Amerikalı fotoğrafçı Charles W. Cushman’in İstanbul’da çektiği bazı fotoğraflar (Nisan-Mayıs 1965). Kaynak: Indiana University Archives Siz de tarihi fotoğraflara meraklıysanız bir Nicepaylasimlar ürünü olan @unutulmaz_fotograflar hesabımızı takip edebilirsiniz 🤝
Yapay zeka açıklaması
Fotoğrafta, çiçekçi dükkanının önünde çiçek satın alan bir adam görüyoruz. Adamın elinde çiçekler varken sigara içmesi, "Çiçek almış, sigarası da söndürmemiş." şeklinde bir espriye sebep olabilir.
Fotoğrafta, bir balıkçı teknesinde balık satmaya çalışan bir balıkçı görülüyor. Teknenin içinde, balıkların üzerine "Balık Var" yazan bir tabela asılı.
Bu, balıkçıların genellikle "Balık Var" diye bağırarak müşterilerine balıklarını satmaya çalıştıkları bir espriye gönderme.
Fotoğrafta iki kız çocuğu görüyoruz. Biri diğerinin elindeki tekerleği taşırken, diğer kız çocuğu da gülerken görünüyor. Fıkra şu:
"Çocuk annesine soruyor: Anne, tekerlek nasıl yuvarlanıyor?
Anne cevaplıyor: Kızım, tekerlek yuvarlanmıyor, o taşınıyor!"
Bu fıkra, çocukların basit soruları sorma eğiliminde olduğunu ve yetişkinlerin de bazen bunlara basit cevaplar verdiğini gösterir.
Resimde, İstanbul'un eski bir caddesinde çekilmiş bir fotoğraf görüyoruz. Arka planda, "Hayat Mecmuası" ve "Doğan Sigorta" reklamları bulunan bir bina var. Ön planda ise, bir at arabası ve çevresindeki insanlar görünüyor.
Bu fotoğrafta esprili bir durum yok. Fotoğraf, eski İstanbul'un yaşantısını ve sokak kültürü hakkında bilgi veriyor.
Resimde, eski bir İstanbul sokağında, yokuş yukarı çıkan bir at arabası ve etrafında yürüyen insanlar görülüyor. Arabanın arkasında oturan adamın, atın çektiği yükü "rahat" bir şekilde izliyormuş gibi bir tavrı var.
Fıkra ise şu: Arabanın arkasında oturan adam, bir arkadaşıyla yürürken, atın çektiği yüke bakarak, "Ben de böyle bir araba alsam, bana da böyle yük taşıyan bir at bulursan keşke." der. Arkadaşı da ona "O zaman araba kullanmayı da öğrenmen lazım." diye cevap verir.
Bu fıkra, insanların kendi işlerini yapmaktan kaçınma ve başkalarının yükünü görmezden gelme eğilimini ele alıyor. Atın çektiği yükü rahatça izleyen adam, kendisi için kolay bir hayat hayal ediyor, ancak bunun için herhangi bir çaba göstermeye hazır değil.
Fotoğrafta, sırtında "**dondurma**" taşıyan bir dondurmacı görünüyor.
**Fıkra:**
Dondurmacı, çok sıcak bir günde sokakta dondurma satıyor. Bir müşteri gelip, "**Abi, dondurman ne kadar?**" diye soruyor. Dondurmacı, "**2 TL, efendim. Almak ister misin?**" diye cevap veriyor. Müşteri, "**Yok, abi, sadece soruyordum. Çok sıcak, dondurmanın erimesi zorunda.**" diye karşılık veriyor.
**Bu fıkra, dondurmacının "dondurmanın erimesi zorunda" gibi bir sorunu olmadığını ve satış yapmak için can attığını gösteriyor.**
Fotoğrafta bir grup insan görüyoruz. Bir tezgahtan fındık satan bir kişi, bu fındıkların çok lezzetli olduğunu ve herkese yetecek kadar olduğunu söylüyor. Ancak, fındıklar çok küçük ve tüketilemeyecek kadar çok sayıda.
Şaka ise; satıcının müşterilere çok az miktarda fındık satarak para kazanmak istemesi ve bunun çok komik bir şekilde yapılmış olması.
Fındıkların satışı çok komik çünkü miktar çok az ve bu miktarla çok sayıda müşteriyi doyurmak mümkün değil. Bu durum, satıcının çok fazla para kazanmak istediğini gösteriyor.
Fotoğrafta, bir limanda balıkçıların yanında duran, sırtında canlı balıklar bulunan bir seyyar satıcıyı görüyoruz. Şaka ise, balık satıcısının sırtındaki seyyar tezgahın açık olması ve balıkların suya düşmemesi gereken yerde, suda yüzmeye çalışıyor gibi görünmesinden kaynaklanıyor. Bu durum, seyyar satıcının işini yaparken yaşadığı komik bir aksilik gibi görünüyor.
Fıkra şöyle anlaşılabilir: **"Balık satıcısı, balıklarını korumak için elinden geleni yapıyor ama bazı şeyler kontrolümüz dışında!"**
Fotoğrafta İstanbul'un tarihi bir bölgesinde bulunan bir cami ve yanında duran bir kadın görünüyor. Kadın camiye bakıyor.
Bu fotoğrafta espri yok.
Resimde bir feribot görünüyor ve feribotun üzerinde "Kız Kulesi İstanbul" yazıyor.
Bu fotoğrafta, feribotun "Kız Kulesi İstanbul" yazması esprili çünkü Kız Kulesi, İstanbul'da bir adada bulunan tarihi bir yapıdır. Yani, feribotun "Kız Kulesi İstanbul"a gitmesi gibi bir şey mümkün değildir.