyle ortaya çıkıyor. Hosenfeld'in savaş suçlusu olduğu iddiaları nedeniyle nişan verilmesinin gecikmiş olması da mizahı güçlendiriyor. Fotoğrafta Wilhelm Hosenfeld adlı bir Alman askerini görüyoruz. Hosenfeld, II. Dünya Savaşı sırasında Polonya'da Yahudilere yardım etmiş, ancak savaştan sonra Sovyetler tarafından tutuklanmış ve işkence görmüştür. Daha sonra 25 yıl hapse mahkum edilmiş ve 13 Ağustos 1952 tarihinde bir çalışma kampında hayatını kaybetmiştir. Fotoğrafa eklenen yazı, Hosenfeld'in yaşadıklarını mizah unsuru kullanarak ele alıyor. Yazıda, Hosenfeld'in "işlediği suçlardan ötürü" savunma hakkı olmadığı, bu yüzden de "haksız yere" 25 yıl hapse mahkum edildiği ve daha sonra da "işlediği suçlar" nedeniyle hayatını kaybettiği gibi bir durum ortaya konuyor. Bu durumun komikliği, Hosenfeld'in aslında Yahudilere yardım etmiş olmasına rağmen Sovyetler tarafından suçlu ilan edilmesi ve bunun sonucunda hayatının mahvolmasıdır. Yazı, bu durumu abartarak mizah unsuru katıyor ve okuyucuların Hosenfeld'in trajik hikayesini daha kolay anlamasını sağlıyor.


Yeni hikayenizle geldimmm. Keyifli okuma...
Yeni hikayenizle geldimmm. Keyifli okumalar 👋🏻
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğraf, 1944'te Varşova Gettosu'nun yıkımının üzerinden geçen bir süre sonra, Polonya'nın Varşova şehrindeki bir binanın çatısına yerleştirilmiş bir radyo anteni göstermektedir. Fotoğrafa eşlik eden yazıda, 1944 yılında II. Dünya Savaşı sırasında Varşova Gettosu'nda yaşayan Polonyalı Yahudi piyanist Władysław Szpilman'ın, Varşova Radyo'su'nda radyo programcılığı yaptığını ve Nazi işgali sırasında saklanarak hayatta kaldığını anlatan bir hikaye anlatılıyor. Fotoğrafın asıl espri konusu, Szpilman'ın Nazi işgali sırasında varlığını gizlemek için bir radyo anteni kurması değil, "radyo anteni"nin aslında bir radyo programcısı olması. Bu espri, okuyucunun bir radyo anteniyle bir radyo programcısı arasındaki benzerliği fark etmesini ve Szpilman'ın bir radyo anteni olarak nasıl saklandığına dair bir benzetme yapmasını amaçlıyor. Fotoğrafta genç bir adamın fotoğrafı var. Fotoğrafın altında adam hakkında bilgiler verilmiş. Fakat, fotoğraftaki adamın adı, yaşayış tarzı, hobileri vs. hakkında hiçbir şey yazılmamış. Bu durum, fotoğrafın altında verilen bilgilerin boş ve anlamsız olduğunu gösteriyor. **Şaka şu ki:** Fotoğrafta gösterilen adam hakkında herhangi bir bilgi verilmemiş. Fotoğrafın altında sadece "adamın" varlığına dair genel bilgiler var. Bu da şakayı "boş bilgi" olarak tanımlar. Fotoğrafta "The Pianist" filminin afişi ve altta Wladyslaw Szpilman hakkında bilgi yer almaktadır. Şaka ise Szpilman'ın 2000 yılında 88 yaşında hayatını kaybetmesine rağmen hala yaşıyormuş gibi yazılmış olmasıdır. Fotoğrafta, Yahudi soykırımından önce toplama kampına götürülen bir grup Yahudi gösteriliyor. Resimde, *Schindler'in Listesi* filminde rol alan ve gerçek hayatta Polonya'daki bir toplama kampında Yahudileri kurtarmak için çalışan Oskar Schindler'in de olduğu tahmin ediliyor. Fotoğrafın altında yazan şaka ise, "Szpilman, trene binmekten son anda kendini tanıyan bir Yahudi getto polisi olan Itzchal Heller tarafından kurtarılır, ancak ailesinin Treblinka'ya götürülmesine engel olamaz. Szpilman, 13 Şubat 1943 tarihine kadar buradaki gettoda kalır ve sonunda kaçmayı başarır. Birkaç kez Almanlar tarafından esir edilmekten ve öldürülmekten kurtulur. Fakat Szpilman'ın aile üyelerinin hiçbiri onun kadar şanslı değildir. Ailesinden kimse soykırımdan sağ olarak çıkmayı başaramadı." Bu şaka, Oskar Schindler'in, Yahudileri kurtarmak için çaba göstermesine rağmen, ailesinin soyırımda hayatını kaybetmesi ile ironik bir şekilde oynuyor. Fotoğrafta, Polonyalı bir piyanist olan Władysław Szpilman, 1939'da Nazi işgali sırasında Varşova'da bir radyo istasyonunda piyano çalıyor. Szpilman, Varşova Gettosunda hayatta kaldı ve daha sonra Auschwitz ve Treblinka ölüm kamplarına gönderildi. Bu fotoğraf, Szpilman'ın II. Dünya Savaşı sırasında yaşadıklarının ve Nazi işgali altındaki Polonya'nın trajik hikayesinin bir hatırlatıcısı. Fotoğrafın altında yazan "Siz bilindiye" ifadesi ise, Szpilman'ın hikayesini bilmeyenlerin, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi rejiminin insanlara neler yaptığını hatırlamaları için bir uyarı niteliğinde. Bu resimde, ünlü piyanist Wladyslaw Szpilman'ın, filmlerden tanıdığımız iki farklı halinin yan yana konularak mizah yaratmaya çalışıldığını görüyoruz. Resmin solunda, gençlik fotoğrafı görülen Szpilman, sadece yüzünün belli olduğu bir fotoğrafta "çizgi film" karakteri gibi dururken, sağda, "Piyanist" filminin başrol oyuncusu Adrien Brody'nin filmdeki Szpilman'ı canlandırdığı bir sahneden alınmış fotoğraf yer alıyor. Resimdeki espri, iki farklı görselin aynı kişinin olması gerektiği ima edilerek oluşturulan komik bir karşılaştırmaya dayanıyor. Szpilman'ın gençlik fotoğrafı, Brody'nin canlandırdığı karaktere benzetilerek, aslında iki farklı kişinin aynı anda iki farklı rolde olduğu bir mizah oluşturuluyor. Fotoğrafta, ünlü Polonyalı piyanist Wladyslaw Szpilman'ın, Nazi subayı Wilm Hosenfeld tarafından bir piyano çalmaya zorlandığı sahne görülmektedir. Hosenfeld, Szpilman'ın müzisyen olduğunu öğrenince, onu Nazi kampından çıkarmak ve hayatını kurtarmak için ona yardım etmiştir. Şaka, Hosenfeld'in, Szpilman'ı müzisyen olduğunu anladığında onunla ilgilenmeye başlaması, onu Nazi kamplarından kurtarması ve ona yiyecek sağlamasında yatmaktadır. Aslında Hosenfeld'in bu ilgisi, Szpilman'ın müziğinden etkilendiği içindir. Bu durum, Nazilerin insanlık dışı eylemleri ve sanatseverlik arasındaki çelişkiyi komik bir şekilde ortaya koymaktadır. Fotoğrafta Alman besteci ve piyanist Wilhelm Hosenfled'i görüyoruz. Resimde görünen kişi Wilhelm Hosenfled değil, bu yüzden bir şaka var. Resimde, Wilhelm Hosenfled'in Sovyetler Birliği tarafından tutuklandıktan sonra hayatının son yıllarında çekilen bir fotoğraf var. Resim, "sizi bilmiyorum" diye bir şaka ile yorumlanabilir, çünkü kişinin aslında Wilhelm Hosenfled olmadığı belirtiliyor. Bu şaka, kişinin tanınmadığını ve kimliğinin bilinmediğini ima ediyor.


