İçerik ekle template seç, yaz, gönder
gerçekhikayeler ile ilgili bulabildiğim postlar, videolar, karikatürler, resimler, tweetler, miimler

The people in movies based off true stor...
The people in movies based off true stories The picture of the real person at the end of the movie
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, popüler bir meme şablonu kullanılarak bir mizah yaratılmış. Şablon, "SüngerBob Kare Pantolon" çizgi dizisinden iki farklı SüngerBob karakterini içeriyor. Yukarıdaki panelde, SüngerBob'un "akıllı" ve "kendinden emin" halini görüyoruz. Metin ise şu şekilde: "Gerçek hikayelerden uyarlanan filmlerdeki insanlar". Bu, genellikle filmlerdeki oyuncuların gerçek hayattaki kişilere ne kadar benzediğine dair bir gönderme. Aşağıdaki panelde ise SüngerBob'un "üzgün" ve "şaşkın" hali gösteriliyor. Bu paneldeki metin ise: "Filmin sonunda gerçek kişinin fotoğrafı". Bu, filmde canlandırılan karakterlerin gerçek hayattaki halleriyle, filmdeki halleri arasındaki büyük farka bir gönderme. Esasen, mizah filmlerde oyuncuların idealize edilmiş hallerinin, gerçek hayattaki kişilerin ise genellikle daha sıradan, bazen de "çirkin" göründüğü ironisini vurguluyor.


Keanu Reeves is a legend
Keanu Reeves is a legend
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, bir sosyal medya platformunda (muhtemelen Reddit veya benzeri) yayınlanmış bir yorum görülüyor. Yorum, yazarın büyükannesinin Keanu Reeves'e olan hayranlığını ve onu, onun gençkenki dedesi ile ilişkilendirmesini anlatıyor. Yazar, büyükannesinin son 10 yıldır felç yüzünden evden çıkmadığını ve Keanu Reeves'in filmlerini izlemenin ana hobisi olduğunu söylüyor. Keanu Reeves'in büyükannesiyle uzun süre konuşmasını ve ona gerçek bir incelik göstermesini konu alıyor. Bu, bir nevi "80 yaşındaki annemin Keanu Reeves hayranı" gibi bir yorumdan oluşan bir şaka. Keanu Reeves'in, yaşlı ve evden çıkamayacak halde olan bir büyükanneyle ilgilenmesi, oldukça insani ve beklenmedik bir durum olduğu için, olay biraz mizah içeriyor. Geleneksel olarak, ünlülerin yaşlı veya hasta insanlarla ilgilendiği pek duyulmaz, böylece bu bir ironik ve komik an. Özetle; ünlü birinin yaşlı ve yalnız bir kişiyle ilgilendiği sıradışı durum üzerine kurulu bir mizah örneği.


The people in movies based off true stor...
The people in movies based off true stories The picture of the real person at the end of the movie
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, iki farklı panelden oluşan bir meme görülüyor. Soldaki panelde, mutlu ve iyi giyimli Spongebob Kare Pantolon karakteri yer alıyor. Panelin üst kısmında "Filmlerdeki insanlar, gerçek hikayelere dayalı filmler" şeklinde bir yazı var. Sağ taraftaki panelde, çok yorgun, gözleri şişmiş ve bitkin görünen Spongebob Kare Pantolon karakteri yer alıyor. Panelin üst kısmında "Gerçek kişinin filmi sonunda fotoğrafı" şeklinde bir yazı var. Meme, gerçek olaylara dayalı filmlerdeki karakterlerin, filmde gösterildikleri kadar iyi ve başarılı olmamaları ve aslında insanların yaşadığı gerçek hayatın sıkıntılarını yansıtması üzerine kurulu bir mizah içerir. Karakterlerin filmlerdeki parlak imgelerinin, gerçek hayattaki sıkıntı ve zorluklarla karşılaşan insanlara olan tezatını vurgular. Esasında meme, gerçeklik ile kurgu arasında bir karşılaştırma yaparak, insanların filmleri izlerken gerçek yaşamdan kopmalarını ve bazen hayal kırıklığına uğrayabileceklerini anlatmaktadır.


I’m sorry, what!?
I’m sorry, what!?
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, Twitter'da paylaşılan bir mesaj görülüyor. Mesaj, bir kişinin 7 yaşında evcil hayvanı olan hamster'ını mikrodalgada pişirdiğini ve bunun hayvanın şişmesine ve ölmesine neden olduğunu söylüyor. Şaşırtıcı bir şekilde, kişi aynı mikrodalgayı hala kullanmaya devam ettiğini iddia ediyor. Mesajın esprili tarafı, gerçek dışı bir olay anlatarak okuyucuyu şaşırtmak ve güldürmek. Hamster'ı mikrodalgada pişirmek, akıl dışı bir durum olduğu için, bu iddia bir yalan gibi görünüyor. Ancak kişinin iddia ettiği "gerçek" ile mizah duygusu yaratılıyor. Bu tür paylaşımlar, insanları gülümseten ve sosyal medya platformlarında viral hale gelen, abartılı veya komik olayları anlatmayı amaçlar.


lottie @ungodlywheesa Follow shes Americ...
lottie @ungodlywheesa Follow shes America’s first female serial murderer ever and its because she was defending herself from rapists….. That tells you everything doesn’t it? Morbid Knowledge @Morbidful. 3d Interview with serial killer Aileen Wuornos. She killed 7 people. Feg Readers added context they thought people might want to know Aileen Wuornos was a serial killer that operated between late 1989 and 1990. She would target men through prostitution, rob them, kill them, and steal their cars. Her first victim, Richard Mallory, was a convicted rapist, but the other 6 were not. capital punishmentincontext.org/cases/wuornos Do you find this helpful? Rate it
Yapay zeka açıklaması

Görselde, bir Twitter paylaşımı görülüyor. Paylaşımın başlığı "lottie" isimli bir kullanıcı tarafından yapılmış ve bir seri katil olan Aileen Wuornos ile ilgili. Paylaşımda, Wuornos'un kendini tecavüzcülerden savunduğu ve bunun da Amerika'nın ilk kadın seri katili olması gerçeğinin nedeni olduğu iddia ediliyor. Bu tweet, seri katil hakkında bir görüş paylaşımını ironik ve çarpıcı bir şekilde sunuyor. Tweet'in altındaki görüntü, yüzü bulanıklaştırılmış bir kadının gülümseyen fotoğrafıdır. Bu paylaşım, bir seri katilin nedenlerini haklı çıkaracak bir açıklama yaparak insan doğası hakkında bir görüş aktarıyor ve bunu ironik bir şekilde sunuyor. Özetle, tweet, Wuornos'un cinayetlerinin ahlaki bir gerekçesi olduğunu öne sürerek, insanın kötü tarafını ve toplumsal tepkileri komik bir şekilde sorgulamaktadır. Görüntüde, bir sosyal medya paylaşımı veya benzeri bir platformdaki bir metin parçası yer alıyor. Başlıkta "Okuyucular, insanların bilmesini isteyebilecekleri bağlamları ekledi" ifadesi yer alıyor. Metinde, Aileen Wuornos isimli bir seri katilin 1989'un sonlarından 1990'a kadar faaliyet gösterdiği ve kurbanlarını fuhuş yoluyla bulduğu, soyduğu, öldürdüğü ve araçlarını çaldığı anlatılıyor. İlk kurbanının tecavüzcü bir adam olduğu, ancak diğer altı kurbanının olmadığı vurgulanıyor. Son satırda, konu hakkında daha fazla bilgi edinmek için ziyaret edilebilecek bir internet adresi veriliyor. Bu paylaşım, muhtemelen Wuornos'un suçlarının bağlamını ve detaylarını sunmak için yapılmış bir açıklama. Bir "şaka" olarak algılanacak bir durum söz konusu değil. Bu, olayla ilgili ek bilgi sağlayan ve konuyu daha iyi anlamaya yardımcı olmak için tasarlanmış bir bilgi paylaşımıdır.


Senaryoları tamamen gerçek hikayelere da...
Senaryoları tamamen gerçek hikayelere dayanan ve ilk saniyesinden insanı ekrana bağlayan diziler 🍿
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde, üstten çekilmiş bir araba ve arabayı çeken bir adam görülüyor. Bu resimle ilgili espri, adamın arabayı çekerek "arabaya çektiği" bir şaka veya bir metafordur. Çünkü araba zaten hareket halinde ve adamın arabaya çekmesine gerek yok. İşte espriyi anlatan bir cümle: "Adam arabayı çekiyormuş, araba zaten gidiyormuş."


The Swimmers Subtraction A Man of Reason...
The Swimmers Subtraction A Man of Reason The Fabelmans
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta iki kadın yüzüyor. Arka planda bir plaj ve deniz var. Kadınlardan biri, diğerini omuzlarında taşıyor. Resmin adı "Yüzücüler" ve bu, iki kadının yüzmek için birbirlerine yardım etmeleri üzerine kurulu bir espri. Bu resimde, yağmurlu havada dışarıda yürüyen bir kadın var. Kadının yüz ifadesi karanlık ve kasvetli. Resmin altında, "Çıkarma" yazan bir film afişi var. Resimdeki espri, filmin isminin "Çıkarma" olması ve kadının yüz ifadesinin karanlık ve üzgün olması. Bu, filmin konusu hakkında bir ipucu verebilir ve izleyicileri düşündürebilir. Bir başka açıdan bakıldığında, kadın "çıkarma" kelimesine benzeyen bir şekilde yüzünü kasmış olabilir. Bu da film isminin bir tür kelime oyunu olduğunu gösterir. Espriyi tam olarak anlamak için filmin içeriğini bilmek gerekir. Fotoğrafta, bir adam karanlık bir arabaya yaslanmış ve düşündürücü bir ifadeyle bakıyor. Arkaplanında ise gökyüzünde muhteşem bir gün batımı görülüyor. Görselin altındaki yazı "Bir Akıl Adamı" olarak yazılmış. Bu fotoğraf, günlük hayatta sıkça karşılaştığımız bir durumun mizahını yansıtıyor. "Akıl Adamı" olarak adlandırılan bu adam, gün batımına karşı düşünceli bir tavır sergilerken, aslında kendi iç dünyasında "Akıl" ile "Mantık" arasında bir çatışma yaşıyor. Çünkü akıllıca bir şekilde "bir şey yapmalı" diye düşünse de mantık onu durduruyor. Bu mizah, insanların bazen akıllıca hareket etmek istemelerine rağmen, mantıklı düşünceyi ön plana çıkararak daha tutucu bir tavır sergileme eğilimlerini esprili bir şekilde ele alıyor. Bu fotoğraf, Steven Spielberg'in yönettiği "The Fabelmans" filminin afişidir. Afişte, filmin çeşitli sahneleri gösteren fotoğraf kareleri var. Bu kareler, bir film yapımcısının hayatının farklı aşamalarını temsil ediyor, bu da filmin Spielberg'in kendi hayatının yansıması olabileceğine işaret ediyor. Afisteki espri, Spielberg'in kendi hayatından esinlenerek bir film yapması ve bunun "bir film yapımcısının hayatının farklı aşamalarını temsil ettiği" şeklindeki ifadeyle ironik bir şekilde vurgulanmasıdır. Bu, kendi hayatından esinlenerek bir film yapmanın aslında çok sıradan bir şey olduğunu ve Spielberg'in bu konuda çok özel olduğunu ima eden bir mizah unsuru yaratır.


Tamamı gerçek hikayelerden uyarlanmış en...
Tamamı gerçek hikayelerden uyarlanmış en iyi 10 korku filmini sizler için derledik 🎬
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Bu resimde, kırmızı giysiler içinde başları örtülü, tıbbi görünümlü kişiler görülüyor. Elbiseleri ve kapüşonları onları gizliyor ve yalnızca gözleri görünüyor. Bu, bir tıbbi işleme benziyor, ancak gülünç olan şey, tıbbi alet gibi görünen şeyin aslında bir anahtar olmasıdır. Görünüşe göre bu "doktorlar" birini gerçekten ameliyat etmiyor, sadece kapıyı açmayı veya kapatmayı bekliyorlar. Bu durum, tıbbi ciddiyetin günlük yaşamda karşımıza çıkan sıradan eylemlerle nasıl çeliştiğini gösteren bir mizah örneği.


Gerçek Yaşanmış Olaylardan Uyarlandığına...
Gerçek Yaşanmış Olaylardan Uyarlandığına İnanamayacağınız En İyi 20 Film Önerisi! 🎬
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Bu fotoğrafta üç farklı resim bir arada gösteriliyor. İlk resimde gri saçlı bir adam, bir köpekle sarılmış halde görülebiliyor. İkinci resimde, iki kişi birbirlerine yakın bir şekilde bakıyorlar. Üçüncü resimde ise, bir adam yerde oturmuş, gazete okuyor. Bu resimlerin bir araya getirilmesiyle oluşan espri, "Film sahnelerini, ünlü kişilerin gerçek hayatlarını taklit ederek komik hale getirme" üzerine kurulu. İlk resimdeki adamın ve köpeğin, ikinci resimdeki çiftin ve üçüncü resimdeki adamın, film sahnelerinden geldiği ima ediliyor. Fotoğraf, "Film sahnelerindeki karakterlerin ve gerçek hayat arasındaki komik bir çakışma"yı vurguluyor. İngilizce'deki "film still" veya "movie still" kavramı, filmlerden alınan tek kare fotoğraflar için kullanılır. Bu fotoğraf, filmlerden alınan kareleri alıp gerçek hayattan olaylarla birleştirerek bir espri yaratıyor. Bu espri, "Film sahneleri ile gerçek hayat arasındaki benzerlik ve farklılıkları" gözler önüne seriyor ve izleyicileri güldürmeyi amaçlıyor.


Tamamı gerçek hikayelerden uyarlanmış en...
Tamamı gerçek hikayelerden uyarlanmış en iyi 10 korku filmini sizler için derledik 🎬
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, kırmızı cüppeler giyen bir grup insan görünüyor. Cüppelerin baş kısmı yüzlerini kapatıyor. Şaka, insanların yüzlerinin görünmemesine ve bu nedenle kim olduklarının bilinmemesine dayanıyor. Bu da, herkesin birbirine benzemesi ve anonim olması anlamına geliyor. **İşte şakanın Türkçesi:** Fotoğrafta, kırmızı cüppeler giyen bir grup insan var. Cüppelerin baş kısmı yüzlerini kapatıyor. Şaka, insanların yüzlerinin görünmemesine ve bu nedenle kim olduklarının bilinmemesine dayanıyor. Bu da, herkesin birbirine benzemesi ve anonim olması anlamına geliyor. Bu durum, insanların kim olduklarına dair hiçbir ipucu vermemeleri, sadece cüppelerin içine saklanmaları ve anonim bir topluluğun parçası olmaları gibi bir ironi yaratıyor.


Tamamı gerçek hikayelerden uyarlanmış en...
Tamamı gerçek hikayelerden uyarlanmış en iyi 10 korku filmini sizler için derledik 🎬
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde kırmızı cüppeler giyinmiş ve yüzleri kapalı insanlar görüyoruz. Hepsi aynı kırmızı cüppeler içinde ve yüzleri gizli olduğu için, bu gruptaki insanların kim olduklarını veya ne yaptıklarını bilmek imkansız. Bu görüntü, tek tipliği ve bireyselliğin yokluğunu sembolize ediyor olabilir. Ayrıca, bu fotoğrafta bir şaka gibi algılanabilecek hiçbir şey yok.