Ayakta Alkışladım @AyaktaAlkis Avustraly...
Ayakta Alkışladım @AyaktaAlkis Avustralya, askerlerin savaş esnasında kullandıkları bisküvileri yeniden üretmiş ve bakın kutunun üzerine yazmaya değer buldukları söz kime ait… LIMINER FRITION 1015 ANZAC 2015 66 THESE HEROES THAT SHED . C* THEIR BLOOD AND LOST THEIR LIVES… YOU ARE NOW LYING IN THE SOIL OF A FRIENDLY COUNTRY. THEREFORE REST IN PEACE… …YOU, THE MOTHERS, WHO SENT THEIR SONS FROM FARAWAY COUNTRIES WIPE AWAY YOUR TEARS… AFTER HAVING LOST THEIR LIVES ON THIS LAND THEY HAVE BECOME OUR SONS AS WELL. 99 KEMAL ATATÜRK The First President of Turkey
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, Avustralya ordusunun savaş zamanı kullandığı bisküvilerin kutusunun üzerine yazılmış bir alıntı var. Alıntı, Atatürk'e ait ve "Bu kahramanlar kanlarını döktüler ve hayatlarını kaybettiler. Şimdi dost bir ülkenin toprağında yatıyorlar. Bu nedenle huzur içinde uyusunlar... Uzak ülkelerden gelen oğullarınız, gözyaşlarınızı silin... Onlar hayatlarını bu topraklar için verdiler, ve onlar da artık bizim oğullarımız oldu." şeklindedir. Şaka, Avustralyalı askerler için üretilen bisküvilerin kutusu üzerine Atatürk'ün sözünün yazılı olması ve bunun ironik olmasıdır.


İçerik ekle

Template seç, yazını yaz, kepsi siteye gönder.

Keps yap →

💬 Son Yorumlar