Tamamı gerçek hikayelerden uyarlanmış en...
Tamamı gerçek hikayelerden uyarlanmış en iyi 10 korku filmini sizler için derledik 🎬
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Tamamı gerçek hikayelerden uyarlanmış en iyi 10 korku filmini sizler için derledik 🎬 https://t.co/lDVxE21RJh Kaynak


Tamamı gerçek hikayelerden uyarlanmış en...
Tamamı gerçek hikayelerden uyarlanmış en iyi 10 korku filmini sizler için derledik 🎬
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Tamamı gerçek hikayelerden uyarlanmış en iyi 10 korku filmini sizler için derledik 🎬 https://t.co/lDVxE21RJh Kaynak


Senaryoları tamamen gerçek hikayelere da...
Senaryoları tamamen gerçek hikayelere dayanan ve ilk saniyesinden insanı ekrana bağlayan diziler 🍿
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde bir araba ve iki kişi görünüyor. Araba kırmızı bir yolun üzerinde ve iki kişi arabanın yanında duruyor. Görünüşe göre iki kişi arabanın düştüğünü ve acil yardım ekiplerinin gelmesini beklediğini düşünüyor. Ancak, araba aslında yolun üstünde duruyor ve iki kişi de araba üzerinde duruyor. Bu durum, iki kişinin "araç düştü" diye düşünerek kaygılandıklarını, ancak aslında bunun bir kaza olmadığını gösteren bir espri. **Türkçe espri:** "Araba düştü" diye kaygılanan iki kişi, arabanın aslında yolun üstünde durduğunu ve kendilerinin de arabanın üzerinde durduğunu fark ettiğinde şaşıracaklar. Bu espri, insanların bazen gözlerinin önündeki gerçekleri fark edemediğini ve yanlış yorumlamalar yaptığını gösteriyor.


18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adam...
18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adamın Filmlere Konu Olan İnanılmaz Öyküsünü sizler için derlemeye çalıştım.Detaylar için yana kaydırın. Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, havalimanında oturan ve bir pipo içen bir adam görülüyor. Adamın havalimanında oturmasına rağmen, yüzündeki ifadeden anlaşılıyor ki oldukça mutsuz. Şaka, Naserî'nin havalimanından çıkıp, aslında "insanların içinde bulunduğu durumu, siyasi sistem içerisine sıkışmış hayatları" gördüğü için mutlu olduğunu ima ediyor. Yani, aslında havalimanından çıkmakla, gerçek dünyadaki sorunlardan kurtulmak ve gerçekten özgür olmak istediğini anlatıyor. Fotoğrafta bir havalimanı bekleme salonunda oturan bir adam görüyoruz. Adam, havalimanında kalmaktan mutlu gözüküyor ve gitmek istemiyor gibi duruyor. Adamın havalimanında kaldığı süre içerisinde tuvaletlerde yıkanıp ihtiyaçlarını giderdiğini, etraftaki insanları izlediğini ve bol bol kitap okuduğunu yazıyor. Fıkra, adama havalimanında yaşamayı benimsemiş gibi göstererek ironik bir şekilde anlatılıyor. Adam, havalimanı bekleme salonunda kalmak yerine başka bir yere gitmek istemediği için, adeta havalimanını evine dönüştürmüş ve orada hayatını sürdürüyor. Fotoğrafta, havalimanında bir adam oturmuş, düşünceli bir şekilde uzaklara bakıyor. Adamın yanında bir de sigara kutusu ve bir çakmak var. Adam, havalimanından çıkamayacağını düşünmeye başlamış ve bu kapalı alandan çıkıp temiz hava almak bile çok uzak bir düşünceymiş. Şaka, adamın havalimanından çıkamayacağını düşünmesiyle ilgili. Adamın uzun süre havalimanında kalmış olduğu ve artık bu durumun normalleştiği ima ediliyor. Ayrıca, havalimanından çıkmak için mücadele etmediği de ima ediliyor. Bu durum, havalimanının çok sıkıcı olduğunu ve adamın burada mahsur kaldığını ima ediyor. Resimde, büyük bir havalimanında bir adamın tek başına oturduğu görülüyor. Resmin altındaki yazıda ise, adamın sahte belgelerle havalimanına geldiği ve belgelerin sahte olduğunun anlaşılmasından sonra havalimanından ayrılamaması ve havalimanında kalmaya devam etmesi anlatılıyor. Adamın havalimanında kalmasının sebebi ise, sahte belgeleri teslim eden kişilerden biri olduğunu ve onlarla iletişime geçebilmek için havalimanında beklemesi gerektiği olarak yorumlanabilir. Eserin esprili yanı, adamın havalimanında kaldığı ve bu durumun nedeninin belgelerin sahteliği olduğu anlamına geliyor. Bu da adamın aslında havalimanında bekleyen kişilerden biri olduğunu ve havalimanından ayrılmak istemediğini ima ediyor. Resimde bir havaalanında oturan bir adam görülüyor. Adam sigara içiyor ve etrafında boş koltuklar var. Fotoğrafın altındaki yazı ise adamın havaalanında mahsur kaldığını ve Fransızca bilmediği için ufak tefek işlerle geçimini sağlamaya çalıştığını anlatıyor. Fıkra, havaalanlarının uluslararası alan olarak kabul edildiği ve herhangi bir ülkenin sınırını oluşturmadığı gerçeğine dayanıyor. Adam havaalanında mahsur kalmış gibi görünse de, aslında istediği zaman havalanından ayrılabilir. Ancak Fransızca bilmediği için bunu yapamayacağını düşünüyor. Fotoğrafta bir havaalanında bir adam oturarak pipolu bir şekilde oturuyor ve karşısında bir masa var. Masa üzerinde de bir evrak çantası duruyor. Resimdeki mizah, bir adamın, bir ülkeye kaçışını kanıtlayan belgelerin, kaçmak istediği ülkeye verilmesi gereken belgelerin, tam olarak o ülkeye gitmek için gerekli belgeler olmasından kaynaklanıyor. Bu durum, adamın kendisini oldukça garip ve çaresiz hissetmesine ve ne yapacağını bilememesine neden oluyor. Resimde "Terminal" filminde oynayan Tom Hanks'i andıran bir adam görülüyor. Adam, bir havaalanında, terminalin bekleme salonunda oturmuş ve bir kitap okuyor. Bu fotoğraf, Tom Hanks'in "Terminal" filmindeki karakteri ile benzerlik kurulması için paylaşıldığı için komik. Filmde Tom Hanks, ülkesinde siyasi bir darbe olması nedeniyle, yeni bir ülkeye gitmeye çalışırken, pasaportsuz kalır ve havaalanının terminalinde mahsur kalır. Fotoğrafta görülen adamın bu durumla bağlantılı olduğu düşünüldüğünde, fotoğrafa eklenen yazı da "Tüm bunlar eşi benzeri olmayan bir maceraya dönüştü... Nasseı'nın hikayesi havaalanında 18 yıl boyunca yaşadığı hayati ilham alan "The Terminal" adlı filmin de konusu olarak piyasaya sürüldü." şeklinde. Bu yazı ile, fotoğraflardaki adamın "Terminal" filminin karakteri ile ilişkilendirilmesi, insanlara esprili bir şekilde "The Terminal" filmini hatırlatmaya çalışıyor. Fotoğrafta bir adam havalimanında oturmuş ve sigara içiyor. Adamın ağzından çıkan duman "sizbilindiye" yazısı oluşturmuş. Resmin altındaki yazı ise, adamın memleketinde yaşadığı durumu anlatarak yardım istediğini ve Avrupa'da kendisine siyasi sığınma hakkı verecek bir ülke aradığını söylüyor. Şaka, adamın "sizbilindiye" der gibi duruyor ve bunun "siz bilin diye" anlamına gelmesi, yani adamın durumunu ve yardım talebini anlattığını gösteriyor. Fotoğrafta, Fransız aktör ve komedyen Louis de Funès, Charles de Gaulle Havalimanı'nda bekleme alanında oturuyor. Resmin altında yazan metin, Louis de Funès'in 1988 yılında Fransa'dan İngiltere'ye gitmeye karar verdiğini, uçak biletlerini aldığını, ancak havalimanına gittiğinde mülteci olduğunu kanıtlayan evraklarını bulamadığını anlatıyor. Bu durumun, Louis de Funès'in kimliğiyle ilgili bir şaka olarak yorumlanabileceğini söyleyebiliriz. Çünkü onun Fransız bir aktör olduğunu herkes biliyor ve mülteci olduğunu iddia etmesi çok komik bir durum. Ayrıca, onun bu şekilde zor durumda kalması, karakterine özgü bir mizah unsuru olarak algılanabiliyor.


18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adam...
18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adamın Filmlere Konu Olan İnanılmaz Öyküsünü sizler için derlemeye çalıştım.Detaylar için yana kaydırın. Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde bir havalimanında oturan Naser adlı bir adamı görüyoruz. Naser havalimanından çıkmak için zorunda kalmış ve bu durum oldukça komik görünüyor. Fotoğrafta kullanılan "Siz bilindiye" ifadesi, Naser'in havalimanından zorla çıkmak zorunda kaldığı durumu vurguluyor. Bu ifade, Türkçede bir durumun çok aşırı olduğunu ve herkesin bildiği bir gerçek olduğunu ima etmek için kullanılır. Bu nedenle fotoğraftaki espri, Naser'in havalimanından çıkmak için zorunda kalmasının, bir kişinin yaşadığı zorlukları ifade etmek için kullanılan bir klişe haline gelmiş olmasıdır. Fotoğrafta, bir havalimanında bir adamın bir masada oturmuş, bir kitap okuduğu ve bir pipo içtiği görülüyor. Yazıda adamın, havalimanında kalmaktan oldukça mutlu olduğu ve gitmek istemediği belirtiliyor. Bunun nedeni, havalimanında sürekli McDonald's'ta yemek yiyerek hayatını sürdürdüğü, ihtiyaçlarını tuvaletlerde giderdiği ve havalimanında dolaşarak insanları izlediği ve kitap okuduğu için. Bu durum, havalimanında sürekli olarak yaşayan bir adamın mizahını ortaya koymaktadır. Fotoğrafta, modern bir havaalanında bir adam oturmuş sigara içiyor. Adamın çevresinde, insanlara benzeyen ancak insan olmayan bazı varlıklar bulunuyor. Fıkra, adamın havaalanında çok uzun süre kaldığı ve artık dışarı çıkamayacağına karar verdiği üzerine kurulu. Bu durum, adamın içinde bulunduğu yerin aslında bir hapishane olduğunu gösteriyor. Ancak, adamın çevresindeki varlıklar insan gibi görünmüyor, bu da adamın aslında bir uzaylı olduğu ve hapishane olarak gördüğü yerin aslında Dünya gezegeni olduğu fikrini ortaya çıkarıyor. Kısacası fıkra, insanın kendi algısının yanıltıcı olabileceğini ve aslında hapishanede olabileceğini ama bunu fark edemediğini gösteriyor. Resimde, açık bir havalimanında kırmızı bir masanın etrafında oturan ve sigara içen bir adam görülüyor. Görüntüde, adamın belçikalı yetkililere sahte belgeler yolladığı ve bu nedenle havalimanında sıkışıp kaldığı anlatılıyor. Adamın sahte belgeler gönderdiğini fark eden yetkililerin onu havalimanında uzun süre tutması da espriyi oluşturuyor. Fotoğrafta bir havaalanında oturmuş sigara içen bir adam var. Adamın üzerindeki yazı "Havaalanları uluslararası alan olarak kabul edildiği için herhangi bir ülke sınırı olarak tanımlanmaz. Bu yüzden havaalanında yaşamak veya orada bulunabilmek için herhangi bir belgeye ihtiyacınız yok. Nassiri, tek bir kelime bile Fransızca bilmiyordu ve havaalanında resmen mahsur kaldı. 1 gün 2 gün geçti derken ufak tefek işler yaparak havaalanında geçimini sağlamaya çalışıyordu." diye okunuyor. Şaka, havaalanlarının uluslararası alanda kabul edildiğini ve herhangi bir ülkenin sınırlarını temsil etmediğini, bu nedenle havaalanında yaşamak veya kalmak için herhangi bir belgeye ihtiyaç duyulmadığını ima ediyor. Adamın Fransızca bilmemesi ve havaalanında mahsur kalması, onun bir havaalanında yaşayabileceği fikrini komik bir şekilde vurgulamaktadır. Fotoğrafta havalimanında oturan bir adam görüyoruz. Adam elinde bir pipoyla sakin bir şekilde oturuyor. Alttaki yazı ise adamın uzun yıllar süren çabalarının sonucunda mülteci olduğunu kanıtlayan belgeleri alabildiğini anlatıyor. Ancak adamın Belçika'ya gitmek için havaalanından ayrılamaması, bu belgeleri 7 yıl boyunca alabilmek için gereken uzun mücadeleye rağmen, küçük bir hatadan dolayı yine de mümkün olmamış. Bu durum "çabalarının boşa gitmesi" anlamına geliyor ve yazar bunu ironik bir şekilde "küçük bir hata 7 yıl mal oldu" diyerek ifade ediyor. Kısacası şaka, adamın 7 yıl boyunca yaptığı tüm çabalara rağmen, ufak bir hatadan dolayı hedeflerine ulaşamaması ve bu durumun ironikliği üzerine kurulu. Fotoğrafta, İranlı bir akademisyen ve muhalif olan Mehran Karimi Nasseri'nin Londra'daki Heathrow Havaalanı'nda oturmuş bir şekilde görüyoruz. Nasseri, 1973'te İngiltere'de Bradford Üniversitesi'nde okuyordu. O zamanlar İran Şahı'na karşı öğrenci protestolarına katılmıştı. 1977'de İran'a geri dönmüştü ama İran Devrimi'nden sonra ülkesine geri dönememişti. Nasseri'nin uzun yıllar havaalanında yaşamasının nedeni ise pasaportunun kaybolmasıydı. Fotoğraftaki espri, Nasseri'nin Heathrow Havaalanı'nda oturmuş olmasından ve "sizbillindiye" (sözlükte "sizi bilmiyorum" anlamına gelen bir cümle) yazısından geliyor. Nasseri, havaalanında uzun yıllar geçirdiği için, insanların onu artık tanımadığını ve "sizbillindiye" dediği anlamına geliyor. Fotoğrafta, bir adam havalimanında bir masanın üzerinde oturmuş, elinde bir pipoyla düşünceli bir şekilde bakıyor. Fotoğrafın altında da, adamın yaşadığı zorlukları ve bunun üzerine aldığı kararı anlatan bir açıklama var. Bu fotoğrafın esprili yanı, adamın yaşadığı zorluklara rağmen, çok rahat ve sakin bir şekilde düşünüyormuş gibi görünmesi. Bu durum, insanların gerçek hayatta karşılaştıkları zorluklar karşısında çoğu zaman gösterdikleri tavırlarla da ironik bir şekilde örtüşüyor. Bir başka espri unsuru da, adamın pipo içmesi. Pipo içmek, genellikle düşünüyor ve çözüm arıyor gibi görünen kişilere atfedilen bir davranıştır. Bu da, adamın yaşadığı zorluklar karşısında çözüm bulmaya çalıştığını ima ediyor. Fotoğrafta, Charles de Gaulle Havaalanı'nda bir masada oturan bir adamı görüyoruz. Adam, Fransa'dan İngiltere'ye gitmek için bilet almış, ancak pasaportunu veya diğer kimlik belgelerini bulamamış. Bu durum, adamın Fransa'dan çıkmasını veya başka bir ülkeye girmesini imkansız kılıyor. Şaka, adamın uçağa binemeyip havalimanında sıkışması ve evrakları olmadan seyahat edemeyecek olmasında yatıyor.


18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adam...
18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adamın Filmlere Konu Olan İnanılmaz Öyküsünü sizler için derlemeye çalıştım.Detaylar için yana kaydırın. Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta havalimanında oturmuş sigara içen bir adam var. Adamın üzerinde kırmızı bir takım elbise ve kırmızı bir şapka var. Altta da bir açıklama yazısı bulunuyor. Şaka, adamın havalimanında otururken sigara içmesiyle ilgili. Havalimanlarında sigara içmek yasaktır ve adamın bunu bilmesi gerekirdi. Fotoğraf, adamın "ben buraya gitmeyi hak ediyorum" der gibi sigara içmesini komik bir şekilde gösteriyor. Fotoğrafın asıl amacı, insanların özgürlüklerine nasıl sınırlandırıldığını ve bunun onları ne kadar sinirlendirdiğini göstermek. Adamın sigara içmesi, havalimanı kurallarına karşı bir protesto olarak yorumlanabilir. Resimde havalimanında oturmuş bir adamı görüyoruz. Adamın düşünceleri ve bakışları, oradan asla çıkamayacağı düşüncesini akla getiriyor. Bu, havalimanının içeride olması ve adamın da hapishanede gibi olmasıyla ilgili bir mizah. Fıkranın anlamı, adamın havalimanını bir hapishane gibi hissetmesi ve dışarı çıkamayacağını düşünmesiyle ilgili. Ancak, gerçekte bir havalimanında, dışarı çıkmak için herhangi bir engel yok. Bu durum, adamın kendi düşüncelerinin ve hislerinin onu hapse attığını gösteren bir mizah unsuru yaratıyor. Fotoğrafta havalimanında oturan bir adam görülüyor. Adamın elinde bir pipo var ve üzgün görünüyor. Alttaki yazı ise Belçika'ya gönderilmesi gereken belgelerin sahte olduğunu fark eden adamın Fransada kalmaya karar verdiğini anlatıyor. Bunun sebebi ise Belçika'nın onu yakalayacağını düşünmesi. Şaka ise adamın kendini güvende hissetmek için sahte belgelerle yurtdışına kaçmaya çalışırken aslında daha da tehlikeli bir duruma düştüğünü gösteriyor. Fotoğrafta, bir havalimanında oturmuş, sigara içen ve düşünceli bir adam görünüyor. Adamın üzerindeki yazı, havalimanlarının uluslararası alan olarak kabul edildiği ve herhangi bir ülkenin sınırları olarak tanımlanmadığı, dolayısıyla adamın havalimanında kalmak veya orada bulunmak için herhangi bir belgeye ihtiyaç duymadığını ifade ediyor. Fıkra, adamın havalimanında mahsur kalmış olmasına rağmen, havalimanının sınır olmayıp uluslararası bir alan olduğuna dikkat çekerek, adamın aslında "mahsur" olmadığını ve istediği zaman havalimanından ayrılabileceğini ima ediyor. Bu durum, okuyucunun kendi kendine gülmesini sağlıyor. Fotoğrafta, bir havaalanında kırmızı bir masada oturan ve pipo içen bir adam var. Adamın masasında bir de siyah dosya var. Fotoğrafın altındaki yazı ise adamın pipo içerken havaalanında sıkışıp kaldığını ve dosyayı almak için yıllarca mücadele ettiğini anlatıyor. Fıkra, adamın havaalanında sıkışıp kalmasını ve dosyayı almak için yıllarca mücadele etmesini esprili bir şekilde anlatarak eğlenceli bir durum yaratıyor. Fotoğrafta, Tom Hanks'in "The Terminal" filminde oynadığı karaktere benzeyen bir adam bir havalimanında oturuyor. Resim, "Tüm bunlar eş benzeri olmayan bir maceraya dönüştü... Nasseı'nin hikayesi havalanında 18 yıl boyunca yaşadığı hayatı ilham alan "The Terminal" adlı filmin de konusu olarak piyasaya sürüldü. Film 2004 yılında gösterime girdi ama Nasseı hala havalanında yaşamaya devam ediyordu. Film yapımcıları bu film için Nasseı ile röportaj yaptı ve hikayesini filmde kullanmak için izin aldılar. 2005 yılında, hayat hikayesi kullanıldığı için kendisine 300.000 ABD dolarının üzerinde para verildi. Söylentilere göre ise parayı yıllar sonra ingiliz vatandaşlığını almak ve yirmi yıldır istediği hayatı kurmak için kullandı." yazısıyla birlikte paylaşılmış. Bu durum, Tom Hanks'in "The Terminal" filminde oynadığı karakterin yıllarca havalimanında mahsur kalması ve hayata adapte olmaya çalışmasıyla, bu resmin altına yazılan yazının birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir mizahi durum. Fotoğrafta bir havaalanı ve orada oturan sigara içen bir adam görünüyor. Adamın sigarası bir pipolu ancak ağzında sigara yok. Şaka, adamın sigara içtiğini ancak pipolu bir sigara içmediğini gösteriyor. Bu da şaşırtıcı ve komik bir durum yaratıyor. Fotoğrafta bir adamın bir havaalanında, bir masanın etrafında oturmuş bir pozu görüyoruz. Resim altındaki yazı, adamın Fransa'ya gitmeye karar verdiğini ve uçak bileti aldığını ancak Charles de Gaulle Havaalanına geldiğinde mülteci olduğunu kanıtlayacak belgeleri bulamadığını ve bu nedenle ne Fransa'ya giremeyeceğini ne de ülkeden ayrılabileceğini söylüyor. Bu mizah, mültecilikle ilgili zorlukları ve kişinin kendi ülkesine ve başka bir ülkeye giriş izni olmaksızın "sıkışmış" olma olasılığını ele alıyor. Adamın havaalanında, bir masanın etrafında oturmuş ve perişan olduğunu gösteren resim, durumunun çaresizliğini vurguluyor.


“Benim adım John Anglin. Haziran 1962’de...
“Benim adım John Anglin. Haziran 1962’de Alcatraz’dan kardeşim Clarence ve Frank Morris’le birlikte kaçtım. Şu anda 83 yaşındayım ve kötü durumdayım. Kanserim var. Evet, hepimiz zor da olsa kaçmayı başardık. Frank, Ekim 2005’te vefat etti. Mezarı İskenderiye’de bir başka isim altında. Abim ise 2011’de öldü. Tıbbi yardım alacağımı bildirirseniz, TV’de bir yıldan uzun bir süre hapse gireceğime söz vereceğim. Yapacağınız bilgilendirmeye göre tam olarak nerede olduğumu bildireceğim. FBI’ın Anglin’in bu mektubuna nasıl karşılık verdiği bilinmiyor. Anglin, 2013’te böyle bir haber çıkmadığı göz önüne alındığında muhtemelen yaşından dolayı cevapsız bırakıldı. Bu da bir nevi Anglin’in ölüme mahkum edilmesi anlamına geliyor. Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, hücrelerin duvarlarında küçük havalandırma ızgaraları görüyoruz. Görünen o ki, mahkumlar bu ızgaraları söküp yerlerine aynalar yerleştirmişler. Bu durum mahkumların yaratıcılıklarını kullanarak, zorlu koşullara rağmen kendilerine yeni bir yaşam alanı yaratmaya çalıştıklarını gösteriyor. Fıkra, mahkumların sıkışıklık içindeki yaşamlarına ve hayatta kalma çabalarına esprili bir bakış açısı getiriyor. Aynalar, mahkumlar için umut ve özgürlük sembolü olarak yorumlanabilir. Fotoğrafta Alcatraz adlı ünlü hapishanede kaçmayı başaran iki mahkum Frank Morris ve John, Clarence Anglin'in fotoğrafları bulunuyor. Alcatraz hapishanesi kaçışa imkansız olduğu için bu kaçış oldukça ünlü ve şaşırtıcı olmuştur. Bu fotoğrafın altında yazan espri ise, Alcatraz'dan 14 kez kaçma girişimi olmasına rağmen sadece bu iki mahkumun başarıya ulaşmış olmasına vurgu yapıyor ve "Ama nasıl bir planla?" diye sorarak okuyucunun merakını cezbediyor. Yani fotoğrafın mizahı, iki mahkumun 14 kez denemeden sonra kaçmayı başarmış olmalarına yönelik bir şaşkınlık ifadesidir. Fotoğrafta bir mahkumun yaptığı "can yeleği" görünüyor. Kenarları ısı ve basınç yardımıyla kapatılmış. Isıyı atölyedeki bir sıcak su borusundan delerek elde etmişler ve basınç için kalas kullanmışlar. Bu fikri muhtemelen okumalarına izin verilen dergilerden birinde edinmişlerdir. Bu gönderi hapishane koşullarında mahkumların yaratıcılıklarını ve hayatta kalma çabalarını mizah dolu bir şekilde ele alıyor. "Can yeleği"nin kalitesi ve malzeme seçimi ironik bir şekilde ele alınarak, mahkumların zorlu koşullara rağmen nasıl yaratıcı çözümler bulduklarını gösteriyor. Fotoğrafta Alcatraz adlı hapishane hakkında bir yazı ve John Anglin'in yazdığı bir mektup görülüyor. Yazıda Alcatraz'dan Kaçış filmini tavsiye edilip, filmin olaylarının gerçekte de yaşandığı söyleniyor. Ardından 1963 yılında Alcatraz'ın kapatılıp müzeye dönüştürüldüğü ve 2013 yılında John Anglin'den bir mektup geldiği belirtiliyor. John Anglin Alcatraz'dan kaçan mahkumlardan biriydi. Bu mizahın temel noktası, John Anglin'in hala hayatta olduğunu ve 2013 yılında mektup gönderdiğini ima ederek okuyucunun ilgisini çekmek. Ancak bu durum mümkün değil çünkü John Anglin'in 1962 yılında hapishanedden kaçtığı ve sonrasında bir daha izine rastlanmadığı biliniyor. Bu, yazının "gerçek" bir bilgiyi, John Anglin'in kaçış hikayesini, mizahi bir şekilde çarpıtarak okuyucunun dikkatini çekmesini sağlıyor. Fotoğrafta, metal parmaklıklarla çevrili bir hapishane koridoru görüyoruz. Duvarlarda "instagram/sizbilindiye" ve "@sizbilindiye" yazıyor. Altta ise "Kitaplardan yararlanmak için bile en az 5 yıl sorun çıkarmanman gerekiyordu. Mahkumlar gününün 23 saatini hücresinde geçiriyordu. Binada kapılar demir parmaklıklarla kapalı ve her yerde silahlı görevliler vardı. Adanın etrafı ise soğuk körfez suları ve köpekbalıkları ile çevriliydi." yazıyor. Şaka, hapishanenin denizde bir adada olduğunu ve mahkumların köpekbalıklarıyla çevrili olduğunu ima ederek hapishanenin "kaçılmaz" olduğu hissi yaratıyor. Fotoğrafta Alcatraz Adası'nda bulunan hapishane yer alıyor. Paylaşım, Alcatraz'ın Amerika'nın en korunaklı hapishanesi olduğunu ve tüm azılı mahkumların buraya gönderildiğini belirtiyor. Ardından Alcatraz'da çok basit temel gereksinimler harici mahkumlara hiçbir ayrıcalık verilmediğini belirtiyor. Bu paylaşımdaki espri, Alcatraz'ın gerçekten de güvenlik önlemleriyle ünlü bir hapishane olması ancak mahkumlara hiçbir ayrıcalık verilmemesiyle bilindiği için, Alcatraz'ın "çok basit" koşullarına vurgu yapılmasıdır. Yani Alcatraz'ın "lüks" bir hapishane olmadığı, mahkumların çok basit koşullarda tutulduğu ima ediliyor. Fotoğrafta "Aranıyor" posteri var. Poster, "Frank Lee Morris" adlı bir federal mahkumun kaçışını duyuruyor. Resimde, mahkumun iki fotoğrafı yer alıyor. Her ikisi de "agra" ve "enb" kelimeleriyle gizlenmiş. Bu kelimeler, mahkumun kaçmak için kullandığı kalasların isimleri. Şaka, "agra" ve "enb" kelimelerinin, mahkumun kaçışını planlamak için kullandığı iki kalasın isimleri olarak kullanılması ve resmin altındaki açıklamada "fotoğrafta mahkumların yaptığı can yeleklerinden biri" şeklinde bir kelime oyunu yapılması. Bu, mahkumların aslında can yeleği değil, kalas kullanarak kaçtığını ima eden bir mizah. Fotoğrafta iki farklı açıdan çekilmiş bir insan başının modeli görüyoruz. Model gerçekçi bir şekilde yapılmış ama burun kısmı kırılmış ve yapıştırılmış gibi duruyor. Bu fotoğrafın altındaki yazı da bu durumu anlatıyor ve geceleri odaları kontrol eden gardiyanların yatakhanedeki mahkumları uyandırmamak için bu modeli kullandıklarını, mahkumların başlarını modelin başıyla değiştirip uyuduklarını düşündüklerini ve sabahları gardiyanın modelin başını görünce şok geçirdiğini söylüyor. Bu da, mahkumların gerçek başını değil, sadece modelin başını taktıkları anlamına geliyor. Resmin esprili yanı, gardiyanın şaşırtıcı bir şekilde "gerçek bir baş" yerine bir model gördüğünde şok yaşamasına bağlanıyor. Bu fotoğraf Alcatraz'dan kaçmayı başarabilen 3 kişiden Frank Morris, John Anglin ve Clarence Anglin'in mugshot'larıdır. Şakaya gelince, fotoğraf Alcatraz'dan kaçmayı başarabilen 3 kişiden Frank Morris, John Anglin ve Clarence Anglin'in mugshot'larıdır. Fotoğrafın altındaki yazıda "Bir zamanlar en korunaklı ve kaçışın imkansız olarak dizayn edildiği dünyanın en meşhur hapishanesi olan Alcatraz'dan kaçmayı başarabilen 3 kişinin inanılmaz hikayesini sizler için derlemeye çalıştım detaylar için yana kaydırın." yazıyor. Alcatraz'dan kaçmanın imkansız olduğu söylense de bu kişiler bunu başarabilmişlerdir. Bu nedenle "imkansız" sözcüğüyle alay ediliyor ve "detaylar için yana kaydırın" yazısıyla okuyucuların kaçış hikayesini merak etmesi sağlanıyor.


18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adam...
18 Yıl Boyunca Havaalanında Yaşayan Adamın Filmlere Konu Olan İnanılmaz Öyküsünü sizler için derlemeye çalıştım.Detaylar için yana kaydırın. Daha fazla hikaye,bilgi ve haber için bizi takip edip beğenmeyi unutmayın; @sizbilindiye
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Resimde Nasır'ı havalimanında bir masanın yanında oturmuş sigara içerken görüyoruz. Alttaki yazıda Nasır'ın 2006 yılında hastalandığı ve hastaneye kaldırıldığı, ancak havalimanından zorla çıktığı söyleniyor. 1988 yılından beri havalimanından çıkamadığı için bu durum inanması güç gibi gösteriliyor. Bu espri Nasır'ın uzun yıllar sürgünde yaşadığı gerçeğine gönderme yapıyor. Nasır, 1988 yılında ülkesinden kaçmak zorunda kalmış ve o zamandan beri havalimanında sıkışıp kalmış gibi yaşamaya devam etmiş. Bu espri, Nasır'ın yaşadığı zorlukları ve özgürlükten yoksunluğunu komik bir şekilde ele alıyor. Fotoğrafta, havalimanında oturan bir adam görülüyor. Adam, havalimanında kalmaktan oldukça mutlu olduğunu ve gitmek istemediğini söylüyor. Fakat, havalimanında sürekli olarak McDonald's'tan yemek yiyor ve tuvaletlere gidiyor. Bu durum, adamın havalimanında kalmak istediğini söylese de aslında sıkıldığını ve oradan gitmek istediğini ima ediyor. Şaka, adamın havalimanında kalmak istediğini söylemesine rağmen, davranışlarının gerçekte sıkıldığını ve oradan gitmek istediğini göstermesi üzerine kurulu. Fotoğrafta havalimanında oturan sigara içen bir adam var. Adamın etrafındaki boşluk ve soğuk havalimanı ortamı, adamın havalimanından bir türlü çıkamadığı hissini veriyor. Adamın havalimanında hapis kaldığı anlamına gelen bir espri. Daha açık bir ifadeyle, adam havalimanında çok uzun süredir mahsur kaldığı için artık dışarı çıkmayı düşünmüyor bile. Bu durumun adamın havalimanına "hapsedildiği" şeklinde yorumlanması komik bir ironi yaratıyor. Fotoğrafta, havalimanında oturan bir adamın çizgi film benzeri bir şekilde çizilmiş hali görülüyor. Adamın ağzında pipo var ve etrafında da diğer yolcular ve çalışanlar var. Resmin altındaki metin ise, adamın "Nasser" adında birisi olduğunu ve Belçika'ya gönderilmesi gereken belgelerin sahte olduğunu fark ederek havalimanında kalmaya karar verdiğini anlatıyor. Bu durum da havalimanındaki çalışanların adamı delirdiğini düşünmesine neden oluyor. Fıkra, Nasser'in belgelerin sahte olduğunu fark etmesiyle başlayan ve havalimanında kalma kararına bağlanan bir olay zinciriyle işliyor. Bu durumun absürt olması ve çalışanların Nasser'i delirdiğini düşünmeleri, fıkra için komik bir etki yaratıyor. Fotoğrafta, havalimanında bir masada oturan ve bir pipo içen yaşlı bir adam görünüyor. Adamın yanında boş bir bavul var. Fotoğrafın altındaki yazı, havalimanlarının uluslararası bir alan olarak kabul edildiği için herhangi bir ülkenin sınırları olarak tanımlanmadığını ve bu nedenle havalimanında yaşamak için herhangi bir belgeye ihtiyaç duyulmadığını anlatıyor. Yazıda, adamın "Nasser" adında olduğu ve Fransızca bilmediği, havalimanında mahsur kaldığı ve geçimini sağlamak için ufak tefek işler yapmaya çalıştığı belirtiliyor. Bu, "havalimanında yaşamak" konusuna yapılan bir gönderme ve yaşlı adamın havalimanında yaşayan biri olarak canlandırılmasıyla bir mizah yaratılmış. Fotoğrafta, bir havalimanı bekleme salonunda, masanın üzerinde bir bavul ve oturmuş bir adam görülüyor. Adam elinde pipo, düşünceli bir şekilde havaya bakıyor. Fotoğrafın altında yazan metin, adamın uzun süren çabaları sonucunda bir çözüm bulduğunu ve bu çözümün, bir mültecinin Belçika'ya gitmek için gerekli olan belgeleri alması için 7 yıl uğraşması gerektiğini anlatıyor. Bu durum, adamın yıllarca uğraşmasına rağmen çözümü bulmuş, ancak çözüm mülteci için yıllar süren bir mücadeleyi gerektiriyor. Yani mizah, ironik bir şekilde çözümün aslında çok zorlu bir süreç başlattığına vurgu yapıyor. Fotoğrafta Tom Hanks'in oynadığı "The Terminal" filminin gerçek hayattan ilham alınan hikayesinin kahramanı olan Nasser, filmin çekildiği havalimanında oturmuş. Üzerine bir not düşülmüş: "Tüm bunlar eşine benzemeyen bir maceraya dönüştü. Nasser'in hikayesi havalimanında 18 yıl boyunca yaşadığı hayatı ilham alan 'The Terminal' adlı filmin de konusu olarak piyasaya sürüldü. Film 2004 yılında gösterime girdi ama Nasser hala havalimanında yaşamaya devam ediyordu. Film yapımcıları bu film için Nasser ile röportaj yaptı ve hikayesini filmde kullanmak için izin aldılar. 2005 yılında, hayat hikayesi kullanıldığı için kendisine 300.000 ABD dolarının üzerinde para verildi. Söylentilere göre ise parayı yıllar sonra İngiliz vatandaşlığını almak ve yirmi yıldır istediği hayatı kurmak için kullandı." Şaka, Nasser'in filmin çekildiği havalimanında yaşamaya devam etmesi ve hala filmden kazandığı parayı harcamasıdır. Fotoğrafta İranlı bir adamın İngiltere'deki bir üniversitede öğrenciyken, İran'daki Şah'a karşı protestolara katılıp bu yüzden ülkesinden sürgün edildiğini anlatıyor. Fakat adam İngiltere'de, bir kafede, sigara içerken çekilmiş. Yani adamın İran'dan sürgün edilmesinin nedeni, ülkesindeki politikacılar tarafından değil, kafedeki "sigara içilmez" uyarı levhası nedeniyle. Bu, adamın İran'dan sürgün edilmesini abartılı bir şekilde gösteren bir mizah. Resimde, pasaportunu elinde tutan ve bir havalimanında oturan bir adam görülüyor. Şaka ise adamın pasaportunu elinde tutmasının ve pasaportunda "Nasseri Birleşmiş Milletlerden" yazmasının, yani adamın bir ülke vatandaşı olmadan, herhangi bir ülkeye girememesiyle alakalı. Bu şaka, dünya vatandaşlığı ve sınırlar olmadan hareket edebilme hayalini ele alıyor. Fotoğrafta, bir adam Charles de Gaulle Havalimanı'nda oturmuş, ağzında pipoyla, yolculuğa hazırlanıyormuş gibi görünüyor. Fakat alttaki yazı, adamın aslında Fransa'dan İngiltere'ye gitmeye karar verdiğini ama gerekli evrakları bulamadığı için hiçbir ülkeye giremediğini ve çıkması da mümkün olmadığını anlatıyor. Bu, Charles de Gaulle'ün Fransız olduğunu, bu nedenle Fransız vatandaşlarının Fransa'dan çıkmak için hiçbir evraka ihtiyaç duymayacağını ima eden ironik bir şaka.


Yeni hikayenizle geldimmm. Keyifli okuma...
Yeni hikayenizle geldimmm. Keyifli okumalar 👋🏻
Kaynak
Yapay zeka açıklaması

Fotoğrafta, 1944 yılında Varşova Gettosu'nda yaşanan olayları anlatan bir resim görüyoruz. Resimde, Polonyalı Yahudi piyanist Władysław Szpilman'ın saklandığı bir binanın çatısı ve arka planda yıkık binalar görünüyor. Bu fotoğrafın altına yazılan şaka, Szpilman'ın saklanma hikayesinin bir parçası ve o dönemki yaşam şartlarına gönderme yapıyor. Şakanın metni, Szpilman'ın Varşova Radyosu'nun yardımıyla hayatta kalmayı başardığını, "Boşaltılmış evlerin bodrumlarında, hastanelerde saklanmaya devam eden Szpilman; kendisini, hayatının değişeceği Niepoldleglozcı caddesi 223 numaralı dairenin çatı katında bulduğunda Varşova'da hayatta kalan sadece 20 yahudiden biriydi. Bulunduğu evin, geri çekilen Nazilerin karargâhı olarak kullanılmaya başlaması sonucu nazi yüzbaşı Wilm Hosenfeld, 1935 yılında Nazi Partisine üye olmuş ancak Nazi politikalarının gittikçe sertleşmesi sonucu parti ile fikir ayrılığına düşmüş bir subaydı." diye anlatıyor. Bu şaka, Szpilman'ın o dönemde yaşadığı zorluklara ve şansına dikkat çekiyor. Şaka, bir yandan Szpilman'ın yaşadıklarını hafif bir dille anlatırken, diğer yandan Nazi döneminin acımasızlığını da gözler önüne seriyor. Fotoğrafta ünlü Polonyalı piyanist Władysław Szpilman'ın gençlik fotoğrafı bulunuyor. Fotoğrafa eklenen metin ise Szpilman'ın 1911'de Yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğduğunu ve 1930'da Varşova'da müzik akademisine kayıt olduğunu anlatıyor. Metin, Szpilman'ın "Hitler'in iktidara gelmesiyle Polonya'ya dönmek zorunda kaldığını ve müzik kariyerine orada devam ettiğini" belirtiyor. Bu da Szpilman'ın Yahudi olması nedeniyle Nazi rejimi sırasında Polonya'dan kaçmak zorunda kaldığını ve müzik kariyerine orada devam ettiğini ima ediyor. Fakat, bu, Szpilman'ın hayatının trajik gerçekliğini ironik bir şekilde yansıtıyor. Zira o, Polonya'dan kaçmak zorunda kalmış ve savaş sırasında Varşova Gettosu'nda hayatta kalabilmek için gizlenmek zorunda kalmıştı. Dolayısıyla, metindeki "Hitler'in iktidara gelmesiyle Polonya'ya dönmek zorunda kaldığını" ve "müzik kariyerine orada devam ettiğini" ifadesi, Szpilman'ın gerçek yaşam hikayesinde yaşanan acı ve trajediyi absürt bir şekilde küçümsüyor ve esprili bir şekilde ele alıyor. Fotoğrafta "Piyanist" filminin posteri ve filmin gerçek hikayesini anlatan bir bölüm var. Yazıda, filmde oynayan Władysław Szpilman'ın 2000 yılında öldüğü belirtiliyor. Fakat espri, Szpilman'ın 2000 yılında yaşamını kaybetmiş olmasına rağmen filmin 2002 yılında gösterime girmiş olması. Yani film, gerçek karakterin ölümünden sonra gösterime girmiş. Dolayısıyla espri "Piyanist" filminin gösterime girdiğinde Władysław Szpilman'ın hayatta olmadığı gerçeğine dayanıyor. Fotoğrafta, elleri havaya kaldırılmış, Nazi subayları tarafından gözetim altında tutulan Yahudi mahkumların bir sırası görülüyor. Bu fotoğrafta, Spielberg'in ünlü Schindler'in Listesi filminde karakterine hayat veren, Oskar Schindler'i esprili bir şekilde "özgürlük" ile dalga geçiyor. Fotoğrafın altındaki metin, Oskar Schindler'ın trenle Treblinka'ya götürülürken, Yahudi getto polisi olan Itzchal Heller tarafından kurtarıldığını, ancak ailesinin bu kurtuluştan faydalanamadığını belirtiyor. Espri, Schindler'in ailesinden "kimsenin soykırımdan sağ olarak çıkamadığı" anlamına geliyor. Bu ifade, ailesinin soykırımda öldüğünü ima ediyor ve Schindler'in tek başına kurtulmasını "şanslı" olarak tanımlıyor. Bu espri, Schindler'in ailesinin kaderine ironik bir şekilde değiniyor ve "kurtuluş" kavramını sorgulamaya davet ediyor. Fotoğrafta, Polonyalı bir piyanist olan Władysław Szpilman'ın bir piyanonun yanında durduğu görülüyor. Yazıda, Szpilman'ın 1935 yılında Varşova Devlet Radyosu'nun piyanisti olduğu ve Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle 1 Eylül 1939'a kadar radyoda çalıştığı ve sonra işinden çıkarıldığı yazıyor. Daha sonra ailesiyle birlikte yaşamak zorunda kaldığı Varşova gettosunda lokantalarda piyano çaldığı yazıyor. Sonrasında ise Almanların Avrupa'da kurdukları gettolardan toplama kamplarına büyük sevkiyatlar başlattığı ve Auschwitz'ten sonra en çok ölümün yaşandığı Treblinka toplama kampına ise sadece iki gettodan sevkiyat yapıldığı belirtiliyor; biri Bialystok, diğeri ise Varşova. Bu espri, Szpilman'ın hem Varşova gettosunda, hem de Treblinka toplama kampında piyano çalmış gibi gösterilerek yapılmış. Aslında Treblinka bir imha kampıydı ve orada piyano çalınması mümkün değildi. Espri, Treblinka gibi korkunç bir yerin adını kullanarak trajik bir olayın üzerinden alaycı bir şekilde espri yapmayı denemesinden dolayı oldukça kötü ve uygunsuz. Resimde, sağ tarafta ünlü oyuncu Adrien Brody, sol tarafta ise "Piyanist" filminde canlandırdığı Polonyalı Yahudi piyanist Władysław Szpilman'ın gençlik fotoğrafı bulunuyor. Bu görseldeki mizah Adrien Brody'nin "Piyanist" filmindeki rolüyle, Władysław Szpilman'ın kendisine çok benzediğini ima eden bir şakaya dayanıyor. Resimdeki yazı ise, Brody'nin takipçilerine "Piyanist" filminin ilham kaynağı olan Szpilman'ın hayat hikayesini anlatmak istediğini belirtiyor. Fotoğrafta, "Piyanist" filminde, Polonyalı piyanist Wladyslaw Szpilman'ın, Alman subayı Wilm Hosenfeld tarafından bir piyanonun başına getirildiğini görüyoruz. Hosenfeld, Szpilman'ın müzik yeteneğinden etkilenerek ona yiyecek ve giyecek sağlamış ve hayatını kurtarmıştır. Şaka, Szpilman'ın Hosenfeld tarafından kurtarıldıktan sonra çaldığı ilk parçasının "Nocturne in C Sharp Minor" olmasıdır. Bu parça, bilindiği gibi, oldukça hüzünlü bir parçadır ve Hosenfeld'in onu kurtardığı gerçeğiyle birleştiğinde ironik bir durum yaratmaktadır. Fotoğrafta, Almanların savaş kaybetmesinden sonra Sovyet askerleri tarafından tutuklanan ve ağır işkencelerden geçen, 7 Mayıs 1950 yılında Varşova gettosundaki görevinden ötürü 25 yıl hapis cezasına çarptırılan, duruşma karar tutanağına "işlediği suçlardan ötürü, savunma hakkı yoktur" maddesi eklenmişti. Hosenfeld, 13 Ağustos 1952 yılında Stalingrad yakınlarındaki bir kampta hayata veda eden, Wilm Hosenfeld isimli bir adamı gösteriyor. Fotoğrafta herhangi bir espri veya şaka bulunmuyor. Fotoğrafta, ağır bir dönemde yaşanan bir trajik olayı anlatan bir bilgi paylaşımı bulunmaktadır.


İçerik ekle

Template seç, yazını yaz, kepsi siteye gönder.

Keps yap →

💬 Son Yorumlar